|
Fırat Şemzinan
Doğru
direnişler ve doğru mücadeleler hep başarıların devamını
getirmiştir. Kandırmacalar, yalanlar, uydurmalar ve sahte zaferlerin
ömrü pek uzun olmadığı gibi, inandırmalar da pek uzun değildir. Bir
kişinin yalan felsefesini bilirsen, onun gerçekçi felsefesini de
bilirsin. Eğer yalan felsefesini bildiğin halde, yalana inanırsan bu
ancak olsa olsa cahillik, bilgiden, yaşamdan, felsefeden,
çağdaşlıktan nasibini alınmadığı anlamına gelir. Demek ki, yalana
dayalı sahte gerçeklerin sonu hep traji-komik olmuştur. Aynamız olan
tarihe bir bakacak olursak; kimileri tanrı, kimileri tanrı-kral,
kimileri imparator ve kimileri de Nemrut(Namirin-ölümsüz-) adlarıyla
hep yalana ve hırsızlığına dayanan sistemler oluşturmuşlardır.
Bu adlar, kurdukları sistemleri ve adlarıydı.. Bu sistemler belki
yüzyıllarca-binlerce yıl sürmüşlerdir. Ama yalana dayalı olduğu
için, bir gün gelmiş yalanları yılan gibi onları ısırmıştır. Çünkü
bunlar hiçbir zaman doğaya, topluma doğru yaklaşmadıkları için
sonları “mirin” yani “ölüm” olmuştur. Neden yalancılar, hırsızlar
kendilerine benzeyen adlarını anılarında anlatırlar ve öyle
anlatırlar ki, öve öve bitiremezler? Çünkü onlara benzediği için,
onların ataları olduğu için. Bu şekilde yapanlar sadece belli bir
kesimdir. Bu kesimler de gücü-iktidarı elinde bulunduranlardır. Bu
küçük kesimin dışında kalanlar, yani halk, onları da lanetleyerek
anıyorlar.
Ama aksine Zerdüşt, Mani, İsa, Sokrat ve Kawalar tarihte her zaman
en güzel biçimde anılmışlardır. Çünkü onlar hayata, topluma, doğaya
gerçekçi ve halka dürüst yaklaştıkları için sevilirler ve
unutulmazlar. Nietzsche, Zerdüşt ve Zerdüşt düşünceleri için şunu
söyler: “Tüm dünya canlıları bir araya gelse, Zerdüşt gibi bir tek
cümle söyleyemezler” Neden Nietzsche bu sözü söylüyor, çünkü Zerdüşt
gerçeğe susamış somut aşkıdır ve doğaya susamış somut aşkından
dolayı kullanmıştır bu sözü.
Tarihten günümüze özgürlüğün, gerçekliğin, eşitçiliğin gözü-beyni ve
ifadesi PKK olmuştur. PKK şahsında zirvede yaşananlar, bu
gerçeklerin derinlikleridir. Demokratik eşitlikçi toplum için
verilen mücadeleler, yalancıları ve çağdaş Nemrutları en ucra
hücrelerine kadar korkutmaktadır. Onlar için özgür toplum, vahşi ve
geridir; onlar için eşit toplum, terörist ve canidir; onlar için
doğru ve dürüst olmak, en büyük yalancı, hilekar ve canbazlıktır;
onlar için bilinç, bilinçli olmak; tehlikelidir ve derhal alt
edilmesi gerekir. Onlar doğrular uğruna yaşamını feda etmeye anlam
veremezler. Tüm bu baskılar ve hakaretlere rağmen, PKK bu doğru
yolda bugünlere kadar mücadelesini daha da yükselterek yürümektedir.
Önder Apo PKK şahsında yenilemeyecek ve kırılamayacak iradeli ve
idialı kişilikler yaratmıştır. Öyle bir savaş iradesi, yaşam
felsefesi, ahlak ve kültür yaratmış ki, hiç kimsenin gücü bu gücü
kıracak güce ulaşmamıştır. Bu güç ve iradenin insan felsefesinde
gerçekleştirdiği en büyük olgu, yaşamı uğruna ölecek kadar sevme
derecesine getirmesidir. İşte PKK’nin gerçek zafer kişiliği ve
umudu, Zap’ta yaşanan derin ruhla açığa çıkmıştır. Bu zulme, inkar
ve imhaya, soykırıma, yalana, hırsızlığa ve sahte zaferlere vurulan
en büyük darbedir. Zap’ta, Ağrı’da, Kandil’de, Bamernê de, Amed’de,
Kamişlo’da, Wan’da, Urmiye’de yaşanan direnişler, gerçekliğe
susamışlığın haykırışları ve çığlıklarıdır.
|