Kürtçe | Türkçe | Farsça | İngilizce | Arapça | Almanca

 

 
   
 

YAŞAR BÜYÜKANIT YA GÖREVİNDEN AYRILMALI YA DA PATUS YÖNTEMİNİ UYGULAMALI

 

10 Mart 2008

Kasım Engin

 

Askerlik bir onurlu iştir. Her çalışmaya benzemez. Askerin uğraştığı saha ise savaş alanıdır. Savaş alanına ölüm kalım sahası derler. Ölüm kalım sahası insanlar üzerinde yürütülüyor. Orada çarpışanlar insanlardır. Yani eti-butu olanlardır. Duygulu yaratıklar ve canlıdırlar. Bu sahada uğraşanların tepkileri ve refleksleri vardır.
Özcesi bu saha oldukça zorlu bir saha. Bu sahada görev yapanlar her şeyi hesaplayarak girmeli. Belki emir-komuta zinciri, keskin kararlar ve birey egosunun tatmini için çok çekici de gelebilir bu saha. Lakin unutulmamalı ki ateşten gömlek giyenlerin de sahasıdır aynı zamanda. Bir gün kahraman olan yarın hain olabilirler. Bir gün baş tacı olanlar yarın günah keçisi de olabilirler.

Bu sahaya girenler bunları bilerek gelmeli. Konuşmalarını buna göre yapmalı. Boş keseden boşboğaz konuşmamalı. Asker iyi düşünür, iyi ölçer, iyi biçer öyle adım atar. Aynen öyle de konuşur. Hani var ya "konuşmak gümüş ise, susmak altındır" diye. Aynen öyle. Asker susabilmesini bilmeli. Ya da asker olur olmaz konuşmamalı. Bir de asker büyük konuşmaz, o büyük iş yapar. Bir asker yalan söylemez, o olay neyse onu söyler. Çünkü askeri sahada daha doğrusu savaş alanı sadece ve sadece gerçekler üzerinde yürür. Hafiften gerçeklikten kayış felaketlere yol açar. Başka yerlerde hafiften bir kayış değil, çok bir kayış kan akıtılmasına yol açmaz. Ancak savaş sahasında gerçekleri ıskalama ölümlere yol açabilir.

İşte size Osmanlının ahım şahım Enver Paşa’sı; adam hafiften hesap hatası yaptı ve bu hafiften hesap hatası Sarıkamış’ta seksen-doksan bin gencin ölümüyle sonuçlandı. Tarih de böyle örnekler çok. En meşhurları belki de haçlı seferleri döneminde milyonlarca Hıristiyan, boş hayaller uğruna yollara döktürüldüler ve bu yola döktürülenler yollarda döküldüler. Nedeni hafif bir hesap hatası. O da şuydu; gümbür gümbür gelen haçlı sefer ordusu önünde herkes kaçacak. Erzaksız kalmaları için yakılan köylerin hesabı yapılmadı, saldırılar ve hastalıklarda cabası. Sonuç dökülen bir ordu.

Tüm bunların sorumluları kimdir sorusu önemlidir. Sorumlular ve sorunu yaratanlardır. Sorumlular bu ordunun başında bulunanlardır. Yani yargılanması gerekenler bu ordu komutanlarıdır.

İlginç bir örnek var. Romalarda görevini yapmayan ya da yapamayan komutanlar Patus yöntemini uygularlarmış.

Nedir Patus ilkesi? Kendi kendini kılıçla öldürme.

Peki, bugün bu Patus ilkesi nasıl uygulanacak?

Kime uygulayacağız?

Hangi babayiğit buna var?

Romaların meşhur ilkesi var. Geldim, gördüm, aldım. Eğer gelip görmüş isen ve almamış isen hesabını vereceksin. Hesabı Patus ilkesidir.

Hani madem bu kadar bu işin tadını tadıyorsun. Ve madem bu kadar bu işin rantını yiyorsun. Ve madem bu kadar bu iş seni tatmin ediyor. Ve madem bu kadar nara atıyorsun. Ve madem burnundan kıl aldırmıyorsun, o zaman bunun faturasına da hazır olmalısın.
Terörist devletin ordu komutanı Bay Yaşar Büyükanıt'tır. Bir ordu komutanına yakışmayacak şekilde büyük konuştu. Sonra da bir komutana yakışmayacak şekilde çok büyük yalan konuştu. Ve ardından da yitirilen bir muharebeyi itiraf etmeyerek ona buna yıkmaya çalıştı. Ve şimdi kahramanlıktan hainliğe geçişi yaşıyor.
Bunların hepsi bir komutana yakışmıyor. Madem bu terörist devletin ve tabii ki bu alnı şanlı Osmanlının bir devamı niteliğindeki komutansın, o zaman kaytarmak yok.

Gelmedin, görmedin ve almadın. Tersine çoluk çocukları gönderdin ve senin hiç savaşa girmemiş komutanın İlker Başbuğ da ancak Şırnak’a gelip yenilginin nasıl kamuflaj edileceğini ve nasıl erken geri çekileceğinin hesabını yaptı. Ama o kadar elin gariban Mehmet’i gelip karda kış da, kurda kuşa yem oldu. Yazık değil mi? Peki bunun hesabı kimden sorulacak? Şimdi sen ve komutanların bunun askersel onura dayalı davranışı göstermeyecek misiniz? Şimdi bunu yapmazsanız ayıp olmaz mı?

Lami cimi yok. İki çıkış yolu var. Ya onurluca istifa, ya da Patus yöntemi.

Birde, askeri olarak almadık ama siyasi olarak kazandık hikâyelerini unutun. Şu doğru; askeri olarak yenilipte siyasi olarak kazanılmış çok savaş var. Ancak bunlar hep yürek işi ister.
Bu yenilginin siyasi kazanıma dönüşmesi için Kürt sorununda askeri şiddet yol ve yöntemlerini terk ederek Kürt sorununa siyasal çözüm yöntemini devreye koymalı. Bu siyasal olarak orduya kazandırabilir.
Lakin bunu yapma yerine çöken siyasal demoralizasyonu başka yerlere saldırarak kapatmaya çalışmak, düpedüz bir kendini kandırma olayı olup bir şey getirmez.

Tekrarlıyoruz; Sayın Büyükanıt ve ekibi, ya istifa etmeli ya da topyekûn Patus yöntemi uygulamalı. Başka da yol yok!

Erdemli ve onurlu olma dürüstlüğü gerektirir. Bu konuda askeri dürüstlük yukarıda dile gelen iki davranış biçiminden birinden geçmektedir. Umarız bir askeri dürüstlük temelinde Büyükanıt ve ekibi bu meseleye yaklaşır ve askerliğe veda ederler.

 

 

         
 

 

» HPG ANAKARARGAH

» HPG HAKKINDA

» HPG BİM ARŞİV

» MEŞRU SAVUNMA

» GÜNCEL YAZILAR

» GERİLLADAN

» ŞEHİTLERİMİZ

» ÖNDERLİK

» YJA STAR SAYFASI

» DİZİ ARAŞTIRMA

» FOTO GALERİ

» KİTAPLAR

» VİDEOLAR

» BAYRAKLAR

» İRTİBAT

 

 

 

 

 

 

 

 
 

HPG (Halk Savunma Güçleri) Resmi Sitesidir.
HPG-BİM tarafından yapılmıştır.

HPG Online © 2003 - 2008 Tüm hakları saklıdır.