Kürtçe | Türkçe | Farsça | İngilizce | Arapça | Almanca

 

 
   
 

ÇOCUĞUNUN EMZİĞİYLE SAVAŞA GİDENDEN NE BEKLENİRKİ?

 

5 Mart 2008

Aram Masîs

 

Türk devleti, ordusu ve basınıyla Zap’a yapılan kara operasyonunu tartışıyor. Yine Kürt halkı ve medyasının da temel gündemi bu. Operasyonla beraber Kürt Medyası rolünü oynadı ve Türk özel savaş güçlerini boşa çıkardı. Gerillalarımızın kahraman direnişi sonucu, inkar ve imhanın tümüyle derinleştirildiği ve netleştiği bir yıla olumlu bir giriş oldu. Türk ordusu kendisince 2008 atılımımızı baltalamak ve tüm Kürtleri etkisi altına almak için, tüm askeri tekniği ve uluslar arası güçlerin desteği ile gerilla alanlarımıza acemice saldırdı. Tabi bu bir başlangıçtır ve herkesimin daha ağır süreçlere hazırlıklı olması gerekir. Bunun için HPG ordumuzu büyütmeliyiz. Bu nedenle gelebilen her Küt gencinin saflara katılması gerekiyor. Ancak ordumuzu büyüttüğümüzde, fazla kan dökülmeksizin kısa bir zamanda demokratik özerk bir Kürdistan kurabiliriz. 

Zap direnişi ile büyük darbe alan Türk ordusu, her zamanki gibi yalan ve psikolojik haberlerle yaşadığı hezimetin üstünü örtme çabasında. Genelkurmay başkanı, üniformasını çıkartacak duruma geldi. Sonuçta askeri açıdan Genelkurmay’ın harekat tarzı, masa üstünde sonuç alıcı gibi görünebilir, ama on yıllardır faşist ve şoven zihniyetin anlamadığı, gerillanın bağlılık, fedailik, modern taktik ve bununla ilintili teknik gelişimi göz ardı edildiğidir. Fedai tarzı ile savaşan gerilla karşısında, askere giderken çocuğunun emziğini ağzına alıp ağlayan Türk askeri, dağlarda nasıl bir savaş vereceği, Zap direnişi en iyi örnektir. Binlerce kilometrelik dağlık alanlarda yıllardır doğayla uyum içinde yaşayan gerilla karşısında, değil Türk askeri hiçbir gücün direnmesi mümkün değildir. Savaş uçakları ve kobralarına güvenen ordu, askerin inanç ve bağlılık boyutunu unutmuş. Çocuğuna, ailesine, evine ve şehir ya da köyüne tümüyle bağlı olan, arkasındaki köprüleri gözyaşlarında sağlamalaştıran bir askerin psikolojisi, ancak ve ancak arkasındaki köprüye dönme arzusu olabilir. Bir de haksız yere, başka bir ülkede savaşmak ve bu başkalarının çıkarı için ise, o askerin mevziden başını çıkarması çok zor.

Sonuçta Zap’ta yaşanan da bu oldu. Binlerce gücüyle gerillanın bulunduğu alana giren askerler, üst üste sızma ve saldırı eylemleri karşısında bozguna uğradı ve savaşmak yerine nasıl geride bıraktıkları köprülere ulaşacakları telaşına girdi. Zaten savaşın seyri ikinci gün belli olmuştu. Çocuğunun emziğiyle dondurucu soğukta ve nereden nasıl darbe alacağı belli olmayan bir arazide o askerden savaşmasını beklemek cahillik olur ya da bile bile o gençleri ölüme göndermek olur.
Gerillaya katılan gençlerin ise büyük ve yüce idealleri vardır. Özgür bir vatan ve onurlu bir yaşamı inşa etmek temel felsefemizdir. Saflara katıldığı gibi tüm gemileri yakar ve yaşamı uğrana ölecek kadar seven bir fedai ruhla savaşır. Bu ruhla kendini donatmış bir insan, en büyük tekniktir. Hele hele gerilla saflarına katılan, toplumun okumuş, araştıran, sorgulayan, emekçi, halka bağlı, ideolojik olarak kendini donatmış ve zamanında düşmana karşı eli boş mücadele etmiş insanlarsa, savaş meydanında elindeki silahla kahramanlık destanları yazmasından başka ne beklenebilir ki? Bir de yıllarca dağda yaşayıp, doğanın bir parçası oldu mu, fiziki olarak dağ keçileriyle yarışacak düzeye geldi mi ve doğanın kutsal ruhu tarafından korundu mu, tüm dünya da birleşse, tüm teknik silahlar da kullanılsa, gerillanın avantajlarına sahip olunamaz. Nasıl ki bir şehir cadde cadde, sokok sokak, ev ev vb. tüm yapılarıyla bilinebiliyorsa, gerilla da yaşadığı özgür dağlarda arazinin her taşını, ağacını, uçurumunu, deliğini, vadisini bilir, tanır ve darbesini vurur. Binlere varan bir askeri kolu, dört gerilla çok rahatlıkla bozguna uğratır. Zap’ta defalarca bunun örneği sergilendi.

Bir de halk boyutu vardır. Halkımızı serhildan ruhuna layık olmak, şehitlerimizin ideallerini gerçekleştirmek ve Önder Apo’nun felsefesi ve direnişçi ruhunu yaşamsallaştırmak öncellikli görevimizdir. Hemen hemen Kürtlerin yaşadığı bütün alanlarda başkaldırması düşmana vurulan ikinci en büyük darbedir.

Bundan sonra ne olacak? Türk devleti ve uluslar arası güçlerin Kürtleri soykırımdan geçirme planları 2007’de netleşti ve buna karşı “êdî bes e!” hamlesiyle bir süreç başlatıldı. En başta gerillalar “êdî bes e!” diyor ve 2008 baharıyla bunu tüm dünyaya gösterecektir. Gösterecektir diyoruz, çünkü bundan başka bir yol bırakılmamıştır. Bahara kadar İmralı’da tutsak olan Önderimiz ve yaşam kaynağımız Rêber Apo muhatap alınmaması durumunda, 99 yılından bu yana bekleyen gerilla güçlerimiz, tüm gücünü fedai bir savaş tarzıyla ortaya koyacaktır. Bu da on binlerin ölümü demektir.

Umut ederiz ki, Türk toplumu AKP, CHP ve MHP gibi partilerin gerçek yüzünü görür ve Önderliğimizin defalarca uzatmış olduğu barış ve kardeşlik elini tutar. Türk toplumu bilmelidir ki, asıl terörist olan, gençlerin kanı üzerinden Anadolu halklarının geleceğini Amerika, İngiltere, İsrail vb. emperyalist güçlere peşkeş çeken AKP ve ordu gibi oluşumlardır.
 

 

 

         
 

 

» HPG ANAKARARGAH

» HPG HAKKINDA

» HPG BİM ARŞİV

» MEŞRU SAVUNMA

» GÜNCEL YAZILAR

» GERİLLADAN

» ŞEHİTLERİMİZ

» ÖNDERLİK

» YJA STAR SAYFASI

» DİZİ ARAŞTIRMA

» FOTO GALERİ

» KİTAPLAR

» VİDEOLAR

» BAYRAKLAR

» İRTİBAT

 

 

 

 

 

 

 

 
 

HPG (Halk Savunma Güçleri) Resmi Sitesidir.
HPG-BİM tarafından yapılmıştır.

HPG Online © 2003 - 2008 Tüm hakları saklıdır.