|
Rubar Andok
Kış
süreçleri genelde sakin süreçlerdir gerilla için. Bu kışın çetin
geçeceği işaretleri Erdoğan’ın ABD ziyareti ipucu veriyordu.
Akabinde Medya Savunma Alanlarında keşif uçuşları ve yoğun hava
saldırıları. Türk ordusu kendince iki aydan fazla yürüttüğü hava
saldırıları sonucu, sonuç alabileceğini düşündü ya da çaresizlikten
bunu düşünmek istedi. Türk ordusu stoklarındaki bütün kazan
bombaları, obüs, havan ve misket bombalarını kullandı, ama
gerillanın yılların tecrübelerini herhalde iyice hesaba katmadı ve
hiçbir sonuç alınmadı.
Tarihler 18-19 şubat! Askeri hareketlilik ve yapılan yığınaklar Türk
ordusunun kırmızı pelerin gören bir boğa gibi kendini Zap alanına
vuracağına işaretti. Sonrasında Haftanin ve Xakurkê
alanlarını da tutarak tampon bir bölge oluşturup, uzun bir süre
alanda kalacaktı. 20 şubatta Çiya Reş alanında Medya Savunma
Alanlarına giren Türk ordusu, aldığı büyük darbeden sonra, kendini
çoktan küçük Cilo sırtlarından bırakmıştı. Bu her iki alanda giriş
de, stratejik önemi bilinen Şıkefta Bırindaran Tepesini ele geçirmek
amacıyla idi. Yalnız hesapları tutmadı. Gizliden alana girdiklerini
düşünen askerler, Şamkê Alanına yetiştikten sonra, operasyonun
ikinci gününden sonra Zagros ve Zap güçleri tarafından çembere
alındı ve askerlere karşı eylem üstüne eylem gerçekleştirildi.
Savaş uçakları ve kobralarına güvenen asker ve generaller, Şıkefta
Bırindaran Tepesine abartılı olmasın ama her metre kareye bomba
yağdırdı. Bunun böyle olacağını bilmek için kahin olmaya gerek yoktu
ve tüm hazırlıklar buna göre göreydi. Şıkefta Bırindaran Tepesini
aylarca savunacak güç ve altyapı hazırlıkları geçen yazdan bitmişti.
Bu operasyon bir çok şeyi açığa çıkardı. Bu da Türk askerlerinin
korkaklığı, acemiliği ve savaşmaktan kaçtıklarıydı. Zafer sarhoşu
olan askerleri kendilerini Çemço alanının hemen ilerisinde bulunan
Şamkê alanına geldiklerinde, kendilerini asfalt yola bırakmışlar ve
pikniğe gider gibi, o güvendikleri kobra helikopterlerle yol
alıyorlardı. Yandan ve arkadan yakın mesafeden vurulan bu askerler,
bir anda beş yüz metre yolu kırmızıya boyadılar. Yaşanan panik ve
çaresizlik pilotları da etkiledi ve karga gibi düşen
helikopterden sonra, “helikopteri vurduk”
sesleri ve tılilileri “Bijî Serok Apo” sloganlarıyla çatışmaların
seyri çoktan değişmiş ve generaller nasıl alandan çıkacaklarının
telaşına düşmüşlerdi.
İkinci günde Çemço ve Şıkefta Bırindaran Tepesi arasındaki alanda
durdurulan iki kol düşman askerine yönelik, akşam için hazırlıklara
başlanmıştı bile. Ay ışığı altında sızma yapan arkadaşlar, tam
anlamıyla düşman kolunu kırımdan geçirdiler. Hemen ileriden
izliyoruz. Saldırı grubunda olan dört arkadaş, 6 melez silah alıp
gelmişler. Ancak bu kadar taşıyabildik diyorlar. Çatışmada yaralanan
bir arkadaşı pratik kurulmuş hastaneye götürmek için eylemde olan
bir arkadaşla yola çıkıyoruz. Nasıl oldu diye soruyorum. Anlatmaya
başlıyorlar ve yol alıyoruz kobraların altında ve yoğun obüsler
eşliğinde. Yaralı arkadaş, tepede konuçlanan askerlerin arasına
dalıyor, tam bir kırım. İlk vuruşlarda kar kırmızıya boyanıyor.
Kurşunlar yetmediği için ölen askerlerin silahlarını kullanıyorlar.
Tam 5 silah kaldırıp askerlerde boşaltıyor. Askerleri bağrışmaları,
ağlamalarının yürek yaptığını belirtiyor. Hepsi de çocuk gibi
ağlıyor. Kaldırdığı beşinci silahını da kullanan yaralı arkadaş,
askerlerin yakarış ve ağlamaları karşısında, teslim olun çağrısı
yapıyor. Bir şey yapılmayacağı ve ailelerine sağ salim teslim
edileceğini belirtiyor. Bu esnada uzaktan gelen bir kurşunla
yaralanıyor. Niye öldürmedin diye soruyoruz.” Çocuklar gibi
ağlıyorlardı, ne yapayım!” diyor.
Operasyonun altıncı gününde, artık geri çekilme telaşı başlamıştı
askerler arasında. Bu arada Güney Kürdistan üzeri 100 ceset
torbasının Bamernê’den götürüldüğü haberleri geliyor. Ve akabinde
sınır kapısından alabildikleri 81 cenaze götürülüyor.
Bu arada savaş uçakları ve kobralar alanı aralıksız bombalıyor. Ön mevziden
gelen arkadaşları görüyoruz, asker cenazelerinin alınması için alana
yoğun saldırı olduğunu ve elimizdeki asker cesetlerinin bir çoğunun
uçaklar tarafından parçalandığını belirtiyorlar. Tespit edilen ölen
asker sayısı çoktan yüzü geçmişti. Yüksek tepelerdeki
doçka ve fûzeler helikopterlerin alana yaklaşmasına izin vermiyor. Geri çekilen askerler kobra ve skorsky helikopterlerin alana inememelerinden, kelaynaklar gibi
kendileri Şamkê köyünün yamaçlarına veriyorlar. Ver Allah'ım ver!
Tam keklik konumuna düşen askerler yüksek tepelerdeki doçka ve
Zagros güçlerimiz tarafından vuruluyorlar. Tam bir trajedi. Silah
patlatacak takatları kalmamış bir şekilde, alan inemeyen
helikopterler isteniyor. Ama her zamanki gibi, bir kol asker ölüme
terk ediliyor.
Zap ve Zagros güçlerinde bayram havası var. Metre metre her
arkadaşımız tarafından kahramanlık destanları yazıldı. Bir çok
askeri mühhimat ele geçirildi. Yangından mal kaçırtır gibi,
kendi basınlarının o çok abarttığı, o çok güvendikleri kış malzemeleri ve ağır silahlarını
bırakıp kaçıyor o çok methedilen Mehmetcik!
Bugün itibariyle, en son küçük Cilo’dan kendini kuzey Kürdistan
sınırına bırakan askerlere, son bir uğurlama eylemi gerçekleştirildi
ve Türk askerleri yaşadıkları büyük hezimet ve kırım ile üslerine
döndüler.
|