|
Kasım Engin
Geçenlerde
Terörist Devletin başbakanı yine paranoyak bir yaklaşım içerisine
girdi. Paranoyak neydi? Real dünyanın dışında kendi kurgularıyla
yaşayan. Yani özünde bir şeyden çekinme ürkme, korkma ve bunun peşi
sırada takıntı haline getirmedir.
Şunu peşinen söyleyelim; bu devletin sözde büyüklerinin birçoğu bu
hastalıklı durumu yaşamak zorundadır. Nedeni ise içiyle dışıyla bir
olmayan yapıların tümü hastalıklıdır da ondan. İçiyle dışı bir
olmayanlar mecburen ya yalana başvururlar -ki bunu çoğu yapıyor- ya
da taklitçiliğe başvururlar. Ki bunlara mukallit deniliyor. Bunu da
Erdoğan mükemmel yapıyor.
Devam edelim dünyada yeni gelişen değerler ilkeseldir. Nedir bunlar;
insan hakları, demokrasi, özgürlükler, kadın hakları vb. bu
değerlere negatif yaklaşan her kim olursa olsun elenmektedir.
Toplumun dışına ya da uluslar arası alanın dışına itilmektedirler.
Dikkatinizi çekmişse, Türkiye’de neredeyse en azılı faşistlerden
olan Muhsin Yazıcıoğlu türbanı üniversiteler de yasaklanmasına
ilişkin “bireysel özgürlükler önündeki engellemeler kaldırılmalı”
diye konuşuyor. İşte bakın bir mukallit!
Peki, be adam türban olunca bireysel özgürlükler diyorsun da Kürt,
Kürdistan denilirken ya da farklı inançlara hoşgörü ve özgürlükler
denilirken neden paranoyak saldırı içerisinde bulunuyorsun?
Terörist Devletin başı Madrid de “benim Kürt vatandaşlarım, azınlık
kelimesini kabul etmez asli unsurdur, cumhurbaşkanı, başbakan
olabiliyor” diyordu. Acaba öyle mi? “Senin Kürt vatandaşın” neden
parlamentoda kendi diliyle yemin içemiyor, “Senin Kürt vatandaşın”
neden kendi dilini kullanamıyor, neden okulları yok, neden kimliğine
dayalı partileri, sivil toplum örgütleri yasak? Hani “Senin Kürt
vatandaşın” her şey olabiliyordu?
Yine aynı terörist devletin başı Almanya’da 9 Türkün yanarak
ölmesinden “basın tahrik etmemeli, gerçekler açığa çıktıktan sonra
değerlendirme yapmalıdır” diye öyle bir olgun tavır takınıyor ki
herkesin ağzı açık kalıyor. Peki, Kürdistan da basına yasaklamalar,
neden henüz olaylar netleşmeden zehir zemberek açıklamalar?
Hızını alamayan Terörist Devletin başı bu kez de “ Türkler
Almanya’da asimile olmamalı. Entegrasyona evet, asimilasyona hayır?
“Türkler için bir lise” gibi sözlerle demokrasinin kralı kesiliyor.
Evet, kahrolsun asimilasyon, yaşasın entegrasyon yani kahrolsun
eritme ve özümleme, yaşasın bütünleme bizde bunu diyoruz. Peki, bay
mukallit Kürdistan da özelde sizin Adaletsiz
Kâfirler Partisinin yaptığı boydan boya “kızlar okula”
kampanyası nedir? Çermik’te anaokullarının sayısı oransal olarak
neredeyse İstanbul’dakilerin de fazla olması asimilasyon değil de
nedir?
Kürt gençleri daha doğrusu çocuklarını henüz küçük yaştan anadilden
uzaklaştır, egemen sömürgeci dili zorla öğret ve kendisi olmaktan
uzaklaştırarak uydu tip yap, sonrada asimilasyona –Türk
asimilasyonuna- karşı çık. Bu düpedüz sahtekârlık değil mi? Ya da
Murat Karayılan yoldaşın deyimiyle bu düpedüz “BUKALEMUNLUK” değil
mi?
Yukarıda içiyle dışı bir olmayanların hastalıklı olduklarını
söyledik. Evet, içiyle dışı bir olmayanlar istedikleri kadar yama
yapsınlar, istedikleri kadar uydursunlar, ancak yakalarını ele
vermekten kaçamazlar. Çünkü içiyle dışı bir olmayanın mayası
bozuktur. Mevlana’nın deyimiyle “Mayası bozuk, ahlaki olgunluğa
erişmemiş kişiye öğretilen bilgi adeta haraminin eline kılıç vermek
gibidir." Ya da başka bir yerde “ Eğri anlayışa, eğri
doğru görünür” dedikten sonra, “Değerli ve değersiz gerçek terazide
belli olur, bozuk tartıda değil.” der.
Terörist Devletin büyüklerinin –başta mukallit Erdoğan olmak üzere-
tartıları bozuktur, bu da bozuk mayalarından ileri gelir.
Beyler lütfen sahtekârlığı bırakın ve biraz ciddi olun! |