|
Aram Masis
Halkımız
ve onun özgürlük savaşçıları gerillalar, 15 Şubat uluslar arası
komplosu ve İmralı sistemini dokuzuncu yılında büyük bir nefretle
karşılarken, halkımız bu kara günün mimarlarına büyük fedakarlık ve
verdiği bedellerle cevap vermiştir. En başta tüm onurlu ve yurtsever
Kürtlerin başkenti Amed şahsında, Kürdistan’ın her yerinde
serhıldana kalkmış halkımızı selamlıyoruz. Gerilla halkın bu büyük
ve görkemli eylemlerine karşılık, bahar ayında büyük bir direniş
için hazırlıklar içindedir. Birkaç yıldır bunun büyük hazırlığı
içinde olan gerilla, halkımızın çağrısına 2008 yılında gerekli
cevabı verecektir.
Kış üslenmesinde olan 10 gerillamızın vahşice katledilip şahadete
ulaşmaları, bardağı taşıran son damla olmuştur. Kürt Özgürlük
Hareketinin ve parti önderliğimiz bunca çabalarına rağmen verilen
cevap; demokratik bir şekilde alanlarda olan halkımıza vahşice
saldırı, şehit düşen gerillalarımızın derilerinin yüzülmesi ve
vücutlarının parçalanması ve Medya Savunma Alanlarındaki
şehitliklerin bombalanması olmuştur.
Net ve kesin olan, “barış” Cizre’de öldürüldü, “barış” Bingöl’de
katledildi ve ancak bu düşmanla ancak amansız bir “SAVAŞ” yürüterek
onurlu bir barışa ulaşabiliriz. On binlerce insanın öleceği yeni bir
süreç başlıyor. Bundan başka yol da ne yazık ki bırakılmamıştır. Bu
nedenle onurlu bir direnişten başka bir çare de kalmamıştır.
Türkiye’de hükümete gelen münafık AKP, orduyla hem güneyde hem de
kuzeyde Kürtlerin soykırımı üzerine anlamışlar. İnsanlığın başına
bela olan ABD, İngiliz ve İsrail terör devletleri de, Orta Doğu’da
yarım kalmış projelerini gerçekleştirmek için Türkiye Devletine
sonuna kadar terör uygulama yetkisi verdiler. ABD düştüğü Irak
bataklığından çıkmak için, ilkesizce politika yürütüyor. ABD’nin bu
politikalarında Türkiye'nin yararına hareket ettiği söylemi büyük
bir yalandır. ABD ve İngilizlerin Orta Doğu’daki politikalarının
sonucu; her yerde kan akıtma, insanların ne için olduğunu bilmeden
birbirlerini boğazlaması olmuştur. Sahte Kemalistlik yapan Baykal’ın
CHP’si İsrail ajanlığı yaparken, din adına münafıklık yapan
Erdoğan’ın AKP’si ise Amerikan Satılığı olan Suudi Şeyhine müritlik
yapıyor. Kesin olan bu iki kesim Türkiye'yi Osmanlı'dan daha beter
hale getirecekler ve bu enkazın altında ilk kalanlar onlar
olacaktır.
Bunun yanında legal alanda devletin JİTEM, Sosyal Yardım, Diyanet,
Ağalık ve Şeylik, polis ve asker kurumlarını arkasına alan AKP
hükümeti, yürüttüğü kirli ve alçakça seçim politikalarıyla, Kürt
halkının onuruyla oynuyor ve açıkça kendi tarikatçı ve satılmış
yandaşlarıyla düşmanlık yapıyor. Elbette düşmana karşı nasıl bir
tutum geliştirileceğimizi de en iyi bunlar biliyor. Anlamamazlıktan
gelmelerinin bir sebebi de, herhalde birkaç yıldır iyi niyetimizden
kaynaklı pratikte bunlara göstermediğimizdendir.
Bütün bunlar yaşanırken, bu satranç tahtasında PKK’nin 24 yıllık
direniş geleneği unutuluyor. Halkımızın amansız ve yılmayan
direnişleri unutuluyor. Küf tutmuş İngiliz politikacıları ve
politikaları bu gelenekten ders çıkarmayıp, PKK ve onun öncülük
ettiği Kürdistan Özgürlük Hareketine eski Kürt isyanları gibi
yaklaşıyorlar ya da bildiklerinden dolayı bunu kabul etmek bütün
planlarını alt üst ettiğinden dolayı kabul etmiyorlar. PKK’nin
gücünün farkında olan ya da olmayan, bunu bilsinler ki, her
seferinde alanlara çıkan binlerce genç varken, gerekirse 100 yılda
özgürlük mücadelemiz devam edecektir ve şu an da gücünün üçte
ikisini kullanmamış 10 bin gerillası, 100 binlerce çalışanı ve
milyonlarca halk desteği olan bir hareketi tasfiye etmek nasıl
sonuçlar doğuracaktır, hep birlikte göreceğiz! |