|
Kasım Engin
Yeni
bir 15 Şubat kara gününe doğru gidiyoruz. Kürtler açısından oldukça
zorlu bir gün. Aynı zamanda vicdan uyanması yaratan bir gün. Bir o
kadarda karabasan gibi umutsuzluk yaratan ve nice sözde “dağ gibi
adamı” yıkan bir gün. Öylesine bir gün ki neredeyse halkların karşı
karşıya getirilerek katledilmesine dönüşecek bir gün.
O yılları anımsadığımızda; oldukça boğucu ve bir o kadar da sarsıcı,
kâbus gibi insanın üzerine çöken uluslar arası bir atmosfer.
Neredeyse tüm dünya birleşmiş adeta nefes kesecek bir takip ve
saldırıyla Kürt halkının biricik önderi olan Başkan Apo’yu tutsak
almak için her şey yapılıyor. Bu yetmiyor bizatihi Kürt Bekoları da
işin içine alınarak gelecekte yaratılan mücadelenin değerlerinden
nemalanmak için işin en önemli noktasında yer alıyorlar. Kürt halkı
için çanların çalınmaya başladığı anlar olarak hafızalarda
silinmeyecek günler. Kürt soykırımını gerçekleştirmek için Başkan
Apo’yu terörist Türkiye devletine teslim edilerek Kürt-Türk
çatışması yaratma girişimleri eksik değil. Bir nevi “tazıya tut
tavşana kaç” politikasıyla köşeye sıkıştırılan bir gerçeklik.
Önderlik buna Kürt Kapanı dedi. Savaşsan bir şey savaşmasan bir şey,
yaşasan bir şey ölsen başka bir şey. İki arada bir derede misali.
İnsan beyninin durduğu ve çalışamaz olduğu bir an. Yüreklerin ağza
gelip dişlerine takılıp kaldığı nefesiz durum. Özcesi oldukça zorlu
ve karanlık anlar.
Halkların tarihlerin de böyle anlar değil ki yok. Hem de çok var.
Birçok halk böylesi karanlık günleri farklı farklı anarlar. Şiiler
Hz. Hüseyin’ini Kerbela da tek bıraktıkları için kendilerini
zincirlerle ölesiye vururlar. Yahudiler ağlama duvarı önünde tövbe
etmek için saatlerce ağlayıp sızlarlar. Müslümanlar Mekke’de
günahlarını af ettirmek için Ebu Cehilleri taşlarlar. Almanlar 8
Mayıs’ta Hitler faşizmin yenilgisinin acılarını ve Hitler faşizmin
Yahudi pogromu derken onlarca katliamlarını çeşitli etkinliklerle
tövbe ederek anarlar. Günah çıkartırlar. Fransız direniş hareketine
sırt çeviren günün iktidar odaklarının Hitler yanlısı tavırları
lanetle anılarak günün duruşu olan teslimiyet hep tövbe edilerek
anılır. Bu anmaları ve tövbeleri hep daha büyük birliktelik için
yaparlar.
Daha da sıralamak mümkün. Birçok halkın tarihinde böyle tövbe anları
vardır. Özelde dini mitolojilerde bu tövbe sahneleri önemli yer
tutarlar. Birincisi, tarih bilincinin canlı kalması için bu önemli
olurken, ikincisi ise bireylerin hatta toplumun ve toplulukların
olup bitenden suçu ve günahı işlemede ki rolleri tartışılarak tövbe
edilir. O gün ki duruş lanetlenir. Ve gelecekte başlarına böylesi
anların gelmemesi için bu tarihi bilinç hep belleklerde taze
tutulur.
Peki, biz Kürtler ve demokratlar olarak 15 Şubat komplosu karşısında
içine gireceğim tutum ne olacaktır? Başkan Apo Kürt ve Türk halkları
için ortak kardeşlik projesini çizip uygulamak için çaba sarf
ederken bize bu komplo gününde düşecek ne olmalıdır? Ne yapmalıyız?
2008 yılı hiçte 1999 yılında farklı görülmemektedir. Uluslar arası
küresel teröristler topyekûn Ortadoğu halklarının başına yine
musallat olmaya devam ediyorlar. Uluslar arası üçlü şeytani ittifak
yani suç şebekesi-ABD, GB ve İsrail-tekrar aynı 1999 yılları gibi
harekete geçmiş durumundadırlar. Gerici, ilkel milliyetçi yani
ailesel çıkarları dışında bir şey düşünmeyen aşiretsel ailesel
hanedanlıklar yine kendilerini pazarlayarak getirim peşindeler,
Arapların egemen ve işbirlikçi tabakasında hiç bahsetmemize gerek
yok. “Üslubuyla beyandır insan” bunlar için tam geçerlidir.
AB-sözde- insan haklarına saygılı yapılanma, TC’nin en faşizan
kanadı olan orduya silah yardımı yapmaktan çekinmiyor. Özcesi
küresel emperyalizm ve yerel ayakları olan işbirlikçiler yeniden
devredeler.
İşte tüm bu olup bitenin karşısında bizlere düşen görevler bu
günlerde nelerdir? Biz nasıl davranacağız? Vicdan uyanmasını nasıl
sağlayacağız? Nasıl kendimizi tarihe ve halklara af ettireceğiz?
Öncelikle böylesi günlerde birlik olmalıyız. Gücümüzü bir potaya
aktarmalıyız. Asıl ve öncelikli olanı başa alıp tali olanı ikinci
sıraya bırakmalıyız. Böylesi günlerde egomuzu tatmin edecek gösteriş
ve fiyakadan uzak kalarak gerçekten işin özüne inmeliyiz. Yani
çalışmalıyız. Gece gündüz sen ben demeden koşmalıyız. Böylesi günler
senin ideolojin benim ideolojim tartışmaların yapıldığı günler
değildir. Emek Cephesi ile karanlık Şer Cephesi karşı karşıyadır.
Emek Cephesinin tüm üyeleri gücünü birleştirmeli. Adaletli, güzel,
demokratik, özgür, eşit bir dünyada yana olan emekçiler mutlaka bir
araya gelmelidir. Dilimiz bir olmasa da bir olmalıyız. Birey olarak
birbirimizi beğenmesek de geleceğin aydınlık günleri için bir araya
gelmeliyiz. Kariyerizm hastalıklarımız varsa bir tarafa atmalıyız.
Kırgınlıklarımız varsa-haklıda olsa-bir tarafa atmalıyız. Farklı
nedenlerden dolayı rahatsızlıklarımız varsa bir tarafa atmalıyız.
Daralmaları bırakmalıyız. Küskünlükleri aşmalıyız. Şikâyetçiliği,
mızmızcılığı bir tarafa bırakarak elimizi taşın altına koyarak işe
koşmalıyız.
Özcesi gün birlik ve beraberlik günüdür. Karşı tarafta neo
ittihatçılarla sözde ılımlı sahtekâr tipler hep bir araya-arkasına
küresel emperyal bloğu da almışken-biz mutlaka bir olmalıyız.
Farklılıklar olsa da bir olmalıyız, ayrılıklar olsa da bir
olmalıyız. Bireysel kaprisleri, hastalıkları, rahatsızlıkları,
tutuculukları derken birliktelik önünde ne kadar engel varsa hepsini
bir köşeye atmalıyız. Atamıyorsak cebimize atarak üzerini iple bir
müddetliğine dikmeliyiz. O hastalıklar orada kalsın. Düze çıktığımız
gün ne kadar haklı haksız rahatsızlık varsa dile getirilebilir. O
gün geldiğinde birbirimizi yerden yere yine vuralım. Ancak bugün
karşılıklı sevgi temelinde birlik ve beraber olmanın günüdür.
Karşılıklı hoşgörü temelinde güçlenmenin günüdür.
Bugünler, Başkan Apo’nun korsanca kaçırılış günleri olan lanetli
günler olurken, biz bu günleri Başkan Apo’nun istemi ve çalışması
olan halkların birlikteliği demokratik kardeşliği ve beraberliği
için bir temel yapalım, harç yapalım. Bugünleri vicdan uyanmasının
başlangıçları olarak ortak değerler yaratmak için çalışalım.
Kardeşliğin sağlanması için çalışalım. Çalışalım ki karanlık güçleri
bu dünyada zayıflatalım ve def edelim. Karanlık güçleri lanetleyerek
yeni bir yaşamın yaratılması için çalışalım. |