Kürtçe | Türkçe | Farsça | İngilizce | Arapça | Almanca

 

 
   
 

Terörist Çete Devleti

 

3 Şubat 2008

Kasım Engin

 

Terörizmin çok tanımı var. Belki uluslar arası arenada henüz tümden üstünde bir mutabakat sağlanmamış olsa da, özünde üç aşağı üç yukarı kimi ortak paydaları mevcuttur.

Terörizm; sivillere dönük, bilinçli, sistematik, korkutmak ve sindirmek amacıyla yapılan özünde rasgele katletmedir. Bu yol yöntemle esasta hedeflenen ürkütülen bireyleri ve toplulukları güdümleme ve istedikleri yere çekme girişimidir. Dahası, siyasal amaç taşısa da uygulanan yol yöntemleri itibariyle bir hukuka uymayan uygulamalardır.

Örneğin, BM’nin çeşitli açıklamalarda ve kimi konvansiyonunda ulusal kurtuluş diye nitelendirilen halkların mücadeleleri baskı, işgal, zulüm, sömürge statüsüne karşı, direniş içerisine girmelerini meşru savunma hakkı olarak nitelendirmektedir. Hatta bu yolda kendilerine Ulusların Kaderlerinin Tayın Hakkı’nın verdiği haklardan kaynaklı, ayrılma dâhil çeşitli siyasal çözümler geliştiren böylesine halkların desteklenmesi ve koruma kararları, dahi mevcuttur.

Görüldüğü gibi halkların kendi topraklarında ki meşru savunma direnişi bir haklılığı ve hukukiliği ifade ederken, terörizmin hukuka dayanmamasında kaynaklı sivillere dönük pasifize ederek güdümlü bir noktaya çekme eylemlikleri ya da cinayetleri kabul görmediği gibi lanetleniyor.

Şimdi son zamanlarda açığa çıkan ERGENEKON çetesi ilginç bir vakayı ifade ediyor. Sorun bir çetenin deşifre edilmesinin ötesinde devletle içli-dışlı, danışıklı, aynı yatağı paylaşan, bir gelin ve damadın öyküsü gibidir.

Tuhaf gibi gözükse de -hiçte tuhaflığı olmayan-devletin çeşitli kademelerinde yer alan bireylerin bulunması, sözde Kuvaiyi-Milli ve bilmem nerenin savunmasını üslenen faşizan, paramiliter sivil toplum örgütlerinin tepesinde yer almaları, dahası başbuğlarının ağırlıklı ordu kökenli olmalarıdır. Bunların televizyonlarda alenin silah üzerine yapacaklarını yemin etmeleri de cabası.

Burada bir parantez açarak biraz derinlere dalmak gerekiyor. Türkiye Devleti diye bilinen Terörist Devlet kuruluşundan itibaren değil henüz kurulmadan öncede terör yöntemleri uygulaya gelmiştir. Yine Terörist Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Osmanlı da aldığı mirasta, oldukça terör ve terörizmin zenginlikleriyle doludur. Buna güzel örnek “YOL AYRIMI” adlı tarihsel belgesel niteliğinde ki Roman okuna bilir. Burada Bulgarlara, Yunanlara ve diğer halklara yapılan katliamlar dondurucu ve ürpertici bir şekilde yalın ele alınıyor. Yine bu imparatorluğun büyüklerinin nasıl kardeşlerini gizlice ve hunharca katlettiklerini ve nasıl halkları-özelde Hıristiyan halkları-kazığa diktikleri, oğlanlarını nasıl kendilerine aşağılık tatminleri için iğfal ederek düşürdüklerinden hiç söz etmiyoruz. Ve bu imparatorluğun Fransız Devrimi ardından 1793 III. Selimle birlikte nasıl bir terörü sistematik olarak uyguladıkları, tarih, belgelerle kanıtlıyor.
Yakın tarihte ise Atatürk’ün Mustafa Suphileri Karadeniz de Topal Osman adındaki çetenin eliyle nasıl 15 arkadaşıyla katledildiği belgeleriyle ortada. Bu Topal Osman ki bugün ki kavramlaştırmayla Atatürk’ün en yakınlarında yer alan bir korumasıdır. Ve aynı Topal Osman’ı bu olayın ardından fazla zaman geçmeden 15 devrimcinin katledilmesinin olayın açığa çıkmaması için olayı yapanları -ki kendisi yaptırmıştır- komplo kurarak öldürmüştür. Bununda belgeleri Türkiye devletinin arşivlerinde bulunmaktadır.

Özcesi; bu devletin oluşum mayası, önce ve sonrasında da hep terör yöntemleriyle yoğrula gelmiştir.

Bu öyle bir devlet ki Türkiye Cumhuriyeti Devletinin 9. cumhurbaşkanı Sayın Demirel gelişen bir çete skandalında TV’ye bir mülakatta “devlet rutinin dışına çıkabilir” diyebilmiştir.

İşte terörist Türkiye devletinin tüm gerçekliği bu gerçeklikte sakladır.

Bu gerçeklik özünde çeteleri kendi eliyle yaratarak halklara korku salmadır. Gerektiğinde “rutin olmayan” yollarla istenmeyenler, tehlike yaratanlar, başkaldıranlar ve sisteme zarar verebilecek olanlar bu çetelerin eliyle tasfiye edilirler. Ve arkasından devlet adına bu eylemleri yapanlar sırasıyla kurşuna dizilirler. Nede olsa bu devlet “yurtta sulh cihanda sulh” demektedir. O zaman yapılanları kılıfına uydurmak gerekecektir.

Hizbull-Kontra örgütünü Kürdistan da her türlü katletme girişimi için önünü açacaksın ve hatta kendin birçoğunu eğitip Kürt halkına saldıracaksın sonrada İstanbullarda oralarda buralarda onlarcasını katlederek terörist devleti temize çıkaracaksın.

Paramiliter, faşizan örgütler oluşturarak Hrant Dinkleri katledeceksin, Türk bayrağının önünde katille resim çektirerek onure edeceksin sonrada fakir fukara bir gençleri içeriye tıkayarak kendini aklayacaksın, Malatya da dini görevlerini yerine getiren farklı inançlardaki insanların katledilmesi için katilerin eline silah vereceksin ve sonrada sözde tutuklayarak içeri atarak kendini düze çıkaracaksın.
Bizde inandık!

Birkaç yıldır ekranlarda Kurtlar Vadisi diye bir dizi oynamaktadır. Bu dizi özü itibariyle Çeteleşmiş Terörist Devletin tüm yapısını bir bir gözler önüne sermektedir. İlginç değil mi? Polat Alemdar diye bilinen esasta Devletin bir sızmasıdır. Sözde devlet için tehlike oluşturan dev ekonomik ve siyasi olan bir çetenin çökertilmesi için sızdırılıyor. Sonrası malum. Tüm çeteyi ele geçiren devletin adamı Polat Alemdar bu kez onlarca cinayet işliyor. Sanki devletten uzakmışçasına. Ancak günlük devletle ilişki içerisinde olan bir çete reisi. Yine ilginç olan yukarıda dile gelen Ergenekon çetesi benzeri de değil bizzati aynı bu çetenin kendisini oynayan ve canlandıran sahneler içeriyor. Türkiye de bayrak taşıma hastalığının nasıl geliştirildiği, papazların nasıl vurulduğu, azınlık halklara mensup aydın insanların nasıl katledildiğini ve bunların hepsinin nasıl bu terörist devletle bağlantılı olduğunu kör-topal herkes görebilir.

Türkiye cumhuriyeti devleti diye bilinen çeteleşmiş bu terörist devlet özünde hep çeteler eliyle ya da çeteler kullanılarak yürütülmüştür. Bu terörist devletin oluşum mayası yukarıda dile getirdiğimiz gibi çeteler oluşturarak karşıtlarını “rutin olmayan” yollarla katletme üzerinde yürütülen bir siyasettir. Başka bir deyimle bu terörist devlet çeteler olmadan vahşi terör eylemlerini hem yapamaz, yapsa da gizleyemez. Bu çete örgütlerinin varlığı hep kamuflajlı yaşamanın aracı ve adıdırlar. Bu gözlükten bakacak olursak Türkiye devleti içerisinde çıkan çetelere ne şaşmak ne de afallanmak gerekiyor. Bu devlet Pro-devlet özelliklerini daha fazla taşımaktadır. Pro-devletler de “rutinin dışına çıkma” kuralın ta kendisidir. Bu terörist devletin kuralıda “rutinin dışına çıkılabilir” olduğundan çeteleşmeyi aşmayan bir yapıyı karakter olarak taşımaktadır.

Dikkatinizi çekmiştir değil mi? Bu çeteye ilişkin henüz en büyük suç, çete ve terörist örgüt olan TSK’nin başında bulunan zat-ı-kerem Büyükanıt paşa hazretlerine soru sorulmadan “bizimle bağlantısı yok, ordu karalanmak ve çeteleri oluşturan diye lanse etmek istiyorlar” gibi sözler sarf etti.

Yine ilginç değil mi?

Büyükanıt bizim Ördek Ali gibi henüz bulut derken “Bana Ördek Ali dedin” diyor ve karşındakinin boğazını sıkmaya başlıyor bile. Ve bir bildiği vardır elbette Büyükheykelin, pardon Büyükanıt’ın!

 

 

         
 

 

» HPG ANAKARARGAH

» HPG HAKKINDA

» HPG BİM ARŞİV

» MEŞRU SAVUNMA

» GÜNCEL YAZILAR

» GERİLLADAN

» ŞEHİTLERİMİZ

» ÖNDERLİK

» YJA STAR SAYFASI

» DİZİ ARAŞTIRMA

» FOTO GALERİ

» KİTAPLAR

» VİDEOLAR

» BAYRAKLAR

» İRTİBAT

 

 

 

 

 

 

 

 
 

HPG (Halk Savunma Güçleri) Resmi Sitesidir.
HPG-BİM tarafından yapılmıştır.

HPG Online © 2003 - 2008 Tüm hakları saklıdır.