|
PKK Meclisi
Viyan
yoldaş bundan iki yıl önce önderlik üzerinde ağırlaşan tecrit,
halkımız üzerinde artan baskılar karşısında yaşanan yetersizlikleri
aşmak, bu saldırılar karşısında adeta körleşen, sağırlaşan ve
vicdanı kuruyan dünyanın dikkatini çekebilmek için bedenini ateşe
vererek şahadete ulaşmıştır. Aslında Viyan yoldaşın esas amacı
kendisini yakmak değil, eylemi, sömürgeci Türk devletine güçlü bir
darbe vurmaktı. Hazırlıkları ve kararlılığı bu yönlüydü. Siyasi alan
çalışmalarından HPG’ ye geçişindeki ısrarın kaynağında da bu amacı
bulunmaktaydı. Önder Apo ve halkımız üzerinde geliştirilen
saldırıların ulaştığı düzeyi görünce, kendi deyimiyle, artık söz
bitmişti, sıra eyleme gelmişti. Ancak ağır kış koşulları nedeniyle
direkt sömürgecilere ulaşma imkânları yoktu. O, imkân bulsaydı
kendisini yakarak değil, düşmanın unutamayacağı Zilanca bir darbeyle
sürece yanıt olacaktı. Fakat Önderliğe ve halka bağlılık düzeyi ve
taşıdığı fedai ruh O’na baharı beklemeyi izin vermiyordu. Mutlaka
bir şeyler yapılmalı bir ses olmalıydı. Önderlik etrafında örülen
karanlık çemberi kırmak ve komplo gerçeğini aydınlatmak için böyle
bir eylemi kendi açısından ertelenemez bir görev bilmişti. Çünkü
artık söylenecek söz kalmamıştır. Sıra artık eyleme gelip
dayanmıştı.
Viyan yoldaş bu çıkışıyla, aslında bugün hareketimizin başlaştığı
EDİ BESE, Önder APO’yu yaşa ve yaşat hamlesinin ilk kıvılcımını
çakan ve eylemini başlatan bir başlangıç olmuştur. Bugünde Viyan
yoldaşın ikinci şahadet yıl dönümünde, partimize ve halkımıza bu
eylemiyle yol göstermeye devam etmektedir.
Viyan yoldaşın yaşamı ve şahadete giderken yazmış olduğu mektup,
koşullar ne kadar zor olursa olsun, halkımıza ve biz yoldaşlarına
her zaman öncülük yapabilecek önümüzü aydınlatabilecek ve yol
gösterecek bir manifesto niteliğindedir.
Bugün AKP denilen bukalemun partinin-katliamcı ordu yönetimiyle
birlikte yön verdiği Türk sömürgeciliğinin siyaseti ve onunla
birlikte hareket eden bölgesel ve uluslar arası güçler hareketimize
karşı bir imha konsepti çerçevesinde saldırılarını yoğunlaştırmış
bulunmaktadırlar. Önder APO’yu zehirleme ve üzerindeki tecridi
ağırlaştırarak adım adım imhasını hazırlama, gerillayı imha
operasyonlarıyla tasfiye etmeyi, halkımızı gözaltı, tutuklama ve
linç girişimleriyle sindirme ve çeşitli yollarla hareketten
uzaklaştırma, bölgenin yeniden düzenlenmesine bağlı olarak Güney
Kürdistan’daki kazanımları geriye çekme gibi son derece tehlikeli
bir konseptle karşı bulunmaktayız. Sadece Kuzey Kürdistan’ın değil,
Güney, Doğu ve Batı Kürdistan’ın da ciddi tehlike ve tehditlerle
karşı karşıya bulunmaktadır.
Önderliğimizin, hareketimizin ve halkımızın tüm barış ve demokratik
çözüm çağrı ve çabalarına karşın sömürgecilerin verdiği karşılık
imha siyaseti olmuştur. ABD’nin, İngiltere ve İsrail’in desteği ve
bölgesel güçlerin yardımıyla sadece Kuzey Kürdistan’la sınırlı
tutmadığı saldırılarını Medya Savunma alanlarına da hava
bombardımanlarıyla sürdürmesi, ülke ve halkımızın nasıl bir tehditle
karşı karşıya olduğunu göstermektedir. Önder Apo’ya karşı
gerçekleştirilen uluslar arası komplodaki uluslar arası ilişki ve
ittifaklara benzer bir birliktelikle hareketimiz tasfiye edilmek,
halkımız iradesizleştirilerek her türlü sömürü ve baskıya açık hale
getirilmek istenmektedir.
Gelinen aşamada geliştirilen bu saldırı ve imha konsepti karşısında
Viyanca duyarlılık, sorumluluk ve fedai duruş ve tam bir seferberlik
ruhuyla harekete geçmekten başka hiçbir yol ve yöntem kalmamıştır.
Çünkü sömürgeci Türk devleti, uluslar arası ve bölgesel güçler
hareketimizi tasfiyesi konusunda önemli oranda bir uzlaşmaya
ulaşmışlardır. Özgür Kürdün varlığına tahammül edilmediği gibi,
Kürdün barışına da tahammülleri yoktur. Olacaksa bir Kürt birey ve
toplumu, köle, işbirlikçi, iradesiz ya da ölü Kürt olacaktır. Bu
inkarcı faşist zihniyetin özgür, eşit ve iradeli Kürdü kabul etmesi
mümkün değildir.
PKK’nin yeniden inşa edilmesi için 2004 yılında Önderliğimiz
tarafından önerilen inşa komitesinde yer alan ve HPG Komutanlarından
olan Viyan yoldaş aslında sömürgeciliğin bu karakterini daha net bir
biçimde gözler önüne sermek ve bunun karşısında gösterilmesi gereken
militan duruşu göstererek bedenini ateşe vermişti.
Halkımız Viyan yoldaşın açmış olduğu yolda ilerleyerek Edi Bese
demektedir. Viyan yoldaş, bir Kürt, bir kadın ve bir özgürlük
militanı olarak dayatılan ve onursuzluğu ifade eden koşulların
dayanılmazlığı karşısında “Edi Bese” demiştir. Bugün dayatılan ya
teslimiyet ve onursuzluk ya da “ezeriz” yaklaşımı karşısında her
türlü bilinçlenme, örgütlenme ve eyleme geçme imkanına sahip
militan, kadro ve halkımız gerçekten de düşmanı, Önderliğimiz,
halkımız, ülkemiz ve geleceğimize yönelik saldırılarını boşa
çıkaracak ve bu saldırıları yapmayacak duruma getirmek ve onu bu
saldırılarından caydıracak bir konuma getirecek bir düzeyi
yakalamalıdır. Önderliğimize karşı geliştirilen uluslar arası
komplonun 9. yılında ve halkımız için bir kara gün olan 15 Şubat
gününü daha etkili Serhıldanlarla karşılamak için tüm halkımız
duyarlı olmalıdır. Bunun için Kürdistan gençliği özgürlük saflarına
katılarak, halkımız serhıldanlarını yükselterek ve demokratik
konfederalizmi inşa ederek Viyan yoldaşın anısına sahip çıkma
göreviyle karşı karşıya bulunmaktadır.
Bu saldırılar karşısında sonuç alıcı bir direnişi uzun soluklu
geliştirmenin yolu tüm Apocu hareketin kadro ve sempatizanları Viyan
yoldaşın ulaşmış olduğu fedai ruh, bilinç ve yaşam tarzını
kendisinde yaratarak, halkımızın karşı karşıya bulunduğu tehlikeli
saldırıları boşa çıkarmak için üzerine düşen görevleri yapmaya
çağırıyoruz.
|