|
Aram Masis
Özgürlük
dağlarında iletişim konusunda halkımızı bilgilendirmek için, TC’nin
pervasız ve sonuçsuz saldırılarına rağmen çalışmalarımız devam
ediyor. Kürdistan coğrafyasının kendini beyaz bir çarşafla örttüğü
bu günlerde, gerilla askeri ve ideolojik eğitimlerinin yanı sıra,
aralıksız Mezopotamya radyosunu dinleyip bilgileniyor. Tek iletişim
kaynağı olan Mezopotamya radyo kuzeyden güneye, doğudan batıya ve
dağlardan İmralı’ya kadar gönülleri bir yapıyor. Bunun dışında
imkanlar dahilinde internet aracılığıyla siteleri de takip etme
durumu oluyor.
Gerillanın Kürdistan’ın her parçası için halkının savunması için
mevzileri sıklaştırdığı bir dönemde, sözde kendini Kürt diye
nitelendiren bazı şahsiyetler, insanın midesini bulandırıyorlar.
PKK’yi tanıyanlar bilir, Kürt halkının çıkarlarına ve değerlerine
karşı düşman ile işbirliği içinde olan kişi ya da bir gurupların
başına geldiğini. Biz kimseyi tehdit etmiyoruz, gerektiğinde temiz
bir şekilde yolcularız. Bazen isimleri verilenler, doğru yolu bulma
ve Kürtlerin ulusal kurtuluş mücadelelerine karşı düşmanla
işbirliğinden vazgeçirmek içindir.
Kürt Özgürlük Hareketi mücadelesi tarihinde, ne zaman düşmanın
saldırıları pervasızlaşırsa, düşman ağır kayıp verip askeri
psikolojik bir çöküntü içine girerse ve bu süreçte Kürt sorunu
tartışılırsa, aynı zaman diliminde bu kendini satmış sözde Kürtler
devreye girer ve ulumaya başlarlar. Onlar için reklamın iyisi kötüsü
olmaz. Çünkü bu şekil efendilerine daha iyi hizmet etmiş olurlar.
Kendini satmış bu tiplerin internet sitelerinde birkaç gündür bu ve
buna benzer görüntüler var ve tek onlar ve efendileri izliyor. Yoksa
Kürt halkı bu tür çevreleri ciddiye almayı bir tarafa bırakalım,
gereken cevabı vermesini bilmiştir.
İsim vermek istemiyorum, çünkü bu şehitlerimizin kanıyla kurulmuş ve
her bölümü kutsal olan sitemizi kirletmiş olur. Herkes bilir ki
HAK-PAR, Kurd-Der, Rızgarî, Kovara Çira ve Serbestî gibi oluşumlar
Kürt halkının düşmanlarına hizmet ediyorlar ve destek alıyorlar. Bu
tür çevrelerin Kürt halkı nazaranda hiçbir itibarları da yoktur.
Amed de Kurd-Der adında dernek aktif çalışmalarını yürütürken,
yönetimden tutalım tüm üyeleri iyi tanınır. İlginçtir ki bunlar
Özgürlük Mücadelesinin legal kurumlarından zamanında dışlanmış
tiplerdir. 2002-2004 yıllarında Dicle Üniversitesinde okuyanlar
bilir, bu söz konusu derneğe bağlı gençlerin nasıl JİTEM ve polis
denetiminde provakatörlük yaptıkları ve kontra faaliyetler içinde
oldukları. Bu ekmeklerini kontralıktan çıkaranlar Kurd-Der
üyesiydiler ve birçok yerde yurtsever gençlere polislerin gözü
önünde silah çekebilmişlerdir. Zamanında Bağlar semtinde oturanlar
bilir ki, bunların üyeleri defalarca PKK adına halkla toplantı yapma
girişiminde bulundular ve bunlara karşı çıkan yurtsever çevreler
JİTEM tarafından alınmıştır. Bütün bunlar vahşi düşmanın gözleri
önünde olurken, ama karışılmazdı. Bu kurum ve yöneticilerini iyi
tanıyoruz ve sivil iken sohbetlerimiz de zamanında olmuştur, laf
arasında uyarılmış ve yaptıklarının doğru olmadığı belirtilmiştir.
Bunlar her seferinde akbabalar gibi güney Kürdistan’daki kazanımlar
ve değerler üzerine rantçılık yapıp bizi bu oluşum ve kazanımların
düşmanı ilan etmektedirler. Oysa ulusal birlik için ne kadar çaba
içinde olduğumuzu dünya alem bilir ve halen de bu çabamız devam
etmektedir. Öyle yansıttıkları gibi kimse kimsenin düşmanı değildir.
Siyasi ve ekonomik birçok ilişkimizde vardır. Güneydeki halkımız bu
gözle de bize bakmamaktadır ve Güney halkımıza karşı herhangi bir
düşmanlık ve saldırı olursa, en başta PKK’yi karşılarda görürler.
Şimdi de bu tür çalışmaları organize edenler, kendini satmış
Kürtlerin sitelerinde Kürt halkına dil uzatıyorlar. PKK’yi terörist
ilan ediyorlar, HPG’yi de Kürt Halkının İnkar Güçleri diye
nitelendiriyorlar. Bu halkın çocukları Kürdistan’ın dört parçasının
özgürlüğü ve savunmasını için canlarını feda ederken, öz be öz
Kürtçe olan isimlerimizi de ermeni isimleri diye nitelendiriyorlar.
Bunlar unutmamalıdırlar ki, bu tür kavramlar eskiden TC’nin
kullandığıydı.
Bu tür çevreler bir kez daha diyoruz ki, Kürtlerin tarihinden ders
çıkarmalıdırlar. Bekoyê Ewan gibi yapmayı bırakıp Mem û Zîn’lerin
özgür bir ülkede yaşamasını sağlamalıdırlar; Cemîlê Çeto gibi
yapmayı bırakıp Mala Eliyê Unis’ların soykırımdan geçirilmesinin
önüne geçmelidirler; kendi kavminin düşmanı olmayı bırakıp Gozelê
Kekliklerinin bu güzel isimlerine yakışır bir şekilde özgürleşmesini
sağlamalıdırlar.
Tabi bu bir uyarıdır. Birilerini tehdit etme gibi bir derdimiz yok,
olursa da bu aynı gün yerine gelir. O zaman sizler efendilerinizin
kapısında açıklama da yapamayacaksınız. Fakat biz bu tür
solucanlarla uğraşmıyoruz. Ama bunlar her defasında mide
bulandırmaya devam ederlerse, o zaman dedikleri yerine gelir. |