Kürtçe | Türkçe | Farsça | İngilizce | Arapça | Almanca

 

 
   
 

ORTADOĞULU-KÜRDİSTANLI-HPGLİ BİR ALEVİ GERİLLA OLARAK

 

27 Ocak 2008

Kasım Engin

 

Türkiye de bugün filizlenen bir Alevilik kültürü çok sevindiricidir. Her yerde kendi inançsal değerlerini koruyan kurumlara gitmeleri daha da sevindiricidir. 90’lar öncesi Alevilik sözünü ele almak nerede ise ayıp ve günah keçisi olmak iken 90’lar sonrası kurulan onlarca cem evi, yüzlerce etkinlik ve hatta Demirel gibi, Bahçeli gibi onlarca faşizan siyasetçi tipi Hacı Bektaş’a giderek tavaf etmişlerdir.
Özgürlük Hareketi, Kürdistan’da Demokratik Kürt Uluslaşmasını geliştirirken, Türkiye halklarına hiçbir zaman düşmanlık beslememiş, tersine kardeşlik temelinde şekillenmiş olan felsefik yaklaşımını sürdürmüştür. Kürt Özgürlük Hareketi, varlığı inkâr edilmiş olan Aleviliğe sarılarak onun inanç değerlerinin yanı sıra, yaşam kültüründen de ders almış ve kendi yaşam kültürüne katmayı ve bu temelde zenginleşmeyi erdem bilerek bir parçası haline getirmiştir. Ancak bunu yaparken diğer inanç akımlarına hakarette bulunmamış, tersine saygı göstererek varlıklarını tanımış, eksik gördüklerini kendi düşünsel ve yaşamsal duruşuyla dönüştürmeyi esas almıştır.
Öyle ki salt Aleviler içinde değil, Türkiye’nin gelişen bir dalgası olarak tüm sanatçı ve aydınlar arasında ve hatta egemenlerce popülerleştirilen bir kültür haline gelmiştir.

Hâlbuki özgürlük mücadelesi öncesi en çok aşağılanan, hakarete mağdur kalan bir dini inanç grubu olarak, hep katledilmiş ve sürgüne gönderilmişlerdir. Azınlıklar diye tabir edilen etnik yapılar, Türk literatüründe en çok hakarete uğrayan, benzetmelerle alay edilen, edebiyatı fıkra ve lakaplaştırmanın konularıydı. Lazlar Türkmenler Ermeniler derken Kürtler hep ‘kıro’ Lazlar‘hamsi ’ve Ermeni’lerde ‘gâvur’ olmanın edebiyatı ile anılarak sıfırlama ve tasfiye olmakla yüz yüze getirilmişlerdi. Özgürlük Mücadelesi ile bugün en çok filizlenen renkler; yerel renklerdir. Özgürlük Hareketinin ilk günden başlayarak yerelliği geliştirmeye çalıştığını belirtebiliriz. Bu öyle bir yerelliktir ki genelle bütünleşmiş ve onunla çelişmeden, ama kendi özüne de sadık kalarak bunu yapabilme yeteneğini gösterebilmiştir. Bu gelişen dalga Kürt, Laz, Çerkez, Türkmen, Asurî, Ermeni ve nice güzel, güzel olduğu kadar o kadar da zengin kültürleşmedir. Bir mozaikleşmedir. Bugün etnik yapılar, kendilerini kendi dilleri ile ifade ederken, egemen güçler çok az müdahale etmekteler. Hâlbuki önceleri bunlar bölücülük, ilkellik vb olarak ele alınarak yargılama ve kovuşturma konuları olmaktan kurtulamıyorlardı.

Eskiden dini kavramları dillendirme, laikliği tartışma, kovuşturma ve sürgün konusu iken Özgürlük Mücadelesiyle; egemen, baskıcı iktidar odakları ayakta kalabilmek için de, bu hareketlere gelişim yolunu açarak Özgürlük Mücadelesine karşı kullanmak istemişlerdir. Sivil toplum hareketlerine karşı hiçbir zaman tahammül göstermeyen Türk egemen güçleri, en iyisinin kendilerinin yapacağını söyleyerek ve de bildikleri gibi uygulayarak, her zaman bu yönlü demokratikleştiren kurum ve kuruluşları tasfiye etmişlerdir. Ancak 80’lerde ve daha çokta 90’larda yükselen Özgürlük Mücadelesine karşıt olarak her yerde sivil toplum örgütlerini geliştirerek yâda önünü açarak belli bir ilerleme sağlanmıştır. Vakıflar, dernekleşmeler, kulüpler, çevreciler derken birçok topluma nüfus eden kuruluş yükselişe geçmiştir.

Önemli olan demokratik değerlerin yükseliş göstermesi değil midir? Bırakın bunları isterse Özgürlük Mücadelesine karşıt temelde geliştirsinler ve hatta kendi ırkçı şoven politikalarını pohpohlamak için yapsınlar. Yeter ki insanlık ve demokratik değerler kazansın.
Şuna inanmak yanlış değildir; kendine ait oldukça başkalarıyla sağlıklı ilişki geliştirilebilir. Özelde insan toplulukları için bu daha da geçerlidir. Örneğin bir birey kendi kültürünü tanımıyorsa başka kültürle buluşması zordur. Buluşsa da çok çarpık ve çoğu zaman trajik bir buluşmayı aşamaz. Buluşması nedir; ya uydu olup erimedir, ya ret ederek asileşerek o toplumun dışına itilmedir, ya kendi içine kapanarak asabi bir hastalıklı duruma geçmedir, ya da intihardır. Başka yol da neredeyse yok gibidir.

Bundan yola çıkarak; kendisine ait olan, kendisini tanıyan ve kendi benliğine, birey ya da toplum kimliğine kavuşmuş birey ya da topluluklar, ruhsal olarak sağlıklı birey ve topluluklardır. Bu bireyler ya da toplumlar (topluluklar) herkesle kaprislere takılmadan ilişki kurabilir. Erimezler. Satın alınamazlar. Onlarla kimse oynayamaz. Dogmatizme dayalı suni düşmanlıklara girişmeyecekleri gibi kimse onları bu tür hastalıklara sürükleyemez. Milliyetçilik ve fanatik inançlara ihtiyaç duymazlar. Çünkü onlar dinginler, yani kendi içlerinde uyumları vardır.

Umarız son zamanlarda Çamurlu yapılara yatan ve bunlara dayanarak kendince gelişen renkli, renkli olduğu kadar erdemli alevi kültürleşmesine faşizan, inançlara saygısız ve ırkçı AKP’lere peşkeş çekilmeleri hiç bir alevi yer ve geçit vermez. Nasıl da timsah gözyaşlarını döktüklerini hepimiz TV’lerde izledik. Dahası haramzadelerin sofrasında Hz. Hüseyinleri anmak olsa olsa bir düzenbazlık ve sahtekârlıktır. Haramzadelerin sofralarında yemeklemek de olsa olsa aynı haramzadelerle suç ortaklığı olacaktır.
Bizim yöredeki Alevilerde şöyle bir gelenek olduğu söylenirdi; alevi toplumunda ahlaksızlık yapan bir birey bu ahlaksızlığını gidermek için Cem evinde bir nevi özeleştiri anlamına gelen itiraf ve pişmanlık göstermedi mi o birey toplum dışı edilir. Ve evinin önüne üst üste taş koyarlar. Ve alevi toplumunda Dede bu taşları kaldırmadıkça kimse onunla konuşmaz. Bir nevi uygulanan sosyal tecrit oluyor.
Bizde, vampir ve vantuz ağızlı haramzadelerle aynı masada oturan ve onlarla yemekleyen tipleri halkımıza, canlara özeleştiri vermedikçe evlerinin önüne üst üste taş koyalım ve toplumumuza almayalım. Kendi birliğimizi daha da güçlendirelim!
 

 

 

         
 

 

» HPG ANAKARARGAH

» HPG HAKKINDA

» HPG BİM ARŞİV

» MEŞRU SAVUNMA

» GÜNCEL YAZILAR

» GERİLADAN

» ŞEHİTLERİMİZ

» DOSYALAR

» YJA STAR SAYFASI

» DİZİ ARAŞTIRMA

» FOTO GALERİ

» KİTAPLAR

» KLİPLER

» VİDEOLAR

» BAYRAKLAR

» İRTİBAT

 

 

 

 

 

 

 

 
 

HPG (Halk Savunma Güçleri) Resmi Sitesidir.
HPG-BİM tarafından yapılmıştır.

HPG Online © 2003 - 2008 Tüm hakları saklıdır.