|
Yücel Halis
Devlet
arada sırada avukatların İmralı’ya gidip önderlik görüşmesine izin
veriyor. Bakalım önderlik süreci nasıl değerlendiriyor diye, onlarda
merakını böylece gidermiş oluyor. Çünkü önderliğin belirleyiciliğini
onlarda çok iyi biliyorlar.
Önderliğin PKK’ye yönelik eleştirileri her zaman olmuştur, bu
eleştiriler PKK’de zayıflamanın nedeni değil güçlenmenin nedeni
olmuştur. Son görüşmede Barzani-Talabani vurgularının PKK önderliği
çerçevesinde dile gelmesi oldukça çarpıcıdır.
Bazı basın-yayın organlarda bu konu etrafında yapılan
değerlendirmeler oldukça dikkate değerdir. Fakat önderlikten bir şey
anlamadıkları ya da anlamak istedikleri tarzda anladıkları ortaya
çıkmaktadır.
Önderlik koşulları itibariyle pratik önderlik yapamayacağını
defalarca dile getirmiştir. Tutsaklık koşulları pratik
yönlendiriciliğe fırsat tanımamaktadır, dolayısıyla PKK’nin
pratik-taktik önderliği bu boşluğu doldurmak doldurmak durumundadır.
Yetersizlikler bu konuda çıkmakta ve önderliğin eleştirisi de bu
noktada gelişmektedir.
PKK’nin pratik-taktik önderliği kuşkusuz vardır ve işlevini yerine
getirmeye çalışmaktadır. Apocu gelenek PKK’nin özüdür, Apoculuk
önderliğin izinde yürümenin adıdır. Dolayısıyla Apoculaşmak ile
PKK’lileşme eş anlamlıdır. PKK, önderlik gerçeğinin kurumsallaşmış
ifadesidir. Özcesi bir PKK vardır oda Apocu çizginin tam kendisidir.
Kuşkusuz herkesin bir PKK’si vardır ya da yaratmaya çalışıyorlardır
tezi incelemeye değerdir. Bundan kasıt işbirlikçiliğin, ihanetin ta
kendisidir. Apoculuktan her uzaklaşma bunun ifadesidir. Maşallah
PKK’den kulak sallayanlar hayli bol ve herkesin kucağına oturmuş
durumda. ABD-Avrupa-KDP-YNK-Suriye-Türkiye-İsrail vs. her birinin
yeteri miktarda PKK döküntüsü vardır. Bu defolu mallarla PKK
yaratmanın mümkün olmadığını da herkse iyi bilmektedir.
Önderliğin PKK’si zaten onlara göre “Terörist-düşman-bölücü”
olmaktadır. İşbirlikçi-ihanetçi güçler ise kucaklarında
oturmaktadırlar. Yeri gelmişken PKK’den kulak sallayanlar içinde
birkaç şey söylenebilir. Ne de olsa iletişim teknolojisi gelişmiş,
yazıp-çiziyorlar. Sahibinin sesi gibi PKK’ye saldıran bu ucubeler
zaten görevlerini yapıyorlar, kemik yalayıcısı olan bu unsurlar
kontra statüsünde değerlendirilebilir.
“Hangi PKK?” sorusunu soranlar PKK yönetimini de işin içine katmayı
ihmal etmiyorlar, PKK’yi bölme-parçalama stratejisi çerçevesinde tüm
bunlar oluyor. Eh, PKK yönetimi de bu tür oyunlar karşısında epey
tecrübe kazanmış durumda. PKK’de ne yeni Osmanlar, ne yeni Zekiler
çıkabilir, çıksa çıksa karikatür cinsinden olanlar çıkabilir ki
bunlarda her zaman olabilecek şeyler.
PKK için yazıp-çizinler nedense PKK ile direkt temas etmekten
korkuyorlar. Halbuki objektif değerlendirme yapmak için tanımak
gerekiyor. PKK hakkında söylenen-yazılan-çizilen o kadar şey var ki,
bir PKK’li bunları okuduğunda-izlediğinde ne düşünür acaba, bu işe
balıklamasına dalanlar, niye bu yolu denemiyor? Sorsunlar,
öğrensinler, korkmasınlar; evlerinden daha güvenli olacaklardır.
Gelip PKK yöneticileriyle-yapısıyla konuşsunlar, tartışsınlar.
PKK öyle sanıldığı gibi kolay lokma olsaydı yutanı çok olurdu. ABD
bile öncelikli hedef yapmış “Baş düşman, yenilgiye uğratılmalı”
diyor. Demek ki, PKK yenilmemiş, bu kadar net ve açık, PKK dimdik
ayakta. Peki, ne olacak bu işin sonu? “Yendik-ezdik-marjinal ettik”
vb. edebiyatları bayatlamadı mı?
ABD zaten demokratik-barışçıl çözüm istemiyor, o nedenle Türkiye’nin
koltuğuna girip saldırtıyor, hatta bizzat kendisi saldırıyor,
bombalıyor ve tahrik ediyor. Çünkü ABD hangi PKK ile karşı karşıya
olduğunu çok iyi biliyor. Türkiye’deki yazar-çizerler takımı bu
gerçeği de mi anlamıyor? Bu oyunun sonunda ne olacağını göremiyorlar
mı?
Önderliği İmralı’da tutsak ettiren ABD değil mi? PKK yönetimi-yapısı
ABD’yi çok iyi tanıyor, ABD’de onları çok iyi tanıyor. İnsan
düşmanını tanımadı mı nasıl mücadele edebilir? PKK anti-emperyalist
çizgide ve sosyalist kimliğinden onur duyuyor. Ya Türkiye’de
yazar-çizer takımı?
Barzani-Talabani vurguları üzerine yapılan değerlendirmeler
karşısında aşağı-yukarı bunlar söylenebilir. Önderlik
eleştirilerinden doğru sonuçlar böyle çıkarılır ve pratik-taktik
önderlik görevleri net bir şekilde ortaya çıkar. PKK’nin önderlik
çizgisinde direniş ve mücadele yürüyüşü bu çerçevededir.
Önderliğin tutsaklığı sonrasında yaşanan zorlanmalar anlaşılırdır ve
o süreçte yaşanan badireler atlatıldı. Artık PKK’de gelişme-güçlenme
dönemi başlamıştır. Zaten o nedenle “istikrar bozucu” olarak
değerlendiriliyor.
“İstikrar bozan” PKK olduğuna göre “hangi PKK?” sorusu da yanıtını
bulmaktadır.
Balıklamasına dalanlara hatırlatılır… |