|
Seyit Evran
Hayatlarından Başka Bırakacak Bir
Şeyleri Olmayanlara…
Birkaç
gündür bunları sayıklayıp duruyorum. Daha yeni yazmaya fırsat
buldum. Hayatın akışı ve sürüklemesinden ötürü yazmaya fırsat
bulamamıştım. Bazen ben onun içinden bazen de o benim içimden akıp
gidiyor. Sayıklıyorum sayıklamasına ama neden, niçin sayıkladığımı
da bilmiyorum doğrusu.
Bir umut! Belki bir gün birileri duyar diye.
Tıpkı bu halkın yiğit ve cengaver çocuklarının sesini bu gün
duyanlar çıktığı gibi. Çünkü birkaç yıl öncesine kadar bu halkın
yiğit, mert, cesur çocuklarının sesini de kimse duymuyordu.
Şimdi benim sayıklamalarımı sadece su, ay, ateş gibi nesneler
duyuyor. Birde suçlu ve suçsuzlukları olmayan sadece orada duran
yıldızlar duyuyor.
Dedim ya bir umut!
Belki bir gün birileri duyar.
İnsanlar ölmek için doğar, doğmak için ölürler. Bu döngü içersinde
ise o kadar çok şey yaşanır ki…
Basit, sade ve çok güzel oyunlarla ama birçoğu daha oyunlarına
doyamadan büyürler. En kötüsü yürek göçü olan bir dizi göçle
tanışırlar.
Sonucu sadece yıkım olan bir sürü savaşın orta yerinde tüm
acemiliklerine rağmen kendilerini bulurlar. Hep yarım kalırlar. Bir
yanları eksik kalarak yaşarlar. Ve sonunda yarımlıklar toplamı
olarak büyümüş ve yaşama atılmış olurlar. Bu yarımlıklarıyla yaşam
okyanusunda yüzmeye çalışırlar. Kimileri boğulur, kimileri de birçok
şeylerini yitirme pahasına alışarak yaşamayı sürdürür.
Alışmak!
Yani ölmek yada ölmenin diğer adı. İnsanın yapmaması gereken en
büyük hatadır alışmak. Çünkü alışkanlıklar insan hayatının
yönlendiricisi ve yöneticisi olurlar. İstemedikleri birçok şeyi
onlara yaptırırlar.
Ve her şey gibi onlarda bir gün yok olup giderler. Her canlı gibi
onlarda birer birer günü geldiğinde ölüler semtine taşınırlar.
Ama herkes bir şeyler bırakarak gider. Herkes mutlaka bir şey
bırakır.
Kimi büyük bir miktar maddi varlık bırakır. Kimi kat, kimi yat, kimi
şan, şöhret, kimi mal mülk bırakır. Kimileri de cesaret ve
korkularını bırakır.
Kimisi ise sevgisi, mutluluğu, umutlarını, yarınlarını birde
bunların tamamlayıcısı olan yarım gülüşü ile bakışını bırakır. Bu
şekilde çekip gider herkes haberli ya da habersiz.
Bende bir gün çekip gideceğim.
Benim gidişimde bu halkın çocuklarının gidişi gibi olacak.
Yani yüreğimi ve hayatımı bırakıp giderim. Çünkü bizlerin yüreğimiz
ve hayatımızdan başka bırakacak bir şeyimiz yok.
Bizde onları bırakıp gideriz. İçindeki yarımlıklarla…
.
|