Kurdish | Turkish | English | Arabic | Deutsch
 
 
   
 
O rüzgar getirdi seni bana...
30 Ağustos 2006

Sevgili yoldaşım Şehit Nûcan’ın (Cennet Dirlik) anısına...
 

 

O rüzgar getirdi seni bana...
 

gözümden gizlice
bir damla yaş aktı
ağlamadım
biliyordum bu bir vedaydı...

 

Yaşamımız bir ayrılığın güncesi... ve sen benden ayrılırken bu günceyi yazmaya başladım...

 

Tarihte zifiri bir umut olan Kürdistan’ın derin vadilerde yolunu yitirmiş sulara yazdım... Saçlarına kırağı düşmüş mor dağlara... Göçmen kuşların konakladığı ovalara... Adını rüzgâra yazdım bir de... Esintilerini kaybetmiş fırtınaya...

 

O rüzgar getirdi seni bana, on bir yıldan sonra... ve seni gördüm. Gençliğimin ilkçağının gözleriyle gördüğü, ilk tanışmamızda... O yıllarda da böyle miydi buğday tenli cennet yüzün? Alnının serinliği? Kirpiklerinin karası? Parmak uçlarının yumuşaklığı? Saçların? Ki her dokunuşumda nice yaralar açardı kalbimde, yetim kalan yüreğimde...

 

Ve gözlerin?.. Doğa’nın tüm güzelliklerini bir elmas gibi yansıtan ... Gözlerin! Ki karanlığında yerini yurdunu yitirirdi bakışlarım... Ve yüreğim nasıl bir heyecanla çarpardı gözlerinin ışığı gözlerime değince... Ben, nasıl çarpardım kendimi çıkmaz düşlere... Denizlerin tuzuna, gözlerindeki yosun kokusuna ... Gurbetlerin hüznüne... Hüzünlerin sılasına... nasıl çarpardım... Hatırlıyorum, son defa bedenini haritadan silinmiş bir dağ yamacında oturduk, serin bir Temmuz akşamında... Rüzgar vardı, esintisi bambaşka... Başımı omzuna dayardım, ağlardım... Hissederdim yaşamı, heyecanla demlenmiş her nefes alışında... Sana dünyanın bütün şiirlerini okurdum. Senin şiirini okurdum.

 

Gökyüzünün en karanlık gecesinden en aydınlık yıldızını çalardım senin için... O yıldızı kalbinin üzerine koyardım. O yıldızın aydınlığı ile aydınlanırdı senin geçmişin, benim geleceğim... O yıldızın aydınlığı ile sana yaşanmamış sevdalar biçerdim, bana avuçları buz tutmuş karasevdalar... sana sevinçler...

 

... yine bir ayrılık düştü aramıza...

 

Adını rüzgâra yazdım... Esintilerini kaybetmiş fırtınaya... O rüzgâr getirdi seni bana, on bir yıldan sonra... Ve on bir yıldan sonra yine bir ayrılık ateşi düştü aramıza, acımasızca...

 

Oysa bir sonbahar değildi zaman... yabancı değildik ayrılıklara... Acısını tüm çıplaklığıyla iki defa yaşamıştık... İki defa semahlar tarafından ıraklara uğurlanmıştık... acı çektik, ağladık... karar verdik, yemin ettik... yüreğimize işlenmiş ve gerçeğe dönüşmüş bir paslı yaraydı artık ayrılık...

 

Zaman akıp geçti, çevreme baktım... doğanın her gelişmesinde seni bir ayin gibi andım... güneş ışınlarında saçlarını, yıldızlarda bakışını, ay ışında suretini aradım... ve düşlerimde yüreğimin kalbine işleyen o güzel gülüşünü sakladım... ara sıra umudun kanatlarına sarıldım, umutla yaşadım...

 

Şahadetin düşlerimde doğdu

 

Ve Ağustos’tu... Zaman uyumadan şahadetin doğdu düşlerime... uyandım... zaman akıp geçti, inanamadım... hayatı tanıyamadım... yüreğinde eksilen her hayat damlası, gözlerimde artık bir gözyaşı... çevreme baktım... doğanın her gelişmesi ürküttü beni... ıssız topraklar, kurşunlanmış bulutlar ve çıplak ağaçlar...

 

hepsi ürküttü beni, düşlerimi... ardından ıraklara daldım... uzaklarda ağlayan bir kenti gördüm... kutsal bir kitabın yırtılmış sayfalarına benzeyen bir kalabalık, bir halkı izledim... keder verici olaylar gördüm... umutlu melekleri’yle zalim şeytanları savaşmaktaydılar... kan gördüm, acıyı duydum ... Senin düşlerin ve bedenin aralarında kalmıştı... kenti izledim yeniden, masalları hayal eden bir çocuk gibi... Uzaklarda senin için yas tutan güzel halkımın acılarımıza ağlamakta olduğunu gördüm... Duygulandım, gururlandım... ve şahadetinin önünde kalbinin üzerine koyduğum yıldızlara bir kez daha boyun eğdim...

 

Ah, benim geçmişimin hatırasından hatırıma bir daha gelen sevgili yoldaşım... Seni kalbimin hangi kuytusunda saklamalıyım şimdi? Seni hangi vadilerin rüzgârına yazmalıyım? Hangi patikaların izine işlemeliyim? Hangi rüzgârların elvedasına? Biliyorum yoldaşım, şimdi çok uzaklardasın... sana dokunmayacak ama hissedecek kadar... ya destanlara geçmiş meçhul bir ovada ya da umudu haritadan silinmiş bir Kürdistan coğrafyasında... Belki de benden habersiz ortak düşlerimizin eceli olan kara topraklarda... Biliyorum yoldaşım, şimdi benden çok uzaklardasın...

 

Zaman geçiyor ve ayrılıyoruz seninle... Ülkemde kaç mevsim geçse de, bekleyeceğim seni içimde yaşayan yine “sen”le... Ve unutma sevgili yoldaşım, adını rüzgâra yazdım... Esintilerini kaybetmiş fırtınaya... O rüzgâr getirdi seni bana, on bir yıldan sonra... Ve on bir yıldan sonra o rüzgârın esintisine kapılacağım, saracağım kendimi sana, sonsuzluğa...

 

Yerin “Cennet” olsun...

Seni her zaman kalbimin doğusunda yaşatacağım...

Ve seveceğim sonsuza dek...

 

Mücadele yoldaşın ve arkadaşın

Şoreş Toprak

 

Ey Cennet’im,

Bir sabah uyanır mıyım yeniden,

asırlardır hür

kalan bağrında?

İyileşir mi söyle,

Beşiri’de kartalların

yağmaladığı

göğsün avucumda?

Çalınır mı yeniden

şarkılarımız dağlarda?

Işıldar mı yine gümüş

kaman gün ışığında?

Gülümser mi

yine anasız çocuklar,

başları okşandığında?

Veya kırmızı bir bilye

kazandığında

Sokak arasında oynanan bir çocuk oyununda?”

Söyle ne kadar uzağa varır yolun, sevdan

bende durdukça?

Nereye gidersin

ey Cennet’im,

atını sürüp uzaklara?

Dönüp gelir misin yine, yeryüzüne çıkıp

Sevdamızı yıllardır bir giz olarak sakladığımız

Nurhak dağlarına...

Bu yüzden

bekliyorum seni,

Dört mevsimlik

bir umutla...

Omzunda mevsim dönen kahramanın masalında,

zulme başkaldıran

savaşçılarda,

Sevdalı genç

kızların aşklarında, Bu yüzden bekliyorum

seni hala,

hüzün çalan şarkılarda,

Ve cephe gerisinde yazılmış,

hasret taşıyan bir mektupta...

 

 

*Batman’ın Beşiri İlçesi kırsalında Türk ordusu tarafından yürütülen operasyon sonucu yaşamını yitiren 7 HPG’liden Nûcan Nurhak (Cennet Dirlik-1973), 1 Eylül 2005’te Nurhak dağlarının etekleri olan Maraş’ın Pazarcık ilçesine bağlı Karadoğanlı köyünde toprağa verildi.

 
 
         
   
Main Menu
ANASAYFA
GÜNCEL YAZILAR
GERİLLA'NIN YÜREĞİNDEN
ŞEHİTLERİMİZ
HPG
YJA - STAR
GERİLLA FORUM
PARASTİNA GEL
STAR
GERİLLA RESİMLERİ
KİTAPLAR
GERİLLA VİDEO
İRTİBAT
ARŞİV
HPG BAYRAĞI
YJA - STAR BAYRAĞI

WEB LİNKS

 

 

KONGRA-GEL

 

 

 

 

 
 
 
HPG (Halk Savunma Güçleri) Resmi Sitesidir.
HPG-BİM tarafından yapılmıştır.
HPG Online © 2003 - 2006 Tüm hakları saklıdır.