Kurdish | Turkish | English | Arabic | Deutsch
 
 
   
 
Bir Gerillanın Cudi’ye Seslenişi!
12 Ağustos 2006

Beritan CUDİ

 

Bir Gerillanın Cudi’ye Seslenişi!

 

 Ben gerçekte yaşadığımı ilk sende duyumsadım. İlk sevinçlerimi ve ilk heyecanlarımı sende tattım. Beni ben yapan ilk suallerimi ve ilk yargılarımı da sende buldum. Her şeyi sende sordum sende yanıtladım. Sende kapıldım, kararlılığın havasındaki insani endişelere. Sende bağırdım, beni boğazlayan o acılarla. Önceleri de vardı bu duygular, bu hisleri öncede görmüştüm. Ama tüm o gülüşler çölde serap görmenin kandırmacısıydı. Ve hüzünler ve ağlayışlar, bir kuruntunun karabasanıydı. Öğrendim ki senin üzerindeyken beni hep terk etmeyen, kanımda dolaşan, canıma can katan yeni bir duyguyla hayata yöneliyordum.
Ne yaptığımı bilerekten yaşadım. Belki de gerçek yaşamla tanışmanın verdiği anlamla yüklü bir gülüş, bir çığlıktı sende kopardığım. Ondandır ki kendimi sende buldum. Onca yıldır aradığım beni, benliğimi. Ve acımı yutkunduğumda sende mayaladım çiçeklenen sevgime…
Bazen olur günlerce uçurumlarını arşınlarken ayak direten o yorgunluğu hedef uğruna bedenlerimizde unuttururduk. Bazen uykusuzluğa karşı dirençle başımızı soğuk namluya koyup ta pusularda beklerdik. Bazen de aç, susuz koynuna sığınırken ot kaynatıp dağ keçilerinin peşinde koştururduk. O zamanlar yaşamın pençelerinde öyle savaşırdık.
Gün geldi bir parça naylon çadır altındaki közler başında toplanan yoldaşların sıcak sohbetleriyle dışardan hücum eden onca soğuğu alt etmenin keyfine varırdık. Ve orada irade bu zorlukların örsünde dövülerek çelikleşirdi. Kendime olan güvenim olgunlaşırken, tüm sinmişliğim sende hiddetlendi. Sonranda öncü oldum. Hani o yitik kadının kedine güvenen ilk yol alışı. Özgürlüğünü, özgürlüğümüz kutsayaraktan ilerledim. Tüm bunların ortak varoşunda fedailiğin o eşsiz ruhundaki arılanmış bereketiyle sıramı bekledim sabırsızlıkla.
Gökdelenin sırrına ulaşma hasretiyle kavruldum. Yandım. Kül oldum. Kendimi yeniden yaratmak için küllerimle savruldum. Hem de kutsal Safine yakınlarında. Hani yer yüzü sular basmış iken Nebi Nuh’un tufandan sonra karaya ilk ulaştığı yer. Yani insanlığın kurtuluş zirvesi. Safine’ye dönük yüzümde saçlarım rüzgarda savrulurken bedenim çıplak yükseltindeki göklerinde yıkandı. İşte tam o zaman Lawkê Ğerip ile aramda bir dostluk örüldü. Yada bir yol arkadaşlığı. O ideallerine ulaşma istemiyle yanıp tutuşan bir derviş ben gerçeğin peşine takılmış anın gemisiyle aşkın yüzüne yol alan bir arayışçı. Ve gönül gönüle çıldırasıya aradık. Aradıkta aradık. Bir gün değil, bir ay değil, bir yıl değil. Uyudum da bir sonsuzluğu yaşadım Cudi düşlerinde. İşte tam sonsuzluğun uzantısına dalar iken o düşlerimin ortasında bir kabusla irkildim. Yer yüzünde sandığımız o bedenimizin gafletiyle bin yıllar öncesinden suya basılmış buraların girdaplarında boğulduğum his ettim. Bir 15 Şubat karanlığında bu girdapta boğuluyordum. Taa ki yüreğimi, benliğimi, tüm varlığımı sandal yapıp Safine eyleyip İmralı’ya yol alana dek. Güneşin engin merhameti ışığında yürüdükte yürüdük.
Sonra başka bir gün geldi. Bu sefer üzerinde barış kanatlarıyla uçuşmak için aramıza belli mesafeler ve mekanlar girmesi gerektiği söylendi. Ve senden ayrılırken güzelliğini çepeçevre sarsın diye taşkınlaşan ruhumu Hêzil Suyuna salıverdim. Bin yıllar süren kutsallığına bu sefer insanlık adına adaklar adansın diye o gizlediğim çığlığımı havana bıraktım. Diyardan diyara duyulması için. Hani yıkılmış köyler pahasına halkımın asiliğini, o yıkıntılarda bulurken yurtseverliğimi, harabelerinde tazelemiştim ya; İşte oraya da yaşlarla ıslanmış kağıtlarımı ve tutukluk yapan kalemimi bırakmıştım. Ve son el sallayışında hala duran gönlüm, zılgıtın en içtenlisini söküverdi. Hepte o güzelim şehitler uğrunaydı. Havarlarla, ağıtlarla çekilen o zılgıt onun içindi. Ve o bıraktıklarımı yüreğimde sakladım. Artık onlarla birlikte yol alıyordum. Halil’in avucunda yar eylediği bombasında, o cennet sadeliğindeki çocuksu yüzünde öldürülen erkekliğin hoş görülülüğünü okumuştum. İşte o yüzü kadının asırlık yüzüyle buluşturaraktan yol aldım. Berçem ile Ferhat’ın ‘arkedaş’ diyen yüreğindeki temiz dünyayı da el ele vererekten yürüdük. Taa ki Hamzaların öncü direnişçiliğinde ihaneti yere çalan aşka varana dek. Ve önümüze bentler çıkıpta coşkunca akamayınca Tekoşin’in savaşta pişmiş öncülüğüne el uzattım. Sosin’in yol gösteren derin bilgeliğinin erdeminde yürüdüm. Şervince gülümseyip Agiriyle hırslandım. Ve halende onlarla yürüyoruz. Taa ki yüreğimizi benliğimizi, tüm varlığımızı sandal yapıp Safine eyleyip İmralı’ya yol alana dek. Anın gemisi yeni yeryüzüne aşkın, yüzüne varana dek. Güneşin engin merhameti ışığında yürüdükte yürüdük…
 

Beritan CUDİ

 
 
         
   
Main Menu
ANASAYFA
GÜNCEL YAZILAR
GERİLLA'NIN YÜREĞİNDEN
ŞEHİTLERİMİZ
HPG
YJA - STAR
GERİLLA FORUM
PARASTİNA GEL
STAR
GERİLLA RESİMLERİ
KİTAPLAR
GERİLLA VİDEO
İRTİBAT
ARŞİV
HPG BAYRAĞI
YJA - STAR BAYRAĞI

WEB LİNKS

 

 

KONGRA-GEL

 

 

 

 

 
 
 
HPG (Halk Savunma Güçleri) Resmi Sitesidir.
HPG-BİM tarafından yapılmıştır.
HPG Online © 2003 - 2006 Tüm hakları saklıdır.