|
Sevmedikçe
Sevilmiyor,
Yapmadıkça Var
Olmuyorsun
Ulaş RODAN
Belki de bir daha hiç karşılaşamayacağım arkadaşımdan
sloganımı aldım; “gerilla yürümektir” Dakikaların ve saatlerin sözü
bile edilmiyordu. Elbise, ayakkabı, insanlar, mekan ve yapacaklarım…
hepsi farklı. Ondan bir haber de alsam, bu yeni dünyama acemi bir
fizik ve boşalttığım beynimle yürüdüm. İlk ulaştığım yerde, çay
içerek sohbet eden bir grup arkadaş bizi karşıladı. Ne arkadaşlar
bana geldiğim yeri sordu, ne de ben geldiğim yer ile dağları
karşılaştırdım. Onlar hatırımı ve sağlığımı sordu, ben de bu dağlara
nasıl alışabileceğimi. Barınacak, ihtiyaç giderecek, kapalı kutular
aramadığım için belki bir nebze şanslı hissettim kendimi.
Doğallığına bırakınca zorlanmadım. Ama şekillere alıştırılmış beyin
ve gözlerin aniden doğayla karşılaşması soru işaretlerini
çoğaltıyordu.
Silahını temizliyorsun savaşıyorsun, saatler süren
bir görev sonrası erzakını getirip, kendin yapıp kendin yiyorsun,
elbiselerini kendin yıkıyorsun, ihtiyaç eşyalarını sırtında
taşıyarak koruyorsun. Her şeyde sen olduğun için bağlanıyorsun,
yaşama ter ve kan akıttığın için sahipleniyorsun. Özcesi
sevmedikçe sevilmiyor, yapmadıkça var
olmuyorsun.
Örneğin tek başıma korunabileceğim malzemeler temin
edilmişti belki ama, doğanın ve savaşın getirdiği zorlukların
büyüklüğüne karşı, başkalarıyla sırt sırta vererek, yürekleri
birleştirerek cevap verileceğini öğrenmek fazla zaman almamıştı.
Başta her şey geçici ve yapılması gerekenler olarak
geliyor. Ama bu kadar emeğin ve inancın harmanlandığı yerde basitlik
hayat bulamıyor. Uzun soluklu bir mücadele için sarsılmaz bir yaşama
sahip olmamız gerektiğini anlıyorsun.
Sadece dağlarda böyle bir disiplin olduğunu
sanıyordum. Askerlik mesleği olduğu için, canına kast eden düşmanlar
olduğu için böyle yaşamamız gerektiğini düşünüyordum.
Sonradan farkına vardım ki direnmek yaşamaktır
demek, mücadelesiz yaşam ölümden beterdir demek, bizim felsefemizin
ve kültürümüzün temel taşlarındanmış.
Mekan neresi olursa olsun PKK yaşamını özümsemiş her
insanın aynı ölçülerde yaşamını sürdürdüğünü öğrendim. Dünyanın her
bir yerinde kültürümüzün ve istemlerimizin haklılığına inanmış
insanlar bizi yaşıyorlar.
Dağlarda böylesine kendi kültürünü yaratmış ve onun
tekrarından bıkmadan yaşamasını öğrenmiş bir topluluğun olacağını
düşünemezdim. Sadece elinde silah ve düşmanına karşı savaşan bir
nitelendirme, sanki her şeye cevabını veriyormuş gibi nedense diğer
soruları soramıyordum. Ama öyle değildi. Gerillanın gizemi ve
çekiciliği, bunun yanında yenilmezliği ve dirayeti, bütün
gerçeklerin üstüne üstüne gidiyordu. Öğrenilecek çok şey vardı
muhakkak. Ama hiç aceleye gerek yoktu. O insanı sarmalayan kültür ve
özgüveni oluşturan atmosfer zaten yavaşça üzerimde etkisini
yaratacaktı.
Şekilleri, ezberciliği ve sıradanlığı bırakarak start
vermem gerekecekti. Çünkü onlara yer yoktu. Çünkü PKK bir inanç ve
ruh hareketiydi.
Ulaş Rodan
|