|
Savaşın ve
tarihin izinde bir Güney Kürdistan yolculuğu…
Seyit EVRAN / Laşer TEKOŞİN
Yol Notları….İzlenimler….
Her mekanda bir hikaye saklı
Tasarladıklarımızı
gerçekleştirmek, güzel ve Kürt özgürlük hareketi açısından tarihi
önemi olan yerleri görmek için akşama doğru bulunduğumuz kamptan
ayrıldık. Tabii günün yorgunluğunu kamp yeri olarak seçtikleri su
kenarında dinlenerek ve akan çayda duş alarak geçirdikten sonra yola
çıktık. Yine yıkık, boşaltılmış köyler, yakılmış ormanlar arasından
ve bu kez biraz daha net görünen Türk ordu güçleri tarafından
tutulan tepelerin ışıklarının altından geçerek yürüyorduk. Metina’ya
vardığımızda geri dönüş için hazırlanmakta olan bazı köylerde yeni
yapılmış kiliseler gördük. Sorduğumuzda ise Saddam döneminde
kiliseleriyle birlikte yakılıp boşaltılan Asuri köylerinin yeniden
dönmeye hazırlandığını öğrendik.
Metina
isminin nereden geldiğini merak ediyoruz. Altığımız cevap ise çok
eskiden beri kullanılan bir isim olduğu Metina isminin de bir aşk
hikayesinden sonra kullanılmaya başladığıydı. Aynı zamanda Kürt
müziğinin klasik bir parçasına da konu olan Lavkê Metini adında
biri, civarda bir kıza aşık olmuş. Gözleri aşık olduğu kızdan başka
bir şey görmüyormuş. Bütün uğraş ve çabalarına rağmen kız Asuri
olduğundan kendisine vermiyorlar. Törelerden dolayı çocuğun ailesi
de gidip istememiş. Aşık olduğu kızla bir araya gelemeyeceğini
anlayan Lawkê Metini şu an Metina diye bilinen sarp kayalıklı, asi
uçurumlarla dolu dağın zirvesinden kendisini bırakarak intihar
etmiş. Aşık gencin intiharından sonra yörede Lawkê Metini parçası
söylenmeye başlanmış ve o gün bu gündür burası da Metina diye
anılmaya başladığını öğreniyoruz.
Gerilla kampına
geçmek için tepeye tırmanıyoruz. Öğlene doğru kampa ulaştık. Kamp
komutanlarından Ali Kiçi adındaki gerilla komutanı bizi karşıladı.
Yorgunluğumuz gidermek için dinlenebileceğimiz bir yer gösterdi ve
dinlendikten sonra çalışmalarımız konusunda görüşebileceğimizi,
ellerinden elen desteği sunacaklarını söyledi.
Gerillada sarmanın tadı başkadır!
Kadın gerillalarla
biraz sohbet ettikten sonra gerilla şehitliğine gitmek için kalkmak
isterken bizi akşam yemeği için sarma yemeye davet ettiler. Kadın
gerillaların kıt imkanlarına rağmen tamamen doğadan yararlanarak
yaptıkları sarma yemeği davetlerini kabul ederek şehitliğe gittik.
75 gerilla mezarının bulunduğu şehitliğe vardığımızda gerillanın
yaratıcılığına tanık olduk. Dağların ortasında silah arkadaşlarına
yaptıkları muazzam ve kutsal yer olarak gördükleri şehitliğin
güzelliği, düzeni bizi etkiledi. Şehitlikte gördüğümüz manzara
gerillanın şehitlere, yoldaşlığa ne kadar bağlı olduğunun
manzarasıydı. Şehitlikten biraz ilerdeki çeşmeye piknik yapmak için
gelen köylülerin yanına gittik.
Eski Peşmerge ilk çatışmaları anlattı
Piknik
yapmak için çeşme başına gelen ve köylü sanarak yanına
gittiklerimizin arasında biri eski İran Komünist Partisi peşmergesi
çıktı. Amediye kasabasından ve adı Macit Ahmet 1981 yılından ‘91
yılına kadar Komünist Parti’ye peşmergelik yapmış. Macit Ahmet
gerillanın ilk alana gelişi ile aralarında yaşanan çatışma ve
çatışmanın nedenlerini bize şu şekilde anlattı, “Sindê alanında ‘84
yılında gerillalarla aramızda bir çatışma çıktı. Bu çatışmaya
KDP’nin, gerillanın alanda sürdürdüğü siyasi faaliyetler sonucu
etkimizin kırılacağı, bunun bizi daraltacağı propagandaları neden
oldu. Bizden o çatışmadaiki peşmerge şehit düştü üçü de yaralandı. O
zaman bu alandaki sorumlularımız Toma Tomas ile Kerim Ahmet’ti.
KDP’nin alan sorumlusu da Dr. Cengiz’di.” Eski peşmergenin
anlatımlarından sonra onlardan ayrılarak kampa geri döndük.
Kaldıkları yer
yolumuzun üzerinde olan kadın gerillaların sarma yemek için bizi
beklediklerini gördük. Kadın gerillaların hazırladıkları,
parmaklarımızı bize yedirtecek güzellikteki sarma yemeğimizi yedik.
Yemekte kadın gerillaların kendi aralarındaki sohbetlerine tanık
olduk. Sohbetleri genellikle uluslar arası, Türkiye ve
Kürdistan’daki gelişmeler üzerineydi. Bunun yanı sıra gösterilecek
yaklaşımlara göre Kürt özgürlük hareketinin içine gireceği tutum
tahmin edilmeye çalışıyordu. Bir de Kürdistan Demokratik
Konfederalizm Önderi Abdullah Öcalan’ın yaşam koşullarına sık sık
vurgu yapılıp, kendisine gösterilecek yaklaşıma göre özgürlük
hareketi ile gerillalarının tutumunun netleşeceği noktalarını dile
getiriyorlardı. Bu tür siyasi sohbetlerin yanı sıra birbirlerine
takılma biçiminde olan konularda tartışılmıyor değildi. Örneğin
mevsimi olmasından ötürü bağ bahçe sohbetleri ve tartışmaları da
başını alıp gidiyordu. Ve en çok konuşulup gülme konusu yapılan şey
ise bu yıl tarımcılığa kadın gerillaların görevlendirilmiş
olmasıydı. Güzel yemek ve en az yemek kadar güzel olan bu
sohbetlerden sonra gerilla komutanı Ali Kiçi’nin yanına gittik.
Arazide arkadaşlarımızın mezarlarını
aradık…
Ali Kiçi’yle
şehitlik hakkında, şehitlikte kaç gerilla mezarının bulunduğu,
cenazeleri nerede buldukları ve Metina hakkında konuşmaya başladık.
Kiçi şehitliğin
yapılmasında yeni eski her gerillanın isteyerek ve gönüllü
çalıştığını, şehitlik yapımı dendiğinde gerillada akan suların
durduğunu hüzünlü bir yüz ifadesiyle anlatarak şunları söyledi, “Şu
an şehitlikte 75 gerilla arkadaşımızın mezarı var. Buralarda bunun
iki-üç katı kadar arkadaşlarımızın mezarı var. Hala onları arıyoruz.
Tek tek kayanın, ağacın, orman içlerini ellerimizde kazma küreklerle
arkadaşlarımızın mezarlarını aradık bir süre. Hala aramaya devam
ediyoruz. Sadece buralarda değil. İki-üç gün süren yolculuklarla
gidip arkadaşlarımızın mezarını bulup cenazelerini alıp getirdiğimiz
oldu. Onların mezarlarını ararken daha farklı mezarlarla da
karşılaştık. Töre cinayeti sonucu öldürülen birkaç kadın mezarını
bulduk. O kadınlara ait olduğunu üzerlerindeki elbiselerinden
anladık. Çünkü bize göre töre buradakilere göre ise namus cinayeti
sonucu öldürülen kadınlar yıkanmadan giysileriyle birlikte bir
çukura atılır gibi gömülüyorlar. Bir de bir Türk askerinin mezarını
bulduk. Hala botları ayağındaydı. Onu da alıp getirdik. Yani çok
tuhaf bir şey, ama onu da gerilla arkadaşlarımızın bulunduğu yere
yakın bir yerde gömdük.”
1991 yılına kadar
Irak rejimi ile Saddam Hüseyin’in askerlerinin elinde olan Metina’ya
daha sonra KDP peşmergeleri ile bazı yerlerini gerillalar geçici
olarak kullanmaya başlamış.
Ali Kiçi ile sohbetin tadına doyum
olmuyor…
1985
yılından bu yana Kürdistan dağlarında gerillacılık yapan gerilla
komutanı ile Ali Kiçi’nin sohbetine doyum olmuyor. Bu yüzden onunla
olan sohbetimizi uzattıkça uzatıyoruz. Onunla tarihten, anılarından,
savaştan güzel, zorlu ve acılı günlerinden konuşuyoruz. Anıları
tazeleniyor. Yanında yaşamını yitiren gerilla arkadaşlarını derin
bir iç çekişle anıyor. Eski-yeni gerillacılık yaptığı alanlardan
özlemle söz ediyor ve yeniden orda olma istemini dile getiriyor.
Kürdistan’ın
dağları ile kanla sulanmış kutsal topraklarının her karışında kan
döktüğünü hüzünlü ve acı dolu bir yüz ifadesi ile anlatan Kiçi
şunları söylüyor, “Karış karış ter ve kan döktüm. Acı çektim. Her
yerde arkadaşlarım şehit düştü. O yüzden geçtiğim her yeri adım adım
bilirim. Unutmam. Her yerde bir anım var ve orada benden bir parça
kalmış. Savaş yıkım ve kirlenmektir. Savaş insanlık için büyük bir
acıdır. Geleceğin karartılmasıdır. Ama vazgeçilmez bir sanat olarak
görülüyor. Biz Kürtlere de bundan başka açık kapı bırakılmamış. O
yüzden bu kapıdan geçmek zorundayız. Yoksa savaşı çok sevdiğimiz
için savaşmıyoruz. Ama önemli olan her şeye rağmen insanın kendine
ve sözünü ihanet etmemesidir. Birçok gerçek ve doğrumuz toprağa
gömüldü. Her biri coğrafyamızın ayrı bir parçasında kaldı. Ben hala
eski hayallerimle yaşıyor ve yürüyorum. Yürümeye de devam edeceğim.”
Kampı sevindiren sürpriz ziyaret…
Ali Kiçi ile
sohbetimize devam ederken kampa bir misafirin geleceğini söylediler.
Kiçi kamptaki gerillaları gelecek misafiri karşılamak için topladı.
Kampta bulunan gerillalar on dakika içinde içtima durumuna geçin
gelecek misafiri beklemeye başladılar. Çok geçmeden misafir geldi.
Gelen misafir Avrupa’da karşılaştığı uygulamalardan sonra yeniden
dağa, gerilla ortamına dönen Nuriye Kespir’di. Kespir kendisini
bekleyen gerillalar tokalaştıktan sonra kısa bir konuşma yaptı.
Konuşmasına dağa yeniden dönüşüne duyduğu büyük mutluluğa vurgu
yaparak başlayan Kespir şunları söyledi, “Şu an yeni katılmış yani
gerillaya gelmiş gibiyim. Bir daha bu topraklara ulaşacağımı
sanmıyordum.
Ve bir gün gelip bu toprakları öpeceğimi hiç düşünmemiştim. Biz
kadın gerillalar ilk kampımızı şu an bulunduğumuz yerde kurduk. İlk
toplantımız burada oldu. İlk kongremizi 11 yıl önce burada yaptık. O
yüzden mutluluğum anlatılamayacak kadar büyük.”
Nuriye Kespir ve
yanındakiler biraz dinlendikten sonra akşama doğru gerillanın ilk
mekanlarından olan Haftanin taraflarına gideceklerini söyleyince,
aynı yöne gideceğimiz için onlarla gitmek istediğimizi söyledik.
Onlarla gitmek istememizin nedeni Nuriye Kespir’in daha önce
gerillacılık yaptığı Haftanin alanlarına ilişkin anılarını
dinlemekti. Ayarladıkları gibi havanın kararmasıyla yola çıktık.
Zamanın durduğu an…
Bu alandaki
gerillalarda saat hesabı yok. Zap'tan Metina’ya doğru giderken bir
gecelik yol dediler. Metina’dan, 1982 yılından beri gerilla
tarafından kullanılan Haftanin’e gitmek için yürüyeceğimiz yola ise
iki gecelik yol dediler.
Burada
yürüyüş için saat yerine gece ve gündüz kavramı kullanılıyor.
Haftanin’e girişte yanımızdaki eski ve yıllarını bu alanda geçiren
gerilla “iyi bakın buraya yer yüzündeki cennette geldiniz” diyerek
Haftanin’in güzelliğini anlatmaya çalıştı. Bir gün Haftanin’in
girişinde kalarak güzelliklerini görmeye ve gezmeye çalıştık.
Birinci Bölüm <<< | >>>>
Devam Edecek
|