Kurdish | Turkish | English | Arabic | Deutsch
 
 
   
 
Savaşın ve tarihin izinde bir Güney Kürdistan yolculuğu (2)
 

Savaşın ve tarihin izinde bir Güney Kürdistan yolculuğu…


Seyit EVRAN / Laşer TEKOŞİN


 Yol Notları….İzlenimler….
 
Her mekanda bir hikaye saklı
 

 Tasarladıklarımızı gerçekleştirmek, güzel ve Kürt özgürlük hareketi açısından tarihi önemi olan yerleri görmek için akşama doğru bulunduğumuz kamptan ayrıldık. Tabii günün yorgunluğunu kamp yeri olarak seçtikleri su kenarında dinlenerek ve akan çayda duş alarak geçirdikten sonra yola çıktık. Yine yıkık, boşaltılmış köyler, yakılmış ormanlar arasından ve bu kez biraz daha net görünen Türk ordu güçleri tarafından tutulan tepelerin ışıklarının altından geçerek yürüyorduk. Metina’ya vardığımızda geri dönüş için hazırlanmakta olan bazı köylerde yeni yapılmış kiliseler gördük. Sorduğumuzda ise Saddam döneminde kiliseleriyle birlikte yakılıp boşaltılan Asuri köylerinin yeniden dönmeye hazırlandığını öğrendik.

Metina isminin nereden geldiğini merak ediyoruz. Altığımız cevap ise çok eskiden beri kullanılan bir isim olduğu Metina isminin de bir aşk hikayesinden sonra kullanılmaya başladığıydı. Aynı zamanda Kürt müziğinin klasik bir parçasına da konu olan Lavkê Metini adında biri, civarda bir kıza aşık olmuş. Gözleri aşık olduğu kızdan başka bir şey görmüyormuş. Bütün uğraş ve çabalarına rağmen kız Asuri olduğundan kendisine vermiyorlar. Törelerden dolayı çocuğun ailesi de gidip istememiş. Aşık olduğu kızla bir araya gelemeyeceğini anlayan Lawkê Metini şu an Metina diye bilinen sarp kayalıklı, asi uçurumlarla dolu dağın zirvesinden kendisini bırakarak intihar etmiş. Aşık gencin intiharından sonra yörede Lawkê Metini parçası söylenmeye başlanmış ve o gün bu gündür burası da Metina diye anılmaya başladığını öğreniyoruz.

Gerilla kampına geçmek için tepeye tırmanıyoruz. Öğlene doğru kampa ulaştık. Kamp komutanlarından Ali Kiçi adındaki gerilla komutanı bizi karşıladı. Yorgunluğumuz gidermek için dinlenebileceğimiz bir yer gösterdi ve dinlendikten sonra çalışmalarımız konusunda görüşebileceğimizi, ellerinden elen desteği sunacaklarını söyledi.

 

Gerillada sarmanın tadı başkadır!

 

Kadın gerillalarla biraz sohbet ettikten sonra gerilla şehitliğine gitmek için kalkmak isterken bizi akşam yemeği için sarma yemeye davet ettiler. Kadın gerillaların kıt imkanlarına rağmen tamamen doğadan yararlanarak yaptıkları sarma yemeği davetlerini kabul ederek şehitliğe gittik. 75 gerilla mezarının bulunduğu şehitliğe vardığımızda gerillanın yaratıcılığına tanık olduk. Dağların ortasında silah arkadaşlarına yaptıkları muazzam ve kutsal yer olarak gördükleri şehitliğin güzelliği, düzeni bizi etkiledi. Şehitlikte gördüğümüz manzara gerillanın şehitlere, yoldaşlığa ne kadar bağlı olduğunun manzarasıydı. Şehitlikten biraz ilerdeki çeşmeye piknik yapmak için gelen köylülerin yanına gittik.

 

Eski Peşmerge ilk çatışmaları anlattı

 

Piknik yapmak için çeşme başına gelen ve köylü sanarak yanına gittiklerimizin arasında biri eski İran Komünist Partisi peşmergesi çıktı. Amediye kasabasından ve adı Macit Ahmet 1981 yılından ‘91 yılına kadar Komünist Parti’ye peşmergelik yapmış. Macit Ahmet gerillanın ilk alana gelişi ile aralarında yaşanan çatışma ve çatışmanın nedenlerini bize şu şekilde anlattı, “Sindê alanında ‘84 yılında gerillalarla aramızda bir çatışma çıktı. Bu çatışmaya KDP’nin, gerillanın alanda sürdürdüğü siyasi faaliyetler sonucu etkimizin kırılacağı, bunun bizi daraltacağı propagandaları neden oldu. Bizden o çatışmadaiki peşmerge şehit düştü üçü de yaralandı. O zaman bu alandaki sorumlularımız Toma Tomas ile Kerim Ahmet’ti. KDP’nin alan sorumlusu da Dr. Cengiz’di.” Eski peşmergenin anlatımlarından sonra onlardan ayrılarak kampa geri döndük.

Kaldıkları yer yolumuzun üzerinde olan kadın gerillaların sarma yemek için bizi beklediklerini gördük. Kadın gerillaların hazırladıkları, parmaklarımızı bize yedirtecek güzellikteki sarma yemeğimizi yedik. Yemekte kadın gerillaların kendi aralarındaki sohbetlerine tanık olduk. Sohbetleri genellikle uluslar arası, Türkiye ve Kürdistan’daki gelişmeler üzerineydi. Bunun yanı sıra gösterilecek yaklaşımlara göre Kürt özgürlük hareketinin içine gireceği tutum tahmin edilmeye çalışıyordu. Bir de Kürdistan Demokratik Konfederalizm Önderi Abdullah Öcalan’ın yaşam koşullarına sık sık vurgu yapılıp, kendisine gösterilecek yaklaşıma göre özgürlük hareketi ile gerillalarının tutumunun netleşeceği noktalarını dile getiriyorlardı. Bu tür siyasi sohbetlerin yanı sıra birbirlerine takılma biçiminde olan konularda tartışılmıyor değildi. Örneğin mevsimi olmasından ötürü bağ bahçe sohbetleri ve tartışmaları da başını alıp gidiyordu. Ve en çok konuşulup gülme konusu yapılan şey ise bu yıl tarımcılığa kadın gerillaların görevlendirilmiş olmasıydı. Güzel yemek ve en az yemek kadar güzel olan bu sohbetlerden sonra gerilla komutanı Ali Kiçi’nin yanına gittik.

 

Arazide arkadaşlarımızın mezarlarını aradık…

 

Ali Kiçi’yle şehitlik hakkında, şehitlikte kaç gerilla mezarının bulunduğu, cenazeleri nerede buldukları ve Metina hakkında konuşmaya başladık.

Kiçi şehitliğin yapılmasında yeni eski her gerillanın isteyerek ve gönüllü çalıştığını, şehitlik yapımı dendiğinde gerillada akan suların durduğunu hüzünlü bir yüz ifadesiyle anlatarak şunları söyledi, “Şu an şehitlikte 75 gerilla arkadaşımızın mezarı var. Buralarda bunun iki-üç katı kadar arkadaşlarımızın mezarı var. Hala onları arıyoruz. Tek tek kayanın, ağacın, orman içlerini ellerimizde kazma küreklerle arkadaşlarımızın mezarlarını aradık bir süre. Hala aramaya devam ediyoruz. Sadece buralarda değil. İki-üç gün süren yolculuklarla gidip arkadaşlarımızın mezarını bulup cenazelerini alıp getirdiğimiz oldu. Onların mezarlarını ararken daha farklı mezarlarla da karşılaştık. Töre cinayeti sonucu öldürülen birkaç kadın mezarını bulduk. O kadınlara ait olduğunu üzerlerindeki elbiselerinden anladık. Çünkü bize göre töre buradakilere göre ise namus cinayeti sonucu öldürülen kadınlar yıkanmadan giysileriyle birlikte bir çukura atılır gibi gömülüyorlar. Bir de bir Türk askerinin mezarını bulduk. Hala botları ayağındaydı. Onu da alıp getirdik. Yani çok tuhaf bir şey, ama onu da gerilla arkadaşlarımızın bulunduğu yere yakın bir yerde gömdük.”

1991 yılına kadar Irak rejimi ile Saddam Hüseyin’in askerlerinin elinde olan Metina’ya daha sonra KDP peşmergeleri ile bazı yerlerini gerillalar geçici olarak kullanmaya başlamış.

 

Ali Kiçi ile sohbetin tadına doyum olmuyor…

 

1985 yılından bu yana Kürdistan dağlarında gerillacılık yapan gerilla komutanı ile Ali Kiçi’nin sohbetine doyum olmuyor. Bu yüzden onunla olan sohbetimizi uzattıkça uzatıyoruz. Onunla tarihten, anılarından, savaştan güzel, zorlu ve acılı günlerinden konuşuyoruz.  Anıları tazeleniyor. Yanında yaşamını yitiren gerilla arkadaşlarını derin bir iç çekişle anıyor. Eski-yeni gerillacılık yaptığı alanlardan özlemle söz ediyor ve yeniden orda olma istemini dile getiriyor.

Kürdistan’ın dağları ile kanla sulanmış kutsal topraklarının her karışında kan döktüğünü  hüzünlü ve acı dolu bir yüz ifadesi ile anlatan Kiçi şunları söylüyor, “Karış karış ter ve kan döktüm. Acı çektim. Her yerde arkadaşlarım şehit düştü. O yüzden geçtiğim her yeri adım adım bilirim. Unutmam. Her yerde bir anım var ve orada benden bir parça kalmış. Savaş yıkım ve kirlenmektir. Savaş insanlık için büyük bir acıdır. Geleceğin karartılmasıdır. Ama vazgeçilmez bir sanat olarak görülüyor. Biz Kürtlere de bundan başka açık kapı bırakılmamış. O yüzden bu kapıdan geçmek zorundayız. Yoksa savaşı çok sevdiğimiz için savaşmıyoruz. Ama önemli olan her şeye rağmen insanın kendine ve sözünü ihanet etmemesidir. Birçok gerçek ve doğrumuz toprağa gömüldü. Her biri coğrafyamızın ayrı bir parçasında kaldı. Ben hala eski hayallerimle yaşıyor ve yürüyorum. Yürümeye de devam edeceğim.”

 

Kampı sevindiren sürpriz ziyaret…

 

Ali Kiçi ile sohbetimize devam ederken kampa bir misafirin geleceğini söylediler. Kiçi kamptaki gerillaları gelecek misafiri karşılamak için topladı. Kampta bulunan gerillalar on dakika içinde içtima durumuna geçin gelecek misafiri beklemeye başladılar. Çok geçmeden misafir geldi. Gelen misafir Avrupa’da karşılaştığı uygulamalardan sonra yeniden dağa, gerilla ortamına dönen Nuriye Kespir’di. Kespir kendisini bekleyen gerillalar tokalaştıktan sonra kısa bir konuşma yaptı. Konuşmasına dağa yeniden dönüşüne duyduğu büyük mutluluğa vurgu yaparak başlayan Kespir şunları söyledi, “Şu an yeni katılmış yani gerillaya gelmiş gibiyim. Bir daha bu topraklara ulaşacağımı sanmıyordum. Ve bir gün gelip bu toprakları öpeceğimi hiç düşünmemiştim. Biz kadın gerillalar ilk kampımızı şu an bulunduğumuz yerde kurduk. İlk toplantımız burada oldu. İlk kongremizi 11 yıl önce burada yaptık. O yüzden mutluluğum anlatılamayacak kadar büyük.”

Nuriye Kespir ve yanındakiler biraz dinlendikten sonra akşama doğru gerillanın ilk mekanlarından olan Haftanin taraflarına gideceklerini söyleyince, aynı yöne gideceğimiz için onlarla gitmek istediğimizi söyledik. Onlarla gitmek istememizin nedeni Nuriye Kespir’in daha önce gerillacılık yaptığı Haftanin alanlarına ilişkin anılarını dinlemekti. Ayarladıkları gibi havanın kararmasıyla yola çıktık.

 

Zamanın durduğu an…

 

Bu alandaki gerillalarda saat hesabı yok. Zap'tan Metina’ya doğru giderken bir gecelik yol dediler. Metina’dan, 1982 yılından beri gerilla tarafından kullanılan Haftanin’e gitmek için yürüyeceğimiz yola ise iki gecelik yol dediler. Burada yürüyüş için saat yerine gece ve gündüz kavramı kullanılıyor. Haftanin’e girişte yanımızdaki eski ve yıllarını bu alanda geçiren gerilla “iyi bakın buraya yer yüzündeki cennette geldiniz” diyerek Haftanin’in güzelliğini anlatmaya çalıştı. Bir gün Haftanin’in girişinde kalarak güzelliklerini görmeye ve gezmeye çalıştık.

 

 

Birinci Bölüm <<< | >>>> Devam Edecek

 

 
 
         
   
Main Menu
ANASAYFA
GÜNCEL YAZILAR
GERİLLA'NIN YÜREĞİNDEN
ŞEHİTLERİMİZ
HPG
YJA - STAR
GERİLLA FORUM
PARASTİNA GEL
STAR
GERİLLA RESİMLERİ
KİTAPLAR
GERİLLA VİDEO
İRTİBAT
ARŞİV
HPG BAYRAĞI
YJA - STAR BAYRAĞI

WEB LİNKS

 

 

KONGRA-GEL

 

 

 

 

 
 
 
HPG (Halk Savunma Güçleri) Resmi Sitesidir.
HPG-BİM tarafından yapılmıştır.
HPG Online © 2003 - 2006 Tüm hakları saklıdır.