Kurdish | Turkish | English | Arabic | Deutsch
 
 
   
 
NEDEN ŞEMDİNLİ? (1)
09 Ağustos 2006

15 Ağustos'ta Neden Şemdinli? (1)

 


15 Ağustos Atılımının 22. yılına girerken Duran Kalkan arkadaş ile yaptığımız röportajı sunuyoruz.

 

Neden Şemdinli?

 

 “Neden Şemdinli” önemli bir soru. Şemdinli’nin jeostratejik yeri ile bağlı. Zagrosların en derinliğine gömülmüş bir saha. Dolayısıyla neden Şemdinli’de başlandı sorusuyla Zagrosların Kürt halk yaşamında, Kürt halkının yaşamında ve özgür gelişiminde ve son olarak da Kürdistan özgürlük mücadelesinin Şemdinli’de başlamasındaki anlamını bilmek gerekiyor.

 

Zagroslar araştırılıyor, tartışılıyor. Bu konuda birçok tez var; çok büyük olasılıkla büyük doğuş anlamına geliyor. Efsaneye göre insanlık Zagrosların düğümlendiği yerde doğmuş, oradan her ovaya, farklı alanlara yayıldığında onu kötülükler, zalimler karşılamış tekrar Zagroslara itilmiş oradan yeniden çoğalıp bütün dünyaya yayılmışlar. Bu efsane ne kadar gerçek bilinmez ama Zagrosların eteklerinde onun derinliklerinde derin akarsuların yardığı vadilerde, akarsu kıyılarında yaşamı yerleşik hale getirdiği, yeniden üretimi gerçekleştirdiği, bir kültür birikimine yol açtığı bir gerçek. Bu bilimsel olarak kanıtlanan bir durum oluyor. Efsane ile bilim bir yerde benzeşiyor.

 

Zagrosların Mücadele tarihimizdeki yeri ve önemi nedir?

 

Zagrosların mücadelemiz içinde yeri önemi nedir sorusuna yönelik en başta Zagrosların yerküredeki anlamına, konumuna, insanlık tarihi içindeki yerine bakmamız gerekiyor önce. Bir defa Zagros’un yerinin tarihin derinliğine dayandığı bir gerçek. Elbette eğer insanlık buradan, Zagroslardan doğmuşsa yada bilimin ifade ettiği gibi insanlık burada yerleşik hayata geçmiş, yeniden üretimi gerçekleştirmiş, kültür birikimine yol açmış ve giderek uygarlık yaratmışsa o zaman elbette ki Zagroslar daha sonraki gelişmelerde de her zaman belirleyici konu olacaktır.

 

Bu nedenle burada yaşamak kuşkusuz bir avantaj ve elbette dezavantajı da var. Çünkü insanlığın sürekli dikkat ettiği, ilgisinin uyarıldığı bir konum oluyor. Nasıl ki bütün çocuklar analarına çok bağlılarsa ve bütün yaşlarda her zaman anayı hatırlarlar, onu duyar, duyumsar ve onunla olmak isterlerse insanlık için Zagroslar böyle bir önem, arz ifade ediyor. Dolayısıyla da bütün insanlık her zaman, çocuğun anasına bağlılığı gibi Zagroslara bağlılık hissediyor.

 

Bu tabi Zagrosları ele geçirmeyi ve oraya sahibi olmayı da gündeme getiriyor. Özellikle sınıflı ve cinsiyetçi toplum uygarlığına geçildikten ve hiyerarşik devletçi sistem geliştikten sonra bu tutku çok daha fazla artıyor. Bunun Zagrosların güneyinde Zagroslardan doğup akan Dicle ve yine Kuzey Kürdistan dan gelen Fırat ırmaklarının arasındaki sahada sınıflı toplum uygarlığının doğduğu biliniyor, devletleşmenin geliştiği biliniyor. Bu tarihsel açıdan Sümerlerle kendisini gün yüzüne çıkarıyor. Sümerlerin sürekli kuzeye yayılmak istediği, yukarı Mezopotamya’yı yani Kürdistan’ı ve esas olarak da insanlığın kültür birikim merkezi olan Zagrosları ele geçirmek istediği bilinen bir gerçek.

 

O gün bugündür her gelişen sınıflı cinsiyetçi toplum uygarlığı, her güçlenen iktidarcı devletçi sistem, her fatih bu coğrafyaya egemen olmak istiyor. İnsanlığa egemen olmak onun tarihine egemen olmakla özdeşleşiyor. Çünkü insanlığı kendisinden başlatması gerekiyor. İnsanlığı kendisinden başlatabilmesi için de insanlığın doğuş merkezini ele geçirmesi gerekiyor.

 

Bu da Zagrosları ele geçirme amacına dönüşüyor, dolayısıyla Zagrosları ele geçirmek için savaşlar başlıyor, fetihler gündeme geliyor, Zagroslar sürekli savaşların yaşandığı, işgallerin – istilaların gerçekleştiği bir alan oluyor. Bu da Kürt halkının yaşadığı dramın bir parçası oluyor.

 

Bir yandan herkesin ele geçirmek istediği büyük bir coğrafyaya sahip olması ama diğer yandan da ele geçirmek için sürekli savaşlarla, işgal – istilalarla karşılaşması tabi avantajla dezavantajın bir arada yaşandığı bir durum olarak tarih içinde ortaya çıkıyor. Kürt halkı iktidarcı, devletçi sistem tarafından her zorlandığında, sistem onun üzerine her saldırdığında kendini korumak ve özgür kalmak için anaya sığınıyor, Zagroslara çekiliyor. Dağların derinliklerine giriyor orada hem varlığını sürdürüyor hem de özgürlüğünü koruyor. Bu bakımdan Kürt toplumu tarihin özgür kalmak isteyen en büyük toplumlarından birisi olarak tanımlanabilir. Devletçi hiyerarşik sistem dışında en fazla kalan, ona teslim olmayan, onun karşısında en çok direnen, dolayısıyla özgür topluluklar içinde kalabilen bir toplum.

 

Bu durum sınıflı cinsiyetçi toplum uygarlığının dışında kalmayı da getiriyor, Kültür bakımından büyüme ve derinleşme de giderek atıl bırakılmasına yol açıyor, kültürel birikimlerinin yağmalanmasına yol açıyor. Yani yaşamı biraz da yüzeysel kılıyor, kültür birikimi olarak ortaya çıkan imkanların Kürdistan açısından heder olmasına yol açıyor.

 

Hiyerarşik toplum sistemleri boyunca yani sınıflı cinsiyetçi toplum uygarlığının gelişimi boyunca Zagroslar uygarlık alanını ortadan ikiye bölen büyük bir kütleyi ifade ediyor. Bir ucu Kuzey buz denizine bir ucu ise Basra körfezine iniyor ve dünyanın en büyük okyanusu Hint okyanusu ile birleşiyor. Böylece Asya ile Avrupa’yı birbirinden ayırıyor. Dicle – Fırat havzasından doğup yayılan sınıflı cinsiyetçi toplum uygarlığının ilk adım attığı saha Zagrosların doğusu oluyor. Sınıflı uygarlık bilindiği gibi Dicle – Fırat havzasından sonra batıda Nil havzasında, doğuda İndus ve Sarı ırmak havzasında gelişiyor. Yani Hindistan’a ve Çin’e yayılıyor. Dolayısıyla Afrika’nın Kuzey’inden Asya’nın doğusuna kadar uzanan büyük anakara sınıflı cinsiyetçi toplum uygarlığının en başta gelişip yayıldığı, kökleştiği, bir çok devlet sisteminin kurulup yıkıldığı, bir çok uygarlık adımlarının atılıp yine tahrip edildiği bir saha oluyor. Bütün bir tarih boyunca Zagroslar bu uygarlığı ikiye bölüyor.

 

Doğu ile Batı uygarlıkları arasında temel geçiş alanı oluyor. Zagroslara sahip olanlar Zagros geçitlerini elinde tutanlar bir yerde uygarlığın akışını kontrol ediyorlar. Doğu’dan Batı’ya Batı’dan Doğu’ya ve yine bir ucu olarak Kuzey akışını da kontrol ediyorlar. Doğu – Batı ve Kuzey – Güney akışının kontrolü Zagros – Toros silsilesi üzerinden sağlanıyor. Zagrosların sayılı olan geçitlerini kim elinde tutuyorsa uygarlık akışını kontrol ediyor, uygarlık sistemini belirliyor. Dolayısıyla tarihi Doğu – Batı ayrımı, çelişkisi, çatışması da buradan başlıyor, gelişiyor.

 

Med – Pers organizasyonu ile karşısındaki Grek sistemi arasındaki çelişki – çatışma giderek günümüze kadar yayılan Doğu – Batı çelişkisini – çatışmasını ortaya çıkarıyor. Zagrosların böyle bir özelliği de var. Şimdi Kürtler açısından ise; insanlığın çocuğun anaya bağlı olması gibi bağlı olduğu bir saha olması itibariyle bu bağlılığı sürdüren bir topluluk olma durumu bulunuyor. Ne kadar insanlıkla iç içe ne kadar tarihin derinliklerinden geliyor, bunu bu tanımlamada görmek mümkün. Dolayısıyla Kürt toplumunun insanlık tarihi içindeki yerini de bu duruma bakarak daha iyi anlayabilir ve çözümleyebiliriz.

 

Bütün hiyerarşik devletçi toplum sistemleri içinde bu coğrafya, Zagroslar ve onun kolları Kürt halkını koruyan, kol kanat gerip onun yaşamasına, bir halk olarak varlığını sürdürmesine, özgür kalmasına imkan veren, fırsat veren bir saha oluyor.

 

Köleci devletçi sistem boyunca da böyle. Bu Sümer’den başlıyor. Daha sonra Grek uygarlığına kadar yayılıyor. Feodal devletçi uygarlık sistemi açısından da böyle. Kapitalist devletçi sistemin dünyaya egemen olma mücadelesinin de Zagrosları ele geçirme mücadelesi olarak yaşandığını biliyoruz. Sadece Zagroslar olarak daraltmak belki doğru olmayabilir ama genelde Ortadoğu’yu ele geçirme savaşı ile kapitalist devletçi sistemin bir dünya sistemi haline geldiği bilinen bir gerçek. Ortadoğu’nun merkezi de her zaman Zagros silsilesidir, bunu  bilmemiz gerekiyor. Çünkü kapitalizm öncesi dönemde İran ve Osmanlı İmparatorlukları biçiminde Ortadoğu’nun iki siyasi sisteme ayrıldığı ve bunun da sınırının Zagroslar olduğu bilinen bir gerçek. Böylece Zagroslar adeta dünyanın merkez sahasında yer alan büyük feodal imparatorluğu birbirinden ayırıyor. Kapitalist devletçi sistem dünyaya hakim olmak isterken burayı ele geçirmek istiyor.

 

Bilinen Birinci Büyük Dünya Savaşı aslında bu sahayı ele geçirme savaşı oldu.

 

Avrupa’nın büyüyen, güçlenen kapitalist devletleri arasındaki savaş gerçekte Ortadoğu’nun ele geçirilmesi ve paylaşım savaşıydı. Dolayısıyla Zagrosların ele geçirilme savaşı oldu. Dünya savaşı bitti, Zagroslar üzerinde kavga bitmedi. Daha sonraki süreç boyunca da bu kavga devam etti. Zaman zaman alevlendi, zaman zaman bu alev söner gibi oldu ama hiçbir zaman uzlaşma olmadı, anlaşma olmadı. Örneğin Musul – Kerkük sorunu hiç çözüme ulaşmadı, İran – Irak hiç – bazen ateşkes anlaşması yaptılar fakat çoğu zaman da çatıştılar, savaştılar, bu savaşın önemli bir yanı da Zagroslara hakim olma savaşıydı - dost olmadılar.

 

Ortadoğu’ya hakim olmak isteyen devletin güçlü bir dayanağa sahip olması gerekiyor, bu noktada da Zagroslar büyük önem arz ediyor.

 

Türkiye – İran arasındaki çelişkinin önemli bir alanı da burası. Ortadoğu’ya hakim olmak isteyen devletin güçlü bir dayanağı sahip olması gerekiyor, bu noktada da Zagroslar büyük önem arz ediyor. Tarihte olduğu gibi kapitalist devletçi sistemin Kürt halkına saldırı yönelttiği dönemde de Kürt halkı Zagroslara sığınarak, saklanarak aşiretler, kabileler biçiminde kendini korumaya, varlığını sürdürmeye çalıştı. Bunu 1925 – 50 arasında Kuzey Kürdistan’da, Doğu Kürdistan’da gördük. Amed’de, Dersim’de, Ağrı’da Zagros’un açılan, yayılan parçalarına sığınarak halk katliamlardan kendini kurtarmaya çalıştı. Yine Doğu Kürdistan’da saldırıya uğrayan halk Zagrosların doğusundan katliamlar karşısında kendini korumaya çalıştı. Hem o tarihte hem daha sonraki süreçte özellikle Güney Kürdistan’da Irak yönetiminin saldırıları karşısında Kürt aşiretleri Zagroslara sığınarak, dayanarak varlıklarını sürdürdüler, özgür kalabilmeye çalıştılar. Fırsat bulunca biraz ovalara doğru, düzlüklere doğru açılım sağlarken oralara yönelen her saldırı karşısında varlarını, yoklarını toplayıp dağların derinliklerine, gerektiğinde zirvelerine taşındılar, göç ettiler, kaçıp sığındılar. Böylece varlıklarını korudular.

 

1945 sonrası gelişmeler biliniyor; 2. Dünya Savaşı ardından ABD – Sovyet uzlaşmasına dayalı olarak Ortadoğu’da yeni bir sistemin kurulması, Doğu Kürdistan’daki katliam, Mahabad Kürt Cumhuriyetinin yıkılmasını gündeme getirdi.

 

Güney Kürdistan’daki Kürt aşiretlerinin Zagroslara sığınıp kendilerini koruma çabasını gündeme getirdi. Bu olmayınca Rusya’ya, Moskova’ya kadar bu aşiretler gitmek zorunda kaldılar. Daha sonra yine bu alanlarda yerleşerek BAAS yönetiminin saldırılarından kendilerini korumaya, ona karşı direnmeye çalıştılar. En son İran – Irak uzlaşmasının 1975’de ağır bir yıkımı getirdiği, bu ittifaka dayalı olarak Güney’deki Kürt aşiret direnişinin de yıkımla, katliamla, ezilmekle yüz yüze kaldığı bilinen bir gerçek.

 

Kürdistan Özgürlük Mücadelesi, Apocu Hareket Ankara’dan başlayıp Amed’e gelen Amed’den Şam’a, Beyrut’a giden yürüyüşe döndü Zagrosların düğüm noktasında kendini çiviledi, toprakla buluştu, yere bastı. Zagros – Toros silsilesinin gelip düğümlendiği Şemdinli’nin, Urmiye’nin diğer taraftan Hacı – Umran – Diyana kasabalarının ortasında kalan Zagros düğümünde kendisini konumlandırdı.

 

Kürdistan özgürlük mücadelesi, Apocu hareketin gelişimi, PKK’nin doğuşu - daha çok ideolojik, felsefik bir doğuş Kürt Aydın gençliğine dayalı olarak bir gelişme – bu nedenle aydın gençliğin bulunduğu, geliştiği okullarda, büyük metropollerde bir ideolojik doğuş olarak yaşanmıştır.

 

Ankara başta olmak üzere Türkiye’nin metropolleri Kürdistan özgürlük hareketinin ideolojik doğuş sahaları oldu. Yetmişlerin başlarında gelişen bu ideolojik doğuş yetmişlerin ikinci yarısında Kuzey Kürdistan’ın şehir ve kasabalarına yayılarak bir özgür gençlik hareketi olarak gelişme gösterdi. Devrimci gençlik hareketi halini aldı. Yetmişlerin sonunda özellikle 12 Eylül 1980 askeri darbesi ile birlikte Filistin direnişinden belli bir güç alarak, onunla bir dayanışma içerisine girerek Kürdistan’ın toplum olarak da, coğrafi olarak da derinliklerine doğru bir yürüyüşü gerçekleştirdi. Ankara’dan başlayıp Amed’e gelen Amed’den Şam’a, Beyrut’a giden yürüyüş döndü Zagrosların düğüm noktasında kendini çiviledi, toprakla buluştu, yere bastı. Zagros – Toros silsilesinin gelip düğümlendiği Şemdinli’nin, Urmiye’nin diğer taraftan Hacı – Umran – Diyana kasabalarının ortasında kalan Zagros düğümünde kendisini konumlandırdı.

 

Hiyerarşik devletçi sistemin – despotik zulüm sistemin – Kürdistan’ı bölüp parçalayan, Kürt toplumunu inkar ve imha sürecine alan sistemin var olmak isteyen, özgür olmak isteyen Kürt insanını dünyadan yok etmek için yönelttiği saldırı karşısında ayakta kalabilme, direnebilme, mevzi tutturabilmenin en önemli halkası, en güçlü halkası işte bu alanda, Zagroslarda oldu. Ancak Şemdinli burnunda bu katliamcı saldırılar karşısında özgür iradeli Kürt kendini yaşatma imkanı buldu. Tıpkı ilk insanlığın doğuşu gibi, efsanenin insanlığın doğuşunun burada olduğunu söylediği gibi, veya birinin insanların yerleşik hayatı bu alanlarda geliştirmesi gibi, Kürdistan Özgürlük Hareketi de kendisini burada despotik zulum sistemi karşısında ayakta tutabildi, bir stratejik duruş kazanabildi, kendisini koruyabildi, yaşatabildi. Hiyerarşik devletçi sisteme karşı mücadele etme imkanı, gücü kazanabildi. Burası böyle bir önem arz ediyor.

 

Tarih bir kere daha tekrarlanmış oldu. İlk insanlığın doğuşu gibi, yada insanlığın yerleşik hayata geçişi gibi. İnsanlığın iktidarcı, devletçi sisteme karşı özgürlükçü demokratik doğuşunun da sağlam toprağa basan ilk adımı burada atıldı, özgürlük kuvvetleri burada kendilerini düzenleyip planlayabildiler. Tıpkı insanlığın bu alanlarda çoğalıp ovalara, düzlük alanlara yayılmış olması gibi özgürlük kuvvetleri de gerilla birimleri halinde burada düzenlenerek Kürdistan’ın diğer sahalarına; Kuzey’ine, Güney’ine, Doğu’suna yayılım gösterdiler.

 

Dolayısıyla öncelikle Şemdinli’de neden eylem olduğundan önce tabi neden Şemdinli ucunda, Zagros düğümünde hareketin ilk özgürlük üstlenmesini gerçekleştirdiğini, gerillanın ilk düzenlenişinin neden burada olduğunu böyle anlamak, tanımlamak gerekiyor. Bir kere bu böyle anlaşıldıktan sonra bu mücadelenin geliştirilmesinde - sadece Şemdinli alanı ile bu alan ölçülemez, Şemdinli eylemi bu gelişmenin doğal bir sonucu oldu – esas olarak gerilla bu Zagros düğümünde doğup gelişmiş oldu. Diğer alanlarda ön birikimler olarak halka halka gelişen özgürlük kuvveti; geldi burada bir sisteme, örgütlenmeye, düzenlenmeye kavuştu. Buradan parça parça, birlik birlik Kürdistan’ın diğer alanlarına yayıldı.

 

 

Özgürlük mücadelemiz Zagroslardan doğup yayılan bir mücadeledir. İnsanlığın buradan doğup yayılması gibi insanlığın özgür doğup yayılışı da Özgürlük Mücadelemiz ile Zagroslardan başlamıştır. Dolayısıyla ekolojiye ve kadın özgürlüğüne dayalı demokratik toplumcu sistemin doğup bütün Kürdistan’a ardından da dünyaya yayılma süreci bu biçimde 1980’lerin başında Zagroslardan başlamış oldu.

 

 

Bu coğrafi düğüm günümüzde Birinci Dünya Savaşı ardından oluşan Ortadoğu siyasal statükosu içinde üçgen konumunu da arz ediyor, siyasal bir üçgendir biliniyor. Türkiye – İran – Irak devletlerinin kesiştiği bir üçgen. Hem bu coğrafik konum hem de bu siyasi üçgen olma durumunun yarattığı büyük avantaj – imkan özgürlük güçlerinin buradan gelişmesini sağladı. Başka hiçbir yerde tutunamayan inkar imha sistemi karşısında iktidarcı, devletçi sistemin saldırıları karşısında özgürce varlığını koruyamayan Özgürlük Kuvvetleri varlıklarını burada koruyabildiler. Hem coğrafi konum, hem siyasi konum Özgürlük Kuvvetlerin kendilerini burada yaşatmasına fırsat ve imkan verdi. Bu kadar güçlüdür, başka hiçbir siyasi ortam bu imkanı ve fırsatı veremedi. Dolayısıyla Özgürlük Mücadelemiz Zagroslardan doğup yayılan bir mücadeledir. İnsanlığın buradan doğup yayılması gibi insanlığın özgür doğup yayılışı da Zagroslardan başlamıştır. Dolayısıyla Ekolojiye ve Kadın Özgürlüğüne dayalı demokratik toplumcu sistemin doğup bütün Kürdistan’a ardından da dünyaya yayılma süreci bu biçimde 1980’lerin başında Zagroslardan başlamış oldu.

 

İran Irak - savaşının bu sınır hatlarında yarattığı askeri boşluk, Kürdistan üzerindeki dört devletin ittifakının parçalanması, Türkiye’de de tek ideolojinin kırılıp ideolojik açılımların sağlanması ve böylece Kürdistan özgürlük ideolojisinin oluşması ve bütün bu üç öğe birleşince sonuçta Botan ve Zagros alanında Kürdistan Özgürlük Kuvveti olarak gerillanın yerleşmesine ve gelişmesine yol açtı.

 

Zagrosların bir kere Özgürlük Hareketimizin gerillanın gelişimi açısından böyle bir konumu, önemi ve anlamı var. Hem coğrafi hem siyasi bakımdan böyle bir rolü bu alan oynadı. Doğal olarak bu doğuş ilerleyip eyleme geçtiğinde bir ucu Şemdinli oldu. Zaten orada üstlenmişti. İlk eyleme geçiş de orada oldu. Şemdinli’den Eruh’a kadar uzanan saha aslında Zagros düğümünün Toroslara doğru açılım sahasıdır. Genel bir coğrafi gücü de ifade ediyor. Çeşitli tarihlerde aşiret topluluklarının sığındığı, özgür kaldığı ve özgür bir biçimde yaşadığı bir saha oluyor. Günümüzde coğrafya açısından da en elverişli coğrafyayı ifade ediyor. Diğer yandan İran, Irak, Suriye, Türkiye sınırlarının kesiştiği saha oluyor. İki üçgenin arasındaki saha; bir taraf Irak, Türkiye, Suriye üçgeni bir taraf Türkiye, Irak, İran üçgeni bunlar arasındaki kalan sahanın coğrafi elverişliliği ile de birlikte böyle bir siyasi elverişlilikle birleşince tabi özgürlük mücadelesinin, gerillanın en çok gelişebilme sahası oluyor. Diğer yandan İran, Irak savaşı da bununla bağlantılı gelişti.  İran Irak - savaşının bu sınır hatlarında yarattığı askeri boşluk, Kürdistan üzerindeki dört devletin ittifakının parçalanması, Türkiye’de de tek ideolojinin kırılıp ideolojik açılımların sağlanması böylece Kürdistan özgürlük ideolojisinin oluşması ve bütün bu üç öğe birleşince sonuçta Botan ve Zagros alanında Kürdistan Özgürlük Kuvveti olarak gerillanın yerleşmesine ve gelişmesine yol açtı. Böylece Şemdinli temel mücadele alanı haline geldi.

 

 Eylemliliğin Şemdinli ile başlaması böyle bir konumla bağlıdır. Askeri açıdan ise – askeri yaklaşımla baktığımızda da – güncel planda bu sahayı savaş alanı ilan etmekle bağlı. Bir tarafı Eruh, bir tarafı Çatak bir tarafı da Şemdinli. Bu dört devletin sınırları arasında kalan bir üçgeni ifade ediyor. Bu elverişli coğrafya üçgenini sınırlar olması itibariyle de siyasi egemenliğin, askeri egemenliğin en zayıf olduğu ve Kürdistan’da denetimin sağlanamadığı bu alanın özgürlük savaşının geliştirilme alanı olarak ilan edilmesine dayanıyor.

 

Son olarak Zagros coğrafyasının üzerinizdeki etkileri nelerdi?

 

Zor ve kolay bir soru. Zagros coğrafyası bir heybettir, bir yükselti, bir büyüklük, dağdan korkanlar için büyük bir yük. Dağı anlayanlar, değerlendirebilenler için büyük bir kuvvet, sığınak, üretim merkezi, güvenlik gücü, koruyucu güç, böyle bir heybeti ifade ediyor. Benim açımdan Zagros bir güvenlik sahası tabi. İnsan Behdinan, Zagros bileşim hattına girdiği zaman kendine güvenini bir kat daha arttırıyor. Kendine dair inancı artıyor, iradesi güçleniyor, öyle ki; hiçbir saldırının kendini alt edemeyeceğini düşünüyor. İnsanın ruhunu, bilincini etkileyen özelliğe sahip. Coğrafyası üretken bir saha, suyu, toprağı bol, böyle bir güvenlik sağladığı kadar üretimde de çok verimli bir saha. toprağı kuvvetli, her türlü meyve, sebze için elverişli bir saha. Hayvancılık kadar tarım ve sebzecilik için de elverişli bir saha.

 

 Tabi Zagros’ta yaşamak zordur. Zagroslar yorar insanı, ter ister, irade ister, direnç ister, dayanma gücü ister ama bunu yapanlar için de her şeyi verir. Nasıl insanlığı doğurttuysa özgür yaşamın bütün özelliklerinin ortaya çıkması için gerekli veriyi de içinde taşır, yeter ki; insanlar bunu anlayabilsinler, görebilsinler, bu potansiyel verileri işletip özgür yaşamı bütün canlılığı ile zenginliği ile, derinliği ile ortaya çıkarabilsinler.  Nasıl ki insanlık Zagroslardan doğdu ve dünyaya yayıldıysa özgür insanlık da Zagroslardan doğuyor, gelişecek ve bütün dünyaya yayılacak buna sonuna kadar inanmak ve bunu gerçekleştirmek için de bütün azim, gayret, cesaret ve fedakarlıkla çalışmak gerekiyor. Özgür insan olmanın en temel koşulu çalışma yapmak ve bunu başarmaktır. 

 

 >>> 2. Bölüm
 

 
 
         
   
Main Menu
ANASAYFA
GÜNCEL YAZILAR
GERİLLA'NIN YÜREĞİNDEN
ŞEHİTLERİMİZ
HPG
YJA - STAR
GERİLLA FORUM
PARASTİNA GEL
STAR
GERİLLA RESİMLERİ
KİTAPLAR
GERİLLA VİDEO
İRTİBAT
ARŞİV
HPG BAYRAĞI
YJA - STAR BAYRAĞI

WEB LİNKS

 

 

KONGRA-GEL

 

 

 

 

 
 
 
HPG (Halk Savunma Güçleri) Resmi Sitesidir.
HPG-BİM tarafından yapılmıştır.
HPG Online © 2003 - 2006 Tüm hakları saklıdır.