Her şeyden önce Kürtler açısından önemli bir gün olan silahlı mücadelemizin başlangıç günü 15 Ağustos Atılımı’nı ortaya çıkaran o günkü Kürdistan ve dünya koşullarını anlamak ve bu atılımın neden ve sonuçlarını bilince çıkarmak, geleceğe dair daha güçlü adımlar atmada bizler için kılavuz olacak, daha kararlı ve inançlı olmamızı sağlayacaktır. Nitekim geçmişini bilmeyenin, geleceği de tehlike altındadır. Bu çerçevede yaklaşıldığında görülecektir ki, 15 Ağustos Atılımı macera olsun diye yapılmış ya da kendiliğinden ortaya çıkmış bir şey değildir. 15 Ağustos’u ortaya çıkaran ve tarihin derinliklerinde saklı tutulmak istenen nedenler vardır. 15 Ağustos, haksızlığa uğramış, kimliği ve kişiliği yok sayılmış, aşağılanmış, hakarete uğramış milyonların ilk diriliş çığlığıdır. Elbette ki bu, Kürdistan’daki aklı başında hiç kimsenin kabul etmeyeceği bir durumdur. Egemenler tarafından Kürde reva görülen ve kadermiş gibi kabul ettirilmek istenen bu adaletsizliği kabul etmek, insanlıktan çıkmak anlamına gelmektedir. Bu anlamıyla Apocu harekete katılan Türk ve Kürt çekirdek kadrolar, bu gidişata dur demenin ve kendi insanlığına sahip çıkmanın adı olmuştur. 1970’li yıllar, ulusal kurtuluş mücadelelerinin geliştiği, özgürlük, demokrasi, ulusların kendi kaderini tayin hakkı gibi insanlık değerlerinin revaçta olduğu yıllardı. Fakat büyük mücadele ve direnişlerle yaratılmış bu insanlık değerleri, Kürdistan söz konusu olduğunda geçerliliğini yitiriyor, Kürt halkına baskı, işkence, zulüm ve katliam layık görülüyordu. Çağdaşlık ve insanlık değerlerini ağızlarından düşürmeyen hem kapitalist, hem de sosyalist ülkeler, Kürdün yaşadığı bu durum karşısında üç maymunu oynuyor, çıkarları için Kürt halkı yokmuş gibi yaklaşıyorlardı. Böylesi bir ortamda Kürtlük adına ortaya çıkmak, hele hele Kürdistan ve Kürt halkı için mücadele yürütmek büyük cesaret ve fedakarlık gerektiriyordu. Fakat hiçbir halk için layık olmayan bu durum Mezopotamya’nın en eski halklarından biri olan Kürt halkı açısından da kabul edilebilecek bir durum değildi ve buna dur denilmesi gerekiyordu. Bu kadar adaletsizliğe, bilim ve tarihle alay edilmesine, bütün gerçeklerin tersyüz edilmesine, insanlık değerlerinin, hakkın ve hukukun göz ardı edilmesine sessiz kalınamazdı. İşte 15 Ağustos Atılımı, Kürt halkında dirilişi gerçekleştirerek başaşağı gidişin önüne set çekmiştir. 15 Ağustos Atılımı Kürdistan ve Kürt halkı şahsında, insanlığa sahip çıkma coşkusu, insanlık suçu işleyenlere anladıkları dilden cevap verme kararlılığı, azim ve ciddiyetidir. 15 Ağustos Atılımı aynı zamanda özgürlük ve demokrasi atılımıdır. 15 Ağustos Atılımı’nın yarattığı ruh Kürdistan’da köklü bir değişim ve yenilenmeyi gerçekleştirmiş ve bu anlamda üzerine düşen görevi yerine getirmiştir. 15 Ağustos Atılımı Kürt halkını ölümün eşiğinden alarak çözüm gücü olma düzeyine taşımıştır. Bugün halkımız, demokratik kurtuluş mücadelesinde kendisine ve davasına sahip çıkabilecek dili, anlayışı ve gücü yakalamıştır. 15 Ağustos eyleminin komutanı Agit yoldaşın bütün bunların gerçekleştirilmesinde üstlenmiş olduğu misyon ve rol oldukça önemlidir. Agit arkadaşın mücadeleci yanını örnek almak, onun zorluklar karşısındaki sınır tanımazlığını benimsemek, kısacası Agit yoldaşı tüm yönleriyle tanımak oldukça önemlidir. Bizim her zaman için komutanımız olan, sürekli ve fiili olarak bize yol gösteren, öncülük eden Agit arkadaşın tarzını, yaşamını, eylem şeklini anlarsak gerçek komuta ve devrimci vuruş tarzını yakalayabiliriz.
Ankara’da çerçevesi netleştirilen ideoloji ve
teori, daha sonra çekirdek kadrolar tarafından Kürdistan’a
taşırılmış ve yerel kadrolarca pratiğe geçirilmeye başlanmıştır.
Yerel kadroların katılım ve coşkuları Kürdistan’da bu
ideolojinin başarılı olacağına dair ilk önemli işaret olması
itibariyle bütün kadrolarda bir güven yaratmıştır. Bu temelde,
bir kısım kadro 75-78 yıllarında Apocu ideolojiyle Kürdistan’da
tanışıp katılım sağlamış ve bunların birçoğu sonradan mücadelede
çok büyük roller üstlenmişlerdir. Özellikle o süreçte,
Kürdistanda ideolojimizin en rahat girebildiği, hareketimizin
üslenebildiği, sadece öğrencilerin değil, halkın da desteklediği
yer Batman olmuştur. Agit yoldaş da bu süreçlerde Batman
merkezdeki öncü militanlarımızdan biri olarak görev yürütmüştür.
Konferans ve sonrasında sürecin ardından 1982 yılında, yirmi iki kişilik ilk ülke grubunda Mehmet Karasungur, Şahin Kılavuz, Gözlüklü Ali gibi arkadaşların arasında Agit yoldaş da yerini almıştır. Yoğun eğitimlerden sonra Botan ve Garzan alanını tanıyan Agit arkadaş da öncülük anlamında gruba katılmış ve Botan’a geçerek 15 Ağustos Atılımı’na öncülük yapmıştır. Eylemin esas olarak Çatak, Şemdinli ve Eruh olmak üzere üç yerde yapılması planlanmış fakat sonuçta Şemdinli ve Eruh’ta eylem gerçekleştirilirken, Çatak’ta ise Terzi Cemal, yaşadığı korku ve kararsızlıktan dolayı eylemi yapmamıştır. İdeal ölçülerde planlama, tarz, saldırı ruhu, hakimiyet sağlama, kesin başarıyı hedefleme ise Eruh eyleminde gerçekleşmiştir. Eylemde kol komutanı olan Erdal (Mustafa Yöndem) arkadaş, o kadar yüksek bir tarz ve tempo sergilemiştir ki, karakolu bir dakikada ele geçirmiştir.
15 Ağustos Atılımı’ndan kısa bir süre sonra Agit
arkadaş tekrar Lübnan sahasına gelmiştir. 15 Ağustos ardından
1985 yılının Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında gerillanın çok
ciddi darbeler yemesi söz konusu olmuş, bu yıl içerisinde 85
arkadaş şehit düşmüştür. 15 Ağustos saldırı ruhundan uzaklaşma
ve sağ savunmacı yaklaşım ciddi kayıplara yol açmıştır. Basit
eylemlerle yetinme mantığı gerilla pratiğini tehlikeye
düşürmüştür. İşte Agit arkadaş, bütün pratiği boyunca bu tür
yaklaşımların panzehiri olmuş ve Önder Apo’nun gerçek bir
militanı ve askeri olma özelliğini hiçbir zaman yitirmemiş ve
tamamen bu doğrultuda çalışma yürütmüştür. Gerillanın
Kürdistan’da gelişip gelişmeyeceği konusunda zerre kadar dahi
kuşku taşımayan Agit yoldaşın bütün çabası gerillayı Kürdistan’a
yerleştirmek ve konumlandırmak olmuştur. Büyük bir cesaretle ve
her yönüyle pratiğe katılan Agit yoldaşın gittiği her yerde tüm
arkadaşlar büyük bir moral ve coşkuyla çalışmalara
katılmışlardır. Bu anlamda Agit arkadaş, Kürdistan’da gerillanın
geliştirilmesinde en fazla rolü olan, bu noktada emek ve çaba
harcayan militan bir kişiliktir.
Agit arkadaş Kürdistan özgürlük mücadelesi için
amansız bir çabanın sahibiydi, gerçek bir militandı ve hiçbir
zaman durmazdı. Mücadelenin ruhu, çalışmanın coşkusu olan Agit
arkadaş, sistemli, düzenli, disiplinli bir kişiliğe sahipti ve
sadece cesaret ve fedakarlığı ile değil bütün yönleriyle öncüydü
ve gerçek bir askeri sistemi temsil ediyordu. Bundan dolayı Agit
yoldaş, devrimci mücadelemizde, özellikle de askeri
mücadelemizde günümüzde de büyük bir rol oynamakta ve bizi
yürüten güç olmaktadır. Herkes, Agit yoldaşı daha bilimsel ele
almalı, sonuç çıkarmalı ve onun ardılı olma gücünü
gösterebilmelidir. Çünkü Agit komutanlaşmanın, ordulaşmanın
çizgisidir. Agit son nefesine kadar gerillanın Kürdistan’a
yerleşebilmesi için her şeyini feda etmiş bir kişiliktir. Bundan
dolayı Agit arkadaşın gerçekliğini doğru kavramalı ve bu
çerçevede günümüzdeki komuta tarzını doğru tahlil etmeliyiz.
Agit yoldaşın gerçekliği ve komutanlığı nedir ve biz bu
gerçekliğin neresinde duruyoruz? Herkesin bu soruları kendisine
sorması ve bu temelde kendine yaklaşması gerekmektedir. O
koşullarda Agit arkadaş büyük bir coşku ve azimle mücadele
vermişse, bizim bunlardan büyük sonuç çıkarmamız gerekmektedir.
Parti Önderliği bu nedenle şöyle bir belirlemeyi yapmaktadır;
“Komutanlaşmada, komutan Agit, ruhta ve fedaileşmede komutan
Zilan” Aslında Agit yoldaşın tarzı, fedai ruhun temsilidir.
Fedai ruhun, en zor koşullarda pratikleştirildiği Amed
zindanlarında gerçekleşen direniş, 15 Ağustos Atılımı’yla
Kürdistan dağlarında en üst düzeyde temsil edilmiştir. Bu fedai
ruhun devamını Zilan arkadaş getirmiş ve bunu formüle etmiştir.
Zilan arkadaş, Başkan Apo’nun çizgisi için insanın kendisini
nasıl parça parça yapabildiğini ve bunu yaparken de nasıl bir
bilinç ve planlamayla yaptığını çok açık ortaya koymuştur. İşte
bundan dolayı Zilan yoldaş, ruhta fedaileşmede Agit yoldaşın
tamamlayıcısıdır. Bu nedenle komutan Agit ve komutan Zilan bizim
sembollerimizdirler. 15 Ağustos Atılımı’nın başarılı olmasının temel nedenlerinden biri, Agit arkadaşın ideolojideki netliği, başarma azmi, inancı ve kararlılığıdır. Bunun yanında yoldaşa olan güven de çok önemlidir. Eylem planının titizlikle hazırlanması ve kararlılıkla pratiğe geçirilmesi başarının yarısıdır ve bu özellik Agit arkadaşta mevcuttur. Mücadelemizin önemli bir dönemini yaşadığı bugün dahi, 15 Ağustos saldırı ruhunun, başarma azim ve kararlılığının yaşatılması, esas alınması ve pratikte takip edilmesi hayati önemdedir. Apocu fedai ruhun şimdiye kadar yaratılan bütün gelişmelerin ana kaynağı olduğu gerçeği, geçmiş pratiklerimizde ortaya çıkmıştır. İşte 15 Ağustos eylemini başarıya götüren en temel etmenlerden biri de Apocu fedai ruhla donanmış yoldaşların kararlılığı ve eylemin Kürt halkında yaratacağı derin sarsıntı sonrasında halkın kendine geleceğine dair olan inançlarıdır. Nitekim gerçekleşen de bu olmuştur. 15 Ağustos Atılımı, Kürt halkında dirilişi ortaya çıkarmış, halkın kendisini toparlamasına ön ayak olmuştur. 15 Ağustos diriliş ruhu; bir cesaret, kararlılık ve mücadele ruhudur. Büyük fedakarlık, inanç ve coşku ruhudur. Bu ruhu yaratan yüce insan Başkan APO’nun ideolojisinde netleşme, hiçbir tereddüde yer vermemedir. 15 Ağustos Atılımı’nın yirminci yıldönümü kutlamalarının yaklaştığı içinde bulunduğumuz süreçte Kürdistan özgürlük mücadelesi tarihin en önemli bir dönemine girmiştir. Önderliğimizin “Artık tek taraflı ateşkes olmaz. Devlet 1 Eylül’e kadar bazı adımlar atmalıdır.” açıklaması, içinde bulunduğumuz sürecin kader belirleyiciliğini tüm yakıcılığıyla gözler önüne sermektedir. Bu nedenle günümüzde 15 Ağustos ruhuna, onun atılımcı, çözümleyici ve sonuç alıcı tarzına her zamankinden daha fazla ihtiyacımız vardır. Bu sürecin dayattığı devrimci görevleri layıkıyla yerine getirmek, sorunların üstesinden gelmek, çözümleyici olabilmek ve meşru savunma stratejimiz temelinde 15 Ağustos ruhunu doğru pratikleştirmek sonuca gitmeyi imkan dahiline sokacaktır. Böylesi tarihi bir sürecin ruhuna ve temposuna denk düşmeyen, olanla yetinen, kendinden katmayan, üretmeyen, yaratıcılığı geliştirmeyen bir duruşla sürece yanıt olunması mümkün değildir. Genelde var olan yeterlilik anlayışıyla sürecin karşılanamayacağı açıktır. Bu tür yetersizlikler ciddi bir engeldir, yanılgıdır ve derhal aşılması gerekmektedir. Bunun yerine mücadele azmi ve kararlılığı her zamankinden daha ileri düzeyde canlı tutulmalıdır. Güçlerimizin sürece daha derli toplu bir şekilde hazırlanması, 15 Ağustos ruhuyla donatılması, mücadeleye hazır hale gelmesi en temel görevlerimizden biridir. 15 Ağustos’un keskinliği, kararlılığı, atılganlığı, sonuç alıcılığı, bir bütün olarak Apocu militan tarzın hakim kılınması dönemin aciliyet arzeden temel çalışması durumundadır. 15 Ağustos Atılımı dirilişi yaratmıştır ve şimdi de sıra demokratik kurtuluştadır. Demokratik kurtuluşun gerçekleşmesi de Apocu militan tarzın tüm çalışma sahalarına egemen kılınmasından geçmektedir. Böylesine tarihi ve hassas bir süreçte tüm çalışma alanlarımızda 15 Ağustos ruhunu yaşatmak, bu temelde faaliyetlere militanca yönelmek, başarıyı beraberinde getirecek ve bizleri demokratik kurtuluşa götürecektir. Sürecin hassasiyeti dikkate alındığında, HPG güçlerinin meşru savunma çizgimiz temelinde savaş sanatında yetkinleşmesi, tekniği taktiğin hizmetinde ustaca kullanma noktasında yeterliliğe kavuşması, profesyonel gerilla ölçülerine ulaşması gerekmektedir. Şu unutulmamalıdır ki, 1 Eylül; Önderliğimizin açıklamaları temelinde önemli bir dönüm noktası olacaktır. Yaşanan süreç itibariyle ortaya çıkan gerçeklikler, dört yıldan bu yana tek taraflı olarak sürdürülen ateşkesin artık bu şekilde devam ettirilemeyeceğini ortaya koymaktadır. Önümüzdeki süreçte ya devlet demokratikleşme yönünde gereken adımları atmalı ya da her iki taraf da ateşkese uymalıdır. Sürecin bu şekilde gelişmemesi durumunda HPG güçleri sürece en iyi bir şekilde cevap olabilecek hazırlıklarını tamamlamış ve hazır hale gelmiş bir konumda olacaktır. Bu gerçekler temelinde, gelişen operasyonlar karşısında gerillanın meşru savunma çizgisi doğrultusunda kendini koruyacağı açıktır. Operasyonların devam ettirilmesi, güçlerimiz üzerine imha amaçlı saldırı operasyonlarının düzenlenmesi halinde, gerillanın da buna yanıtsız kalmayacağı herkes tarafından bilinmelidir. Böyle bir durum da beraberinde savunma savaşını getirecektir. Bundan dolayı HPG güçleri, her türlü olasılığı dikkate alarak sürecin hassasiyetinin bilincinde olmalı ve hazırlıklarını bu temelde hızlandırmalıdır. Gerilla geçmiş dört yıllık süreçte üstüne düşenleri fazlasıyla yapmıştır. Demokrasi ve barışın teminatı olarak gereken fedakarlığı göstermiş, süreci sabote edici yaklaşımlardan uzak durmuştur. Bundan sonraki süreçte ise, gerillanın caydırıcı rolü öne çıkacaktır. HPG bir savunma gücüdür ve gerillanın öncelikli görevi de, kazanılan mevzileri ve yaratılan değerleri korumaktır. Bu yüzden HPG güçlerinin caydırıcı bir düzeyi yakalaması şarttır. İdeolojide derinleşmiş, siyasallaşmış, örgütlenme ve sistemde bir performans kazanmış militan bir gerilla gücü karşısında hiçbir gücün tutunamayacağı bir gerçekliktir. HPG güçleri, dört yıllık yoğun eğitim ve hazırlık temelinde ve geçmiş tecrübeler ışığında, olası her türlü saldırıyı meşru savunma çizgisi temelinde cevaplayabilecek kapasite, yetenek ve güce sahiptir. Bu temelde çizgiyle bütünleşen, yaşamda ve eylemde Apocu fedai ruhu yaşayan bir düzeye ulaşmak gerekmektedir. 15 Ağustos’un yirmibirinci yıldönümünü her türlü karşı saldırıyı göğüsleyen, atik, canlı, tempolu, yüksek moralli bir düzeyle karşılayalım. Döneme denk düşmeyen ve bizi geriye çeken her türlü yetersizliği aşan, ideolojide netleşmiş, askeri çizgide uzmanlaşmış, hiçbir engel karşısında yılgınlığa düşmeyen, Apocu militan tarzı uygulayan bir düzeye ulaşmak için her şeyimizle kendimizi çalışmalara katalım. Başarılı, önüne konulan görevi mutlaka yerine getiren, her türlü askeri manevra güç ve kabiliyetine sahip olan, taktik zenginliği yakalayan, bu anlamda askeri sanat ve örgütlenmede en ileri düzeyi temsil eden bir düzeye ulaşarak 15 Ağustos atılım ruhunu temsil edebilir ve ancak bu ruhla mücadelemizi zafere taşıyabiliriz. Bu temelde 15 Ağustos atılım ruhunu yaratan Başkan Apo’yu saygıyla selamlıyor, 15 Ağustos bayramını kutluyor, büyük komutan Agit yoldaş şahsında bizleri bugünlere ulaştıran devrim şehitlerimizi tekrar hürmetle anıyor, her koşul altında kararlı takipçileri olacağımızı belirtiyoruz. | |||