| Main Menu | ||||||||
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
|
|
2007 ŞEHİT KÜNYELERİ |
|---|
Daha 16 yaşlarında beş genç Kürt kızı olarak göreve daha rahat ve elverişli yaşam koşullarını, evlerini ve köylerini terk etmelerinin temel kaynağı yurtsever bir ortamda büyümüş olmaları değildi. Bêrîtan yoldaş, dağ ve savaş koşullarıyla karşı karşıya kaldığından oldukça zorlanarak ve bu zorlanmanın sonucunda gerçeğin bilincine varacaktı. Yaşadığı zorlanmaların ardından kadın ve halk olarak tarihsel köklerini, yine günümüzde bir kadermişçesine mahkum edilen prangaları hissederek en derinden bilincine varmak- herkese basit olmayan anlamlı katılımı gerçekleştirmeyi başaracaktı. O artık özgür iradeli bir Kürt kadın gerillasıydı! Sade ve doğaldı Bêrîtan yoldaş. Biraz dikkatlice bakıldığında, en doğal insan özelliklerinin bütün sadeliği ve saydamlığıyla onda yaşadığını fark ederdiniz.
Gülmeleri ve ağlamalarıyla, tepkileri, sevinçleri ve
heyecanlarıyla bir çocuk gibi doğal, sade ve yerinde algılara
sahipti.
Yanlış bulduğu bir şeye “bu yanlıştır!” demeyi esirgemeyen, bir
dakika sonra bile olsa eğer yanlış dediği şeyin doğruluğunun
farkına varırsa, hiç evelemeden ve sağa sola gitmeden “evet, bu
doğrudur!” diyebilme gücünü gösterecek kadar erdemli ve
kaygısızdı Bêrîtan yoldaş. Eğer Bêrîtan yoldaş bu ruhsal şekillenişi ile özgür ülke koşullarında okuma ve eğitim imkanlarına sahip olsaydı, en içten duygularımla inanıyorum ki mükemmel bir sanatçı olacaktı. Bunun için hiç eksiliği yoktu, fazlasıyla bu cevheri taşıyordu. Ama yaşam bu coğrafyada bir başka yaşanmak zorunda bırakılmıştı. O da bu cevherinin özgürlük tutkusunda, özgürlüğü en sanatsal bir ruhla işlemede gösterdi.
Az yaşadı, ama öz ve anlamlı yaşadı. Kadının ve onunla aynı kaderi paylaşan toplumunun acılarına ve sevinçlerini kısa bir zamanda yüreğinin her yanında hissetti, duyumsadı. Daha 18 yaşında olmasına rağmen, beş bin yıldır tutsak edilmiş tanrıçanın zincirlerinden kurtulmuş sevinç ve coşkusuyla heybetlice yürüdü. Çünkü Bêrîtanca bir yaşamın bir kurşunla hiç ama hiç bitmeyeceğin en iyi bilenlerdendi.
Şahadetin, böylesine zamansız ve apansız ayrılışın ne kadar acı
verse de, Mezopotamya’nın bereketli topraklarına ekilen tohum
misali yeniden, daha gür ve çoğalarak yeşereceğine olan inanç ve
umut bize- yüreğimize- bu acıyı da güçlü karşılama direnci ve
iradesi vermektedir. Bêrîtan Melek (Perihan Aybar, 21 Eylülde Çukurca'nın Maruka alanında bir saldırı eyleminde kahramanca şahadete ulaşmıştır. | |||