Şehit İbrahim Komutan Agit'i Anlatıyor...
15 Ağustos Atılımı denilince ilk akla gelen Agit arkadaş oluyor. Agit arkadaşı Agit yapan neydi?
İnsanına büyük değer veriyordu. Güveniyordu ve inanıyordu. Onu koşullara göre hazırlıyor ve eğitiyordu. Amaçlar doğrultusunda ona işlerlik kazandırıyordu. Dolayısıyla onunla olan bir insan asıl atıl kalmazdı. Mutlak bir noktada değerlendirirdi. Değerlendirirken de -ki yaşamında da biliniyor- zamanında istenilen insanı yaratabiliyordu. Ona yetenek kazandırılabilir, irade geliştirilebiliyordu. Bu durumda insanın kendisine güveni daha da çok artıyordu. Gerek sosyolojik ve gerekse psikolojik açıdan insanları ele alıp, ona göre yüceltme ve değerlendirme, Agit arkadaşın en belirgin özelliklerindendi.
Agit arkadaşın en belirgin özelliğini anlatabilir misiniz?
Yine eylemde olduğu gibi, halayda da hep öncü rolü konumundaydı. Kılık kıyafetine, düzenine çok dikkat ederdi. Düzenliydi. Bir çalışma disiplini vardı. Kendi kendini programlaması vardı. Ki o dönemlerde kimse günlükte tutmazdı. Onun bir ajandası vardı. Günlük olarak tüm faaliyetlerini belgelendirirdi. Öngörülüydü, ileriyi görebiliyordu tabii.
Agit arkadaşın şahadeti gerilla hareketini nasıl etkiledi?
Agit arkadaşın şahadeti basında işlenmişti. Düşmanda bunu tabi ki iyi değerlendirmişti. Hatta onlar açısından büyük bir moral olmuştu. Agit arkadaşın şahadetinden sonra düşmanın yönelimleri de artmıştı. Hatta şahadet olayı düşman tarafından eski isyan süreçlerindeki durumla benzeştirilmişti. İşte, “Nasılsa gerillanın komutanı vuruldu. Bundan sonrasını dağıtmak veya teslim almak zor olmayacak” değinildi. Biraz saldırılar buna göre boyutlanmıştı. Çünkü Agit arkadaşın şahadetinde gerillanın kitleyle olan bağı koparılmaya çalışılıyordu. Gerillanın üzerine gelmede temkinliydiler. Bazı bölgelerde askeri olarak da bir anlamda inisiyatif kazanılmaya çalışılıyordu. Buna göre saldırılarını yoğunlaştırmışlardı. Tabi ki gerilla her zaman böyle bir komutanı aradı. Mücadelenin her döneminde o arkadaşın boşluğu hissedildi. Onun sıkıntıları çekildi. Defalarca o boşluğu doldurmaya yönelik örgütün ve hareketin müdahaleleri olmuştu. Fakat hiçbir zaman böyle bir beklentiye girilmeden Agit arkadaşın yeri ve boşluğu her zaman görülmüştür. Bugünde aslında gözüküyor. Agit arkadaşın kişiliği, yaşamı ve pratiği göz önüne alındığı zaman, her dönemin kendine has sıkıntıları, zorlukları tıkanmaları olmuştur. Her dönemde en fazla o dönemde anımsanan onun tarzıdır, yaklaşımıdır, çalışma temposudur, değerlendirme gücüdür, öngörüsüdür. Bu boşluk her zaman hissedildi. Belki bir kişiyle değil ama bir ekiple belli oranla cevap verilebilmiştir. Düşman aslında bu olayla birlikte halk içerisinde moralsizliği ve inançsızlığı geliştirmek istiyordu. Çünkü gerillanın en etkili komutanlarından biri etkisizleştirilmişti ve şahadete ulaştırılmıştı. Düşman bu yaklaşımını egemen kılmayı amaçlıyordu.
Agit arkadaş şehit düşmeden önce son geceyi birlikte geçirdiniz? Şahadet olayını anlatabilir misiniz?
Peki Agit arkadaşın şehit düştüğünü fark ettiniz mi?
Fark etmemiştik. Kimse Agit arkadaşın şehit düştüğünü bilmiyordu. O ara grup belli bir düzen içerisinde ilerliyordu. Çatışma çıktığı zaman zaten grubun bir bölümü çatışıyordu. Aramız engebeliydi. Öndekiler ancak çatışabiliyordu. Arkadakilerin öyle çatışma duruma yoktu. Düşman pususuyla arkadaşların silahları birbirine çarpmıştı. O kadar yakındı. Çatışma belli bir süre devam etmişti. Öncüler çekilmişti. Zaten ay ışığıydı. Kimse Agit arkadaşın şehit düştüğünü bilmiyordu. Bir yaralı arkadaşta onun yakınındaydı. Yaralı arkadaş Kalender İlhan arkadaştı. Daha sonra grup toplanmıştı. Yani grubun önemli bir kesimi Agit arkadaşın olup olmadığını bile bilmiyordu. Grup biraz kalabalıktı. Daha sonra noktaya gidildi. Sabahtı. Çatışmaya göre mevzilenmesi gerekiyordu. Öğlen radyodan duyulmuştu. Agit arkadaş şehit düşmüştü. Radyodan duyulana kadarda kimse imkân vermiyordu bu şahadet olayına. Eğer bilinseydi, Agit arkadaşın üzerine gidilirdi. Çünkü cenazeyi getirme imkânları vardı. Zaten nokta düşmanın çok denetleyebileceği bir nokta değildi.
Duyduğunuz bir sözü var mıydı?
Agit arkadaşla yaşadığınız bir anınızı bizimle paylaşabilir misiniz?
Bir ara grup olarak eyleme hazırlanıyorduk. Bir kayalığa tırmanacağız. O da önde gidiyordu. Benim de bir özelliğim vardı. Birisi önümde yürürse asla ilerleyemiyordum. Araziyi de iyi biliyordu. Öyle dönmüştü. Ben de o ara dalmıştım. Vurdum kendimi kayalığa. Volkanik bir kayalıktı. Kırıkları, çıkıntıları vardı. İlerledik. Tırmanma da sorunum yoktu. Daha sonra tam kayanın ortasına ulaştım. Ne aşağıya inebiliyordum, ne de yukarı çıkabiliyordum. Tabi bu durum gururuma çok dokunuyordu. Yardım etmeleri için arkadaşlara çağrıda bulunmuştum. Agit arkadaş öbür tarafa gitmişti. Öyle bir uçuruma gelmiştim ki, düşersem paramparça olacaktım. Üste çıkmam da mümkün değildi. Gittikçe gücüm de tükeniyordu. Tabiî ki o tür yerlerde bir insanın sesin duyulması çok zordu. Bir ara baktım, kayalığın üzerine gelip gülüyordu. “Ne yapıyorsun?” diye sordu. Bende, “Çabuk yardım et” dedim. O anda hemen Şütiğini çıkarıp, beni oradan kurtardı.
| |||