|
KÜRT HALKININ BÜYÜK GERİLLA KOMUTANI “AGİT” |
KÜRT HALKININ BÜYÜK GERİLLA KOMUTANI “AGİT”
Kürt
halkının efsanevi komutanı
Mahsum KORKMAZ (AGİT), 1956 yılında Diyarbakır’a bağlı Silvan
ilçesinde doğdu. Henüz genç yaşlardayken, ailesinin Batman'a göç
edip yerleşmesiyle, Batman'da büyümüş, ilk devrimci çalışmalara
burada katılmıştır. 1970'lerden sonra, Kürdistan genelinde
gelişen aydın-gençlik hareketinden etkilenen Komutan Agit, PKK
öncü kadrolarından ve Amed zindanında direnişiyle onurlu yaşamı
yaratan Mazlum DOĞAN aracılığıyla PKK'yle (APOCULARLA) tanışır.
Komutan Agit, ilk devrimci faaliyetlere Batman'da başlamış, daha
sonraki tüm mücadelesinde daima en önde yer almıştır. O,
içerisinde doğduğu ortamın tüm olumsuzluklarına karşı, yoğun bir
ideolojik, politik ve örgütsel savaş açarak büyük gelişmeler
sağlamıştır. Halk savaşı yolunda daha büyük atılımları
gerçekleştirmek için Ocak 1980'de Lübnan'daki Filistin
kamplarına giden Komutan Agit, yedi aylık bir eğitim sürecinin
ardından, büyük sorumluluk ve umutlarla Kürdistan'a dönmüştür.
Bu dönemde PKK önder kadrolarından Kemal PİR yoldaş ile birlikte
Türk ordu güçlerinin pususuna düşmüş ve bu pusudan ağır yaralı
kurtulmuştur. Aynı pusuda Kemal PİR yoldaş ise esir alınmıştır.
Mahsum
KORKMAZ, Kürt özgürlük mücadelesi ile tanıştığı ilk yıllarda
PKK'ye sunduğu raporunda şunları belirtmiştir: ‘Yurtsever
düşüncelerin yaygın olduğu bir yöreden (Silvan) oluşum, Türkiye
devrimci hareketinin etkisi, insancıl duygulara sahip olmam ve
ilerici aydın-gençlik kesimiyle olan bağım gibi etkenler
devrimci olmamda rol oynadı... Devrimci hayata atılmam
hareketimizle başladı. Daha önceleri devrimciliğe karşı sempatim
vardı, fakat herhangi bir siyasi hareketle ilişkim olmadı...
Hareketimizle ilişkim, 1977 yılında başladı. Dernek etrafında
kümelenen aydın-gençlik arasındaki saflaşma sonucu meydana gelen
siyasi grup ayrışmalarında Hareketimizin ihtilalci yapısına olan
ilgim ve yakın arkadaşlarımın çoğunun ortak düşüncelerde olması,
beni diğer reformist ve sosyal-şoven gruplara karşı
hareketimizin yanında yer almaya itti. Daha sonraları bu atılımı
araştırmalarım sonucu, bilinçli olarak sürdürdüm.’
1982 sonları ve 1983 baharında PKK'nin ülkeye yönelik pratik
faaliyetlerini başlatması sırasında, birimlerin hazırlık
faaliyetlerine katılan Mahsum KORKMAZ, Kürdistan'ın birçok
bölgesine devrimci öncü birimlerin ulaştırılmasında aktif rol
oynamıştır.
15
Ağustos arifesinde PKK'nin Merkez Komite üyeliğine seçilen
Komutan Agit, kurulan Hezên Rizgarîya Kurdistan (HRK)'nin Merkez
Konseyi'ne de seçilerek oluşturulan ilk HRK birliklerinden
‘14 Temmuz Silahlı Propaganda Takımı’nın
komutanlığını da üstlenmiştir.
15 Ağustos Atılımının planlaması ve düzenlemesinde önemli rol
oynayan Komutan Agit’in, eylem öncesi verdiği son talimatlardan
biri de şunlardır. ‘Eylem
esnasında izinsiz olarak planlama dışına çıkılmayacak, mevziler
terk edilmeyecektir. Atışlar isabetli ve ölçülü olacaktır.
Gereksiz şekilde mermi harcanmayacak, arkadaşlar birbirini
vurmamaya ve sivillerin vurulmamasına aşırı bir özen
göstereceklerdir. Çapula girişilmeyecek, geri çekilme kademeli
ve savunmalı olacaktır. Dikkati çekilen bu hususlarla birlikte,
plan aşamaları takım üyelerine topluca kavratılacaktır. Her grup
kendi görevi üzerinde üç-dört kez yoğunlaşarak tartışacaktır.’
Bu
sözlerden sonra başlayan ve tarihe ilk kurşun olarak
geçecek olan 15 Ağustos Atılımı, Agit yoldaşın komutasında
gerçekleşen
Eruh baskınıyla özgürlük mücadelesinin en önemli ayağı olan
gerilla savaşını başlatmıştır.
Agit (Mahsum Korkmaz) yoldaşın insan sevgisiyle dolu yüreği,
insana biçtiği değer çok derindi. Ancak azgın diktatörlük
ortamında insanca yaşamın imkansızlığı O'nun ve Kürt halkının
önüne silahı tek seçenek olarak bırakmıştır. Binlerce insan
sadece Kürt oldukları için tutuklanmış ve hiçbir hukuki hak
tanınmadan insanlık dışı uygulamalar altında iradesizleştirilmek
istenmiştir. İşte Agit ve bir grup yoldaşının başkaldırısı
bunaydı.
İnsanca yaşamak için direnmekten başka seçenek bırakılmamıştı.
Bu da bedeli ağır ve ödenmesi gereken bir borçtu. En zor
koşullarda ve büyük güç dengesizliği içinde sürdürülen özgürlük
mücadelesi, 15 Ağustos Atılım ruhuyla günümüze kadar
süregelmiştir. İlk insanlığın toprakları işleyerek yaşam bulduğu
coğrafyada, Kürt insanı kendisine yabancılaşamazdı. Ölüme mahkum
edilmişliğe, katledilmişliğe, kimliksiz ve kişiliksiz yaşamaya
evet diyemezdi. Bu, insanlığa bir şey kazandırmadığı gibi,
Kürdün yaşam tercihi de bu olamazdı. İşte Agit'le sembolleşen
yiğitlik, böyle bir zeminde anlam bulmuş, kimlik ve kişilik
kazanmıştır. Botan'ın kuytuluklarında gizlenen tarih, Gabar ve
Cudi'de yeniden yaratılıp yazılmıştır. Tarihi kader belirleyen
çizgide insanlığa ulaşmanın mücadelesi verilmiş, böylece Kürdün
yazgısız tarihi diriliş savaşıyla ilmek ilmek dokunmuş ve
yeniden yazılmıştır.
Örgütçülüğü,
disiplini, dinamik yapısı, ilkeli yaklaşımı, emekçiliği,
mütevazı yaşamı, birleştirici yanları ile O, 'Bir çizgi
militanı, Apoculuğun havarisi olarak' işe başlamıştır.
Binlerce yıllık Kürdistan tarihinin yarattığı umutsuzluk ortamı
karşısında o hep bir umut kaynağı olmuş ve ayrılıkları değil,
birlik yanlarını öne çıkararak bölücülüğe, parçalanmaya karşı
amansız bir savaş vermiştir. Hepsinden önemlisi O, değer tüketen
değil, yaratan olmayı her zaman esas almış ve bu temelde
yaşamıştır. Yaratılan değerlerin savurganlığı karşısında bir
öfke yumağı olmuştur. Hep öğreniyor ve öğrendiklerini paylaşmak
için hep öğretiyordu. Yoldaşlarına, dostlarına bu kadar güç ve
moral veren, karşıtlarına ve ihanetçilere de elbette ki korku
salacaktır. Onun için hep karşıtlarınca izlenen ve
etkisizleştirilmek için çaba harcanan bir hedef olmuştur Agit
yoldaş. Bin yılların tarihini bugünle buluşturup gelecekle
köprüsünü kuran bu eşsiz insan, en verimli çağında, yani
halkımız, halklarımız için en yararlı çalışmaları üreteceği bir
dönemde 28 Mart 1986'da Şırnak'ın Gabar (Küpeli) dağı kırsalında
haince bir komplo sonucu ölümsüzler kervanına katılırken; geride
bir korku ve kaygı değil, korkunç bir kararlılık ve kazanma
hırsı bırakmıştır.
Kaynak :
Serxwebun, Özgür Politika, HPG BİM arşivi