Geri
<<< |
>>> İleri


Nice
yiğitleri, ateşin ve güneşin nice soylu çocuklarını vermiştik
sana. Nurhak’ın görkemli dağlarına... Engizeklerin soğuk
sularına… Balta girmemiş ormanlarına... Serin rüzgarlar esen
yaylalarına Dostluk, kardeşlik coğrafyasında ana vatandan uzak
topraklara... Kendi vatanımız gibi bağrımıza basmıştık seni;
sevmiş, bağlanmıştık sana. Dıjwar yoldaş da bu toprakların
vurgunuydu. Amanoslar’ın ılık havasını, usulca esen rüzgarlarını
yüreğinde hissetmiş, özlemini duymuştu.
Dıjwar yoldaş ile tanışmamız uzun süreli olmadı; ancak, sanki 40
yıl önce kurulan bir samimiyet ve cana yakınlıkla aramızda
dostluk oluşmuştu. Mahsum Korkmaz Akademisi’nde beraberdik ve o
süreçte onu daha yakından tanıma fırsatım olmuştu. APOCU ruhu
derinden yaşayışı, bunun coşku ve moralini her fırsatta
çevresine hissettirmesi, pratiğe yürüyüşteki kararlılığı ve
cesareti beni derinden etkilemiş, bu yönlerini kendime örnek
almıştım.
Dıjwar arkadaş, 90 yılında Siirt-Erkendi köyünden katılmıştı.
Köyün geneli yurtseverdir. Ve burada nice yiğit halk çocuğu, bu
kutsal topraklar için canını feda etmiştir. Bu alan Agit
arkadaşın çabalarıyla mücadeleye açılmıştır. Dıjwar arkadaşın
katılımı da akraba çevresi ve bölge üzerinde güçlü bir etki
yaratmış, katılımların önünü açmıştır.
Mücadelenin en sancılı dönemlerinde Botan sahasında kalmıştır.
Buradaki emek ve çabayla pratikte iyice yetkinleşmiştir.
Yaşadığı zorluklar sonucu kazandığı tecrübeyle kararlı, güçlü ve
iradeli bir kişilik ve komutan düzeyini yakalamıştır. Savaşın
içinde ciddi bir eğitim görememesine rağmen Önderliğe ve çizgiye
olan bağlılığı ile inandığı tüm değerleri korumuş ve tereddütsüz
bir pratik sergilemiştir.
Kendisi için yıllarca bir özlem olan, onu dağların zirvelerinde
ve ormanların derin kuytuluklarında ayakta tutan, yaşam ve
mücadele umudu veren Önderliği bir kez da olsa görebilme
istemini yüreğinde hep taşımıştı. Yıllar sonra gerçekleşen
özleminin heyecanıyla Önderlik Sahası’na yönelmiş, sahada büyük
bir ilgi ve ciddiyetle Önderliği tanıma ve anlama çabası
içerisinde olmuştu. Bu alandaki yoğunlaşmaları, Dıjwar yoldaşın
daha sonraki pratiklerinde de anladığı oranda Önderliği
uygulayabilme ısrarlılığını geliştirmiştir. Çizgi dışılıklara
karşı, mücadeleyle dolu bir militan pratiği gerçekleştirmiştir.
Önderlik
Sahası’ndan sonra 98 yılında, mücadelemiz açısından önemli bir
alan olan Amanos’a giderek, alanda başarılı bir pratik
sergilemiş ve düşmanın büyük bir panik yaşamasına neden
olmuştur. Ailesi de önceden Adana’ya göç ettiğinden dolayı
onların aracılığıyla Çukurova kitlesiyle ilişkilenmiş; halk
içinde yarattığı güçlü örgütlülüğün etkisiyle de bir çok yeni
katılım gerçekleşmiştir. Yüreğini işlediği bu topraklardan
kopmak her ne kadar zor gelse de, Önderliğin aldığı kararların
doğruluğuna olan sonsuz güvenle geri çekilme kararı sonucunda
Güney Sahası’nın Kandil alanına geçmiştir. Daha sonra da yeni
bir pratik heyecanıyla Serhat alanına geçmiştir. Bir süre
kaldıktan sonra komplo ile İran Devleti’nin eline geçer. Dıjwar
yoldaş, İran’ın tüm baskılarına rağmen APOCU direniş geleneğini
ve Kemal Pir ruhunu koruyarak, ölüm orucuna girmiştir.
Apocuların iddia ve kararlılık düzeyi bir kez daha tüm
egemenlere ispatlanmıştır.
Hapishaneden çıktıktan sonra kendini bulduğu, yeniden doğduğu ve
yüreğinin meskeni olan topraklara, dağlara tekrardan ulaşmanın
coşkusuyla akademiye gelerek, eğitim çalışmalarına katılmıştır.
Yine bu süreçte ortaya çıkan ihanetçi eğilimlere karşı salt
sözde değil, pratik duruş ve atılım kararlılığıyla mücadeleyi
esas almıştır. Güçlü militanlar, zorlu koşullarda bilenir,
zorlukları tercih ederler. Dıjwar yoldaş, mücadelenin en zorlu
sahalarında olan Amanos Sahası’na gitmek için ısrarcı olmuş,
yeni açılım ve atılım ruhuyla pratiğe yönelmiştir. Giderken
geride kalanlara başarı ruhu ve coşkusunu bırakırken; “Alan çok
geniş, sizleri bekliyoruz; erken gelin.” diyerek yoldaşlarıyla
sözleşmiş, bir daha görüşme özlemiyle sıkı sıkıya
kucaklaşmıştır.
Bazıları
sözün kutsallığına başından ihanet edip, sözleşmeye ters
düşerken, onlarcası da Amanos fırtınalarında tekrardan
buluşabilmenin kararlılığıyla sözlerini korumuşlardı.
Dıjwar yoldaş, sahanın hassaslığı ve özgünlüklerinin bilincinde
olduğundan yeni çalışma sahasına kendini sağlam ulaştırabilmek
için büyük riskleri göze almıştır. Yılların tecrübelerinden
aldığı güç ve inisiyatifle sınırları zorlayarak, pratik sahasına
ulaşmıştır. Amanosların çetin koşullarında alanı ve arkadaşları
tanımak için zaman kaybetmemiş, çalışmalara direkt girmiştir.
Çalışmaları erkenden toparlama ve hazırlıkları bir an önce
tamamlama istemi, erkenden harekete geçmesine biraz da aceleci
davranmasına yol açmıştır. Pratikçiliği ve üretme ısrarlılığıyla
tüm görevlere koşmuştur.
Ama hain pusular yoldaydı... Komplo, hain pusularda vurmuştu
onu... Dıjwar yoldaşın yarası derinlere inmişti. Yoldaşları
varıp, yaralarını sarmaya bile fırsat bulamadan düşmanın eline
geçmişti. Ser verip sır vermeyen onurlu duruşunu burada da
sergilemiştir. Şimdi APOCU dağların kuytulukları ve ormanların
derin dehlizleri onu koruyamamanın utangaçlığındalar. Toprak ana
bu utangaçlıkla açmıştı kollarını ona…
Amanos diyarlarında yiğit bir militan daha katılmıştı şehitler
kervanına…
Dıjwar yoldaşın cenazesi onların, yüzlerin omuzlarındaydı artık.
Yürekler onun için atıyordu. Halk görkemli bir törenle onu
bağrına basmış; anayurduna, Siirt’e, getirmişti. Onu Herekol
eteklerine gömdük...
Kervan büyüdü; yüzlere, binlere
ulaştı...
Silah Arkadaşları