Geri
<<< |
>>> İleri

Harun
yoldaş, Kürdistan’ın Güneybatı parçasının en uç noktası olan
Afrin’de dünyaya gelir. “Zeytinler diyarı” olarak tanınan Afrin,
Başkan APO’nun bizzat kendi çabaları ile erkenden mücadelemizde
yerini almış bir yerdir. APOCU düşünce ve militanları tanımaya
başlayan yöre halkı, Kürdistan özgürlük mücadelesine derinden
bir sahiplenme ile cevap vermiştir. Özellikle 1990’lı yıllardan
sonra Güneybatıdaki halkımız, düşmanın baskısına bir tepki
olarak, kendi ciğerpareleri olan evlatlarını özgürlük mekanı
olan dağlara göndermeye başlamışlardı.
Yurtseverlik; temel yaşam biçimi haline gelirken, bu uğurda can
ve malını feda etmek, vicdani bir görev haline gelmişti. Kuzey
Kürdistan’daki savaşın kızgınlaşıp tüm ülkeyi etkilediği bu
yakıcı atmosferde Harun arkadaş mücadelemizle tanışmıştı. Daha
genç yaşta olmasına rağmen kararını tereddütsüzce saflardan yana
vermişti.
15
Şubat 1999 yılında Önderliğimizin esir düşmesi, nasıl ki Kürt
halkı için bir milad olmuşsa, Harun arkadaş için de bir dönüm
noktası olmuştu. Artık ok yaydan çıkmış ve saflar netleşmişti.
Yönünü dağlara çeviren yüzlerce Afrinli genç gibi Harun arkadaş
da bu önü alınamaz kervanın bir üyesi olarak gerillaya adımını
atmıştı.
Özgürlük dağlarına ulaşmanın vermiş olduğu sevinçle yeni savaşçı
eğitimini, Güney Kürdistan’ın Soran mıntıkasında tamamlayarak
pratik bölüklere geçer. Yaşamdaki morali ve coşkusu ile
dikkatleri üzerine çekmeyi başarır. Başkan APO’nun esaretine ve
düşmanın acımasız uygu¬lamalarına verilecek en büyük cevabın
kuzeyde gelişecek mücadeleden geçtiğine inanıyordu. Kuzeye
gitmek için uzun süredir yaptığı öneri 2002 baharında örgüt
tarafından kabul edilir. Bir yandan Kürdistan’ın kuzey parçasını
görmenin sevinci, bir yandan da Agitler diyarı olan Gabar’a
ulaşmanın gururuyla tecrübesizliğini engel yapmadan, kaygısızca
yoğun bir pratiğin içine girer. Düşmanın Gabar’a uyguladığı
tecrit politikasıyla hem düşman gerçekliğini yakından tanır hem
de yoğun pratikle kişiliğini her konuda olgunlaştırmaya doğru
götürür. Girişimciliği ve atikliği ile pratik çalışmalarda hep
öndedir. Belli bir dönem İdil ve Kerboran tarafında pratik
çalışmalara katılmıştı. Fakat Harun arkadaşın hayalinde hep
Gabar’da kalmak vardı. Kendi dayatması ile tekrardan özlem
duyduğu Gabar’a gelir. Hep Gabar’da kalma istemini yarı şaka
yarı ciddi üslubu ile “bir kere geldim artık kimse beni
Gabar’dan çıkaramaz” diyerek herkese kabul ettirdi.
2004 baharı ile Fındıke alanındaki çalışmalara katıldı. Baharın
başında gelişen düşman operasyonuna karşı gelişen eylemlerde
aktif olarak yerini aldı. Düşmanı kendi eliyle darbelediğini
görünce kendisine karşı duyduğu güven daha da artmıştı.
1
Haziran hamlesinin başlamasıyla birlikte Harun arkadaşın
aktifliği de artmış, yeni almış olduğu tim komutanlığının
sorumluluğuyla çevresindeki arkadaşları da yönlendirmeye
çalışıyordu. Gabar’da hamle ile birlikte yoğunlaşan düşman
yönelimleri, ciddi anlamda darbe almış, birçok saldırısı boşa
çıkarılmıştı. Düşman adeta intikam almak istercesine saldırı
yapmaktan geri durmuyordu. Bu amaçla 23 Ekim 2004’te Gabar
genelini kapsayan kapsamlı bir operasyon başlatmıştı. Düşman
askerleri, daha yeni hareket halindeyken Birava köyünde bir grup
arkadaş tarafından pusuya düşürülüp ağır darbe yemişti. Düşman,
almış olduğu darbenin kızgınlığı ve acizliği ile Gabar’ı rast
gele havan atışlarına tutuyor ve kobralarla araziyi vuruyordu.
Harun arkadaş da bu sırada Dersim’den Güneye geçmek için gelen
bir grubu karargaha getirmişti. Operasyonun üçüncü gününde eylem
grubunda olmamasına rağmen izinsiz bir şekilde eyleme giden
arkadaşlara “H. arkadaş beni eylemde B-7 atmak için gönderdi”
diyerek gruba katılır. Daha eylem yerine varmadan öğleden sonra
saat 13:00’da Gabar TRT’sinin Dêrşew tarafında grubu fark etmesi
sonucu başlayan çatışma, akşama kadar devam eder. Bu çatışmada
Harun yoldaş şehitler kervanına katılır.
Harun yoldaş, hiç beklenmedik bir zamanda ayrılmıştı. Ayrılırken
büyük bir yaşam ve özgürlük iddiası bırakmıştı.Anısı her zaman
mücadelemize ışık tutacaktır.
Silah Arkadaşları
|
|
Geri
<<< |
>>> İleri |