Geri
<<< |
>>> İleri

Sonbahar
yağmurları toprak ananın milyonlarca yıldır tütsüsünü genzimize
yaymaya başladı bile.
Ve biliyorum ki yağmur üzerime yağıyor. Anaç topraklarında
anaların yürek sesi ‘ tilililerle ‘ uğurlandın. Çok şanslısın bu
yüzden. Halkın yüreği senin için attı. Ve senin gibi binlerce
yiğit Kürt oğlu ve kızı bir kez daha anıldı. Bilirsin sen de her
mevsimin ne anlamlar taşıdığını, sonbaharın kızıla, sarıya
boyanmış halinin insanı birazcık hüzünlendirdiği ama sonbahar
yağmurlarından önce anaların gözyaşı düştü önce toprağına.
Onların gözyaşları oldun. Bizlerin yüreğinde de hüzün değil,
öfke gezer şimdi. Varsın doğa ana savursun kızıl ve sarı
yaprakları delicesine. Çıplak kuşun kevotları, kayınları,
beruları.....ama dinime imanıma yine de yarışamaz içimdeki
dalgakıran fırtınayla. Bundandır öfkenin hüzünden önce gelmesi.
Aldığın isim gibi mazlum bir yüzün vardı. İlk sicili partiye
verirken ne kadar da sevinmiştin. Bir sonraki sayıda dergide bu
ayki şehitler sayfasında yine sicilin verilecek. Güzel gülüşünü
arayacağım orada. Anlamını çözmeye çalışacağım o yüz simanda.
İlk arayacağım bu olacak. Üniversite yıllarında iyice kararına
ulaştığın devrimci yaşamın, Atina’daki eğitimlerden sonra
aldığın en büyük ödül olarak söz ettiğin, Önderlik sahasında
devam etti. Orada “ alınan alınmıştır, gerisi vermeye kalmıştır
” sözünden sonra zirve olarak gördüğün ülke sahasına geçtin.
“Devrimci bir insan için mekan ne olursa olsun değişmez” desen
de Amed’de mücadele etmenin sende yarattığı duyguları hiç
kaybetmedin ve boyuna anlatıp dururdun. Şimdi Amed’desin,
halkının yüreğinde.
İhanetin geliştiği bu süreçte direnişçilerin soy ağacına Mazlum
Amed’i yazdırdın. Anılarınız mücadelemize ışık tutacaktır.
Bilisen bıra, Amed surlarında bir öfke buluti dolaşi. Ve gençler
molotof ati. Bulutlar toplani. Kırık bir şekilde yağmur üzerine
yaği......
***
Akşam
haberleri Gever’de çatışma çıkmış diyordu. Bir grup arkadaş
baskın yemiş, çatışma çıkmış sonrası... Kod adı Mazlum, adı
Cihan Dündar diyordu haberler. Yaklaşık otuz arkadaş okuldaydık.
Haberlerde geçen Mazlum isminden sonra okulda çıt çıkmadı.
Herkes buz kesmişti. Kısa bir aradan sonra bazı yeni arkadaşlar,
kim bu Mazlum arkadaş diyorlardı. Tanıyanların ve eski
arkadaşların bir iç çekmenin yanında gözleri buğulu, yürekleri
buruk halde ağızlarınıı bıçak açmıyordu. Bıçakla kessen
akmayacaktı bir damla kanları. Gayrı ihtiyari dışarı çıktık.
Mazlum’u tanıyanlar, okuldan süzen ışıkta baktık birbirimizin
gözüne. Şoktaydık. Birkaç gün sonra pratik bitecek, tekrardan
görüşecektik. Bunlar okunuyordu gözlerden, çıkmıyordu ağızlardan
tek bir ses. Gözler ve yürekler konuşuyordu yalnızca. Ve
anlıyorduk olup biteni gözlerden.
Sonra büyük bir ateş yaktık. Tek bir kelime etmeden. Mazlum’a
yakışır bir tören yapmak istedik. Ateşin etrafına oturduk ve
önce Mazlum’la olan anılarımızı Mazlum’dan dinledik. Sonra
birbirimize Mazlum’u anlatmaya başladık. Ne kadar arkadaş
canlısıydı, ne kadar iş yapmayı severdi. Gözler buğulu, yürekler
buruk birbirimize anlattık, birbirimizi dinledik. O’nu sevmeyen
var mı diye sordu bir arkadaş. Düşündük bulamadık, kimse yoktu.
Herkes O’nu, O’nun arkadaşlığını, Önderliğe ve şehitlere
bağlılığını bilirdi. Mazlum yoldaş hiç yorulmak bilmezdi. Her
işini ciddiye alır, en iyisini yapmaya çalışırdı. Eğitimlerde en
iyisini arkadaşlara vermeye çalışırdı. Pratik bir zekaya
sahipti. İşinde pratikçiydi, hep en zor görevlere, en zor
alanlara kendisini önerirdi. Kendisine ve yanındaki yoldaşlarına
güvenirdi. Başarısızlık aklının ucundan bile geçmezdi. Yiğitti
yani. Bir seferinde Gever’de ovaya tek başına girerek korucuları
uyarmıştı. Bunu operasyonlara hazırlanan koruculara örgütün
tavırsız kalmayacağını göstermek için yapmıştı. Duygularını
şiirlere dökerdi, romantik bir gerillaydı yani. Futbol
takımımızın en iyi kalecisiydi. Bireysel iş yapma yeteneğine
güvenirdi ama daha önemlisi kolektif çalışmaya inanırdı.
Mazlum arkadaş, Avrupa’dan partiye katılmıştı. Daha sonra
Önderlik sahasına gelmiş, burada bir dönem Önderlik eğitimini
gördüktün sonra ülkeye, Zagros alanına geçmişti. Zagros’a
bağlanan arkadaşlardan biriydi. Zagros’tan ayrılmayı aklının
ucundan bile geçirmezdi. Zagros’un sevdalısıydı. Köle yaşamın
peşine düşenlerin karşısında dimdik duranlardan birisiydi.
Bazıları her şeyden elini eteğini çekmek isterken, O Zagros’un
en tehlikeli alanına kendisini önermişti. Ölümün her an, her
saat, her saniye yanı başında olacağını bilerek, ihanetin kol
gezdiği Gever alanına kendisini önermişti. O, bir çizgi
devrimcisiydi. O, Zagrosların en güzel güllerinden birisiydi.
Gün yine doğar
Bir çentik daha atılır
Alnımızdaki çizgilere iki daha eklenir
Biri geçen günden
Diğeri can acılarımızdan
Silah Arkadaşları