Geri
<<< |
>>> İleri


Seni
kaleme alabilmek inan belki de bir yoldaşın olarak benim için
bir yandan üzüntü, bir yandan da onur vericidir. Kim bilebilirdi
bir gün bir cihaz anonsunda ismin okunacak. Çünkü daha ne kadar
beraber ve yoldaşça şakalaşmalarla geçiyordu günümüz. Hep bir
gün ne zaman kuzeye gideceğim deyip durduğun anları
hatırlıyorum. Ben de bekle heval belki bu bahar gidersin. Hele
acele etme derdim. Bilirim, tatmin olmazdın. Ama ne de olsa
gelişi güzel sözlerdi bunlar.
Seni bizler yani yoldaşların hep yasaklı şarkılarda, yasaklı
sözlerde ve de yasaklı şiirlerde dile getirip inadına alıp
şehitler kervanına katmıştır.
Halen dün yanımdaymışsın gibi aklıma gelir. Gabar’dan Haftanin’e
ilk gelişimde manganın önünde soba için odun kırdığını
hatırlıyorum. Tüm içtenliğinle hoş geldiniz deyişin, sıcak
kanlılığını hemen bana hissettirmiştin.
Biz de seni her Partizan tepesine çıktığımızda, Cudi’nin
heybetli duruşunu seyrettiğimizde uzayıp giden suskun bakışlarla
seni hatırlıyoruz.
Haftanin’in derin vadisinde o kadar şey yaşamıştık ki bunu
anlatmak belki zor. Ama yaşayanlardan öğrenmek, bir serüven
gibidir. Bazen gülüşürdük, bazen şakalaşırdık. Çekdar yoldaşı
kızdırmayı beceremezdik. Çünkü O, yoldaşlığın ilkeleriyle dolu
yaşıyordu. Bu yüzden de hep Cudi sınırına bakardı. Her sınırla
karşılaştığında özellikle Cudi alanı önemli duygular beslerdi.
Ne de olsa binlerce yıl önce Hz. Nuh orada demir atıp,
sefinesini o topraklarda bırakıp özgürlük yolcularına o gemiyi
emanet etmişti. Evet, bin yıllardır bu gemi elden ele bir
bayrak, günümüze kadar gelebilmişti. Ve tufan her asırda
olmuştur bu topraklarda.
Eğer dalından sökülüp alınmazsa çiçek, solmak da var ama bahara
dirilmek de var. Belki şu an aramızda değilsin Çekdar yoldaş.
Ama gözün arkada kalmasın. Hele senin amacının ve uğruna ölüme
gittiğin kutsal yaşam için bayrağını dalgalandıran yoldaşların
var. Bir bir şahadete gitmekle gün gün topraktan fışkıracağız.
Fışkırırcasına inadına çoğalacağız ve tekrar yeşereceğiz.
Çekdar yoldaş, uzun süre Haftanin’deki birliktenliğimizden sonra
beklediğin o yolculuk başlamıştı. Cudi’ye gitmek için
hazırlıklar bitmiş ve vedalaşmalardan sonra yolculuk başlamıştı.
Hüzünlü bir ayrılıkla, alkışlarla uğurlamıştık sizleri. İnan ki
kuzeye geçmek isteyen çok arkadaş var. İçimizdeki öfke, gün ve
gün çoğalıyor sürekli. Parlayan bir alev gibi bekleyişteyiz.
Zaman ve anı bekliyoruz.
Çekdar arkadaşı anlatmak, APOCU’luğu anlatmaktır. Hep şöyle
diyordu; biz örgüte geç katıldık, o yüzden de çok çaba harcamak
lazım. Düş¬manı doğduğuna
pişman
etmek lazım. Bir gün tepedeyken sisli bir havada düşman
operasyonu çıkmıştı. Biz ise tepedeydik. Birden silah sesleri
bize gelmişti. O sisli havada Çekdar arkadaş dürbünüyle sise
rağmen keşfe başlamıştı. Bir şey göremedik. Ama operasyon olduğu
anlaşılmıştı. Biz tedbirlerimizi aldık. Arazide yol alırken
şunları söylemişti. Heval ben dürbünsüz hiçbir zaman gezmem.
Çünkü bir gerillanın en tamamlayıcı bir ilkesi de keşif etme
özelliğidir.
Çekdar yoldaş ya¬şamında mütevaziliği, hoşgörülüğü ve örgüt
sırrını koruma ve değerlere yaklaşımda çok dikkat ederdi. Bir
defasında şöyle demişti. Heval bizler için maddi değerler
önemli. Çünkü bunlar halkımızın emeği ile gelmiştir. Ama
yoldaşlık değerleri bizler için en büyük manevi değerdir.
Bunları çok iyi bilmemiz gerekiyor. Çekdar yoldaşın diğer bir
özelliği de paylaşımcı olmayı, kolektif yaşamı hep esas alması,
dürüstlüğe önem ve değer vermesi, Önderlik çizgisini savunması,
O’nu hep halkın militanlığını gözler önüne seriyordu. Çekdar
yoldaşı tanıdığımız sürede yoldaşlığına ve dürüstlüğüne hep
hayran kalmışızdır. Çünkü devrimciler ölüme giderken ölümün
yüzüne hep gülerek giderler. Ya onurlu bir yaşamın temsilcisi
olacağız, ya da şerefimizle ölüme gideceğiz sözleri, bizi yaşama
hedefine bağlayan ilkedir.
Çekdar arkadaş, aradan uzun bir süre geçmesine rağmen, senin
şahadetin bizi sarstı. Ama seni duygusal anmayacağız. Geride
bıraktığın güzel anılarla, yoldaşlığınla sana daha ne kadar
dürüstçe yaklaşacağımızı belki de düşüneceğiz. Ağır başlılık ve
olgunluğun, bizi her zaman ciddiyete çağıran bir özelliğindi. Bu
halinle sana uzaktan bakanlar, seni sinirli ve gülmeyen biri
olarak anıyorlardı. Ama işin aslı, sana yakınlaştıklarında temiz
halini, davranışlarını o zaman öğreniyorlardı. Gerillada uzun
süre kalmamana rağmen, her günün, her ayın ve yılın, sanki uzun
yılların temsilini yapıyordu. Bildiği en ufak bir şeyi bile
yaşamda sınayarak militan ölçülerine bağlı, amaca hizmet eden
bir tutum içinde bunları yaşama katardı. Hele bir savaşçı en
büyük şey, militan çizgisine göz dikmektir. Bu temelde O, APOCU
ruh ve felsefesini nerede olursa olsun, hangi koşullarda olursa
olsun bunu yerine getirme çabasını veriyordu. Sürekli kendini
borçlu hissediyordu bu halka. Kendini sorguluyor, örgüte geç
katıldığı için yakınıyordu.
Hırçın sulara bırak kendini
Bırak soğuk soğuk
rüzgarlar yırtsın anlını
İlk kurşundur seni
vuracak olan
Bırak o da olsun
Silah Arkadaşları