Geri
<<< |
>>> İleri

Kemal
yoldaş Nusaybin’de dünyaya gelir. Serhıldan yeri olan
Nusaybin’de bin yılların özgürlükçü arayış tohumları onun
kanında da vardı ve ona karşı koymadı. Bu arayış onun maceracı
ve sorgulayıcı kılıyordu. Ailesindeki yurtseverlikten etkilenmiş
oda çeşitli arayışlar içerisine girmişti. Avrupa özgürlüğe
açılan bir kapı olabilir mi diye düşünmüştü. Arayışlarını
mutlaka sonuçlandırması gerekiyordu. Vapurla yaptığı bir
yolculukla denizle tanışmış ve acaba denizlerde okyanuslarda
olabilir mi diye düşünmüştü. Avrupa yeni bir yerdi onun için.
Uyum sağlamak zordu. Avrupa’da içinde bulunduğu toplum ve onu o
topluma kendisinin uyumluluğu ve gerçekleri bulma çabası onu
farklı yerlere götürüyordu. Sürekli uzaklar ve yüksekler
ilgisini çekiyordu. Dağlar, dağların zirvesi. Artık bazı şeyleri
yapmak gerekirdi. Harekete geçmek gerekirdi. Halkına bir şeyler
vermek gerekliydi. Ve canından çok sevdiği Önderliğine. Kemal
yoldaş 2001’de gerilla saflarına katıldı. Hem çok çalışkan hem
çok fedakar bir kişiliği vardı. Bir çok pratiğe kendisine
katardı. Onu bu hareketliliği
ve fedakarlığı sürekli bir sevgiyi
yansıtırdı arkadaşlarına. Gittiği, girdiği bütün görevlerden
başarıyla çıkmıştı. Silahını çok severdi Kemal yoldaş. Onu her
gün temizler ve düşmanın beynine indirmek için sabırsızlıkla
beklerdi. Her gün her hangi bir şeye nişan alıp halkının
katillerini hayal ederdi. Ve onların beyinlerine fikri yoldaş, bisiving roketi gibi patlamak isterdi. Kemal yoldaş güneyde
gördüğü eğitimi hayata geçirmek için, pratikleştirmek için
sabırsızlıkla beklerdi. İçinde bu hırs bu coşku onu hep
hareketli kılıyordu. Oluşturulan kuzey gruplarına ısrarla
kendisini dayatarak girdi. Çünkü o özgürlüğü şehitlerin anısına
bağlılıkta olduğunu ve ulusal Önderimiz Başkan Apo’nun bulunduğu
esaret koşullarından çıkarmaktan geçtiğini biliyordu. Kemal
yoldaş 2002 sonbaharında Erzurum güçleriyle Serhata geldi.
Serhat yeni bir hayatın başlangıcıydı onun için ve çocukken çok
sevdiği ablasının şehit düştüğü topraklardı Serhat. Ablasının
onun hayatında çok önemli bir yeri vardı. Ablasının kararlılığı
ve mücadelesi ve şehit düşmesi onu müthiş derecede etkilemişti.
Artık Kemal yoldaş için hesap sorma zamanıydı. Gerçeklerle
yüzleşmek için. Kemal yoldaş kurallı disiplinli bir arkadaştı.
Bu günün işini asla yarına bırakmazdı. Sürekli kendisini planlar
ve partinin ona verdiği eğitimi hayata geçirmek isterdi. Bunun
için Kemal yoldaş Şenkayaya gitmek için hazırlanan eylem
birimine kendisini önererek yer aldı. Süreç zorlu bir süreçti ve
atacakları her adım parti için önemliydi. Kemal yoldaşta bunun
bilincindeydi. Başkan Apo’ya, partiye ve şehitlere bağlılığını
kanıtlamak istiyordu. 2004 baharıydı. Yola çıktılar. Aldırış
etmeden soğuğa, uzunca bir yol yürüdüler Serhatın dağlarında.
Büyük kayaların ve taşların kuşattığı Tendürek’ten
toprağını sert arazisinin sarp olduğu Çemce’ye gittiler. Kemal
yoldaş dört arkadaşıyla birlikte eylem coşkusuyla yürüyordu. Ve
ilk eylemini yapacaktı Kemal yoldaş. Bunun için çok sabırsız,
çok heyecanlıydı. Alnının akıyla çıkmak istiyordu bundan. Ve
çıktı da. Yüzündeki sevinç parlaklılığı geceyi aydınlatıyordu.
Sonra Kemal yoldaş ve arkadaşları Şenkaya’ya doğru yol aldılar.
Orada gerillaya yabancılaşmış halkın arasına girdiler. Uzun
yıllardan sonra Şenkaya gerillayı tekrardan görüyordu. Kemal
yoldaşta bunu farkındaydı. Uzun bir süre alanda kaldıktan sonra
Çemce’ye tekrar geri döndüler. Kemal yoldaş yaptıklarımız yetmez
deyip, eylem coşkusu içinde çalışmalarını sürdürdü. Çünkü
başarmak istiyordu ve şehitlerin yolunda ilerlemek ve hainliğe
izin vermemek, ihanete karşı mücadele etmek, yapılması gerekende
buydu. Yani hesap sormak. Mazlumun, Agitin, Beritanın ve
halkının bizzat katillerinden hesap sormak. Bu niyetle
çıkmışlardı yola dört arkadaş. Kemal yoldaş arkadaşlarının
coşkusunu
yüreğinde hissediyordu. Artık hiçbir şey onların önünü
alamıyordu. Bu görevde de başarıyla çıkmak istiyordu. Ama tarih
hep sürekli kendi kahramanlarını yarattı. Yani tarihin
yapıcıları tarihi yeniden inşa ediyordu. Kürdistan topraklarında
güneşin Önderliğinde Kürt halkının dirilişi geri alınıyordu ve
kendisi oluyordu. Tarih tekrar etmeyecekti artık. Çünkü
yiğitliğin tarihi yazılmıştı. Agit’in, Mazlum’un
haykırışlarında, Zilan bir bomba gibi düşmüştü yalancı tarihe.
Yalancı tarihin savunucularına. Sema yoldaş ise alevden bir
bayrak gibiydi gerillanın yüreğinde ve Kemal yoldaşla birlikte
şehit düşen tüm arkadaşlar çiçeklerle desenlemişlerdi bu
bayrağı.
Rojhat, Rebaz, Deniz ve Kemal arkadaşlar 11 eylülünde Çemce
Kızıl kilise vadisinde operasyona çıkan düşman güçleriyle çıkan
çatışmada şehit düşerek ölümsüzler kervanına katılırlar.
***
Biz
insanları güzelleştiren nedir dersiniz. Ya da güzellik nedir?
Güzellik görecelidir. Bu doğru, ama bizi ülkemiz güzelleştirir
her zaman. Belki de coğrafyamızın en belirgin özelliğidir bu.
Bir şarkı dinlemiştim ve şu sözler beni çok etkilemişti; oldukça
anlamlıydı sözleri.
“insanın yurdu bir kez daha kendinin olur, toprağına suyuna
karıştıkça tadı”
İşte güzelliğin ülkemizin suyuna, toprağına karışmak olduğunu
düşünürken aklıma ilk gelen kişi Kemal arkadaş oldu. Neden peki?
Bu milliyetçi duygularımın ifadesi değil. Hayır! Bu bir ülke
sevdası. Güzelliğin yaratmak olduğunu ve bunun da hayatın
binlerce acılarını yaşayarak, çamuruna, tozuna bulanarak
gelişeceğinin inancıdır bendeki. İşte Kemal arkadaş ülke ile
güzelleşmenin, acılarla büyümenin ve sevmenin kişiliğiydi. O bir
ülke çocuğuydu. Ülkesiyle güzelleşen, acılarıyla seven bir
yoldaştı Kemal arkadaş. Coğrafyamızın değişmeyen bir yasası
belki de bu. Acıyla yoğrulmak, acıyla sevmek ve hatta acıyla
koşmak. Bu yüzden Kemal arkadaşı anlatmak için önce ülke ve acı
kavramlarını anlamak ve yaşamak gerekir. O yaşamın bir
ustasıydı. Her zaman “eğer bir şeyleri başarmak, yapmak ve
yaşamak istiyorsak, acılara alışmalıyız” diyordu. Ve o önce
acıyı yaşadı.
Yaşayarak
başardı. Öyle ya buluşmalar için ayrılık acısına, yaşamı sevmek
için ölümün acısına, yare ulaşmak için gurbetin acısına, gülü
koparmak için dikenin acısına, barış için savaşın acısına
alışmak gerekiyor. Güzel her zaman acıların sonunda görünür.
Karakışın sonunda yemyeşil baharlar bekler bizi. Kır çiçekleri
tomurcuk yeşilli! Güzellik ve acının diyalektiğini kavramak,
sarsılmaz ütopyalar yaratmanın umudunu beslemenin tek yolu.
İnançlı olmak, kararlıca yürümek için acının diyalektiğini
anlamak ve yaşamak yeterli. Ancak bu gerçeği kavradıkça
ütopyalar sarsılmaz inançlı ve kararlı yürünür.
Kemal arkadaş, güzelliğin ve acının anlamına ulaşmış bir
arkadaştı. İşte bu yüzden acılara erken alıştı. Acı demek
güzellik demekti ülkemizin güzelliğinde. Acılar bu nedenle
yıldırmamıştı onu. Her acının anlamı güzelliğe gebe bir süreçti
belki de. Ama bunu belirleyen de yine savaşmak, savaşmak,
savaşmaktır bizde. Bu da Kemal arkadaşın ifadesidir. Onun kadar
savaşla, ülkeyle dolu olan kendinden geçen kimseler çok azdır
belki de. Zikre dalar gibi dalmıştı ülkenin ve savaşın
sevdasına. Çünkü yağan her yağmurun ardından mutlaka bir
yerlerden güneş başını çıkaracak ve ışınlarını göstererek
harikalar yaratacaktı yeryüzünde.
Aslında Kemal arkadaşı anlatmak çok zor. Çünkü onu anlatmak için
acıyı, ülkeyi ve güzelliği anlatmak gerekir. Hangi ressam
çizebilir acıyı. Hangi sanatçı notalar… Bu yüzden anlatmak da
yaşamak kadar zorlu, sancılı. Ama tek bildiğim şey güzelliğe
ulaşmanın yolunun Kemal arkadaştan ve tüm şehitlerimizden
geçtiği gerçeğidir. Anlatmak çok zor olsa da yine de bir borç.
“Unutmak ihanettir.” bilinciyle ödenmesi gereken bir borç şimdi
Kemal arkadaşı yazmak.
Kemal arkadaş aslen Nusaybinliydi. Orada okula
başlamış,öğrenimini tamamlamak için Avrupa’ya çıkmıştı. Onunla
ilk olarak Fransa’da tanışmıştık. Temel eğitim devresine
katılmıştı. Avrupa ortamına oldukça yabancıydı ve uyum
sağlamakta da fazlasıyla zorlanıyordu. Eğitim sürecinde ülkeye
gelmek için çok sabırsızlanıyordu. Ülke özlemi ile dolu dolu
yaşadı. Avrupa yaşamına uyum sağlamadı hiçbir zaman. Yıllarca
doğduğun, büyüdüğün topraklardan kopmak kolay değildi. İlk
arkadaşlarını edindiğin, ilk oyunlarını oynadığın, yerlerden
uzak, yabancı bir diyarda yaşamak kolay ve alışılır değildi.
Memleketinin dağlara bakan yüzünden, çıplak gökyüzünden
kopmak….kolay mı?
İşte Kemal arkadaş her zaman büyük bir ülke sevgisi olarak
yüreğimde ve beynimde kalacak
Silah Arkadaşları