Geri
<<< |
>>> İleri

Tekoşin gibi bir arkadaşı anlatmak zor. Tekoşin arkadaşla, 97
yılında, Dersim’de yaptığımız bir kadın konferansı esnasında
tanışmıştık. Başlangıcından itibaren farklı duruşuyla kendisini
hissettiren bir arkadaştı. İlk tanışmada bile yıllardır
tanıyormuş hissini uyandıran ve o sıcaklığı yansıtan bir
yaklaşımın sahibiydi. Zamanla tanıdıkça Tekoşin arkadaşın
gerçekten farklı bir kişiliğe sahip olduğunu daha iyi anladım.
Özgürlük mücadelesinin saflarında Tekoşin gibi arkadaşların
boşluğu her zaman hissedilecektir. Her arkadaşın şahadetinin
farklı özellik ve anlamları vardır. Ancak Tekoşin arkadaş, öz ve
biçim uyumunun bütünselliğini, dışarıya yansıyan özelliklerinin
altında sahip olduğu cevherini, yaşamdaki duruşuyla olduğu kadar
şahadetindeki tavrıyla da bir kez daha ispatlamıştır.
Şahadeti
büyük bir kahramanlığa ve fedakarlığa dayalı bir şahadettir.
Düşmanın eline geçmemek için bombayı kendisinde patlatması, onun
gerçek özünü ifade eden fedai ruhun görkemli bir
gerçekleşmesidir.
Tekoşin arkadaş, ilk katıldığı günden itibaren, yaşamdaki
duruşuyla, fedakar, samimi yaklaşımlarıyla dikkat çeken ve bu
noktada bütün arkadaşların sevgisini ve takdirini kazanmış bir
arkadaştı. İnsan bazen sütte hile olduğunu düşünebilir ama
Tekoşin arkadaşın kişiliğinde hileye, yalana ve yoldaşlarına
karşı politika yapmaya kesinlikle yer olmamıştır. Her kesimden
arkadaşa dönük samimi, dürüst yaklaşımı ve fedakarlığa dayalı
ilişki tarzını esas almıştır. İlk gördüğüm zaman Tekoşin
arkadaşın taşıdığı gelişme potansiyelini fark etmiş ve büyük
sorumluluk yüklenebilecek bir devrimci olabileceğine kanaat
getirmiştim.
Onda öyle bir öz vardı ki, tertemiz yazılmamış bir sayfa gibi.
Adeta yüksek dağların enginliklerinde açan, nadide bir çiçek
misali. Çok sık rastlanmayan bir çiçek gibiydi Heval Tekoşin.
Gelişim seyriyle beni hiçbir zaman yanıltmadı.
O’nunla en son Dersim’e gideceği süreçte birlikte olduk. Tekoşin
arkadaş bir Dersim’li olarak, katıldığı bu coğrafyaya tek
kelimeyle sevdalıydı. Giderken gözleri, yeniden Dersim
dağlarıyla buluşacak olmanın coşkusuyla ışıldıyordu. Bir de
düşmanın her yönüyle üzerimize imha temelinde geldiği bir
süreçte yeniden kuzeye gitmek, en ön saflarda yer almak, yeniden
Dersim’le buluşmanın anlamı farklıydı. Önderliğe yönelik
komploya karşı en keskin duruş demekti. Hiç birimizin
yapamadığını Tekoşin arkadaş gerçekleştirdi. Duruşuyla bir
bütünen kadın yüreğinin Önderliğe verdiği samimi ve gerçek
cevabı sergiledi. Şahadeti ve yaşamda temsil ettiği gerçeklikle
Önderliğe bağlılığın en özlü ifadesi oldu.
Tekoşin
arkadaş kadın özünü temsil eden ve bunun pratiğini sergileyen
seçkin arkadaşlardan biriydi. Kadın özgürlüğüne sevdalıydı.
Duruşuyla, yöneticilik tarzıyla ve mücadeleciliği ile hiçbir
zaman kadınla buluşmama, kadın tarzından uzaklaşma gibi bir
zayıflığı yaşamadı. Adeta doğal toplumda yaşayan kadının çağdaş
bir pratikçisiydi. Eşitlik yaklaşımıyla, insanlara olan
sevgisiyle, yoldaşlar topluluğu içerisinde adaletli paylaşım
düzeyi ve herkesi anlama çabası ile temsil ettiği gerçeklikle
aranan ve sevilen bir insan oldu. Özgürlükçü karakterini, bir
kadın olarak hem yöneticilik yaptığı dönemlerde hem de
savaşçılık yaparken pratikleştirmekteydi. Kadına bağlılığı ve
sevgisiyle hem erkek hem de kadın yapısı içerisinde saygı içinde
yer etmiş bir arkadaştı. Son kuzeydeki katılımı ve duruşuyla da
gerçek bir YJA STAR militanı olduğunu, yeni dönem kadın
komutasına öncülük ettiğini, şahadet gerçekliği ile çarpıcı bir
şekilde ortaya koydu.
98 sonbaharında, biz Önderlik sahasına gidecek olan grup ile
Dersim’den ayrılacaktık. O zaman bir moral yapmıştık. Bu moralde
en fazla şarkı söyleyen arkadaş Tekoşin arkadaştı. İnsanı
oldukça etkileyen billur gibi bir sesi vardı. Biz ayrılmadan
önce yaptığı konuşmasında ‘kadın yüreğinin sıcaklığı ile Dersim
topraklarında bir kez daha buluşma’ dileği vardı. Bu dileği
hepimiz gerçekleştiremedik. Ama 98 sonrası ve geri çekilme
süreci de dahil olmak üzere, Dersim’den gelen bayan arkadaşların
içerisinde her birimizin istemi ve arzusu olan bu dileği, Heval
Tekoşin’nin kendisi gerçekleştirdi. Eminim kendisi de Dersim’den
ayrılırken tekrar dönme sözünü vermiştir. Bu sözünü bütün bayan
arkadaşlar içerisinde gerçekleştiren ve bağlı kalan tek arkadaş
oldu.
Senin
sevdiğin kaseti dinliyorum. Dün akşam haberini aldığımdan beri
yerli yersiz ıslanıyor kirpiklerim. Tertemiz sıcacık gülüşün,
bir çocuk saflığıyla gülen gözlerinin içi, incitmekten korkan
ürkek sesin...
Sana dair her şeyi hatırlamaya çalışıyorum. Çok da
zorlanmıyorum. Her şey çok taze belleğimde. Beraber söylediğimiz
türküler geliyor aklıma. Saçlarına sinmiş Dersim kokusunu,
uçmadan yetiştirdin ya Dersim’e. Yine içimden bir ses, gidişinin
erken olduğunu söylüyordu ama duyan olmadı ki!...
Sevecenlik, içtenlik, mütevazilik.... Eğitimde konuşmak için
önce sıkı bir ter dökerdin, sonra pembe yanakların domates
kırmızısı bir hal alırdı. Bunlar senin gelişmen için gereken en
küçük bedellerdi, güzelleşmek kolay değildi ki...
Bugün birçok yoldaşının tıpkı benim gibi içi daralıyor,
kirpikleri ıslanıyor, seni anlatıyor, seni yazıyor can. Her
akşam yeli estiğinde saçlarınla savur Munzur’un yelini bize de.
Roza’ya özlemlerimi ve sevgilerimi ilet, benim yerime sarıp
sarmala onu. Seni ben sanmalı.
“İnsan yazgısına ihanet etmek için doğar” diyor bir bilge. Sen
yazgını değiştirdin. Keşke senin kadar ben da bu yazgıya ihanet
edebilsem, ülkemi diyar diyar gezebilsem ve Dersim’e
ulaşabilsem!... Sana imreniyorum Tekoşin. Her akşam yıldızlarla
sana göz kırpacağım...
Hoşçakal güzel kız!..
Silah Arkadaşları