Geri
<<< |
>>> İleri
Özgür Yaşama Sevdalı Yaşam
Komutanımız
Gülüşüne bin kurşun sıksa da ölüm,
unutma,
umuda kurşun işlemez gülüm.
Dünyadaki
her şey, acı çekmenin ve ağlamanın Kürt için doğal olduğunu
öğretti bizlere. Bu yüzden bizim coğrafyamız acı çeken ve göz
yaşı döken insan yüzlerine alışkındır. Gülen insan yüzlerine ise
yabancı. Çok gülmenin mutlaka ardından bir kötülük getirdiği,
gülmenin ayıp olduğu öğretildi bizlere. Doyasıya gülmenin önüne
geçildi. Böylece gülme gerekçelerinden çok, ağlama gerekçeleri
yaratıldı yaşamda. Bu coğrafyada insanlar az gülerler. Ama
yüreklerinin derinliklerinden gelen duygularla, içten, ağız
dolusu gülerler. Bir de bir şeyler kaybedildikten sonra,
yitirildikten sonra değeri anlaşılır. Şair Murathan Mungan’ın
şiirlerine konu olmuştur bu. Yalnızca ölülerini seven bir toplum
olduğumuz. İşte şehit Çekdar gülüşüyle tüm bu geri gerçekliklere
meydan okudu ve doyasıya içten ağız dolusuyla güldü. Kahkahası
Gabar dağlarını çınlatıyordu. Onun olduğu yerde moral, inanç,
sevgi, bağlılık, insan, yoldaşlık vardı. Bazı şehit arkadaşların
güzel yanları onlar gittikten sonra anlaşılır. O ise, bizlerin
insanların yaşarken de sevilebileceğini gösterdi ve yaşarken de
çok sevdik onu. Yanımızdayken bile özledik. Nasıl başardı bunu?
Uzun süre gerilla saflarında kalan heval Çekdar ilk kez
ailesiyle telefon da görüşür. Ne yapar ne eder ailesine onların
çocukları olduğuna inandıramaz. Yaşlı ana şunu der oğluna, “hele
bir gül” heval Çekdar telefonda güler, anası “ ha şimdi inandım
oğlum olduğuna” der. Ve heval Çekdar’ın gülüşü ağlatır güzel
anayı. İşte gülünce böyle güler heval Çekdar, ağlatırcısına.
Mücadele saflarımıza toplumsal gerçekliğimizi reddeden ve
alternatif arayan bireyler katılır. Farklı yaşayan, farklı
konuşan, farklı gülen insanların mekanıdır dağlar. Heval Çekdar
da toplumsal gerçeğimizin bir çok yanıyla daha küçük yaşlarda
uyum sağlayamaz. Bu onu arayışlara iter. Bulunduğu Mardin alanı
da oldukça yurtsever bir alan olup yoğun katılımların yaşandığı
bir alanımızdır. ’90 yıllarındaki serhıldanların da etkisiyle
gençler artık yerlerinde duramazlar. Bu serhıldan ruhunun
sıcaklığı, heval Çekdar’ın ruhunda ve yüreğinde kıpırdanmalar
yaratır. Gerilla sevdası bir kez girdi mi insanın yüreğine,
ruhuna, bir daha kopamaz ondan. Yıllarca sürecek olan serüvenine
adımını atar heval Çekdar. İlk etapta ortama çekimser yaklaşır
ve yaşamı iyice gözlemler. Bu yaşam, tam onun maceracı ruhuna
göredir. Canlılığı, atikliği, çalışkan ve hesapsızlığıyla,
yorgunluk nedir bilmeyen katılımıyla ortamda herkes tarafından
sevilir ve olmadığı ortamlarda gözler hep Çekdar’ı arar. Heval
Çekdar yerinde duramaz, civa gibidir. Onunla olan sohbetler,
tartışmalar yoldaşlık kokar. İnsana ve yaşama verdiği değer
katılımından bellidir. İnsan yaşamı sevgiyi onun için emek
harcadığı sürece yaşama bağlanır. Gerçekte yaşam, özgürlük
inancı ve bilinciyle yaşayıp onun için çalışmaktan zevk
almaktır. Gerilla yaşamı sevgiyle emekle işlenir. Zorluklara
karşı göğüs
gerebilmenin,
güç olabilmenin yolu, yaşama tutkuyla bağlılıktan geçer. Heval
Çekdar da yaşama ve özgürlüğe sevdalıdır. Bu yüzden de
hesapsızca katılır ve sınırsız emek harcar. Çalışmaktan zevk
alır. Yorgunluk nedir bilmez. Eylemden gelir mutfağa girer,
keşfe gider, subay olur, bir gün bile itirazı olmamıştır. Yine
yaptığı her işi en iyi şekilde yerine getirir. Heval Çekdar’ın
yaptığı kalileri kimse unutamaz. Saatlerce yazın en sıcak
günlerinde kali tenceresinin başında bıkmadan usanmadan Gabar’ın
tadını hala unutamadığımız en güzel kalilerini yapar. Bu yaşam
komutanı, bir çok yeni savaşçının da ilk komutanıdır. Bulunduğu
çalışma sahası açısından bir çok yeni savaşçı ilk olarak heval
Çekdar’la tanışır. İşlerle asla unutulmaz yaşamda ve belleklerde
silinmez izler bırakır. Kim unutabilir ki bu insan ve yaşam
canlısı komutanı. Gerilla yaşamı boyunca Kuzey sahasında kalan
heval Çekdar, Önderliğin kuzey alanlarından geri çekilmenin
gerçekleştirilmesi kararı doğrultusunda Güney sahasına son
gruplarla geçer. Ayrılmak istemez bu topraklardan ama örgütün ve
Başkanın talimatlarını da her zaman harfi harfine yerine
getirmiştir. Güney sahasında uzun süre eğitimde kalır. Uzun
yıllar pratik sahada kalmasının etkisiyle önceleri eğitime fazla
önem vermez. Fakat kısa bir süre sonra O da eğitimi ihtiyaç
olarak görür ilgi ve merakla her şeyi öğrenmeye çalışır. O
dönemde şiir ve yazılar da yazar. Şehitler, Önderlik ve
yoldaşlık üzerine. Bir gün; yeni savaşçıyken, karşılaştığı
arkadaşlarla görüşür. Ne o arkadaşlar unutmuşlardır ilk
komutanlarını, ne de insanlara karşı son derece duyarlı olan
heval Çekdar unutmuştur onları. O dönemde kadro eğitim okulunda
olan heval Çekdar arkadaşları yemeğe davet eder. Arkadaşlar
heval Çekdar’ın yanına giderler. Onlara Gabar’a özleminin bir
ifadesi olarak Gabar murtukası yapmıştır. Ve dalarlar bol
kahkahalı anılarla dolu sohbete. Görülen eğitime ve partinin
emeklerine karşılık vermek ister. Bu eğitimlerle emek, bilinçle
tanışır ve şimdiye kadar yapılamayanları yapmak ve yitirilenleri
tekrar yeniden yitirilen yerde kazanmak amacıyla özlemini
çektiği kuzey alanlarına yönelir. Alanı daha önceden tanıması,
düşman gerçekliğini bilmesi, yılların tecrübesini alınan
eğitimle daha da aydınlatması, onun güçlü bir komutan olarak
dönüşümünü yaratır. Gabar dağları tekrar heval Çekdar’ın
kahkahaları ile çınlayacak, sohbetlerine, moraline tanıklık
edecektir. Bu enerjisiyle ve coşkusuyla tekrar çalışmalara
yüklenir.
Defalarca düşman pusularına düşen heval Çekdar, girdiği
pusulardan kendini kurtarmasıyla tanınır. Arkadaşlar cin gibi
olduğunu söylerler ve kimse inanmaz artık Çekdar arkadaşın kolay
kolay şehit düşeceğini. En zor koşullarda çatışmalarda bile
kendini kurtarır Çekdar. Ancak bir gün bir arkadaşla gittiği
görevde düşmanın çemberine takılırlar. Heval Çekdar ağır
yaralanır ama yine de kendini düşmanın elinden kurtarmayı
başarır. Mevsim kıştır, hava buz gibi soğuk, Çekdar’ın sıcaklığı
eritir karları, kar ne kadar da soğuktur. Henüz gerilla için
hareketsizlik ölüm anlamına gelir. Ama heval Çekdar’ın sımsıcak
yüreği karşısında vız gelir. Yağar kar hiç durmamasınca tam bir
hafta. Uzun süre ulaşılamaz heval Çekdar’a, arkadaşlar onu
ararlar. Herkes bu sefer çıkıp geleceğine inanır. Çekdar yine
göğüs göğse savaşmıştır düşmanla ve yine dönecek yanımıza
derler. Heval Çekdar’ın şahadeti herkesi derinden etkiler.
Yılların tecrübesi, birikimi ve emeği mutlaka özgür toprakları
görmeliydi der arkadaşlar. Kimsede inanmaz Çekdar’ın şahadetine.
Sanki her an yeniden çıkıp gelecek, yine o her zaman taktığı
siyah, sarı, kırmızı, yeşil güllerle süslü kefiyesini omuzlarına
atacak aramızda dolaşacaktır. Devrimciliğin onuru da buradadır.
Hiç görmediği insanlar için topraklar için yaşayabilmek,
savaşabilmek ve şehit düşebilmekte. O kimsenin inanmadığı
Önderliğin hücresinde nasıl akıl sır erdiremediği, kır
çiçeklerine dönüşmüştür şimdi. Yüzü gökyüzüne dönük, bakışları
özgür dağlara çevrilmiş olarak sonsuzluğu kavramıştır. Yüzünde
her zamanki mütevazi gülümseyişiyle. Heval Çekdar dünyanın tüm
kirlenmişliğine rağmen, insanların inançla yaşayabileceğini,
hesapsızlığı, sevgiyi, temizliği, onurlu ve ilkeli yaşamayı
öğretti bizlere. O bir yaşam öğretmeniydi. O bir yaşam
komutanıydı. Umut dolu, mahcup bakışlı, güzel bir yoldaş.
Şimdilerde ise gün bitiyor ve gülüşün kalıyor bizde ve gülüşünü
asla unutmayacağız, gülüşünle buluşma umuduyla
Silah Arkadaşları