Geri
<<< |
>>> İleri

14
Temmuz gecesiydi... Hayri’lerin, Kemallerin büyük kahramanların
yıl dönümüydü... Muş Güney Takımı bu büyük günü anmak için
hazırlıklarına başlamıştı. Hayali bir halı gibi serilmiş olan
Muş Ovası’nda tüm görkemiyle kartal yuvasını andıran yüksek ve
engin dağlarda, özgür yaşam için mücadele eden Berxwedan Çırav,
Şervan Cesur ve Orhan yoldaşlarımız, mücadele ruhları ile
Kürdistan topraklarına özgürlüğün ve barışın gelmesini
bekliyorlardı.
Karanlıkta ve sessizlikte yaklaşan ihanetten habersizdiler.
Halkımızın gelenekselleşmiş dramı, iç ihanetçiliğe karşı
direniş, yirmi yaşını doldurmamış bu üç gence düşecekti.
Özgürlüğe susamış, Başkan APO’ya yeminini etmiş ve her şeylerini
mücadeleye adamış olan bu üç insan, direnişin sembolü olan böyle
anlamlı bir gecede Hayri’lerin eylemine yakışır bir direniş
sergileyeceklerdi. Bu üç genç, APOCU geleneğe yakışır bir
direnişin fedaice ve cesurca sahibi olacaklardı. Bu ruhla
direndiler ve bu ruhla şahadete ulaştılar.
Düşman içinde yoldaşlarından haber alamayınca, Berxwedan Çırav
yoldaş diğer yoldaşlarını kurtarma uğruna saldırı emrini verir.
Her üçü de bombanın pimini çekerek ihanetin üzerine yürürler.

Onlara yakışan da buydu, yoldaşları uğruna kendilerini feda
etmek…
Siirt’in Eruh ilçesinde dünyaya gelen Berxwedan Çırav yoldaş,
Kürt geleneklerinin çok güçlü olduğu bir yörede ve düşmanın
baskısına maruz kalan bir ortamda dünyaya gözlerini açmış ve
burada da büyümüştü. Berxwedan Çırav yoldaş, özgürlüğe büyük bir
susamışlıkla tüm yasakları çiğnemeye ve boyun eğmemeye
alışkındı. 15 Ağustos Atılımı’nın kazandırdığı büyük mücadele
ruhunun etkisinde doğmuştu. Berxwedan Çırav yoldaş 15 Ağustos’un
çocuğuydu. Bundan dolayı birçok baskıya maruz kalmış ve
ailesiyle birlikte göç etmeye mecbur kalmıştı.
Yoksul,
barınaksız ve göçe zorlanan Kürtlerin dramına artık o da tanık
olmuştu… Berxwedan Çırav yoldaş, tüm olanların ardından kendini
sokakta bulmuş, özel savaşın kurbanı haline gelmişti. Madde
bağımlılığı, suç örgütleri gibi bir çok kötülüğe bulaşmıştı. Ta
ki APOCU düşünceyle tanışıp, düşmanın bu kirli savaş tarzını
görene dek. APOCU hareketle tanışan Berxwedan Çırav yoldaş,
uluslar arası komploya karşı Başkan APO’yu sahiplenerek 1999
yılında partiye katılmıştı.
Metropollerin her türlü kirli yaşamına karşı, dağlardaki
devrimci ve temiz yaşam ölçülerine çok hızlı bir biçimde uyum
sağlamıştı. Eski yaşama duyduğu kinle, yeni özgürlük yaşamına
tüm benliğiyle katılmıştı. Berxwedan Siser yoldaş, cesur, alçak
gönüllü, sade ve dürüst olma özellikleriyle tüm arkadaşların
sevgisini kazanmıştı.
HPG’nin 2003 yılı ile başlattığı Kuzey’e dönüş kararını meşru
savunma temelinde dönemin gereklerini yerine getirmek için büyük
bir kararlılıkla önerisini yapmış ve Kuzey Kürdistan’ın Garzan
eyaletinde görev almıştı. Özveri, moral ve heyecan dolu yüksek
bir performans sergilemişti.
Orhan yoldaş… Ulusal Kurtuluş Mücadelemiz Güney Batı
Kürdistan’da göstermiş olduğu direniş sonucunda APOCU hareketle
tanışmış ve kendisini bulmuştur. Halkımız maddi ve manevi hiçbir
desteği hareketten esirgememiştir. Bu fedakarlıkta başat rol
oynayan Halep şehrinde gözlerini dünyaya açmıştı Orhan arkadaş.
Yurtsever bir ailenin çocuğuydu. Çocuk yaşta partiyle tanışmış,
her türlü örgütsel etkinliğe katılmış, kitle içerisinde genç
yaşta çalışmalarda bulunmuş, bu aktivitelerden dolayı Suriye’nin
baskısına maruz kalmış, tutuklanmış ve cezaevine

konulmuştu. Cezaevinde gösterdiği bilinç düzeyi, yaşam ilkeleri
ve olgunluğu ile tüm tutsakları kendine hayran bırakmıştı. APOCU
direnişin geleneklerini Suriye cezaevlerinde yaşatmıştı.
Dağların özgür ateşlerinde yanan Orhan yoldaş, cezaevinden çıkar
çıkmaz gerillaya katılmıştı. Genç yaşına rağmen hayat dolu olan
Orhan yoldaş, APOCU düşünceyi yaşamda oturtmaya çalışan
yoldaşlardan biri olmuştu. Ağabeyinin şehit düştüğü topraklara
büyük bir susamışlılıkla ve onun silahını yerde bırakmamak için
onun mücadelesini sürdürmeyi kendisi için bir namus borcu ve
onursal görev bellemişti. Orhan yoldaş bu özlemine nihayet
kavuşacaktı. 2004 yılında ağabeyinin şehit düştüğü topraklara,
Garzan’a gelecekti…
Şervan yoldaş… Her türlü özel savaşa uygulandığı ve faşistlerin
yoğun olduğu Bitlis’in Adılcevaz ilçesinde dünyaya gelmişti.
Yurtsever bir ailenin çocuğu olan Şervan yoldaş, içindeki
Kürtçülük ve özgürlük ateşi ile yanıyordu. Şervan yoldaş, böyle
bir yerde tüm baskıcı ve egemenlere rağmen mücadeleye sarılıp
Van Gölü’nün kıyılarında özgürce ve onurluca yaşamanın
hayallerini kurardı. Bu kararlılığıyla Şervan yoldaş, gerillaya,
yaşamına ve mücadelesine katılmak
istemesine
rağmen evli ve iki çocuk babası olduğundan dolayı arkadaşlar
tarafından bu isteği uygun görülmemişti. Şervan yoldaş, milislik
yapmış ve bu çalışmalarda oldukça başarılı olmuştu. Halk
içerisindeki çalışmalarında çevresindekiler için bir umut
olmuştu. Mücadeleye çok sayıda taraftar ve savaşçı
kazandırmıştı. Başkan APO’ya karşı gelişen komploya cevap olmak
için kendi çapında Adılcevaz’da aktif bir çalışma sergilemiştir.
Devletin baskısına maruz kaldıktan sonra artık bu çalışmalarla
tatmin olamayacağını anlayan Şervan yoldaş, gerillaya katılmaya
karar verir. Garzan dağlarında devrimci görevlerini kararlılık
ve coşkuyla yapar ve tim komutanlığına gelir. Bir anlamda
dürüstlüğün sembolü haline gelerek pratik çalışmalar içerisinde
büyük bir katılım düzeyi sergiler.
Bir grup arkadaş ile planlama için gittikleri yerde pusuya düşen
yoldaşlarımız, grup komutanının ve grubun tümden şehit düştüğünü
sanarak saldırıya tutuşurlar. Bombalarının pimlerini çekerek
saldırıya giren canlarımız, candan yoldaşlarımız, kendilerinden
beklenen fedai ruhu sergileyerek şahadete ulaşırlar.
Özlemleriyle yaşayan bir yoldaştı. İhanete karşı Hayrileri,
Kemalleri esas alan gençlerin ruhundan geliyordu. Yeni APOCU
neslin çocuklarıydılar, halkımın yeşeren umutlarıydılar.
Kürdistan’ın engin dağlarında şafaklara yüzlerini dönerek bu
toprakların ve halkın özgürlüğünü kendi omuzlarına aldılar. Bize
düşen, senin davanı ve sözlerini devam ettirmektir. Bu sözü tüm
devrim şehitlerine veriyoruz.
Berxwedan, Orhan ve Şervan yoldaşlar ölümsüzdür!
Silah Arkadaşları