Geri
<<< |
>>> İleri

Seni
yazmaya çalışırken titreyen kalemimi, nasılda utandırıyor
dağlar. Dağlara sığmayan asi bir yüreği nasıl sığdırabilir bu
kalem bir sayfaya? Seni bu kalem değil, dağlar anlatabilir
ancak. Kavganı, sevdanı bir dağlar anlatabilir.
Şimdi
seni dağlardan dinliyorum yoldaş, yokluğunun soğukluğunda
ürperen yüreğimle.
Nefesi hala sıcak olan yiğitlerinin acısıyla mağrur ama gururlu
dağlar anlatıyor seni bana. Dinledikçe, dağlardan seni, senden
taptaze bir yaşamı soluyorum. Ve yaşam çiçekleniyor bir bahar
tadında. Coşkunla yüreğim fırtınalara tutuluyor aynı kavganın
sıcaklığında. Anlattıkça dağlar seni, toprakta sessiz soluksuz
yatan binlerce tomurcuğun ruhumda çoğaldığını duyumsuyorum.
Cudi’den
Kandil’e, Kandil’den Xakurke’ye, Xakurke’den Amanos'lara uzanan
bir yürüyüşün türküsü çalınır şimdi yokluğunda. Ayak izlerini
hala koruyor Cudi, gizli patikalarında. Bakışların hala aynı
mavi gökte asılı durur. Vadilerinde sesin yankılanır. Cudi’den
Amanos’lara bir haber gitmiş. “Bir oğlum düşmüş koynuna, konuğun
olmuş. Üşütme O’nu, üstünü iyi ört taze toprağınla. Her bahar
yağmurların beslesin yanı başında açan çiçeklerini. Yıldızsız
koyma gecelerini. Bakışları karanlığa düşmesin oğlumun. Bir ana
gibi koru onu fırtınalardan. Her sabah ılık rüzgârımla ben
okşarım yüzünü” diyor.
Gözlerinin asiliğinde dağlar diktim yüreğime yoldaş. Çünkü
yüreğim taşıyamaz bu yüreği. Seni ancak yüreğimdeki dağlarda
taşıyabilirim. Çünkü sen yüreğini dağların asiliğinde
büyütmüştün.
Sana her baktığımda Cudi’yi düşlerdim.
2002
baharının ilk ayıydı. Xakurke’nin, Beritan’ın kavgasıyla anılan
Şehit Beritan noktasındaki tabura aynı dönemde gitmiştik. Mahsum
Korkmaz Akademisinden bir grup arkadaşla tabura geldiğiniz günü
hiç unutmadım. Adının Cudi olduğunu öğrendiğimde “kesin Cudi’de
kalmıştır” diye düşünmüştüm. Ama bunu sana hiç soramadım. Belki
adının öyküsü farklıydı kim bilir. Cudi’de kaldığın noktasında
yanılmamıştım. Bu yüzden sana her baktığımda Cudi’yi düşlerdim.
Cudi gibi asi ve güvenilirdin. Eğitimlerdeki cesaretine, bir
şeyleri verme isteğine hayran kalmıştım yoldaş. O an Seni sıcak
savaş alanlarında düşündüğümde beni de bir heyecan sarardı.
Yaşam ve gerilla tecrübelerinizle bir parça gerilladaki
acemiliklerimi gidermeye çalışırken, her şeyin canlı birer
tanığı olmanızı kıskanırdım. Yıllara sığdırdığın gerillacılığını
kıskanırdım anlayacağın.
Bir zaman sonra Amanos'larda aynı sevdanın sıcaklığıyla estiğini
öğrendim. Hiç şaşırmadım yoldaş. Sen sıcak kavganın içinde
büyütmüştün yüreğini. Kim
tutabilirdi
seni. Ve tarih bir kez daha kahramanlarını tanıtacaktı zamana.
Cesur yürekleri, yiğit oğulları ve kızlarını zamana adlarını
yazmak için çağırmışken, kim arkalarda tutabilirdi seni. Hangi
fırtınalar yolunu kapatabilirdi. Yüreği avucunda ille de
“olacaksa yaşam ya özgür olacak yada hiç olmayacak” sözünün
amansız takipçisi olarak tarihe bir yiğidin öyküsünü yazdın.
Haberini aldığımda boğazım düğümlendi. Gözyaşlarımın sicim gibi
akmasını ne kadar da istedim. Ama inanmadım yoldaş. Ne kadar zor
geldi inanmak. Hala da inanmadım gidişine. İlk gün ki gibi
hayalin hala canlı duruyor gözümde. Ve bir kez daha dağlara
nakşettiğin resmine takıldı gözlerim. Özlemlerin, umutların,
kavgan, yoldaşlığın kazındı bilincime.
Silah Arkadaşları
|
|
Geri
<<< |
>>> İleri |