Geri
<<< |
>>> İleri
Bir
kahramanı yazmak, anlatmak kim bilir belki de dünyanın en zor
işi. Hele hele o anı kavramak ve hissetmek sıradanlıktan çok
uzak olduğu gibi yoldaş olmayı ve yaşamayı gerektirir.
Kahramanlar zincirinden bir halkayı gerilla Reşo’yu, kahramanca
savaşçılığıyla, şahadetini, Gabar’ı ve onun yoldaşı Agit’i
anacağız.
Kahramanlık birçok teori ve düşünce açısından farklı yorumlara
konu olduğu gibi algılanmakta da değişiklik gösterir. Kimileri
için tarihsel bir olgu zamanı geçmiş, klasik, hatta mitolojik
bir kavram. Kimileri için ise zaman aşımına uğramış, biçim
değiştirmiş, farklı adlandırmaları gerektiren bir miras. Bizce
kahramanlık sürekli ve akışkan, hiç sönmeyen bir volkan, zamanın
umarsızlığına karşı yarışan dimdik ayakta diri bir kavramdır. Bu
bir kanıksama değil, gözlenen bir husus ve yaşanan gerçekliğin
ta kendisidir. Bu açıdan tarihsel gerçekliğin yanında günceldir.
27 Haziran 2004 sabahı Gabar bunun adresi ve tanığıdır. Dün
kadar yakın ve yakacak sıcaktır.
Reşo
yoldaş 1999’da Önderliğin esaretinden sonra gerilla saflarına
katılır. Adını Kamışlo’lu hemşehrisi yiğit insan büyük Reşo’dan
alır. Özlemleri ve kişilik özellikleri benzerdir. Mücadele
saflarına katılışındaki en temel sebepler yurtseverliği,
önderlik sevgisi ve şehit Reşo’ya olan bağlılığıdır. Onun en
kutsal saydığı değerlerle oynanmak istenmesi, kişiliğinin
şekillenmesinde önemli izler bırakmıştır. Yaşamda içtenliği ve
samimiyetiyle bütün arkadaşların sevgisini erkenden kazandı.
Dışarıdan ciddi ve sert görünüşü gözlerindeki ve yüzündeki gizli
tebessümü saklayamıyordu. Oldukça emeğe bağlı ve fedakardı. 23
yaşında bir genç olmasına rağmen olgunlaşmış ve aydın bir
karaktere doğru hızla ilerliyordu. Daha ziyade açımlamaya
çalışacağımız ve en belirgin özelliği olan cesareti bununla
bağlantılı savaşçı kişiliğidir. Evet, Reşo yoldaş öfkeliydi.
Ancak O bu öfkesini nerede ve neye karşı kullanacağını iyi bilen
biriydi. En kutsal saydığı değerlerle oynamaya cüret eden,
Önderliğinin ve halkının özgürlük düşmanlarına karşı bu öfkesini
kullanmayı en başta gelen görevi saydı. Arkadaşlarla birçok
sohbetinde en temel çelişki olarak gördüğü teslimiyet ve
kahramanlık çelişkisine değinirdi. Onun için teslimiyet
anlaşılması zor ve kabul edilemez bir olguydu. Gerçekten ruhsal
yapısı bu kavrama yabancıydı. Bu noktada netleşmesi ve
kararlılığı her halükarda davranış ve üslubuna yansıyordu.
Operasyonda çatışmadan sonraki kopuş haberi durumunu henüz iyi
bilmeyen birçok arkadaşta kesin bir yaralı arkadaşını kurtarmak
için şehit düşmüştür gibi kesin bir kanaat oluşturabilmişti.
Düşmanın çemberinde teslim olmadı. Yaralı haliyle tek başına
düşmanla 3 kez temasa girdi ve bu temasların üçü de kendi
isteğiyle gelişti. Bu saldırı ruhunu anlamak yaşamakla özdeştir.
APOCU militanlık gerçeğinin özü burada yatmaktadır. Reşo
arkadaşın şahadet gerçekliği özün temsili ve en onurlu
halkasıdır.
Reşo
arkadaşın gerçekliği 5 yıl sonra sürece meşru savunma çizgisi
temelinde müdahale eden modern gerillanın yenilmezliğinin
ifadesidir. Düşmanın bu gerçekten hareketle Önderliğimize,
halkımıza ve gerillaya yönelik anlamsız imha konseptlerini
gözden geçireceğine inanıyoruz. Bir Reşo şehit düştü, binlerce
yoldaşı onun direnişçi ruhunu yaşatacaktır.
Gabar, bir çoğumuz Gabar’ı Agit arkadaşa atfen dizilen şiirlerde
ve yakılan ezgilerde duyduk, tanıdık. Gabar bizim için hasret,
yaşanması gereken kutsal bir mekan, hayallerimize giren masmavi
bir derya gibiydi. Gabar, Agit, Gerilla farklılıklar arzetmeyen
bizim için içe geçmiş isimlerdi. Nedenini Gabar’ı gördükçe daha
iyi anlıyoruz. Toprağı, ormanı, kayalıkları, suyu adeta her şeyi
özenle ve titizlikle yaratılmış gibidir. Gerçekten burada her
yerde, her şeyde insan emeğinin izine rastlanır. Neolitikten
beri yaratılan ve sürekli geliştirilen bereketli bir yerdir.
Gerilla için Gabar direniş ve özgür yaşam yeridir. “Nihayet
Gabar’a ulaştık.” Bu Gabar’a ayak basan her arkadaşın rahatlıkla
söylediği ve ortaklaştığı cümledir. Bunun sebebi Gabar’ın
kendisidir. Gabar Agit, Agit ise gerilladır. Bu objektif bir
durumdur. Bu açıdan Reşo yoldaş beklenilmeyen veya sürpriz bir
çıkış değil, tam tersine bu objektif gerçekliğin
doğrulanmasıdır. Reşo yoldaşın düşman karşısındaki duruşu ve
silahının namlusundan çıkan kurşun düşmana da bu gerçeği
kavratır. Reşo arkadaşın şahadeti ve 25 askerin cesedinin düşman
tarafından gizlenmeye çalışılması bu gerçeklikten duyulan
korkunun ifadesidir. Agitleri, Erdalları, Reşoları ve yüzlerce
şehidi bağrına basan bir ana kucağı gibi gerillayı karşılayan
Gabar şimdi de nice kahramanları doğurmaya gebe, başı dik mağrur
edasıyla geleceği karşılamaya hazırdır.
Adına bakmayın siz
Sarıya çalardı rengi
Asiydi, ama içten
23’ünde gencecikti
O ne bakış
O ne gülüş
Yüreğimi deldi geçti
Teslimiyet mi?
O da ne
İnanın o bunu bil
medi
Reşo yaşayacaktır
Çünkü o bir Kahraman
Silah Arkadaşları