Geri
<<< |
>>> İleri

Erdelan
arkadaş Büyük Güney’liydi. Ailesi uzun yıllar önce Saddam rejimi
tarafından Bağdat’ta sürgün edilmiş, orada sürgünün bütün
acılarını, ızdıraplarını her yönüyle derinden yaşamıştı. Erdalan
arkadaş ailenin geçimine yardımcı olmak için çeşitli işlerde
çalışır. Ancak toplumsal savrulmanın bir kader olmadığını
bilince çıkarır ve arayış içerisine girer. Tanıdıklarının
aracılığıyla önce Güney Kürdistan ‘da YNK peşmergelerine
katılır. Üç yıl peşmergelik yaptıktan sonra oradan ayrılır.
Buradan ayrıldıktan sonra da çelişkileri bitmez ve devam eder.
Bir tanıdığı aracılığıyla partiyle ilişkiye girer ve bir süre
sonra gerilla saflarına katılır. Gerillaya katıldıktan sonra
aldığı pratik bir eğitimden sonra kuzeye geçmeyi dayatır. Örgüt
tarafından önerisi kabul edilir ve 99 baharında Erzurum
eyaletine geçecek gruplara dahil edilir. Grup Ağustos ayında
Serhat’a ulaşır. Ancak geri çekilme sürecinin başlamasıyla grup
bir süre bekletilir. Daha sonra da güneye geri döner. Fakat
Erdalan arkadaş Serhat’ta kalmak için ısrar eder. Bunun üzerine
Serhat’ta bırakılır. Bir yıl Serhat pratiğine katılır.Burada
kaldığı süre içinde halkın gerillaya yaklaşımından çok
etkilenir. Bu gördüklerini sürekli anlatırdı. Serhat’taki
halkımızın yurtseverliğini, Geliyê Zilan katliamlarının halkta
bıraktığı derin acıları hep halkın dilinden dinlemiş ve bunlar
onun halka bağlanmasını çok erkenden doğurmuştu. 2000 yılı
sonlarında tekrar güneye geçer. Güneyde bir dönem kaldıktan
sonra 2001 yılında kuzeye geçecek gruplar içinde yer almak için
rapor yazar. Önerisi örgüt tarafından kabul edilir ve Erzurum
Eyaletine geçecek gruplar içinde yer alır.
Yeni grupların eyalete geçeceğini duyduğumuz da büyük bir
heyecanla onların gelişlerini beklemeye koyulduk. Çünkü geri
çekilme sürecinde eyalet gücü sorumlu arkadaşların da içinde
olduğu büyük kayıplar vermişti. Bu kayıpların temel nedeni
olarak da özellikle süreci yanlış anlamadan kaynaklı hareket
tarzı ve örgütlenmedeki yetersizlikler sayılabilir. Sonuç olarak
diyebiliriz ki Dersim, Amed ve Serhat alanlarını birleştiren
Erzurum eyaleti geri çekilme sürecinde adeta bir kaosu yaşadı.
Çünkü yeni strateji iyi anlaşılmamıştı. Bunun sonucu olarak
doğan örgütsüzlük ve düşmana kaba bir şekilde yönelme ve
yukarıda belirttiğimiz hususlar şöyle bir soruyu akla
getiriyordu. “Acaba bu süreçle birlikte Erzurum eyaleti de
Garzan veya Gap Eyaletlerinin içine girdikleri konuma mı
giriyor.” Somut koşullar böyle bir durumun sinyallerini
veriyordu.
İşte
böylesi bir atmosferde 2001 yılında eyalet sorumlusu ve yürütme
düzeyinde iki arkadaşın komutası altında iki grup alana
geliyordu. Eyalette bulunan çok az sayıdaki arkadaşlar olarak
biz de düşmana inat eyaletin bütün bölgelerini boş bırakmamaya,
askeri ve örgütsel yaşamımızı her zaman yaşatmaya çalışıyorduk.
İlk grup yani Orhan arkadaşın grubu sonbaharın ilk karıyla
birlikte eyalete ulaşmış ve bizim bulunduğumuz bölgeye bir gece
uzaklıktaki Şerafettin alanına gelmişlerdi. Grup Şerafetin’e
vardığında artık sonbahar ortalarıydı. Zozanlarda hayvancılık
yapanlar ovalara inmiş zozanlarda artık yaşam yerini sert
soğuklara, karlı fırtınalara, bırakmıştı. Arkadaşlar,
Şerafettin’in çıplak zozanlarının karı içinde akşam saatlerinin
gelmesini sabırsızlıkla bekliyorlardı. Biz de gelen grubu
karşılamak için hazırlıklar yapmıştık.Arkadaşların uzun sonbahar
gecelerinin yürüyüşüyle bize erken ulaşacaklarını düşünerek,
akşamdan üç noktada çarberlerde köz yaptık. Çay¬danları
ateşlerin kenarında hazır tutmuş ve bir türlü uyuyamıyorduk.
Arkadaşlar direk noktaya gelmedikleri için gece bekleyişimiz
sabaha kadar sürdü.Ancak sabah noktaya gelebildiler. Şafakla
birlikte ortamımız bir bayram havasına döndü. Gelen grup on iki
kişiden oluşuyordu, bizim sayımız da bir o kadar vardı. Yaşanan
tarihsel bir gündü. Çünkü 1999 Ağustos ayından itibaren güneye
geri çekilme yapan gruplarımız, 2001 Ekim ayının son günlerinde
yeniden Kızılağaç alanına ayak basıyordu. Kızılağaç( Kara
cehennem) alanının eyalet tarihinde önemli bir yeri vardır.Çünkü
düşman büyük askeri güç ve her türlü teknikle yüzlerce defa
buralara askeri yönelimde bulunmuş ama bizi çıkaramamıştı. Öyle
ki her on metrede bir obüs topu veya havan gibi silahların
ağaçlarda bıraktığı izleri görmek mümkün. Bütün bunlar adeta
geçmişini canlı tanıkları gibi durmaktalar.
İşte güneyden gelen bu grubun içinde Erdalan arkadaş da vardı.
Onda göze ilk çarpan çok mütevazi, alçak gönüllü ve yumuşak
üsluba sahip yönleriydi. Gelir gelmez hemen arkadaşlarla
tanıştı. Kendini ortama çok çabuk kabul ettirdiği gibi
arkadaşların sevgisini de hemen kazandı. Hatta arkadaşlar
arasında ona Mamriş diye hitap ediliyordu. Fiziği zayıf olmasına
rağmen en zor işlere önden katılır kendini zorluklardan geri
tutmazdı. Geldiği aile ve toplumsal gerçeklikten aldığı bazı
feodal özellikler olsa da kişiliğinin doğal toplum özelliklerini
taşıyan yönleri de yoğundu.Erdalan arkadaş halklaşmayı
kendisinde ortaya çıkarmayı başararak halkının yüreğinde yer
edinmişti. Bazen yaşayan bir Mani olur, bazen de düşmana ateş
püskürten bir volkan gibi yerinde duramazdı. Eyalette kaldığı
yıllarda her zaman moral kaynağımız oldu.
2004 yılında eyalette bulunuşunun üçüncü yılı dolmuştu. Tanıdığı
alanlarda arkadaşlara öncülük yapacaktı. Gittiğimiz görevde
düşman istihbarat almıştı. Akşam hedeflediğimiz yere doğru
giderken aniden kendimizi beklenmedik bir pusunun içinde bulduk.
Ben öndeydim. Bir taraftan teslimiyete çağrı yapılıyor bir
taraftan da mermiler adeta bedenimizi yalayarak geçiyordu. O an
tek düşündüğüm buradan sağ kurtulamayacağımız idi. Silahımı
mermilerin geldiği yöne doğrultarak ateş etmeye başladım ve
birden ateş sahasının dışına çıktığımı şaşkınlıkla gördüm.Erdalan
arkadaş arkamda olmasına rağmen geç davranmıştı. O çatışma anı
içerisinde kullanılan ışıldaklarla düşman meydana tam hakim
olmuştu. Bu hain pusuda bir can yoldaşımız, bir genç yürek daha
şehitler kervanına katılmıştı. Erdalan arkadaşı şehit vermiştik.
Erdalan arkadaş Saddam rejiminin despotluğu ve zorbalığını,
yaşadığı sürgün hayatı ile en yakından yaşamıştı. Yine peşmerge
olduğu yıllarda ilkel milliyetçi Kürt isyancılığını öğrenmiş ve
Hareketimizin geliştirdiği Kürt özgürlük bilincinin, ve bunun
insanlığa taşırılmasının önemini görmüştü. Bu yolda hiçbir
tereddüt yaşamadı. Hayatının sonuna kadar Önderliğe, şehitlere,
halkına ve yoldaşlarına bağlı kalmayı başardı.
Silah Arkadaşları
|
|
Geri
<<< |
>>> İleri |