Geri
<<< |
>>> İleri
Hayallerimizin
gerçekleştiği an gelmişti. Güneyden kuzeye, Kandilden Dersim’e
uzun bir yolun yolcusuyduk.
Mevsimin sonbahar, gecelerin uzun ve soğuk olmasına rağmen
yüreklerimizin sıcaklığı içimizi ısıtıyordu. Umutluyduk.
Geleceğe dair güzel umutlardı bunlar. Yolumuz uzundu. Ölümüne bu
zifir karanlığı yırtıp geçiyorduk. Sabahın şafağında tepelerin
ardından doğan güneşi seyretmek, yorgunluğumuzu bir nebze olsun
unutturuyordu bize. Zorlu ve uzun bir geceyi daha bitirmenin
mutluluğu gülen gözlere yansıyordu. Zorlu ve uzun bir geceyi
daha bitirmenin mutluluğu, gülen gözlere yansıyordu. Yorgunluğun
tadı bir başkaydı.
Nasıl alırdık bu yolları, nasıl kat ederdik asi dağları, derin
karanlık vadileri, coşkun ırmakları, yol boyunca Kürdistan’i
güzellikleri karşılıyorduk. Zağros’lardan geçtik, Gabar’ın
güzelliği büyüledi bizi. Dicle sessiz akıyordu. Amed ülkemin
kalbi ve Dersim’e ulaşmak, bize yeniden doğmak gibi geliyordu.
Nice yoldaşlar katıldı bu yolculuğa, nice yoldaşlar ki irade ile
yürüyen. Yüreklerinden aldıkları güçle, yılmadan, bıkmadan,
sitem etmeden yürüyen yoldaşlar.
Harun
ve Şinda arkadaşlar, iradeleri ile hepimize güç veren
yoldaşlarımızdı. Harun arkadaş coşku doluydu. Güldü mü sıcacık
gülerdi. Karşısındaki insan dayanamazdı gülüşüne, ortak olurdu.
Karakoçan’lı bir arkadaştı. Peri suyunu geçtiğimizde
heyecanlanmıştı. Karakoçan’dan ayrıldığında hayatla mücadele
etmeye başlamıştı. Bu mücadele O’nu Almanya’ya sürüklemişti.
Orada mücadele ile tanışmış, gerilla olmaya karar vermişti.
Tekrar memleketine döndüğünde artık bir özgürlük savaşçısıydı.
Bu O’nun en büyük sevinç kaynağıydı. Sohbetlerimizde hayat
hikayelerini anlatır, yaşama olan sevinci ile bizi şaşırtırdı.
Kafesinden uçup Dersim’in isyankar, özgür topraklarına kanat
çırpan sade ve özgür bir kuştu. Mutluydu ve sevinçliydi. Yarınki
umutlara yakındı. Dersim’in asi savaşçılarına biz de
katılacaktık. Birkaç nefes kalmıştı. Feryat eden, Peri suyundan
gülen gözler ve sevinç çığlıkları geliyordu. Sevinçliydik.
Yoldaşlarımıza
koşuyorduk.
Dersim topraklarında ölüm yoktu hesapta. Özgürdü Harun ve Şinda
yoldaş. Bitmişti yolumuz, kavuştuk feryat eden Dersim
topraklarına. Sabahın şafağında doğan güneşin ilk ışınları bizi
ısıtıyordu. İçimize çekiyorduk birbirine karışmış o güzel
kokuları. Gülüyordu şimdi yoldaş. Bir kuş gibi büzülmüş o
havanın soğukluğunda. Açılmıştı hava. Yaktık özgürlük ateşini.
Yetişmiştik yoldaşlara. Harun ve Çem yoldaşlarla büyümüştü
güneşimiz, sönmeyecekti ateşimiz. Yürüyecektik Başkan APO’ya
doğru. Zamansız çalan bir müzik, ortalığı saran bir sis hiç
yoktu hesapta ölümün yakın olduğu. Basılmıştı tetiklere,
namlulardan çıkan mermiler, yere düştüler, bilinmeyen bir
labirente girmiştik. Sarılmıştı dört tarafımız. Vurulan üç
yoldaş değil, vurulan insanlıktı.
Silah Arkadaşları
|
|
Geri
<<< |
>>> İleri |