Geri
<<< |
>>> İleri

Xemgin
arkadaş aslen Kobani’li olup bu yörenin yoğun feodal etkilerinin
içinde seçimini ülke sevgisinden yana yaparak gerilla saflarına
katılmaya karar verir. Kırsala gelmeden uzun bir süre kitle
çalışmaları ve Koma Botan müzik grubunda müzik ve folklor
çalışmalarında yer alır.
Gerilla yaşamında oldukça fedakar ve cesaretliydi. YNK’ye karşı
gerçekleşen hamlelerde de aktif bir şekilde yerini almıştı.
2002’de Bingöl Kızılağaç alanında (Karacehennem) düzenlemesi
olmuş kendisi Bingöl’e verilmişti. Orada ayrılmıştık. 2003
yılında düşman Bingöl’ü de içine alan bütün eyalette yoğun ve
seri operasyonlar yapıyordu. Kaçışlar az olmasına rağmen büyük
zararlar veriyordu. Operasyonlar üslenme yerlerimizin deşifre
olmasına neden oluyordu. O yıl üç üslenme noktamız ele geçmiş
her seferinde de arkadaşlar yoğun bir çalışmayla yenisini yapmak
zorunda kalmıştı. Son üslenme noktamızda ihanet sonucu deşifre
olmuş fakat düşman bilerek bu noktaya müdahale etmemişti.Çünkü
kar yağmaya başladığında operasyonla toplu imhayı amaçlamıştı.
Yine Karacehennem alanında Şevger arkadaşlar Aynık köyü
yakınlarında topluca şehit düşmüşlerdi. Bu şahadetler düşmanı
oldukça umutlandırmıştı. Ondan öncede beş arkadaş nokta
baskınıyla şehit düşürülmüştü. Siphan ve Hamza arkadaşlarda bu
nokta baskınında şehit düşmüşlerdi. Doğu cephesinde 2002 den
sonra yirmi dokuz arkadaş şehit düşmüştü. Bir çok şahadet
tedbirsizlikten dolayı yaşanmıştı. Onlarca operasyona karşı tek
bir kayıp verilmemiş ancak küçük hatalar kayıpların yaşanmasına
neden olmuştu.
Amed’de bulunan eyalet gücümüzün küçük bir kısmı Bingöl’e
ulaşmış, Bingöl gücüyle birlikte Yayladere bölgesine
gelmişlerdi. Gelen grubun içinde yıllardır göremediğimiz
arkadaşlar vardı. Bu geliş bir yönden de iyi olmuştu. Bir süre
bu arkadaşlarla sonbahar sığınaklarımızda beraber kaldık. Yoğun
yağmur ve bazen de kar yağıyordu. Fakat acilen yeniden üslenmeye
geçmeleri gerekiyordu. Onları uğurladıktan sonra biz de kamp
hazırlığımıza başladık.
Kamp
yapımı daha tam bitmeden bir tümenlik düşman gücü yoğun teknikle
birlikte üslenme alanımızı tamamen kuşattı. Üç günlük bir
operasyondan sonra düşman geri çekildi. Döşediğimiz bir mayın
bir düşman komutanında patlamıştı.
Aylardan Nisandı. Kamptan çıkmak için çok erken bir ay olmasına
rağmen noktamızı bırakıp ormanı sık olan bahar noktasına gittik.
Burada yer altı çalışmalarımızı başlattık. Bir süre sonra Bingöl
gücü de yanımıza geldi. Sorunsuz operasyonsuz bir kış sürecini
geride bırakmaları bizi sevindirmişti. İki haftaya yakın beraber
kaldık. Moralleri çok yüksekti. Özellikle Xemgin ve Bişar
arkadaşlar hepimizin moral kaynağı olmuşlardı. Sürekli
arkadaşlara moral ve coşku aşılıyorlardı.
Gitme zamanı gelmişti. Onları botla Peri suyundan geçirdikten
sonra noktamıza geri döndük. Arkadaşların gidişiyle noktamız çok
sessizleşmişti. Erzurum’da otuz kişilik bir güç yılda bir kere
bir araya gelir yada gelmezdi. Bu kadar gücün bu alanda bir
arada olması hepimize büyük bir ruh verirdi. Adeta her kes
kendini yüzlerce kişilik bir gerilla ordusu içinde hisseder ve
büyük bir sevinç duyardı. Bu süre içinde bazı arkadaşlar brê
oyununu oynar, diğerleri günlük yaşam ihtiyaçlarıyla uğraşırdı.
Bu anlarda güvenlik tedbirimizi de elden bırakmazdık. Ancak şu
anda ise arkadaşların gidişiyle ortaya çıkan sessizlik her
tarafa hüzün dalgasını yayıyordu. Düşman izlerimizi bulmasın
diye bütün ayak izleri silinirdi. Ancak bazı mekap izlerinin
hala silinmeden yerinde olduğunu görenler çok duygulu anlar
yaşardı. Çünkü ayak izleri kalan bu arkadaşların bir gün şahadet
haberini duymanın korkusu sarardı hepimizi. Beraber kaldığımız
süre içinde paylaştığımız anıları tazeliyordum. Onlarla geçen
sohbetler sanki dünmüş gibi canlıydı. Bölge gücü olarak bizlerde
yavaş yavaş pratiğe çıkma hazırlıklarına başlamıştık. Bütün
arkadaşlar noktada toparlandıktan sonra son nokta kontrolünü ben
ve bir arkadaş yapıyorduk. Aşağı inerken ormana doğru yükselen
bir sesin ormanın enginliğinde yankılandığını duyduk “Ey mekan
sen kimleri gördün ve kimleri yolcu ettin.”diyordu bir ses. Bir
arkadaş patikanın üzerinde oturmuş çocuksu bir edayla giden
yoldaşlarının ardından özlemini haykırıyordu.Şöyle diyordu: “
Yüzlerce yoldaşımla bu patikayı birlikte adımladım. Bu
gidenlerden bir kısmı şimdi toprağın bağrında yatıyor. Bu
yoldaşlarıma tekrar sesim gitsin diye avazım çıktığı kadar
dağlara, ormanlara, vadilere ve gök yüzüne haykırmak istiyorum.
Yoldaşı toprağa gömmek yüreğini bıçakla kesip toprağa
gömmek.değil midir? Onunla birlikte yüreğini oraya bırakmak ne
demektir bilir misiniz? Ancak bunu yaşayanlar bilebilir.” İşte
bir yerden başka bir yere doğru yol alırken böylesi hüzünlü
anlara boğulurdu tüm dağlar. Derin ormanların gizemi bu hüznü
adeta şiddetlendirir. Boğazını düğümler, özlem sarar her tarafı…
1
Haziran Hamlesi nedeniyle Bingöl gücü de hazırlıklarını
yapıyordu. Biz bu kararın hemen ardından bir konvoyu pusuya
düşürmüştük. Vadide de bir eylem yapmıştık. Bingöl merkeze
yönelik planlama yapıyorduk. Xemgin arkadaş bu eylem için
durmadan öneri geliştiriyor ve arkadaşlardan onun da bu eylemde
yer alması için ısrar ediyordu. Israrı sonucu Bişar arkadaşla
eyleme gitmesine karar verildi. Son hazırlıklar yapıldı. Bingöl
merkezde moral halinde bulunan askeri gazinoya eylem yapılacakdı.
Eylem planına göre Bişar arkadaş zaman ayarlı patlayıcıyı
gazinoya bırakıp ardından kendilerini sağlama aldıktan sonra
patlayıcıyı patlacaktı. Arkadaşlar daha gazinoya varmadan yolda
polis devriyesi ve odun kesen askerleri görüyorlar ama
vurmuyorlar. Çünkü daha büyük bir hedefin üzerine gittiklerinden
böyle bir eyleme yönelmek istemiyorlar. Eylem planını adım adım
gerçekleştirmeye hazırlanıyorlar. Ancak zaman ayarını yapmaya
çalışan Xemgin arkadaşın elinde patlayıcı bir talihsizlik sonucu
patlıyor. Bişar arkadaş tekrar duvarı aşıp Xemgin arkadaşın
yanına geliyor. Ancak Xemgin arkadaşın şehit düştüğünü görüyor.
Patlama sesini duyan düşman o alanı kuşatmaya alıyor. Bişar
arkadaş yalnız başına düşmanla çatışmaya giriyor. Sonuna kadar
Apo’cu direniş ruhunu temsil ediyor. Planladıkları tarzda eylemi
sonuçlandıramamış olsalar da son anının görkemli direnişini
sergilemekten geri durmuyor.Bişar arkadaş yaralı halde düşmanın
eline geçiyor. Düşmanın hiçbir savaş ve insani ahlakla uymayan
işkence yöntemi devreye giriyor. Bişar arkadaşı yaralı halde o
alanda bulunan mezarlığa kadar sürükleyerek götürüyorlar. Bu
insanlık dışı muamele sonucu Bişar arkadaş da Xemgin arkadaşın
ardından şehitler kervanına katılıyor.
Bişar arkadaş açık sözlü asi bir kişiliğe sahipti. Bilinçli bir
yoldaş olarak tüm eyalet gücünün gözünü dolduran umut veren
biriydi.Böylesine iki değerli can yoldaşın, Apo’cu militanın
şahadeti hepimizi derinden sarsmıştı.Onlar direnişleri ile
Apo’cu ruh ve cesaretin simgesi olmuşlardı. Bu talihsiz kaza
yaşanmasaydı dönemin eylem ve taktiğine örnek olacak bir eylem
gerçekleşmiş olacaktı. Dürüstlük, bağlılık ve temizlik onların
karakteriydi. Bunlar onların yaşam ilkeleriydi ve onlar bu
ilkelerinin büyüklüğünde yüceldiler.Onlar onuru korumanın ve
yüceltmenin adı olmuşlardı.
Xemgin arkadaşın ruhu böyleydi. Yaşamda yoldaşlarına her zaman
moral veren, yaşamı takip eden yanlışa gözünü yummayan bir
militandı. Şehitlerin anılarına göre yaşamayı esas alırdı. Bu
yüzden onları sürekli yaşamda dillendirir, bir an bile onlardan
bağını koparmazdı. Özellikle şehit Siphan ve Berxwedan
arkadaşlardan çok söz ederdi. Ş. Berxwedan Süleymaniye’liydi.
Şehit Siphan ise Karlıovanın bir kahramınıydı. Karlıova da bir
nokta baskınında şehit düşmüştü. Beraber çok şey yaşamış
olduğumuz bir arkadaştı. Morali, sempatik gülüşüyle bizi de
sevince sürüklerdi. Sürekli bu arkadaşların şahadetine layık
olmamız gerektiğini söylerdi.
Evet yoldaşlar sizler yaşamınızla, eyleminizle şehitlere göre
yaşadınız. Onlara göre bir mücadelenin sahibi oldunuz. Sizinle
şehit Mustafa şahsında ülkemin güney batısında gönül
yatırmıştık. Çünkü sizler bir halkın parçalanmaz ruhu,
özgürlüğün simgesi odunuz. Ve daha niceleri vardır. Sizden çok
şey öğrendim. Sizleri yüreğimizde, kavgamızda büyüteceğiz.
Özlemlerinizi ülkemin dağlarında yeşerteceğiz.
Silah Arkadaşları
|
|
Geri
<<< |
>>> İleri |