Geri
<<< |
>>> İleri

Hüseyin
Elbistan arkadaşı ilk kez 2002 yılında yeni savaşçıların
yönetimi iken tanıdım. Esas tanımam, Güneybatı pratiğinde olsa
da, Kalatuka sürecindeki tanışmanın bende yarattığı ilk izlenim
olarak olgun bir kişiliği sahip olduğuydu. Daha sonra Amanos
düzenlemesiyle aynı grupta yer almıştık. Burada derinleşen
ilişki, pratik süreçte daha da derinlik kazandı. A-manos
düzenlemesi sürecinde özellikle bahsettiği gibi sürekli özlemi
ve tutkusu ile yaşadığı Engizek ve Nurhaklarda raxtlı silahlı
özgürlük mücadelesini yürütme şansını yakalamıştı. Örgütün bu
şansı tanıması, Hüseyin arkadaşta muazzam bir coşku ve heyecan
yaratmıştı. Düzenleme sürecinde sürekli “hayallerimle buluşmaya
gidiyorum” diyordu. Güneybatı’ya ulaşma, onun özlemini o kadar
derinden yaşamaktan olsa gerek, o alana bir an önce ulaşmak için
elinden gelen her türlü çabası gösteriyordu.
Gruplarımız Amanos’ta bir araya geldiğinde hemen harekete
geçmemiz gerektiğini söylüyordu. Ve Aman¬os’tan ayrılıp
Güneybatı’ya gittiğimizde geçen yol sürecinin zorlanmalarına
karşı o moral ve coşkusundan hiçbir şey kaybetmedi. Biz O’nu hep
moralli ve hep moral kaynağı olarak tanıdık. Bir gün bir arkadaş
üzülse veya moralsiz olsa, hemen yanına gider, onunla tartışır
ve onu ikna etmeden rahat edemezdi. Bu anlamda Hüseyin arkadaş,
yoldaşlık yaklaşımından dolayı yanındaki arkadaşlar açısından
büyük bir güç kaynağıydı. O’nun ikna edemediği arkadaş, üzerinde
bilgi sahibi olmadığı konu yoktu. Zaten O’nu tanıyan arkadaşlar
da o sessizliğin altında filozofça bir bilgenin yattığını
söylerlerdi. İdeolojik, örgütsel çizgideki derinliği,
entelektüel birikimi, hayranlık uyandıran düzeydeydi. O,
duruşuyla Güneybatı halkının yüreğinde taht kurdu. Grubumuzun
ikna etmekte zorlandığı halk kesimlerine bizzat kendisi gider,
onlarla tartışır ve mücadeleye kazandırırdı. İknacıydı. Bu
yönünü ön plana çıkaran inatçılığı, en belirgin özelliklerinden
biriydi. Eğer önüne bir iş koymuşsa, dünya da yıkılsa, kıyamette
kopsa gerçekleştirmeliydi. Bu yönüyle önüne koyduğu hedeflere
bağlılığı, tam anlamıyla fedaiceydi.
Hüseyin arkadaş doğal duruşuyla PKK militanının heybetini
sürekli etrafına hissettirirdi. Bu O’nun duruşunda, oturuşu
kalkışında, yürüyüşünde çok belirgin bir şekilde kendini
yansıtırdı. Bu duruşunun heybetliğinden kaynaklı ki yanına
gittiğimiz yurtseverlerin sürekli O’nu muhatap alışları, O’nun
kişilik olgunluğunu ve duruşundaki heybetini daha anlaşılır
kılmaktaydı. Kişiliğinde örgütü temsil eden Hüseyin arkadaş,
köylülerin konuşmak, görmek istedikleri bir arkadaştı. O’nun bu
bilgeliğinin yanı sıra kişiliğini tamamlayan bir yönü de
mütevaziliği, alçak gönüllüğü, örnek duruşunu tamamlıyordu.
Sürekli bir iş yapılacaksa, en önde yer almak için elinde geleni
yapardı. Örneğin bir eyleme gidişten basit bir günlük ihtiyaca
kadar, her çalışmada her zaman en öndeydi. Bu yönüyle öncü bir
kişiliğe sahipti. Canı pahasına da olsa örgüt çalışması,
yoldaşlık gereği için her zorluğa, tehlikeye göğüs germekten
kendini geriye vermezdi. Zaman zaman fiziki anlamda
zorlanmalarına tanık olsam da hiçbir zaman moralinden,
coşkusundan, katılımında bir değişikliğe tanık olmadım. Zaten
O’nu moralsiz görmekte istisnaydı.
O
yufka yüreğinin derinliğinde düşmana karşı intikam bilincini
sürekli bilemekteydi. Örgütsel anlamdaki çizgi dışılıklara
karşı, düşmana karşı büyük bir öfkeye sahipti. Bu yönüyle keskin
bir çizgiye sahipti. Ve pratiğin beraberinde getirdiği
zorlanmalar, halkın ve arkadaşların farklı taleplerine karşı
tavrı, gerçek anlamca militancaydı. O, hayallerinde
canlandırdığı Güneybatı’da gerilla olmayı başarmış ve bunun bir
gereği olan düşmana darbe vurmaya gelmişti. Gerçekleştirdiği ilk
eylemi, şehit düşen Hasan Gorse arkadaşın misillemesini
gerçekleştirme temelindeydi. Adıyaman Gölbaşında Hasan arkadaşın
defnedildiği mezarlığa yakın, yanındaki arkadaşlarla
gerçekleştirdi. Düşmanın arkadaşlara yönelik operasyonları yoğun
olunca, Hüseyin arkadaşında içinde bulunduğu grup, Adıyaman
yakınlarında eylem hazırlığına giriştiler. Her zamanki gibi
ihanet yılan soğukluğundaki yüzünü yeniden gösterdi. Ve eylem
girişiminde iken, yerleri ihanetçi, ihbarcı kişiler tarafından
deşifre olmasından dolayı girdikleri düşman çemberinde,
bulundukları buğday tarlasında kanlarının son damlasına kadar
direnip yanında bulunan Nurhak ve Azad arkadaşla beraber şahadet
mertebesine ulaştılar.
Hüseyin arkadaş, ideolojik derinliği, çizgiye bağlılğı ve
emekçi, militan kişiliğiyle bizlere yeniden APOCU militanlığını,
fedailiğin nasıl olması gerektiğini, yaşamdaki duruşu ve
şahadete giderken ki gösterdiği muazzam direnişiyle ortaya
koydu.
Silah Arkadaşları