Geri
<<< |
>>> İleri

LASER
arkadaş daha genç yaştayken doğup büyüdüğü Elazığ’ın Palu
ilçesinin Okçular köyünden ayrılarak yüz binlerce Kürdistanlı
gibi, kimine göre umut kapısı, kimine göre kaçış yolu, kimine
göre ise ülke topraklarından zorla kopartıldığı için mecburen
Avrupa yollarına düşer. Ancak Avrupa yolu, düşmanın çok yönlü
bilinçli olarak uyguladığı ve uygulattığı, kutsal ülke
topraklarından kopartılmayı hızlandırmaydı. Göçertme ve kendine
yabancılaştırma tercihlerini oluşturarak insanlarımızın içine
çekildiği bu ortam, aslında bir diaspora yaşamdan ibaretti.
LASER arkadaş da ait olduğu topraklardan tüm sevgilerini,
aşklarını ve yaşadıklarını acılı bir şekilde de olsa geride
bırakarak çıkmak zorunda kalmıştı. Beraberinde kini, öfkesi ve
yanından hiç eksik etmediği yükselen değerlerin umudunu kalbinin
derinliklerinde saklayarak götürür. Avrupa’ya gittiği ilk
süreçlerde orada bulunan ağabeyinin yanında kalır. Bulunduğu
süreçte yaşadıkları, bir çelişkiler yumağına dönüşür. Kendi
gerçekliğini aramaktadır. O’nu hiçbir şey tatmin etmemektedir.
Ülkede bulunduğu süre içinde tohumları ekilen ve Avrupa’da
bulunduğu ortamın elverişli olmasıyla yakından daha çok tanımaya
çalıştığı bu gerçeklik, duygularının, bilincinin ve kararının
daha da yeşermesine yol açar. Avrupa’nın insanı bireycilik ve
kendi içinde eritip yok etme sevinci tersine döner. İsyanların
diyarı Palu’nun özüne denk, öze dönüşün kararını gerçekleştirme
kararına ulaşır. Önderliğin esaretiyle birlikte duyduğu kin,
öfke ve intikam duyguları şaha kalkar. Bin bir zorluklarla
gittiği diyarlardan bu kez huzurlu bir şekilde ayrılarak
özlemini duyduğu ülkesine geri dönme kararının coşku ve
sevincini yaşar.

Bir
süre Avrupa’da çalışmalara katıldıktan sonra 2000 baharında ülke
topraklarına geçer. Ülkeye geldiği ilk zamanlarda hemen fark
edilen emekçi ve yoldaşlık yanlarıyla öne çıkar ve göze çarpar.
Sevilen, iş yapan, yaptığı işten zevk alarak çalışan LASER
arkadaş, yeni savaşçılarda eğitimini tamamladıktan sonra Ö.K’ye
geçer. Ö.K’deki duruşuyla örnek alınan, eğitim ve yaşamdaki
başarılarıyla her göreve hazır bir hale gelmişti. Bu başarı
pratiği, 2003 sonbaharında O’nu Amanos’lara doğru harekete
geçirdi. Bağlılık cesaret ve iş yapabilirlik özellikleri
olduğundan, yeni bir açılım sahası olan Amanos’lara düzenlenir.
Bu düzenlemeyle bir nevi hayalleri gerçeğe dönüşmekteydi.
Türkiye gerillacılığı tam da O’nluk bir işti. Bu alandaki duruşu
insana güç ve moral veriyordu. Yaşamdaki duruşu, pratikteki
çalışmalara coşkulu katılımcılığı, mantıklı hareket edişi göz
dolduruyordu. Yapılan eylemselliklerdeki cesaret ve gözü
pekliğiyle ilgi odağı haline gelebiliyordu. Eylemde bir militan
nasıldır sorusuna; cevap LASER gibi olunmalıdır deniliyordu.
İsminin zazaca anlamı sel savaşçısıydı. Evet, yatağında coşkun
akan bir sel gibiydi. Yaşamı ve savaşçılığı, arazideki
hakimiyeti, çevresinde bulunan arkadaşları imrendirirdi.
2003 yılının Ekim ayı sonlarında, bir grup arkadaşla Amanos’a
geçer. Kaldığı kısa süre içerisinde değişik alan ve birliklerden
bir araya geldiği yeni görev sahasındaki arkadaşlarıyla kısa
sürede bir kaynaşma ve bütünleşmeyi sağlar. Akdeniz’e uzanan
gerilla gücünün yiğit bir neferi olan, halkının umut kaynağı,
ülkesine, halkına ve engin dağlarına sevdalı sarı saçlı, mavi
gözlü, güleç yüzlü çocuk, yetiştiği toprakların sertliğinden
olacak ki artık asi yüreğiyle aranıyordu. Yaşanması gereken
güzellikleri bahş eden fedakar... henüz 26 yaşında gençliliğinin
baharını yaşamaktaydı.
Akşam karanlığı çökmüştü. Gittikleri randevudan arkadaşlarıyla
geri dönerken önden yürüyen LASER arkadaş, yola döşenen bir
mayının patlaması sonucu sağ bacağını yitirir. Arkadaşları
tarafından ilk yardım müdahalesi yapılır. Kan kaybetmektedir.
Köye, kasaba veya şehire götürebilecek koşullar yoktur. Tedavi
imkanlarının sınırlı olduğu bu şartlarda çaresizlikten yaşanılan
en zor andır. Yaralandığında henüz şuuru yerinde, ancak
durumunun iyi olmadığını kendisi de iyi bilmekte ve büyük bir
acı çekmektedir. Arkadaşlarına heval ben zaten şehit düşeceğim
benim için yaşamınızı riske etmeyin der. En büyük değer
yoldaştır ilkesini gösteriyordu. Yoldaşı için hiçbir
fedakarlıktan kaçınmadan yarışan arkadaşları ise O’nu hiç
bırakırlar mı? Patlayan mayın sesinden dolayı düşman güçlerinin
gelebileceği ve arkadaşının tedavisinin yapılabilmesi için
hazırlanan pratik bir sedye ile üslenilen alana doğru yola
koyulurlar. Henüz noktaya ulaşılmamıştır. Kendisinden iki yaş
küçük olan ve gerilla saflarında bulunan kardeşi için,
arkadaşlara, “cebimdeki kolyeyi kardeşime verin” der. Bahsedilen
kolye kardeşi tarafından 2002 yılında kendisine verilen
kolyedir. Noktaya ulaşamadan aşırı kan kaybı ve
imkansızlıklardan dolayı LASER yoldaş, bu talihsiz olayla genç
yaşta ömrünün baharında bahar çiçekleriyle buluşur.
Silah Arkadaşları