Main Menu
Anasayfa
Şehitlerimiz
Şehitler Albümü
Şehit Künyeleri
 
 

2003 ŞEHİTLERİ YENİ DÖNEMDE APOCU RUHUN MEŞRU SAVUNMA ÇİZGİSİNDEKİ TEZAHÜRÜDÜR!

AGIR - MUSTAFA POLAT

AGİRÎN - LEYLA DİLEK

AGİT - BAKIR ÖZDEMİR

ANDOK - İSKAN TAŞ

BAGOK - SİNAN YILDIRIM

CENG (CAN) - BARIŞ ŞENOL

CUDİ - MEHMET UĞUR

ÇAYAN - BEDİRHAN BELLİER

DEŞTİ - KEMAL YAKLAV

DİROK - MERYEM ŞEXO

DOĞAN - MENAN HÜSO

ERDAL - ENGİN SİNCER

FERHAT - RAMAN DOĞAN

FIRAT  - TUNCER POLAT

HÜSEYİN - HASAN ERTUĞRUL

İSA - EROL BUL

KAHRAMAN - FEYİZ EBUZEYD

KAMURAN - HAŞİM BİTİK

MAHİR - ŞERİF YALÇIN

MAHMUT - DERVİŞ SİNO

METİN - ATİF URUK

MUNZUR - CAHİT DAĞTEKİN

MUNZUR - HÜSEYİN GÜL

NEMRUT - KENAN FIRAT

ROJHAT - MUSTAFA GÖK

RUBAR - İSMAİL ALTÜRK

SERVER - NURETTİN DOĞRU

SİPAN - VEDAT MERT

ŞAHİN - KEMAL PURMEND

ŞERVAN - DENİZ YANAT

ŞEVGER - HALİL ALÖKMEN

ŞEVGER - YAŞAR AYKAL

ŞİYAR - AHMET AKSU

XELAT- XEVRAMAN ALİ

XEMGİN - ÇETİN KAÇAK

ZAĞROS - ENGİN ÇINAR 

ZINAR - İBRAHİM KILIÇ  

Kod Adı: ZAĞROS
Adı Soyadı: ENGİN ÇINAR
Doğum Tarihi-Yeri:
1978 / ÖZALP VAN
Anne-Baba Adı:
ZAHİDE – OSMAN
Katılım Tarihi:
2000 / KANDİL
Şahadet Tarihi:
17 HAZİRAN KARLIOVA
ŞERAFETTİN ALANI

Geri <<< | >>> İleri

 
ÇOCUKLUĞUNDA ENGİN MÜCADELENDE ZAĞROS OLDUN

 


Seni kaybettiğimi duydum bu akşam üstü
Hızlıdan çarpmadı kalbim sakindim
Sadece inanmak istemedim
İlk aklıma gelen çocukluk anılarımız olmuştu
Zağros isminle ölüm haberini aldım
Fakat Engin olarak canlandın gözlerimin önünde
İstemesem de geçmiş günleri aklımdan geçirdim

 

Zaman zaman yollarımız ayrı düşse de çocukluğumuzu aynı ortamda geçirdik. Öyle ki saflara katılana kadar hiç ayrılmadık. Ve bütün bu zaman boyunca bir kez kavga ettik. O da sözlü sataşmadan, atışmadan öteye geçmedi.
Engin kalabalık bir aileye sahipti. Ailesi ile anlaşamayan tek çocuktu. Aile ilişkileri onu tatmin etmiyordu. Onun için ailesinden çok, kendi yaşatındaki arkadaşları ile ilişki kurmaya önem veriyordu. Çocuk yaşta emekle tanışmış, kendi ayakları üzerinde durmasını becermişti. Çalışarak hem ailesine katkıda bulunuyordu, hem de kimseye dayanmadan emekçi özelliklerini geliştirmeye çalışıyordu.
Engin oldukça sürükleyici bir çocuktu. Ona öylesine güveniliyordu ki, arkadaşları onun dediklerini tereddüt geçirmeden kabulleniyorlardı. O günlerde en çok sevdiği şey futbol oynamaktı. Her gün maça gidiyorduk. Sportif oluşu, güzel oyunu, attığı gollerle herkesin ilgisini çekiyordu. Ayrı özellikleri ayrı arayışları olması onu farklılaştırıyordu. Herkes ucuz hayaller peşindeyken, o gün geçtikçe ortamdan, düzenden bağlarını koparıyordu. Hiçbir zaman ucuz hayaller peşinde koşmadı. Devamlı büyük hayalleri bulunmaktaydı. Düzen ona çekici gelmiyordu. Tüm ailesi, abileri, kendilerine aile kurup düzenle bağlarını sıkı sıkıya bağlamaya çalışırken, Engin’I de buna zorlamaktaydılar. Engin bunun bilincindeydi. Kendisini tutsak kılacak her şeyden uzak durmaktaydı. Mutlak özgürlüğe ulaşma arayışını derinleştiriyordu. Aile içindeki duruşu kız kardeşlerini etkilemiş ve partiye katılma kararı vermişlerdi. Tüm hazırlıklarını bitirdikten sonra aileden uzaklaşıp, tam kırsala çıkacakları sırada aile bunun farkına varmış ve onları eve getirmişti. Kız kardeşlerinin eve getirilmesi Engin’I derinden etkilemiş, artık gün geçtikçe aileden uzaklaşıyordu. Kardeşlerinin ulaşmadığı hedefe kendisi ulaşma arayışına girmişti. Çevrede partiye kimsenin katılmaması parti çalışmalarının olmaması, ona yardımcı olabilecek kimsenin olmaması onu oldukça zorlamaktaydı. Ne kadar zorlansa da, bu arayışından hiçbir zaman vazgeçmedi. Daha o zamanlardan mutlak özgürlük istemi ve bunun arayışı onda derinden sürüyordu.
96’da ikimiz birlikte 1 Mayıs mitingine katılmıştık. Bu pratik onun ilk pratiği olmaktaydı. O mitingde halkın coşkusu, polisin yaklaşımı onda derin bir sorgulamayı yaratmıştı. Kürt gerçekliğini, Kürdistan’I, düşmanın yaklaşımlarını anlamaya çalışıyordu.
Ondaki kararlılık ve inanç hiçbir zaman azalmadı. İnsanlar derin kırılmaları yaşarken, onun inancı ve coşkusu insanlarda ümit yaratıyordu. Devamıl anlatıyor, insanları ikna etmeye çalışıyordu. Düşmanın tüm propagandaları onda tersten bir etki yaratıyor, gün geçtikçe düşman için taşıdığı kin büyüyordu.
Önderlik esareti öncesinde katılım kararı almıştı, ama bu süreçte çeşitli sorunlarla karşılaşmış ve bu katılımı gerçekleştirememişti. Ailesi de bu durumu fark etmiş ve onu doğal bir tecrite almışlardı, zorlanıyordu. Gün geçtikçe içine kapanıyor, kimseyle ilişki kurmuyordu. Kendi içinde bir yoğunlaşmayı yaşarken, çıkış arayışında hiçbir zaman eksilme olmamıştı. Belki fiziki olarak oradaydı fakat düşüncesi, ruhu adeta dağlarda dolaşmaktaydı. Artık hiçbir şey onu tatmin etmiyordu. Hiçbir şeye ilgi duymuyor, başaramamanın ezikliğini derinden yaşıyordu. Onda tepkisellik gelişmişti. Ailesi ile ortamla anlaşamıyordu. Fırsat bulduğunda tek başına dolaşıyor, yoğunlaşmasını derinleştirmeye çalışıyordu. Adeta eski Engin gitmiş, yerine yeni bir Engin gelmişti.
Önderliğin esaret süreci ile birlikte yeniden hareketlenmişti. Artık eve çok nadir uğrar olmuştu. Herkes bir tedirginliği yaşarken, o hiçbir kaygıya kapılmadan bütün eylemlere katılıyordu. Bu eylemlilikle zamanında doğal bir öncüye dönüşüvermişti. Yaptıkları ile insanların ilgisini çekiyor, görevi olmadığı halde çalışmaların içine giriyor, doğallığı ile insanları örgütlülüğe çekebiliyordu.
Öylesine soğuk kanlıydı ki, yaptığı eylemlerden sonra rahatlıkla polisin yanından geçiyordu. Eylemlere ilgisi olduğu kadar, tedbirli olmayı da elden bırakmıyordu. Planlı çalışmak ise onun esas özelliğiydi.
Bir keresinde düşman karakolunun arkasında bir eyleme gitmiştik. Kimse eylemi başlatmaya cesaret edemiyordu. Herkes bir diğerini bekliyordu. Engin gidip lastiği yaktı ve ilk sloganları attı. Eylemi başlatmıştı. Bir anda bütün herkes katılmıştı. Askerler duvarın üzerinden atlayarak eylem yerine gelirken, birkaç mermi sıktılar. Herkes hızla dağıldı. Eylem yerini en son terk eden yine o oldu.
Eylemlere katılması onu coşturmuştu. Eski Engin tekrar canlanmıştı. Eylem yaptıkça yeni planlar üretiyor, ortaya koyuyordu. Tüm öfkesini düşmana karşı kullanıyordu.
Engin bir yandan da kendini eğitmek için yoğun çaba harcıyordu. Önderliği ve mücadeleyi kendinde derinleştirmek istiyordu. Mücadele zorluklarını bilmesi, düşman gerçekliğini yakından tanıması onun inançlı bir biçimde katılmasına neden olmuştu. Önderlik yakalanmış, kendisi az çok partiyi tanımıştı. Artık düzen yaşamında kalması mümkün değildi.
Ailesi de ondan umudunu kesmişti. Partiye katılacağını bildikleri halde ona bir şey söyleyemiyorlardı. Söyleseler bile Engin’I tutamayacaklarını biliyorlardı. Ailesine karşı öylesine mücadele vermişti ki, aile onu olduğu gibi kabullenmek zorunda kalmıştı.
Gün gelip de ortadan kaybolunca fazla şaşırmadık. Çünkü o artık orayı yaşamıyordu. Katılmadan kısa bir süre önce Dersim’e olan özlemini dile getirmişti. Tam katılacağı süreçte kardeşi askere gitmişti, o dağlara… Böyle bir çelişkiyi çözmenin ancak katılımla mümkün olabileceğinin farkındaydı.
Dağlara gelince ismini Zağros yapmıştı. Arkadaş yapısı içinde hemen göze çarpmış, tüm arkadaş yapısının ilgisini kendi kişilik özellikleri ile çekmesini bilmişti. Çatışmalara hesapsız katılımı onun ortamda çok fazla sevilmesine neden olmuştu.
Yaşamdaki duruşuyla, disipliniyle, askerliğe olan ilgisi ile kısa bir sürede Apocu militan oluvermişti. Görmüş olduğu eğitimlerle kendini yetkinleştirmiş, kısa bir sürede güçlü bir çıkışın sahibi olmuştu. Silaha olan hakimiyeti, düşmana duyduğu kini ile Güney Savaşı’na girmiş ve kendini savaşta kanıtlamayı başarmıştı. Savaş alanında yeni olması, onu fazla zorlamamış, soğuk kanlılığı ve cesareti ile on yıllık savaşçının olgunluğunu göstermişti. Arkadaşları tarafından savaşçı özellikleri hemen fark edilmişti. Savaşta kısa bir süre kalmış ve başarılı bir pratik sahibi olmuştu. Yaralanması onu çok fazla etkilememişti.
Daha sonra asıl hedefi olan kuzeye gitme önerisini yapmıştı. Önerisi kabul edilince büyük bir coşku yaşamıştı. Kuzeye geçtiği zaman da fedakarlığı ve cesareti ile tüm arkadaşların ilgisini çekmiş ve herkes tarafından sevilmişti.
Coğrafyaya olan hakimiyeti düşman gerçekliğini yakından tanıması birçok kez arkadaşlarını kurtarmasını sağlamıştı. Bir gün girmiş oldukları pusuda sorumlu olmadığı halde arkadaşlarını zorla ikna etmiş ve düşman çemberinden kurtulmalarına sebep olmuştu. Coğrafyaya olan hakimiyetini kullanarak üç günlük yolu, iki gecede geçmişlerdi ve düşmandan kurtulmayı başarmışlardı.
Kışın kamp değiştirme sürecinde diğer alanlardaki arkadaşlarla bir araya gelip diğer kampa geçecekleri sırada yolda fırtınaya yakalanmışlar, günlerce aç susuz yürümek zorunda kalmışlardı. Çığ tehlikesi olan bir vadiye farkında olmadan girmişler ve ölümle burun buruna gelmişlerdi. Ufak bir sesle çığ düşebilirdi. Bu vadiyi aşıp gece kalmak için uygun bir yer bulmaları gerekiyordu.
Zağros arkadaş böyle bir anda bir yer keşfetmiş, bütün arkadaşlarını oraya yönlendirmişti. Donma tehlikesini geçiren arkadaşlar için naylon açmış, yanlarındaki kuru odunları ateşleyerek ısınmalarını sağlamıştı. Uzun zamandır aç olmaları, onların hareket etmelerini zorlaştırıyordu. Sabaha kadar uzun bir yol yürümeleri gerekmekteydi. Zağros arkadaş yanlarında bulunan un, şeker ve yağ ile helva yapmış ve arkadaşlarının az da olsa toparlanmalarını sağlamıştı. Günlerdir yolda olmalarından dolayı yoğun yorgunluk içinde uykuya dalmışlardı. Hepsi ancak diz üstü oturarak dinlenebilmişlerdi.
Sabah erkenden harekete geçmişler, karın fazla olması hızlı hareket etmelerini engellemişti. Ulaşmaları gereken noktaya ancak iki üç günlük yürüyüşten sonra ulaşabilirlerdi. Yanlarında yeterince erzak olmaması önlerinde büyük bir engeldi.
Bir yerlerden erzak temin etmeleri gerekiyordu. Eskiden arkadaşların uğradıkları yaşlı bir ananın evi yakınlardaydı. Arkadaşların hiç birinde artık yürüyecek güç kalmamıştı. Mecburen oraya gitmeseler arkadaşlardan bazıları açlıktan donarak şehit düşebilirlerdi. Kararlarını verip yaşlı ananın evine gideceklerdi.
Yarım saatlik bir yürüyüşten sonra eve ulaştılar. Yaşlı ana onları görünce şaşırmıştı. Çoktandır gelip gitmiyorlardı. Ananın bir oğlu şehit düşmüştü ve bu nedenle bütün gerillalara oğlu gibi yaklaşıyordu. Ananın sıcak yaklaşımı tüm yorgunluklarını, yaşadıkları tüm zorlukları unutmalarına neden olmuştu.
Ana onlar için sobayı güzelce yakmış ve kendilerini kurutmalarını sağlamıştı. Ardından yemek hazırlayıp önlerine koymuştu. Çoktandır yemek yemedikleri için miğdeleri yemeği alamamıştı. Tüm arkadaşları gibi Zağros arkadaş da yemekten sonra kusmuştu.
Kendileri ile birlikte götürmeleri gereken erzağı hazırlamak zorundaydılar. Ana onlara bir keçi vermek istemişti. Arkadaşlar karşılıksız kabul etmemiş, zorla da olsa bir miktar para anneye vermişlerdi. Keçiyi kesip kavurma yapmaları ve bir süreye yetecek kadar ekmek pişirmeleri gerekiyordu. Bir grup kavurma, bir grup da ekmek için oluşturmuşlar ve çalışmaya başlamışlardı. Zağros arkadaş kavurma grubunda bulunuyordu. Lezzetli bir kavurma hazırlamıştı. İşlerini bitirdikten sonra sıra ana ile vedalaşmaya gelmişti. Ana ile ayrılıkları çok duygusal olmuş, onlar evden çıkana kadar ana dualar okumuştu. O anadan ne kadar moral almışlardı.
Zağros arkadaş Erzurum ve Serhat arası kuryeydi. Belki yüzlerce arkadaşı getirip götürmüştü. Bir arkadaşın parmağı bile incinmemişti. Görevine olan bağlılığından dolayı görevini eksiksiz yerine getiriyordu. Bütün eyalet tarafından çok seviliyordu.
Yine bir bahar bir arkadaşla birlikte Serhat’tan Erzurum’a geçerken Şerafettin dağlarında düşmanın hazırladığı pusuya düştüler. İlk pusuyu aşmayı başarmışlardı. Fakat düşman denetiminden çıkmamışlardı. Uzun bir uğraştan sonra ikinci pusuyu da aşmışlardı. Düşmanın üçüncü pususu onları bir köyün yukarısında bekliyordu.
Düşman askerleri sazlıkların içinde pusuya yatmıştı. Onlar ise daha önce iki pusuyu aştıkları için rahat hareket ediyorlardı, farkında değillerdi. Üçüncü pusu sazlıkların içinde onları yakaladı. Bir anda ateşlenen silahlar iki yoldaşı aynı anda yakalamıştı. Mermiler sazları yarıp gencecik bedenlerine saplanmıştı. İki yoldaş son nefeslerini yan yana vermişlerdi.
Şahadet haberini duyduklarında bütün yoldaşları derinden etkilendiler.


Arkasında bıraktığı kaybetme haberiydi
sürtüşen düşlerde
Bulunamayan kelimelerde duyuldu
Hızla çarpmadı kalpler, sakindiler…
Sadece inanmak istemediler
İlk akıllarına gelen
şarkı söyleyişin oldu
Hani sonuna kadar yanlarında olacaktın
Hak etmeyenleri bağışlayıp gittin
Son sıcak bir selamını uçurabilseydin
Baharda yeşeren çiçeklere
bağışladın kendini
Bırakmış olduğun bakışların oldu
Bir de çekingen olduğu kadar
samimi gülüşün

 

Silah Arkadaşı
  

Geri <<< | >>> İleri

 
HPG (Halk Savunma Güçleri) Resmi Sitesidir.
HPG-BİM tarafından yapılmıştır.
HPG Online © 2003 - 2006 Tüm hakları saklıdır.