Main Menu
Anasayfa
Şehitlerimiz
Şehitler Albümü
Şehit Künyeleri
 
 

2003 ŞEHİTLERİ YENİ DÖNEMDE APOCU RUHUN MEŞRU SAVUNMA ÇİZGİSİNDEKİ TEZAHÜRÜDÜR!

AGIR - MUSTAFA POLAT

AGİRÎN - LEYLA DİLEK

AGİT - BAKIR ÖZDEMİR

ANDOK - İSKAN TAŞ

BAGOK - SİNAN YILDIRIM

CENG (CAN) - BARIŞ ŞENOL

CUDİ - MEHMET UĞUR

ÇAYAN - BEDİRHAN BELLİER

DEŞTİ - KEMAL YAKLAV

DİROK - MERYEM ŞEXO

DOĞAN - MENAN HÜSO

ERDAL - ENGİN SİNCER

FERHAT - RAMAN DOĞAN

FIRAT  - TUNCER POLAT

HÜSEYİN - HASAN ERTUĞRUL

İSA - EROL BUL

KAHRAMAN - FEYİZ EBUZEYD

KAMURAN - HAŞİM BİTİK

MAHİR - ŞERİF YALÇIN

MAHMUT - DERVİŞ SİNO

METİN - ATİF URUK

MUNZUR - CAHİT DAĞTEKİN

MUNZUR - HÜSEYİN GÜL

NEMRUT - KENAN FIRAT

ROJHAT - MUSTAFA GÖK

RUBAR - İSMAİL ALTÜRK

SERVER - NURETTİN DOĞRU

SİPAN - VEDAT MERT

ŞAHİN - KEMAL PURMEND

ŞERVAN - DENİZ YANAT

ŞEVGER - HALİL ALÖKMEN

ŞEVGER - YAŞAR AYKAL

ŞİYAR - AHMET AKSU

XELAT- XEVRAMAN ALİ

XEMGİN - ÇETİN KAÇAK

ZAĞROS - ENGİN ÇINAR 

ZINAR - İBRAHİM KILIÇ  

Kod Adı: ANDOK
Adı Soyadı: İSKAN TAŞ
Doğum Tarihi-Yeri: 19.07.1978 / KULP AMED
Anne-Baba Adı: ŞEMSE – HALIT
Katılım Tarihi: 1998 / YUNANİSTAN
Şahadet Tarihi:
31 AĞUSTOS SİLVAN
MERKEZ

Geri <<< | >>> İleri

 
BİR GÜLÜŞTÜR ANDOK

 

Şimdi seni yazmanın sancılarındayım. Biliyorum yine eskik kalacak. Anlatamayacak seni kelimelerim, seni düşününce bir hareketlilik, bir coşku sarıyor tüm ruhumu. Belki onun için fazla önem vermezdin bir şeyler karalamaya. Yaşamak hem de doyasıya, gülmek ve eylem coşkusunda kahkaha atmak, yoldaş sıcaklığında koyu sohbetleri paylaşmak sana daha çekici ve yaşanılası geliyordu. Bir kahramanı, fedai militanı yazmak çok zor ve ağır geliyor yoldaş. Onun için elim ağır ağır ve çekinerek gidiyor kaleme ve kağıda. Çünkü senin gülüşünü biliyorum, ifade etmeye yetmeyecek cümleler...
Bir çağ çöküyor; uygarlık zırhına bürünenler ateş, barut ve ölümden başka bir şey getirmediler. Halepçe’de yanan ateşler şimdi ülkemizin başka taraflarında da yakılıyor. Halkımız hala kurşunlarla, işkencelerle bastırılmak isteniyor ve güneşimiz hala dört duvar arasında, bizlerden çok uzaklarda, denizlerin ardında. Bir yanımız karboran ve bir yanımız yeni filizlenen bahar. Sen yoldaşım, güneşe karanlık pusuların atıldığı bu zamanda bize umut, inanç ve kararlılık aşılıyorsun. Adanmış yüreğinle yolumuza ışık tutuyorsun. Şimdi seni anlatmaya çalışıyorum. Biliyorum ki senin duruşun ve gerçekleştirdiğin eylem kararmış yürek ve beyinlere bir şimşek gibi çakıp aydınlatmıştır. Halkımıza umut ve güven kaynağı olmuş ve Önderliğimizin etrafında kenetlenen ateşten bir çembere dönüşmüştür.
Senin ilk gülüşünü anlatmak isterdim. O ilk karşılaşmamızdan son ayrılışımıza kadar hep taşıdığın o coşkunu ve sıcaklığını insanlarla paylaşmak isterdin. Hiç kaybolmayan, her karşılaştığımız yoldaşa, halka esirgemediğin ve sıcaklığını taşıyan gülüşün. Hatırlıyorum, üniversitede faşistlerle bir kavgada ene önde çatışmıştın. Bir taş dişlerini kırmıştı. Seni gördüğümüzde yanına koşarak geldik. Sen gülerek “Ciddi bir şeyim yok” demiş ve bize moral vermeye çalışmıştın.
Evet Andok yoldaş; Şimdi şafağın eli kulağında patlamak üzere sabırsızlandığı zamandayız. Seni ilk tanıdığımda kararlı duruşun insanı gerçekten etkiliyordu. Sendeki hedefe kilitlenmiş, hiç bir tereddüt ve kaygı taşımayan duruş insanda hemen bir güven yaratıyordu. İlk sohbetimizde çok kararlı bir biçimde ifade ediyordun düşüncelerini. Sözcüklerle bunu anlatmıyordun, sıcaklığın, duruşun, coşkunla bunu taşırıyor, insanda büyük bir güven yaratıyordun.
Andok arkadaşın bir ağabeyi gerillada şehit düşmüştü. Bunun için ailesi arkadaşın gerillaya katılmasını istemiyor ve engellemeye çalışıyordu. Metropolde üniversitedeki gençlik çalışmaları içinde aktif bir şekilde yer aldığını duyunca abisi hemen metropole gelmişti. Andok arkadaşa, annesinin çok rahatsızlandığını söyleyerek onu eve götürmek istemişti. Eve gidince Andok arkadaşı etkileyecek ve mücadeleden vazgeçirmeye çalışacaklarını düşünmüşlerdi. Çünkü iyi biliyorlardı ki Andok arkadaş bir gün gerillaya gidecekti. Andok arkadaş hastalık olayının doğru olmadığını görünce hem kızmış hem de bir an önce çalışmalara dönmek için ilk fırsatta evden çıkıp arkadaşların yanına, metropole dönmüştü. Sonra katılmadan önce evi aradığında “Ben size saygı duyuyorum, yaşamınıza karışmıyorum. Siz de benim kararıma saygı göstermelisiniz. Yoksa görüşmeyelim, daha iyi” demiş. Andok arkadaşı kararından vazgeçirmek imkansızdı. O hedefine kilitlenmiş bir yürekti. Kendini halkına ve ülkesine adayan bir yürek.

Andok yoldaşta bulunan çarpıcı bir yön de mütevazılığı ve emekçiliğiydi. Onun birine kırıcı bir söz söylediğine ya da incitecek bir davranışta bulunduğuna hiç şahit olmadım. İnsanlara değer veren, saygı gösteren bir yapısı, özelliği vardı. Biriyle ilk tanıştığında dinlerdi, anlamaya çalışırdı. Ama emeğiyle, çabasıyla karşısındakilere kendini mutlaka kabul ettirirdi. Bu açıdan müthiş örgütleyiciydi. Bu özellikleri hemen herkesi etkiler ve ona bağlanırlardı. Andok arkadaş nereye gitse bu özellikleriyle sivrilir, öncü hale gelirdi. Ondak mütevazı ve emekçi yön hemen göze çarpardı. Bunun için herkes tarafından sevilirdi. İnsanlara değer verir, dinlemesini bilirdi. Onun için herkes Andok arkadaşla birşeyler paylaşmak isterdi. Sürekli moral ve güç alınacak bir yoldaş olarak görülürdü.
Onda gördüğüm en dikkat çeken ve etkide bulunan yönü tutkulu yapısıydı. İlk tanıştığımızda söylediği söz kısa ve öz olmuştu. “Hepimiz kendimizi gerillaya göre hazırlamalıyız” demişti. İlk gördüğüm Andok ile gerillada karşılaştığım Andok arasında bu tutkunun gittikçe derinleştiğini, büyüdüğünü gördüm. Onun ilk defa daralmış olduğunu Balkanlarda duydum ve şaşırdım. O süreçte gerillaya bir an önce gitmek için dayatıyor, bu gerçekleşmeyince de daralıyor. Bunu duyduğumda onu herhalde bundan başka bir şey daraltamazdı dedim kendi kendime. Gerçekten gerillaya tutkulu bir bağlılığı vardı. Onun için gerilla ruhu ile yaşadı dersem yerinde olur. Öyle sadece askeri bir yaşam olarak görmüyordu gerillayı. Bir yaşam ruhu, kutsal bir yürüyüş gibi ele alıyor, hissediyordu. Gerillaya gelmek, bu kutsal yürüyüşe katılmak en büyük özlemiydi. Çok idealist de yaklaşmıyordu. Özgürlük arayışını gerilla yürüyüşüyle bütünleştirmişti. Ve bu yürüyüşün her türlü zorluğu barındırdığının da farkındaydı. Çoğu arkadaş ülkeyi ele aldığında çok idealize ediyorlardı. Bunun için ülkede zorlanıyor ya da çarpılıyorlardı. Ama Andok arkadaş her çıkan eksiklik ve yetersizliği bu yürüyüşteki zorluklar olarak algılıyor ve bir biçimde mücadele ederek aşmayı esas alıyordu. Onun için coşkusu, morali hiç tükenmiyor, bunları aştıkça gittikçe daha da güven kazanıyordu. En son Amed’e giderken “Hazır mısın?” diye sorduğumda gülerek “Fiziksel zorluklar önemli değil, istek inanç varsa gerisi gelir” demişti özce. Yani bir şeye karar kıldı mı ona kilitleniyor ve tüm zorluklar adeta bir oyun gibi coşku veriyordu Andok arkadaşa.
Ülkeye geldiğinde yeni savaşçı eğitiminden sonra önce Aydınlar Birliği çalışmasına alınıyor, oradan da özel kuvvetlere geçiyor. Her zaman olduğu gibi gözü hep ileride, durmadan, yılmadan ilerlemek istiyordu. Gözünü bu sefer Amed’e dikmişti. Kuzeye, Amed topraklarına, surlarına ilerlemeliydi. Ve bunu da gerçekleştirdi. Amed’de gerillacılık yapmak adeta bir sevdaydı, bir özlemdi. Binlerce yıldır halkın çektiği acılara cevap olunacak, toprağa düşen binlerce, yüzlerce yoldaşın sözünü, sloganlarını haykırmak namlularda ve biriken öfkeyi patlatmak düşmanın yüzüne.
Amed ki bir sevdadır, Amed ki bir kavganın adıdır. Daha sokakta büyürken yalın ayaklı çocuk, tanışır onunla. Sert ve acımasızdır yaşamak. Sonra girildikçe yaşama bir bıçak gibi keskinleşir kavga. Kavga büyür, büyür ve sonra adı bir tutkulu sevda, özgürlük olur. Özgürlük için yaşamak, keskin bir bıçağın sırtında yürümeye benzer. Zorluklara göğüs germeyi göze almadan anılamaz adı bile. Yüzlerce, binlerce yiğit vurulur yaşamlarının baharında. Bir tek kez onu solumak ve bir kez görebilmek için onu, en genç ömürlerini verirler toprağa. Amed bir intikam yemini, bir isyan çağrısıdır. Ve özgürlük sevdası şimdi dağlarda, şehirlerde genç ömürlerce destanlaşarak büyür büyür; bir destan, bir efsane olur...
Andok yoldaş bir defa gözünü dikmişti özgürlüğe, kavgaya ve Amed’e. mutlaka gidecekti yani. Arkadaşlar son yapılan bir toplantıda bir arkadaşın fazla olduğunu belirtiyorlar. Andok arkadaşın başka bir grupla sonra gidebileceğini söylüyorlar. Ama o hemen söz alıp, alanı çok iyi tanıdığını, gitmesinin çok faydalı olacağını belirterek arkadaşlarını ikna ediyor. Ve Amed’e gitme hayalini gerçekleştiriyor. Son ayrılırken Andok yoldaşın gözlerinin için gülüyordu. Amed’e gidecekti. Hepimiz onu kıskanıyorduk. O ise coşkusunu bizimle paylaşmaya çalışıyordu.
Düşman hala imha amaçlı saldırılarını sürdürüyor ve Beşiri’de bir grup arkadaşı (Dersim’e giden Mahir arkadaşın grubu) şehit düşürüyor, arkadaşlar sonuna kadar çatışıyorlar. Andok arkadaş bir misilleme eylemiyle buna karşılık vermek istiyor. Silvan ilçesindeki emniyet müdürlüğüne yönelik eylem planlıyor. Hedefi emniyet müdürüne ulaşmak, düşmana etkili bir cevap vermek ve şehit düşen yoldaşların karşılığını vermektir. Andok yoldaşın yıllardır beklediği an gelmiştir. Düşmana tüm öfkesini kusacaktır.
Silvan emniyet müdürlüğüne girmeyi başarır ve üst katlara çıkmaya çalışır. Bu sırada düşmanla çatışma çıkar. Bir polisi vurur, altısını da yaralar. Çatışmada Andok arkadaş şahadete ulaşır. Düşman arkadaşın cenazesini tarayarak tanınmaz hale getirir.
Andok yoldaş şehitler kervanına katılırken arkasında gülüşüyle, mütevazı ve kararlı duruşuyla bize hep esas alacağımız onurlu bir militan yaşam ve mücadele bayrağını bırakır.
Senin önünde saygıyla eğiliyor, yürüyüşünün takipçisi olacağımıza söz veriyoruz yoldaş.

Not: Andok( İskan Taş ) yoldaş 31 ağustosu 1 eylüle bağlayan gece şehit düşmüştür. Amed’in Kulp ilçesinde doğmuş, mücadeleye ’98 yılında Balkanlar üzeri katılmıştır. Daha önce İstanbul üniversitesi Hukuk Fakültesinde öğrencidir ve YCK çalışmaları yürütmektedir.
 

Silah Arkadaşı
  

Geri <<< | >>> İleri

 
HPG (Halk Savunma Güçleri) Resmi Sitesidir.
HPG-BİM tarafından yapılmıştır.
HPG Online © 2003 - 2006 Tüm hakları saklıdır.