|
 |
Kod Adı: ANDOK
Adı Soyadı: İSKAN TAŞ
Doğum Tarihi-Yeri: 19.07.1978 / KULP AMED
Anne-Baba Adı: ŞEMSE – HALIT
Katılım Tarihi: 1998 / YUNANİSTAN
Şahadet Tarihi:
31 AĞUSTOS SİLVAN
MERKEZ |
 |
|
Geri
<<< |
>>> İleri
BİR GÜLÜŞTÜR ANDOK
Şimdi seni yazmanın
sancılarındayım. Biliyorum yine eskik kalacak. Anlatamayacak
seni kelimelerim, seni düşününce bir hareketlilik, bir coşku
sarıyor tüm ruhumu. Belki onun için fazla önem vermezdin bir
şeyler karalamaya. Yaşamak hem de doyasıya, gülmek ve eylem
coşkusunda kahkaha atmak, yoldaş sıcaklığında koyu sohbetleri
paylaşmak sana daha çekici ve yaşanılası geliyordu. Bir
kahramanı, fedai militanı yazmak çok zor ve ağır geliyor yoldaş.
Onun için elim ağır ağır ve çekinerek gidiyor kaleme ve kağıda.
Çünkü senin gülüşünü biliyorum, ifade etmeye yetmeyecek
cümleler...
Bir çağ çöküyor; uygarlık zırhına bürünenler ateş, barut ve
ölümden başka bir şey getirmediler. Halepçe’de yanan ateşler
şimdi ülkemizin başka taraflarında da yakılıyor. Halkımız hala
kurşunlarla, işkencelerle bastırılmak isteniyor ve güneşimiz
hala dört duvar arasında, bizlerden çok uzaklarda, denizlerin
ardında. Bir yanımız karboran ve bir yanımız yeni filizlenen
bahar. Sen yoldaşım, güneşe karanlık pusuların atıldığı bu
zamanda bize umut, inanç ve kararlılık aşılıyorsun. Adanmış
yüreğinle yolumuza ışık tutuyorsun. Şimdi seni anlatmaya
çalışıyorum. Biliyorum ki senin duruşun ve gerçekleştirdiğin
eylem kararmış yürek ve beyinlere bir şimşek gibi çakıp
aydınlatmıştır. Halkımıza umut ve güven kaynağı olmuş ve
Önderliğimizin etrafında kenetlenen ateşten bir çembere
dönüşmüştür.
Senin ilk gülüşünü anlatmak isterdim. O ilk karşılaşmamızdan son
ayrılışımıza kadar hep taşıdığın o coşkunu ve sıcaklığını
insanlarla paylaşmak isterdin. Hiç kaybolmayan, her
karşılaştığımız yoldaşa, halka esirgemediğin ve sıcaklığını
taşıyan gülüşün. Hatırlıyorum, üniversitede faşistlerle bir
kavgada ene önde çatışmıştın. Bir taş dişlerini kırmıştı. Seni
gördüğümüzde yanına koşarak geldik. Sen gülerek “Ciddi bir şeyim
yok” demiş ve bize moral vermeye çalışmıştın.
Evet Andok yoldaş; Şimdi şafağın eli kulağında patlamak üzere
sabırsızlandığı zamandayız. Seni ilk tanıdığımda kararlı duruşun
insanı gerçekten etkiliyordu. Sendeki hedefe kilitlenmiş, hiç
bir tereddüt ve kaygı taşımayan duruş insanda hemen bir güven
yaratıyordu. İlk sohbetimizde çok kararlı bir biçimde ifade
ediyordun düşüncelerini. Sözcüklerle bunu anlatmıyordun,
sıcaklığın, duruşun, coşkunla bunu taşırıyor, insanda büyük bir
güven yaratıyordun.
Andok arkadaşın bir ağabeyi gerillada şehit düşmüştü. Bunun için
ailesi arkadaşın gerillaya katılmasını istemiyor ve engellemeye
çalışıyordu. Metropolde üniversitedeki gençlik çalışmaları
içinde aktif bir şekilde yer aldığını duyunca abisi hemen
metropole gelmişti. Andok arkadaşa, annesinin çok
rahatsızlandığını söyleyerek onu eve götürmek istemişti. Eve
gidince Andok arkadaşı etkileyecek ve mücadeleden vazgeçirmeye
çalışacaklarını düşünmüşlerdi. Çünkü iyi biliyorlardı ki Andok
arkadaş bir gün gerillaya gidecekti. Andok arkadaş hastalık
olayının doğru olmadığını görünce hem kızmış hem de bir an önce
çalışmalara dönmek için ilk fırsatta evden çıkıp arkadaşların
yanına, metropole dönmüştü. Sonra katılmadan önce evi aradığında
“Ben size saygı duyuyorum, yaşamınıza karışmıyorum. Siz de benim
kararıma saygı göstermelisiniz. Yoksa görüşmeyelim, daha iyi”
demiş. Andok arkadaşı kararından vazgeçirmek imkansızdı. O
hedefine kilitlenmiş bir yürekti. Kendini halkına ve ülkesine
adayan bir yürek.
Andok yoldaşta bulunan çarpıcı bir yön de mütevazılığı ve
emekçiliğiydi. Onun birine kırıcı bir söz söylediğine ya da
incitecek bir davranışta bulunduğuna hiç şahit olmadım.
İnsanlara değer veren, saygı gösteren bir yapısı, özelliği
vardı. Biriyle ilk tanıştığında dinlerdi, anlamaya çalışırdı.
Ama emeğiyle, çabasıyla karşısındakilere kendini mutlaka kabul
ettirirdi. Bu açıdan müthiş örgütleyiciydi. Bu özellikleri hemen
herkesi etkiler ve ona bağlanırlardı. Andok arkadaş nereye gitse
bu özellikleriyle sivrilir, öncü hale gelirdi. Ondak mütevazı ve
emekçi yön hemen göze çarpardı. Bunun için herkes tarafından
sevilirdi. İnsanlara değer verir, dinlemesini bilirdi. Onun için
herkes Andok arkadaşla birşeyler paylaşmak isterdi. Sürekli
moral ve güç alınacak bir yoldaş olarak görülürdü.
Onda gördüğüm en dikkat çeken ve etkide bulunan yönü tutkulu
yapısıydı. İlk tanıştığımızda söylediği söz kısa ve öz olmuştu.
“Hepimiz kendimizi gerillaya göre hazırlamalıyız” demişti. İlk
gördüğüm Andok ile gerillada karşılaştığım Andok arasında bu
tutkunun gittikçe derinleştiğini, büyüdüğünü gördüm. Onun ilk
defa daralmış olduğunu Balkanlarda duydum ve şaşırdım. O süreçte
gerillaya bir an önce gitmek için dayatıyor, bu gerçekleşmeyince
de daralıyor. Bunu duyduğumda onu herhalde bundan başka bir şey
daraltamazdı dedim kendi kendime. Gerçekten gerillaya tutkulu
bir bağlılığı vardı. Onun için gerilla ruhu ile yaşadı dersem
yerinde olur. Öyle sadece askeri bir yaşam olarak görmüyordu
gerillayı. Bir yaşam ruhu, kutsal bir yürüyüş gibi ele alıyor,
hissediyordu. Gerillaya gelmek, bu kutsal yürüyüşe katılmak en
büyük özlemiydi. Çok idealist de yaklaşmıyordu. Özgürlük
arayışını gerilla yürüyüşüyle bütünleştirmişti. Ve bu yürüyüşün
her türlü zorluğu barındırdığının da farkındaydı. Çoğu arkadaş
ülkeyi ele aldığında çok idealize ediyorlardı. Bunun için ülkede
zorlanıyor ya da çarpılıyorlardı. Ama Andok arkadaş her çıkan
eksiklik ve yetersizliği bu yürüyüşteki zorluklar olarak
algılıyor ve bir biçimde mücadele ederek aşmayı esas alıyordu.
Onun için coşkusu, morali hiç tükenmiyor, bunları aştıkça
gittikçe daha da güven kazanıyordu. En son Amed’e giderken
“Hazır mısın?” diye sorduğumda gülerek “Fiziksel zorluklar
önemli değil, istek inanç varsa gerisi gelir” demişti özce. Yani
bir şeye karar kıldı mı ona kilitleniyor ve tüm zorluklar adeta
bir oyun gibi coşku veriyordu Andok arkadaşa.
Ülkeye geldiğinde yeni savaşçı eğitiminden sonra önce Aydınlar
Birliği çalışmasına alınıyor, oradan da özel kuvvetlere geçiyor.
Her zaman olduğu gibi gözü hep ileride, durmadan, yılmadan
ilerlemek istiyordu. Gözünü bu sefer Amed’e dikmişti. Kuzeye,
Amed topraklarına, surlarına ilerlemeliydi. Ve bunu da
gerçekleştirdi. Amed’de gerillacılık yapmak adeta bir sevdaydı,
bir özlemdi. Binlerce yıldır halkın çektiği acılara cevap
olunacak, toprağa düşen binlerce, yüzlerce yoldaşın sözünü,
sloganlarını haykırmak namlularda ve biriken öfkeyi patlatmak
düşmanın yüzüne.
Amed ki bir sevdadır, Amed ki bir kavganın adıdır. Daha sokakta
büyürken yalın ayaklı çocuk, tanışır onunla. Sert ve acımasızdır
yaşamak. Sonra girildikçe yaşama bir bıçak gibi keskinleşir
kavga. Kavga büyür, büyür ve sonra adı bir tutkulu sevda,
özgürlük olur. Özgürlük için yaşamak, keskin bir bıçağın
sırtında yürümeye benzer. Zorluklara göğüs germeyi göze almadan
anılamaz adı bile. Yüzlerce, binlerce yiğit vurulur yaşamlarının
baharında. Bir tek kez onu solumak ve bir kez görebilmek için
onu, en genç ömürlerini verirler toprağa. Amed bir intikam
yemini, bir isyan çağrısıdır. Ve özgürlük sevdası şimdi
dağlarda, şehirlerde genç ömürlerce destanlaşarak büyür büyür;
bir destan, bir efsane olur...
Andok yoldaş bir defa gözünü dikmişti özgürlüğe, kavgaya ve
Amed’e. mutlaka gidecekti yani. Arkadaşlar son yapılan bir
toplantıda bir arkadaşın fazla olduğunu belirtiyorlar. Andok
arkadaşın başka bir grupla sonra gidebileceğini söylüyorlar. Ama
o hemen söz alıp, alanı çok iyi tanıdığını, gitmesinin çok
faydalı olacağını belirterek arkadaşlarını ikna ediyor. Ve
Amed’e gitme hayalini gerçekleştiriyor. Son ayrılırken Andok
yoldaşın gözlerinin için gülüyordu. Amed’e gidecekti. Hepimiz
onu kıskanıyorduk. O ise coşkusunu bizimle paylaşmaya
çalışıyordu.
Düşman hala imha amaçlı saldırılarını sürdürüyor ve Beşiri’de
bir grup arkadaşı (Dersim’e giden Mahir arkadaşın grubu) şehit
düşürüyor, arkadaşlar sonuna kadar çatışıyorlar. Andok arkadaş
bir misilleme eylemiyle buna karşılık vermek istiyor. Silvan
ilçesindeki emniyet müdürlüğüne yönelik eylem planlıyor. Hedefi
emniyet müdürüne ulaşmak, düşmana etkili bir cevap vermek ve
şehit düşen yoldaşların karşılığını vermektir. Andok yoldaşın
yıllardır beklediği an gelmiştir. Düşmana tüm öfkesini
kusacaktır.
Silvan emniyet müdürlüğüne girmeyi başarır ve üst katlara
çıkmaya çalışır. Bu sırada düşmanla çatışma çıkar. Bir polisi
vurur, altısını da yaralar. Çatışmada Andok arkadaş şahadete
ulaşır. Düşman arkadaşın cenazesini tarayarak tanınmaz hale
getirir.
Andok yoldaş şehitler kervanına katılırken arkasında gülüşüyle,
mütevazı ve kararlı duruşuyla bize hep esas alacağımız onurlu
bir militan yaşam ve mücadele bayrağını bırakır.
Senin önünde saygıyla eğiliyor, yürüyüşünün takipçisi
olacağımıza söz veriyoruz yoldaş.
Not: Andok( İskan Taş ) yoldaş 31 ağustosu 1 eylüle bağlayan
gece şehit düşmüştür. Amed’in Kulp ilçesinde doğmuş, mücadeleye
’98 yılında Balkanlar üzeri katılmıştır. Daha önce İstanbul
üniversitesi Hukuk Fakültesinde öğrencidir ve YCK çalışmaları
yürütmektedir.
Silah Arkadaşı