Main Menu
Anasayfa
Şehitlerimiz
Şehitler Albümü
Şehit Künyeleri
 
 

2003 ŞEHİTLERİ YENİ DÖNEMDE APOCU RUHUN MEŞRU SAVUNMA ÇİZGİSİNDEKİ TEZAHÜRÜDÜR!

AGIR - MUSTAFA POLAT

AGİRÎN - LEYLA DİLEK

AGİT - BAKIR ÖZDEMİR

ANDOK - İSKAN TAŞ

BAGOK - SİNAN YILDIRIM

CENG (CAN) - BARIŞ ŞENOL

CUDİ - MEHMET UĞUR

ÇAYAN - BEDİRHAN BELLİER

DEŞTİ - KEMAL YAKLAV

DİROK - MERYEM ŞEXO

DOĞAN - MENAN HÜSO

ERDAL - ENGİN SİNCER

FERHAT - RAMAN DOĞAN

FIRAT  - TUNCER POLAT

HÜSEYİN - HASAN ERTUĞRUL

İSA - EROL BUL

KAHRAMAN - FEYİZ EBUZEYD

KAMURAN - HAŞİM BİTİK

MAHİR - ŞERİF YALÇIN

MAHMUT - DERVİŞ SİNO

METİN - ATİF URUK

MUNZUR - CAHİT DAĞTEKİN

MUNZUR - HÜSEYİN GÜL

NEMRUT - KENAN FIRAT

ROJHAT - MUSTAFA GÖK

RUBAR - İSMAİL ALTÜRK

SERVER - NURETTİN DOĞRU

SİPAN - VEDAT MERT

ŞAHİN - KEMAL PURMEND

ŞERVAN - DENİZ YANAT

ŞEVGER - HALİL ALÖKMEN

ŞEVGER - YAŞAR AYKAL

ŞİYAR - AHMET AKSU

XELAT- XEVRAMAN ALİ

XEMGİN - ÇETİN KAÇAK

ZAĞROS - ENGİN ÇINAR 

ZINAR - İBRAHİM KILIÇ  

Kod adı: MUNZUR DERSİM
Adı-soyadı: CAHİT DAĞTEKİN
Doğum tarihi – yeri: 1979 - DERSİM
Katılım tarihi- yeri: 1998 - RUSYA
Şahadet tarihi- yeri: 15 Haziran 2003 - Bingöl Pul Köyü
 

Geri <<< | >>> İleri

 
Dersim’e Olan Hasretlikti Onunkisi



Bu yazıya başlamadan önce onu nasıl anlatmalıyım diye bayağı düşündüm. Ama o arkadaşın hasretini ve hayallerini sürekli dile getirmesindendir ki, onun için onu tanıdığım gibi ve pratiği ile anlatmak daha iyi ve anlamlı olur diye başladım.
Kod adı Munzur. Gerçek adını bilmediğimden yazamıyorum. Munzur yoldaş 1998 yılında partiye katılım sağlar. Dünyaya gözlerini Dersim’in asi dağlarında şirin bir dağ köyünde açar. O her çocuk gibi normal bir ortamda büyümez. Her çocuk, çocukluğunda oyuncaklarla oynarken Munzur yoldaş çocukluğunu barut ve kan kokuları arasında, mermi ve kazan bombardımanları içinde yaşamıştı. Çok küçük yaşta düşman gerçekliği ile karşılaşmış olmanın da getirmiş olduğu yüreğinde büyük bir kin saklıydı. Dersim gibi Kürdistan tarihinde katliama uğramış isyancı bir ailenin evladıydı. O da yüreğinde saklı olduğu isyanların acısını anı anına yaşıyordu. Onun içindir ki anarşist ruhlu ve çok soğuk kanlı biriydi. Çünkü o da Kürdistan uğruna savaşan özgürlük savaşçılarının dökülen kanlarını ve parçalanan bedenlerini kendi gözleriyle görmüştü. Bu onun intikamcı biri olmasının temel nedeni olmuştu.
Parti içinde de yakın çevresi ve akrabaları vardı. Ve sayısızca kan döken özgürlük savaşçılarının yakınlığı da Munzur’u çok küçük yaşta gerillaya katılmaya iter. Gerilla ile ilk tanışması çobanlık yaparkendi. Yüksek engebeli dağlarda çobanlık yaptığından gerilla grubunun izlerini görür ve izleri takip ederek arkadaşların noktasına kadar gider. Aslında daha önce de görmüş olmasına rağmen bu seferki çok farklıydı onun için. Yalnızdı ve çok rahat konuşabilirdi. Zaten ilk konuşmaya başladığında hemen yoldaşlardan silah talep eder. Ama arkadaşlar onun küçük olmasından dolayı başta ona güler ve “Sen biraz daha büyü sonra gel” derler. Ama Munzur ısrar eder, ısrarları da hep boşa çıkar. Dersim’in üzerine uygulanan ambargo döneminde gerilla da bir nevi nasibini aldığı bir dönemde Munzur arkadaş her gün sırtıyla arkadaşlara erzak çeker. Onun o küçük yaştaki gerillaya bağlılığı taşıdığı yükün ağırlığı, saatlerce olsa da ona bir hiç gibidir. Zaten fiziki yapısı çok güçlü bir arkadaştı.
Düşman baskılarının yoğun oldu 94-95 sürecinde ailesi ile mecburi olarak o güzelim şirin köylerinden göç etmek zorunda kalırlar. Belli bir dönem İstanbul’da kaldıktan sonra Bursa’ya giderler. Bursa’da hem ailesinin maddi eksikliğe girmemesi için çalışır, hem de gençlik örgütlenmesinde etkili olmaya başlar. Ve sürekli cezaevleri ziyaretlerinde içerideki arkadaşların da kuryeliğini yapar. Notları götürmek ve notların yakalanmaması için de saçlarını epeyce uzatıp notları saçlarının arasına koyup, düşmanın her aramasında hiç yakalanmadan sağlam gidip gelir. Bu onun duyarlı biri olduğunu da gösterir. Ama Munzur’un gözü hep geridedir. Bir an önce gerillaya kavuşmak ve elinde bir silahla savaşmak onu için için yer. Ve en sonunda ilişki bulup 1998 sonunda Rusya’ya gider. Rusya üzerinden daha sonra baharla birlikte, sonunda hayallerindeki arayışlarına bir adım atmış olur. Ve Kelaşin’e gelip daha sonra Xınere’de yeni şervan eğitimine tabi tutulur. Eğitim esnasında daha çok askeri eğitime ağırlık verir. Kendisini askeri açıdan geliştirmek için büyük bir coşkuyla kendisini hiç geriye vermez. Zaten tam bir silah hastasıydı. O silahlara adeta tutkundu. İdeolojik eğitime de fazla ağırlık vermediğinden, siyasi olarak fazla gelişmese de o sürekli yüreğinde bir an önce Dersim’e gitme hayallerini geliştirip, o hayallerle umudunu daha da büyütürdü. Bir de Parti Önderliğine yapılan uluslar arası komplonun o dönemde olması Munzur’un içindeki intikamı daha da büyütür. Onun acısını bir an önce kan kusturmak için Kuzey’e gitmeyi önerir.
Ama gerillada yeni olduğundan, parti yönetimi bunu kabul etmez. 99 yılında Kelaşin’e pratikte kalır. Daha sonra 2 Ağustos döneminden sonra oluşan kültür grubuna girer. Alevi özelliklerinin vermiş olduğu kültürel gelişime ve iyi bir saz çalmasından da kültürde yer alır. 2000 yılının başlarında oradan çıkıp kadro eğitimine gider. Munzur arkadaşın gözünde sürekli Dersim tütmektedir. Ve bir an önce oraya gitmek ister. Ama 2000 yılının yazında kuzey eyaletlerine gruplar gitmeye başlayınca, hemen gruplarda yer almak için öneri yapar. Ama o dönem ilk grup olduğundan, grup sadece Botan içindir. Ve Munzur arkadaş da o zaman ilk önce Botan’a gideyim, nasıl olsa gruplar gelirse onlarla Dersim’e mutlaka giderim diye Botan grubuna girer.
İşte Munzur yoldaşı o zaman 2000 yılının sıcak yaz ayında Xınere’de tanımıştım. Aynı grupta yer alıyorduk. Toplam 20 arkadaş Botan’a gidecektik. Hepimizde müthiş bir moral vardı ve bir de geri çekilmeden sonra kuzeye gidecek olan ilk grup olmamızdan, moralimiz daha yüksekti. Yola çıktığımızda ikimiz de aynı mangada olduğumuzdan, erken tanışma fırsatımız oldu. Fiziki yapısının güçlü olduğu hemen her hareketinden belli oluyordu. Gerçek bir dağ çocuğuydu. En yol vermez dediğimiz uçurumlardan zar zor çıktığımız yerleri o çok atik ve hızlı bir şekilde hemen çıkardı. Uçurumlara çıkmak onun hobisiydi. Biraz içine kapanık olmasından, insan ilk baktığında Munzur arkadaşı çok soğuk biri gibi görürdü. Ama onunla tanıştıktan sonra ne kadar canlı olduğunu ve pratikte girişken biri olduğunu gördüm.
Yol sürecimiz çok canlı geçiyordu. Botan’a ilk yetiştiğimizde yeni bir düzenleme yapıldı. Biz bir grup arkadaş Besta’ya gidecektik. Munzur arkadaş da o gruptaydı. Zaten giderken zorluklarla karşılaşacağımızı biliyorduk. Daha Besta’ya geçmeden Faraşin’in Melixa (!!) çevresinde ilk çatışma yaşandı. Munzur o kadar kinliydi ki, hiç yerinde durmuyordu. Sürekli yer değiştirip durmasından dolayı arkadaşlardan bir sürü fırça da yedi. Bu onun ilk çatışmasıydı. Ve hem düşmana olan tepkisini, kinini bir an önce kusmak istiyordu. Onun o canlılığı hepimize moral oluyordu.
Zaten üslenmemiz Besta’daydı. O dönem gerçekten erzak sorununun olduğu ve onun için de zozanlardan ve Beytüşşebap’tan erzak çekme zorunluluğumuz vardı. Fiziki bir zorlanma olsa da, o zorluklara göğüs geren biriydi. Pratik açıdan hemen her yönüyle oradaki arkadaşlarla bir olmasını bildi. Kış üslenmesi için tüm yapıda bir fedakarlık dönemiydi. Soğuk gecelere aldırmadan 4-5 günlük yol hatlarının yorgunluklarına aldırmadan büyük bir azimle çalışırdı. Fedakarlığı ile kendisini kanıtlamasını bilmişti. Tam burada onun bir anısını yazmak iyi olur. Fiziki yapısının güçlü olmasının da bir defa Tahtereş’te katırlarla erzak çekerken, kayaların yanında açılan patikalardan katırlar zar zor geçiyordu. Kayaya değdi mi 20 metre uçuruma gitmesi kaçınılmaz olurdu. İşte bir defa tam oradan geçerken katırımız kayaya takılınca Munzur arkadaş katırı yükle birlikte tutup uçuruma yuvarlanmasını önlemişti. Katırın sırtındaki yüz kilo yük ve katırın ağırlığını da hesaplarsak, onun ne kadar güçlü olduğunu belki daha iyi anlayabiliriz.
Munzur hayallerinde ve yüreğinde sürekli Dersim’i yaşıyordu. Onun rüyaları bile hep Dersim’de olmaktı. Onun için kendisine Botan’da geçici bir gözle bakıyordu. Ama pratikten kesinlikle geri durmazdı. Girişken özellikleri ile bazı yönleri ile Kemal Pir yoldaşın özelliklerini kendisinde taşıyordu diyebilirim.
Onunla geçen dopdolu günler yaşadık. Bazen macera da desem ama bu maceralar ölümle burun buruna da gelse, yine de bizi biz ediyor ve düşmana daha çok öfkelenme ve intikam duygularımızı arttırıyordu. Senenin sonunda aramızdan on yoldaşı şehit vermiştik. Hepsi de daha gencecik ve yeni katılanların çok olduğu bir gruptu. Bu bizi yüreğimizde kan ağlamamıza neden oluyordu. Ama düşman yoğun yönelimi ile yıldırmak istiyordu. Biz de yılmamak için ve daha yeni şehit düşen yoldaşlarımıza bağlılığımızı göstermek için irademizi daha çok güçlendirmeye çalışıyorduk. Verdiğimiz şehitlerin burukluğu ile kampa girdik. Eğitime başlayıp ve en önemlisi güvenliğe çok dikkatli ve duyarlı yaklaşıyorduk. İşte böyle bir kış sürecinde Munzur yoldaşın bir anısını daha yazmak iyi olur.
Belki biraz komik olacak, bir gün gece nöbetinde yattığı için yapının önünde özeleştirisi verirken, “Heval özeleştirim pratiğim olacak” dedi. Ve aynı gece nöbete kaldırıldı. Munzur nöbete kalkıp ilk önce sigara içer, sobanın önünde çayını ısıtıp küçük bir etüt yapar. Sonra tekrar tulumuna girip nöbetinde uyur. İşte sabah uyandığımızda yeniden nöbetçi yatmıştı. Hemen dedik kim yattı. En sonunda liste Munzur arkadaştan çıkınca, suçlu da o oldu. Ve artık gülüyorduk. Ona “Gerçekten dün verdiğin pratik sözü çok iyi uyguladın” dedik. O da çok utanmıştı ve hiç cevap vermeden dışarı çıkmıştı. Yaptığı hatanın farkındaydı. Arkadaşlar da onu tanıdığından dolayı onu cezalandırmadılar.
Bahara çıkışla ilk gelecek grupta Dersim’e gitme önerisini yineledi. Zaten önerisinin kabul edildiği de aktarıldı. Ama şu an gruplar gelmediği için yeniden pratiğe geçiş oldu. Besta’dan Kato Jirki’nin zirvelerine her çıktığımızda, gözlerini ufka dikip uzakta görünen dağlara bakar, “Düzgün Baba bekle beni geleceğim” derdi. Ve o dağlara Dersim dediği zaman, ben de ona takılmadan edemezdim. Ona “Heval Munzur senin o Dersim diye gösterdiğin dağlar Gabar ve Çırav’dır. Nereden çıkardın şimdi Dersim’i” dediğimde, o da “Sorun değil önemli olan orayı Dersim gibi görüp, onun hayalleri ile yaşamaktır. Benim umudum orada partiye yararlı olma ve o güzellikleri yüreğime gömdüğüm yerden çıkarıp onlarla yaşamaktır” derdi.
Çok soğuk kanlı olduğunu söyledim, hatta bir defa Kato’da bir noktada Munzur arkadaş şikeftin yan tarafı olan on metreden daha yüksek olan bir yerde uyuyordu. Bir gün dolunaylı bir gecede tulumda radyo dinlerken, bir yılan ayaklarının arasından ta boynunun yanına kadar tırmandı. Biz gördüğümüzde iş işten geçti dedik. Ama Munzur hiç soğuk kanlılığını yitirmeden, yavaşça tulumun fermarını kapatıp, sonradan radyosunu da kapattı. Yılan hemen kulağının dibindeydi ve hiç istifini bozmadan aniden yılanı yakaladı. Ben o zaman gerçekten de hayretlere düştüm. Onun o soğuk kanlılığı, onu yılanın sokmasından kurtarmıştı.
Bu onunla yaşadığımız bazı anılardı. Ama gerçek anlamda onun fedakarlığı, girişkenliği, soğuk kanlılığı bir örnekti diyebilirim. 2001 yazından sonra Dersim grubu gelmedi ama Amed’e giden grupla en azından bir adım daha yaklaşırım diye grupla Amed’e gitti. Artık yavaş yavaş Dersim dağlarına yaklaşmıştı. En azından ufukta Dersim’in silsilesini görecekti. Vedalaşmamız buruk da olsa, yine de bir gün görüşemesek de, ruhta her zaman yan yana olacağımızı söylemişti. Ve artık uzun yollara düşmüştü. Giderken ardına bakıyordu. Sanki göz yaşlarını dökmese de o geçen güzel günleri yüreğinde yaşıyordu.
Amed’e gittiğinde, o canlılığını ve fedakarlığını orada da pratikleştirmişti. İyi pratikçi olduğundan, Amed eyaletinde kaldığı süre içinde Piran (Dortde), Şehit Kendal ve Akdağ bölgelerinde pratik yürütür. Toplantı için Ape Musa’ya gelirler ve çıkan operasyonda çatışmaya girerler. Bu çatışmada Munzur arkadaş yüzünden bir parça yer. Yarası ağır olmasa da belli bir dönem ağzındaki yaradan dolayı yemek yeme zorluğu çeker. Tekrar bölgesine döner ve en sonunda 15 Haziran 2003 günü Bingöl’e bağlı Pul Köyü’nde pusuda şehit düştü. Kara Ömer dağlarında gözlerini dünyaya kapatıp, şehitler kervanına katıldı.
Hasretti o Dersim’e. Yüreğinde ekilmişti onun kini ve haykırarak dağlarda yankılanıyordu. Yazın sıcak günlerinde yüreğinde katliamın ve isyanların acısını yaşıyordu.
Munzur Dersim’indi. Hasreti olan çağlar boyu özgürlüğe akacaktı. Kızıla boyansa da rengi hep bir tarafına özgürlüğün mavisini saklamayı bilmişti. Ulaşamasa da Dersim’e, ama o hep Dersim’in yüreğindeydi. Bin yılların öfkesini biriktirmişti kucağında. Yüreğini aşmıştı. Acılarla dolu geçen isyanlara ve katliamlara öfkeydi o. Ve Munzur kızıllığına bürünüp, özgürlüğün maviliğine aktı. Dersim dağlarında isyandı, intikamdı ve özlemdi Munzur yoldaş,

 

Silah Arkadaşı
  

Geri <<< | >>> İleri

 
HPG (Halk Savunma Güçleri) Resmi Sitesidir.
HPG-BİM tarafından yapılmıştır.
HPG Online © 2003 - 2006 Tüm hakları saklıdır.