| Main Menu |
|---|
| Anasayfa |
| Şehitlerimiz |
| Şehitler Albümü |
| Şehit Künyeleri |
|
2003 ŞEHİTLERİ YENİ DÖNEMDE APOCU RUHUN MEŞRU SAVUNMA ÇİZGİSİNDEKİ TEZAHÜRÜDÜR! |
Çocukluğundan beri tanıyordum.
Köyümüzün ekin tarlaları içinde diğer çocuklarla oynardı.
Sevinçli ve güleç yüzlü bir çocuktu, doğnun temizliğini andıran
siması vardı. Bakışları çok keskindi, yüzü halen hayalimde
canlanıyor. Durmadan oynayan hareketli olan bir çocuktu.
Çocuklardan nasıl çocukluklarını isteyebiliriz? Hep çevresiyle
ilişki halindeydi, oyun ya da farklı şeylerle sürekli
hareketliydi. Çocukların dünyasında hiçbir zaman gzlenmeyen
güleç yüze sahipti. Tebessümü hep bana manevi güç verirdi. Hep
çocukların bu tebessümle yaşamasını isterdim. Hiçbir zaman
onları gözüyaşlı, üzgün ve acı çeken halde görmek istemezdim.
Bir Kürt çocuğu olarak büyük zorluklar çekmesine rağmen, onu hiç
üzgün görmemiştim. Küçük kardeşimle arkadaşlardı. Küçüktü ama
zeki, atılgan ve hızlıydı. Ancak onun yaşamını izleme şansını
yakalayamamıştım. 94’ten 2003 baharına kadar onu görmemiştim.
Okuduğu, yaşadığı süreçlere yakından tanık olamadım. Yıllar
içinde bir gün tanımadığım bir insanmış gibi görüşmüştüm. 2003
baharında bir grup Amed’e geçecekti. Behdinan’a ulaştıklarında
biz Gare alanındaydık. Onlar için tören yapmıştık. Soran
alanından Kuzey’e yönelmek için gelen arkadaşlar içinde hep
önceden tanıdığım arkadaşları göreceğimi düşünürdüm.
Kürdistan’ın küçük köyünden katılanlar gelmişti. Bugüne kadar
karşılaşmamıştım. Ama Kahraman arkadaş değişmişti,
tanıyamıyordum. Bu kez de tanıdığım kimse glmemiş demiştim.
Karargahta Kandil alanına gitmek için bekliyorduk. Öğleden sonra
kararagah gücüyle Amed’e giden grupların oynadıkları maçı izleye
gitmiştik. Oyunu izlerken bir arkadaş gelip selam verdi,
yanımıza oturdu. Tebessümlei özlemli görünce şaşırmıştım. Çünkü
tanımıyordum, ama içimde bu arkadaş mutlaka önceden beni tanışor
düşüncesindeydim. Benim şaşkınlığımı ortadan kaldırmak için bana
“Beni tanıyamadın değil mi?” diyerketen sordu. Ben hayır deyip
cevabını verdim. Sen beni tanıyor musun, demiştim. Tanıdığını
söyledi. Kim olduğunu sordum, kendini tanıttı. Beni nasıl bu
kadar büyümüş olduğuna inanamamıştım. Çünkü çok küçüktün, ne
zaman geldin, sorusunu sordum. Nereye gideceğini sorduğumda
verdiği cevaplarla aramızda diyalog gelişti. Bu diyalog anı
olarak kaldı bana. Sonra oyuna katıldı. Oyunu bana çocukluğunu
hatırlatmıştı. Çocukluğu gözlerimde canlanmıştı. Son bir görüş
olduğunu hissediyordum. Böyle düşünmek istemiyodum ama hisler
bana bunu söylüyordu. Çünkü ülkemin yüreğine Amed’e sıcak bir
ortama geçiyordu. Direnişin ve binlerce büyük insanın kalesine
gidiyordu. Çok sevilen bir coğrafyaya gidiyordu. Bugünse halkın
umudu olurken, Önderliğin özgürlüğü için cevap olmak istiyor. Bu
duyguları yaşarken yüreğine genç ruhuna kadar yaşıyordu. Coşkulu
ve heyecanlıydı, bunu anlatmak bile zor. Devrimci hırsı
özellikle gençlik ruhuyla buluşunca görkem kazanıyordu. Grupta
en genç arkadaş olduğu için çok seviliyordu. Askeri eğitimde
taburda ödül amıştı. Kirli karanlık ruhlardan intikam almak için
gelmişti. İhanet eden talancı beyinleri vurmak istedi. Evet genç
yoldaş sen ve senin gibi binlercesi bu felaketin cevabı
olacaklar. Biz de sizin yolunuzu takip etmekte ısrarlıyız. Ta ki
siz şehitlere layık olauncaya kadar. Azimli Önderliğimiz de
enternasyonal bir fedaidir. Ey şehit yoldaş, seni anlatamadığım
için beni affetmeni dilerim. Sizlere büyük bir borcumun olduğunu
da biliyorum. Ama söz veriyorum ki, bir daha yazacağım yazı size
daha fazla layık olma çabamı ifade edecektir. Ki sizlere ve genç
şehitlere layık olsun. Şimdilerde küçük büyük herkes yeni bir
Kürt olmuştur. İrade olmuştur bütün çirkinler karşısında özgür
ve güzel yaşamın arayışındadır. Bu özlemlemlerimizin bütün
dünyada yaşanmasını istiyoruz. Böylece adım adım Amed’e yürüdü…Amed’de
barışın sembolü ve adresi olmuştur. Vedanın çok sıcak ve büyük
bir coşku içinde gerçekleşmişti. Kuzeye giden bütün gruplar
buruk da gidiyorlardı. Eyaletler, Botan, Dersim ve Amed bir mez
daha özlem dolu gerillayı kucaklayacaklardı. Sanki adım adım
Önderliğe yaklaşıyorlardı. Çünkü onlar Önderlik çizgisinin
savaşçılarıdırlar. Bunun sırrı ise Önderliğin özgürlüğü için
çarpan yüreğinde ruhunda gizlidir. Çünkü bizim için moral ve
umut merkezimiz Önderliğimizdir. Direnişçi halkımız bizim için
hep böledir, böyle olacaktır. Önderlik halkların özgürlüğü için
çarpan yüreğidir. Bütün bunlar Önderliğin tarihi kişiliğinde
ifadesini buluyor.
Silah Arkadaşı | ||||