Main Menu
Anasayfa
Şehitlerimiz
Şehitler Albümü
Şehit Künyeleri
 
 

2003 ŞEHİTLERİ YENİ DÖNEMDE APOCU RUHUN MEŞRU SAVUNMA ÇİZGİSİNDEKİ TEZAHÜRÜDÜR!

AGIR - MUSTAFA POLAT

AGİRÎN - LEYLA DİLEK

AGİT - BAKIR ÖZDEMİR

ANDOK - İSKAN TAŞ

BAGOK - SİNAN YILDIRIM

CENG (CAN) - BARIŞ ŞENOL

CUDİ - MEHMET UĞUR

ÇAYAN - BEDİRHAN BELLİER

DEŞTİ - KEMAL YAKLAV

DİROK - MERYEM ŞEXO

DOĞAN - MENAN HÜSO

ERDAL - ENGİN SİNCER

FERHAT - RAMAN DOĞAN

FIRAT  - TUNCER POLAT

HÜSEYİN - HASAN ERTUĞRUL

İSA - EROL BUL

KAHRAMAN - FEYİZ EBUZEYD

KAMURAN - HAŞİM BİTİK

MAHİR - ŞERİF YALÇIN

MAHMUT - DERVİŞ SİNO

METİN - ATİF URUK

MUNZUR - CAHİT DAĞTEKİN

MUNZUR - HÜSEYİN GÜL

NEMRUT - KENAN FIRAT

ROJHAT - MUSTAFA GÖK

RUBAR - İSMAİL ALTÜRK

SERVER - NURETTİN DOĞRU

SİPAN - VEDAT MERT

ŞAHİN - KEMAL PURMEND

ŞERVAN - DENİZ YANAT

ŞEVGER - HALİL ALÖKMEN

ŞEVGER - YAŞAR AYKAL

ŞİYAR - AHMET AKSU

XELAT- XEVRAMAN ALİ

XEMGİN - ÇETİN KAÇAK

ZAĞROS - ENGİN ÇINAR 

ZINAR - İBRAHİM KILIÇ  

Kod Adı: HÜSEYİN
Adı Soyadı: HASAN ERTUĞRUL
Doğum Tarihi-Yeri:
1971 / DERSİM
Anne-Baba Adı:
SAKİNE – HASAN
Katılım Tarihi:
1991 / ŞIRNAK
Şahadet Tarihi:
23 KASIM KARADENİZ 

Geri <<< | >>> İleri

 
 

Yaşama anlamını veren değerlerin bir parçasını hissetmektir şahadeti anmak. Çünkü hissetmek yaşatmaktır. Yürekte, ruhlarda belki fiziki ayrılıklar olsa da hep canlı yaşatmaktır.
Hüseyin yoldaşı kısa süreli tanımama rağmen çevresinde etki yaratan, sevilen sade bir yoldaştı. Olgunluğu gerçekte yalınlılıkla, içtenlikle sergileyen APOCU militanlığın temsilini yapan ve bu ruhla dolu olan bir yoldaştı.
İşte şahadetin mücadele ve süreçte yeni çıkış yapmakta olan APOCU hareketin ve onun militan ruhunun her koşul ve şartta temsilini ifadelendiriyordu. Bu ruh ve moral değerlere bağlılık ile hizmeti en ön saflarda ve mevzide yerine getirme kararlılığında olan gerçek ve ender yoldaşlardandı. Adını özgürlük tarihimize bırakmaya giderken, en son ayrılıkta söylediklerini bir şehit vasiyeti olarak, bir emir olarak algılıyorum. Güneye geri çekiliş sürecinin yarattığı yeni ortam içinde kahramanlık ve şahadetler yaratılan değerler üzerinde iktidar ve koltuk savaşlarından bu çirkef politikalara karşı kendi özünü ve onurunu koruyup kendini bulaştırmaması ve elinin tersi ile tenezzül etmeden en ön mevzide Başkan APO’nun militanlığını yapma kararlılığını hep belirtiyordu. Tepkisi geri arayışa olurken, arayışı özgürlükte ve hem de tekrardan Dersim’in asi evladı boyun eğmezliği ile 21.yüzyılda Başkan APO’nun çizgisinde fedai ruhu ve çıkışı ile dıştaki ve içteki tüm uluslar arası komplo-tasfiyeciliğe karşı öz gücünden kuvvet alan, halkın kendisine dönerek hizmeti esas aldı.
Umudu başka kapılarda dilenerek mültecileşerek, işbirlikçileşerek seçmek isteyenlere karşı Başkan APO’nun direk eylem çağrısına mekan ve zamanında cevap veren en değerli yoldaşlardandı. Açılımı Türkiye’ye, Karadeniz dağlarında geliştirme azmi, istemi, coşku ve morali ile bir düğüne damat gider gibi kuşanmıştı.
Gözleri parıldarken gücünü güneşimiz Başkan APO’dan aldığını ve tekrar bu kaynağı aldığı köhnemiş beyinlerin içine yürek ve vicdanlara yerleştirmenin ruh ve iradesinin sembolü oldu. Ruhsuz, iradesiz, inançsız, artık olmaz ve yeter diyen yorgun demokratlara basit yaşama, teslim olmuş, çok laf edip pratikleşmeyen oportünistlere karşı söz ve eylemi birleştiren yürüyüşün sahibi oldu.
Bugün kaldığımız Akademi sahasının geçen devrelerinde kalan Hüseyin yoldaş üstün çaba ve pratiği, katılımı ile en üst derece ile devreyi başarı ile tamamlamıştı. Bu yoldaşımız şahsında tüm şehitlere bağlılık, onların bıraktığı mirasa, silahına sahip çıkmak, onların intikamını APOCU fedailik tarzında katılım ile olacağına dair, en ön mevzilerde yer almanın borcu içinde olduğumuzu, Hüseyin yoldaşın vasiyetini, onun yarım kalan yürüyüşünü tamamlamakla cevap vereceğimiz sözü üzerine sonsuz bağlılığımızı belirtiyor, anısı önünde saygıyla eğilirken şehitler ölümsüzdür diyoruz.


Silah Arkadaşı

 

 

 

Güzeldir insanın çocukluk zamanları. Zamanın ötesinde, gerisinde değildir çünkü; orta yerindedir… Sade, yalın ve cesurdur. Masumane bir bakış ya da içten bir gülüşle seyreyler yaşamı. Gerçeklerin kendisini bin bir maske ile gizleme gücü yoktur çocukluk zamanlarında. Çünkü o çocukluk zamanlarıdır. Yaşamın karmaşıklığından süzülen duru mısralar gibi.
Akıl ve yüreğin birbirine gülümsediği andır çocukluk zamanları. Sevgisi de güçlüdür, nefreti de… Ve cesurdur… Yalnızlığın ve sadeliğin dilidir cesareti. Cesaretinin ise aldanmalara aldatmalara boynu bükük değildir. Çocukluk zamanlarında, bizim dünyamıza ait olmadığını düşündüğümüz, gülümseyip geçtiğimiz, bize yabancı gelen, ya da imkansızmış gibi gelen hayaller kurulan çocukluk zamanlarında. Anlam verilmez ya da çocuktur denir geçilir. Oysa bizi zincirleyen aldanmalarımız ve aldatmalarımızdır bize bunu söyleten. Bizim zamanlarımız çocuk zamanlarına yabancı, çocukluk zamanları bizim zamanlarımıza ..! Hangimiz daha gerçekçiyiz? Ya da gerçekler çocukluk zamanlarımıza mı uzak..? Bize mi uzak..?
… Sonra yıkmaya başlarken birer birer çocukluk zamanlarını, gerçekler ya da gerçeklik adına. Bu bir zamandan şaşkınlık dolu bakışların, korkuların, kaygıların olduğu öteki zamana geçiştir aynı zamanda. Bir zaman sonra dönüp bakıldığında, çocukluk zamanlarından çok az şey kalmıştır geride. Gerçeğe ulaşıyoruz aldatmacası ve dayatması ile olmuştur tüm bunlar. Oysa çok sonraları gerçeğe ne kadar yabancılaştığımızın farkına varırız. Bir de bakarız ki, çocukluk zamanlarımızın çoğunu muğlak resimlere terk etmişizdir. Muğlaklaşan, belirsizleşen resimler değildir oysa, bugünümüzdür.
İşte o an varsa geride kalan, yitirilmemiz, sade, yalın gerçekler belirsizliğin içinde kıvranırken, tutunuveririz hemen onlara. Ve onlara gerçeğe yeniden dönüşümüzün gerçeğin güzelliğine ulaşmamızın arayıcısı ve tutkusu olurlar. O tutku ki, yaşamın tüm anlamsızlıklarına karşı yürümenin arifane bilgisini taşır kucağında. Öyle ki yaşamın tüm anlamsızlıklarına anlam gücü olabilirim, anlam zamanıyım diyebilmenin iradesi olur. Sevgiyi, dostluğu, paylaşımı yeniden yaratmanın kendisi olur. Umuttur çünkü o. Ve umudu kendi zamanıdır… Gerçeği görmenin, gerçeği tatmanın bilinci ve umududur bu tutkuyu yaratan.
Sonrası, arayışlar yeniden filizlenir beyinde ve yürekte. Karanlığa gömülmeye çalışılan yaşam, tekrardan aydınlığın zamanına tutunur var gücüyle… Savaşım yeniden şiddetlenir… Başlar anlam arayışı.
“Düzendeki her şey bana anlamsız geliyordu, çekici değildi. Bana çekici gelen çocukluğumdan, hayal ettiğim özgürlük tutkusu ve dağlardı.”
“Çocukluğumdan beri hep dağın muhteşem portresi (karşımda) dururdu. Köyümüzün karşısındaki Kızılkaya dağları beni hep büyülerdi. Arkadaşlarımı örgütleyip o dağın zirvesine çıkarma planları yapardım. Ama fırsat olmadı.”
Gerçeğe yakın olan, gerçeği yakından hissedenin arayışları da güçlüdür. İnsandaki arayışı derinleştiren, tutkuyu ateşleyen, gerçeğin yakınlığıdır. O tutku ki, bütün aldanmalar gülüp geçen gülüşün gibi sade ve yalın bir tebessümle gerçeğe davet eder paylaşanları, paylaşılanları…
Kendini yeniden anlamlandırma yürüyüşüydü yürüyüşün, yürüyüşümüz… Umudun sesine ses katmaydı… Bütünleştirmekti yaşamı… Yaşamı tekrardan çocukluğun umut bahçesine çevirmekti, gülmekti, ağlamaktı, sevmekti, yan yana paylaşmaktı paylaşılacak ne varsa hepsini…
Biliyordun! Çünkü çocukluğun söylemişti, umut dolu bakışların bu dağlarda olabileceğini. Bu dağlar onun özgürlük tutkusunu korumuştu kucağında. Ne sesin çocukluğun, ne bizim çocukluğumuz, hiçbiri yanılmamıştı. Zaten yanılamazdı. Çünkü; çocukluk zamanları yanılmazdı. Anlamlı olan ve kendimizde anlamlandırmaya çalıştığımız da buydu zaten.
“En azından insan bu dünyada niye yaşadığına anlam verebiliyor. Bir şeyler uğruna çalışmak ve mücadele vermek insanı mutlu ediyor. Yaşamın boşa gitmediğinin bilincine varıyorsun.”
Bu yürüyüşün hangi durağındaydın? Ve hangi güzellikleri tutmuştun onu tam bilmiyorum.
Bu yürüyüşün hangi durağındasın? Ve hangi güzellikleri tadıyorsun, onu tam bilmiyorum.
Bildiğim bu yürüyüşün devam ettiği ve arayışımızın, mücadelemizin çocuksu yürüyüşünde beraber olduğumuzdur. Ve halen bir şeyler uğruna çalışmanın ve mücadele etmenin mutluluğunu yaşayan olduğumuzdur.
Bir mevsim yazdı çocukluk zamanlarımızda,
Bir mevsim kış…
Bir mevsim ilkbahardı çocukluk zamanlarımızda,
Bir mevsim sonbahar…
Ama hep çocukluk zamanlarındaydı mevsimlerimiz.

… Buralarda çocukluk zamanlarının şarkısı mırıldanıyor şimdi.

 

Silah Arkadaşı
  

Geri <<< | >>> İleri

 
HPG (Halk Savunma Güçleri) Resmi Sitesidir.
HPG-BİM tarafından yapılmıştır.
HPG Online © 2003 - 2006 Tüm hakları saklıdır.