|
 |
Kod Adı: ERDAL
Adı Soyadı:
ENGİN SİNCER
Doğum Tarihi-Yeri:
02.03.1969 / MARAŞ
Anne-Baba Adı:
............
Katılım Tarihi:
1992 / HAFTANİN
Şahadet Tarihi:
18 AĞUSTOS KANDİL |
 |
|
Geri
<<< |
>>> İleri
YENİ DÖNEMİN ÖNCÜ KOMUTANI ERDAL
YOLDAŞI ANLATMAK
Erdal yoldaş, Kuzey Kürdistan’ın Pazarcık yöresinde dünyaya
gelmiş ve yaşamla tanışmıştır. Pazarcık yöresi, daha
hareketimizin ideolojik grup döneminde mücadelemize açılan, Haki
Karer, Kemal Pir gibi birçok önder devrimcinin emeğiyle yoğrulan
ve bu emek temelinde Apocu hareketle erkenden tanışıp katılım
gösteren, hareketimizin kitlesel tabana ulaştığı ilk bölgeler
arasında yer alan bir yöremizdir. Mücadele tarihimiz boyunca, bu
zemin üzerinden mücadeleye katılarak önemli bir militan
performans ve pratik sergileyen birçok yoldaşımız olmuştur. Bese
Anuş’tan Abbaslara kadar birçok devrimci militanın çıktığı ve
yüzlerce şehit veren, bu topraklarda yetişen, gücünü bu
toprakların zengin birikiminden alan ve devrimci militanlaşmada
zirveleşen Erdallar da ortaya çıkmıştır.
Birinci Erdal (Mustafa Yöndem), daha hareketin ideolojik
aşamadan politik aşamaya geçtiği süreçlerde harekete katılmış ve
onun etkin bir militanı olmayı başarmıştır. 1980 cunta
darbesinden sonra yaşanan geri çekilme sürecinde Filistin-Lübnan
sahasında eğitime alınan kadrolar arasında Erdal yoldaş da
yerini almıştır. Askeri kişiliği, disiplinli yaşamı, yetkin ve
keskin devrimci militan duruşuyla öne çıkan Erdal (Mustafa
Yöndem) yoldaş, geri dönüş sürecinde ülkeye ilk yönelen gruplar
içerisinde yer almıştır. Kürdistan’ın Botan yöresinde yürüttüğü
faaliyetlerle iz bırakan ve gerillanın Kürdistan’da kalıcı bir
biçimde oturtulmasında önemli bir role sahip olan birinci
Erdal’ın şahsında, yaşamında ve eyleminde yaşanan, tek kelimeyle
bir yiğitleşme olmuştur. O, yiğit bir asker ve komutan
olabilmeyi, ilk başaranlardan birisi olmuştur. Agit yoldaşla
birlikte şanlı 15 Ağustos Atılımı’nda Eruh eyleminin
planlayıcılarından birisi olmuş ve bu eylemde, Agit yoldaş
eylemin komutanı ve koordinesiyken, Erdal yoldaş da saldırı kol
komutanı olarak görev üstlenmiş ve bu görevi yüksek bir saldırı
ruhu, cesaret ve kararlılıkla başarmıştır. Öyle ki, Eruh’taki
merkez jandarma karakolunu 1,5 dakikada ele geçiren, cesareti,
sürati ve temposu ile düşmanı adeta şaşkına çeviren yılmaz bir
komutanımızdır.
Pazarcık zemininden çıkış yapan ve bu biçimde yiğitleşerek
komutanlaşan birinci Erdal’ın en yetkin takipçisi de ikinci
Erdal olmuştur. Ve zaten ikinci Erdal, birinci Erdalın takipçisi
olmayı çok bilinçli bir biçimde kendisine temel bir amaç olarak
esas almış ve bunu bilinçli bir tarzda pratiğinde
yaşamsallaştıran bir gerçeği ortaya çıkarmıştır. İki Erdal’ın da
Pazarcık yöresinden çıkarak aynı şekilde Botan alanında
komutanlaşmayı, yiğitleşmeyi başarmış olmaları, kendi başına
üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir olaydır. Her
ikisininde çıktığı yer Pazarcık olurken, komutanlaşma sahaları,
Agitlerin diyarı Botan olmuştur. Bu, çok bilinçli bir tercihtir.
Özellikle ikinci Erdal için, birinci Erdal’ın takipçisi olarak
bilinçli yapılan ve uygulanan bir tercih olduğu açık bir
gerçekliktir. Agitlerin yoldaşı olabilmiş ve onun izinde
komutanlaşmayı başarmış ve yiğitleşme örneği olmuş iki Erdal da,
aynı zamanda Kuzey Kürdistan’ın batı ucundan doğu ucuna doğru
bir köprü olarak ulusal birliğin ve bütünlüğün en güçlü
örnekleri olmuşlardır.
İkinci Erdal, Engin Sincer yoldaş, daha küçük yaşta ailesinin
bulunduğu Avrupa’ya götürülmüş, öğrenimini Avrupa’da
sürdürmüştür. Avrupa ortamında da birçok Avrupalı arkadaş
edinmiş ve kendisi ülkeye döndükten sonra da bu arkadaşlarının
Erdal yoldaşa bağlılıklarını sürdürdüğüne yakın çevresinin tanık
olduğu sağlam dostluklar kurmuştur. Yörenin, çevrenin ve ailenin
yurtseverlik konumundan etkilenen Erdal yoldaş, her ne kadar
liseyi Almanya’da bitirmiş, belli bir kültür düzeyine ulaşmış,
Avrupa ve birçok çevrede dostlar edinmişse de, onun kalbi,
egemenlik altında olan ülkesi için çarpmakta, ülkesine
ulaşabilmek için büyük bir heyecanla devrimci sempatizanlık
faaliyetlerine tüm gücüyle katılmaktadır. 1988-89 yılından sonra
elindeki bütün kişisel yaşam olanaklarına rağmen o, ülkesinin
bir kadrosu olmak, Apocu hareketin iyi bir militanı olmak için
profesyonel devrimciliğe adım atarak ilk temel eğitimini 1990
yılında Avrupa’da görmüş ve profesyonel devrimci yaşam sürecine
girmiştir. Kültür birikimi ve yabancı dil bilgisinden ötürü ilk
profesyonel devrimci faaliyeti, dış ilişkiler bürosunda
diplomasi faaliyeti ile başlamıştır. Çok genç yaşta olmasına
rağmen, Avrupa’daki bütün dış ilişki büroları tarafından aranan
ve kendi bürolarında görev alması için hakkında istek ve öneride
bulunulan bir arkadaştı. Candanlığı, can yoldaşlığı, samimiyeti,
zekiliği, düşüncedeki üretkenliği, girişimciliği, keskinliği ve
kararlılığı, daha ilk yılında dikkat çekici özellikleri olarak
göze çarpmıştır. Ama o, Avrupa’da yürüttüğü faaliyetlerle tatmin
olmamış, ülke sahasına gelmek ve Önderlikle buluşmak için
sürekli öneri ve dayatmalarda bulunmuş ve sonunda 1992 yılının
ortalarında Önderlik sahası olan Mahsum Korkmaz Akademisi’ne
gelerek burada kısa süre Önderlik eğitimini almıştır.
Hareketimiz üzerindeki uluslararası komplo ilk olarak 1992
yılında devreye girmiş ve bu komplonun ilk eylemi, Lübnan’da
bulunan Mahsum Korkmaz Akademisi’ni kapatmak olmuştur. İşte o
süreçte akademinin bir öğrencisi olan Erdal yoldaş, diğer
akademi öğrencileriyle birlikte Güney Kürdistan’a doğru yola
çıkmıştır. Aynı süreçte, uluslararası komplonun devamı olarak
Güney Kürdistan’da bulunan üstlenme sahalarımıza hem güneyli
güçler, hem de Türk ordusu tarafından güneyden ve kuzeyden
kapsamlı bir saldırı başlatılmıştır. Mücadele tarihimize Güney
Savaşı olarak geçen bu savaş sürecinin başladığı süreçte Erdal
yoldaş da içinde bulunduğu grupla birlikte Güney Kürdistan’a
geçiş yaparak daha savaşın ilk günlerinde Haftanin cephesine
ulaşmış ve hemen savaş birliklerinin mevzilenmesinde yerini
almıştır. Daha ilk gününde, içinde bulunduğu birliğin
mevzilendiği alana ihanetçi güçlerin gerçekleştirdiği bir
saldırıda, Avrupa’dan beraber geldiği ve aynı mevzide savaştığı
Rızgar yoldaşı şehit düşmüş ve kendisi de hafif bir şekilde
yaralanmıştır. Avrupa’da büyümüş ve okumuş olmasına karşın,
ülkeye ayak bastığı ilk gün böyle bir olayla karşılaşmış olması
karşısında hiçbir sarsılmaya uğramadan yüksek bir moral ve
coşkuyla savaş birliklerinde savaşmayı sürdürmüştür. Ülkeye ilk
ayak basmasıyla birlikte karşılaştığı bu ihanet saldırısına
karşı doğru devrimci ilkesel tutumunu daha da pekiştirerek her
türlü ihanetçi, çizgi dışı yaklaşıma karşı sağlam bir
militanlaşmanın mayasını bu ilk pratiği ile birlikte daha güçlü
bir biçimde atmıştır. Bundan sonra bütün devrimci mücadele
yaşamı boyuncu her türlü ihanetçiliğe, ilkel milliyetçiliğe,
çizgi dışı eğilime karşı, keskin tavrıyla tanınan öncü
kadrolardan biri haline gelmeyi başaran bir kişilik olmuştur.
Erdal yoldaş, farklı bir kültürden ve ortamdan gelmiş olmasına
rağmen, devrimci savaş pratiğini yürüttüğü Botan alanında çok
kısa bir sürede kendisini kabul ettirmeyi başaran bir pratiğin
sahibi olmuştur. İlk görevine manga komutanlığından başlamış,
daha sonra takım, bölük ve tabur düzeyine kadar tempolu bir
gelişmeyi yaşayarak savaş pratiği içerisinde gösterdiği beceri,
yetenek, cesaret ve taktisyenliği ile tüm savaşçı yapısı için
güven kaynağı ve aranılan bir komutan düzeyine ulaşmıştır.
İlk profesyonel devrimci faaliyetinin başladığı diplomasi
alanında göreve başlarken de, askeri faaliyetler içerisinde
manga komutanı olarak görevliyken de, değişik sorumlular ve
komutanlar tarafından “Bu yoldaş yanımıza gelmeli, yanımıza
gelirse birçok katkısı olur” şeklinde istekte bulunulan, aranan
bir kişilik olduğunu göstermiş olması, çarpıcı bir özelliği
durumundadır. Bu nedenle gittiği her yerde ilgi gören, ilgi
gösteren, mütevazı duruşuyla herkesle, her sınıftan gelen
arkadaşla kaynaşabilen, onları doğru devrimci çizgiye çekmede
oldukça başarılı bir komutanlık, yöneticilik performansını
gösteren yoldaşlarımızdan birisi olmuştur. Bu gelişkin
özelliklerinden ötürü, tabur komutanı olarak görev yaptığı ve
Cudi alanının sorumluluğunu yürüttüğü süreçte gerçekleşen PKK VI.
Kongresi’nde büyük bir oy çoğunluğuyla Merkez Komite üyeliğine
seçilmiştir. Daha sonra, 99 yılının o zorlu sürecinde,
uluslararası komplonun Önderliğimizi esaret altına aldığı bu
zorlu dönemde Erdal yoldaş, Gabar ve tüm Mardin eyalet
sorumluluğunu üstlenerek komploya karşı devrimci duruşun
sergilenişinde temel bir köşe taşı olmayı başarmıştır. 99
yılının sonuna doğru gelindiğinde gerçekleştirilen PKK
Olağanüstü VII. Kongresi’nde de yeniden PKK Merkez Komite
üyeliğine seçilen Erdal yoldaşın düzenlemesi, devrimci
faaliyetleri orada devam ettirme göreviyle Avrupa alanına
yapılmıştır.
Birçok kadronun sallantıda olduğu, hareketimiz içerisinde
dalgalanmaların yaşandığı bu kritik süreçte o, temkinli ama aynı
derecede de kararlı duruşuyla çevresine güç veren, doğru çizgiyi
dayatan bir duruşun sahibi olmuştur. Erdal yoldaşın bu duruşu,
her ne kadar o dönemde herkes tarafından tam olarak anlaşılmamış
olsa da, o, 2000, 2001 ve 2002 yılları boyunca, bulunduğu Avrupa
alanında göstermiş olduğu çaba ve sarsılmaz kararlılık ile
çizgiye ve Önderliğe bağlılığının derinliğini pratikte ortaya
koyan bir kişilik olmuştur. PKK VIII. Kongresi’nde de, KADEK
Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen arkadaşlardan birisi olan Erdal
yoldaşın Avrupa’daki üç yıllık faaliyet süreci boyunca
diplomasi, KNK Yürütme Konseyi Üyeliği, Avrupa Yürütme Üyeliği
ve kitle faaliyetleri gibi birçok alanda göstermiş olduğu öncü
militan düzey ve yürüttüğü faaliyetlerin izi yıllarca
silinemeyecek düzeyde belirgin bir etki bıraktığı kesindir.
Özellikle uluslararası komplonun dağıtıcı, yıkıcı etkisinin
yoğun olduğu o süreçte, Erdal yoldaş toparlayıcı, birleştirici
kişiliğinin yanı sıra hiçbir savrulmaya uğramadan yürüttüğü
başarılı pratiği ile tüm arkadaş ve çalışan yapısı ile yurtsever
halkımız açısından en büyük birleştirici öğe olabilmiştir. Erdal
yoldaş Avrupa çalışmalarında, üstelik de oldukça kritik bir
süreçte sergilediği bu duruş ile, hem mücadele birikim ve
değerlerimizin temsilciliğini yapmış; hem de her türlü gelişme
ve yeniliğe başarıyla uyum gösterebilen Apocu militan
özelliklerini sergileyebilmiştir. Belki mütevazi kişiliği nedeni
ile kendisinin ve çalışmalarının tanıtıcısı, hatta deyim
yerindeyse reklamcısı olmamış ama Apoculuğun o sessiz, derinden,
kalıcı çalışma yürütme özelliğinin en eşsiz örneklerinden biri
olmayı başarmıştır. Nitekim Avrupa çalışmalarımızda yeralan en
eski yurtseverlerden, en yeni kadro adaylarına, Kürdistan’ın
dört parçasından ve değişik siyasi geleneklerden gelen KNK
üyelerinden Avrupalı dostlara kadar çok değişik kesimlerin
gönüllerinde taht kurması bunun en açık ifadesidir.
Sürükleyici ve toparlayıcılığıyla Avrupa’daki faaliyetlerimizin
toparlanmasında en önemli rolü üstlenen bir yoldaşımız olan
Erdal yoldaş, 2003 yılı ortalarında tekrardan geldiği ülke
sahasında, son gerçekleşen KADEK Yönetim Kurulu Toplantısı’na
katılmış ve bu toplantı ile birlikte, düzenlemesinin çok sevdiği
gerilla faaliyetlerine olması, onu oldukça sevindirmiştir. Bu
temelde, büyük bir istek, çoşku ve moralle dopdolu olarak HPG
askeri faaliyetlerine katılmıştır. Yeniden döndüğü HPG
faaliyetlerinde çalışma yürüttüğü 15 günlük süre içerisinde
göstermiş olduğu performans, tempo, yüksek moral ve coşkusuyla,
kısa sürede Anakarargah sahasında bulunan bütün savaşçı ve
komuta yapısı tarafından sevilen, güler yüzlü komutan olmayı
başarmıştır. HPG’de Askeri Konsey Yürütmesi ve HPG Genel
Komutanlık yardımcısı olarak görev yürütürken şahadete ulaşmış
olması, bütün HPG yapısı ve tüm KADEK militanları için büyük bir
üzüntü yaratmakla birlikte, tüm yapımız ve herkes için bir mesaj
niteliği taşımıştır. Erdal yoldaşın şahadeti, yeni dönemde tüm
HPG güçleri için, dönem görevleri üzerine hangi kararlılık ve
moralle, hangi cesaretle, hangi tarz ve tempoyla yürünmesi
gerektiğine dair bir mesaj olmuştur.
Erdal yoldaşın HPG’de yürüttüğü 15 günlük faaliyetlerin toplamı,
yeni dönem çalışmasının perspektifi ve talimatı durumundadır.
Onun tutturduğu tempo, tarz, keskinlik ve yetkinlik, hepimiz
için her zaman rehber olacak düzeydedir. Bu yüzden bu dönemde
gerçekleştirdiğimiz HPG II. Konferansı, şehit Erdal yoldaşın
naaşının konferans salonuna getirilmesi ve onun önünde saygı
duruşu ile başlatılmış, yeni dönem komutanlaşmasının sembolleşen
ismi ve kişiliği olarak kabul edilmiş, bütün HPG çalışmalarında
mücadeleyi yükselterek anısını yaşatma andı içilmiştir. Bütün
birliklerde, anıya bağlılık yeminleriyle ölümsüz komutan Erdal
yoldaşın mücadelede yaşatılacağının ve dönemin öncü komutanı
olarak emir ve talimatlarını doğru bir biçimde
pratikleştirileceğinin andı içilmiş ve sözü verilmiştir.
Nitekim, konferansın devam eden tartışmalarında, Erdal yoldaşın
meşru savunma çizgisinin öncü komutanı olarak ilan edilmesi
kararı alınmış ve aynı dönemde şehit düşen Mahir yoldaş ile
birlikte, oy birliği ile HPG Meclisi’nin onur üyeliğine
seçilmişlerdir. Nasıl ki, halk savaşı sürecinin komutanı Agit
yoldaş olduysa, meşru savunma savaşının komutanı da Erdal yoldaş
olmuştur.
Bununla birlikte Erdal yoldaşın beklenmedik bir anda ve
umulmadık bir yerde şehit verilmesinin nedenleri üzerinde
durulmuş, gerçekleşen olayın biçimi ne olursa olsun,
sorgulanması, yargılanması ve zemin olma anlamında görülmesi
gereken öncelikli anlayış, klasik, düz, tedbirsiz, denetimsiz
komuta anlayışıdır. Bu noktada, hepimizin ve orada bulunan tüm
komuta yapısının yetersiz yaklaşımı söz konusudur. Erdal
yoldaşın şahadetinin verdiği mesajın gereklerini yerine getirmek
ancak, burada yaşanan yetersiz yaklaşımı ve bu klasik komuta
gerçeğini olmazsa olmaz kabilinden aşma temelinde daha yoğun ve
yetkin bir mücadeleyi geliştirmekle mümkün olacaktır. Bir bütün
olarak olay ve olay esnasında yaşananlardan çıkarılması gereken
önemli dersler ve sonuçlar vardır. Erdal ve Xelat (Xoraman Ali)
yoldaşları böylesi bir zeminde kaybetmiş olmamız, bizler için
çok ciddi ve acı verici bir ders olarak belleklerimize
kazınmıştır. Erdal ve Xelat yoldaşlar, tedbirli olmanın, salt
savaş ve eylem pratiğinde değil, yaşamın her alanında, her koşul
altında zorunluluğunu; detaylarda derinleşip her şeyi daha
planlı ve daha denetimli bir şekilde pratikleştirme
gerekliliğini bir kez daha en çarpıcı bir şekilde ortaya
koymuşlardır. Bütün bunların olmaması halinde, her zaman bu tür
olasılıklarla karşı karşıya gelebileceğimizi görmek, burada
yaşanan hataları doğru tespit etmek ve bu temelde askeri düzen
ve sistemle detayda ilgilenen, her şeyi planlı ve incelikli ele
alan bir yaklaşımı esas almak gerekmektedir. Örgütsel düzenleniş
açısından çıkarılması gereken bu derslerle birlikte, olayın
mahiyetini daha derinliğine kavrama ve bu temelde Apocu militan
çizgiyi, komuta gerçeğini oturtma görevi ile karşı karşıya
olmamız da inkar edilemez ve mutlaka yerine getirilmesi gereken
bir gerçekliktir. Bu noktada, şehit Erdal ve şehit Xelatların
kanı yerde kalmamalıdır ve kalmayacaktır. Bu olay büyük bir
derse dönüşerek her türlü çizgi dışı, çeteci klasik anlayışa
karşı yetkin bir mücadele ile doğru komutanlık performansını
yakalama esas alınmalıdır. Şehit Erdalları ve Xelatları ancak bu
temelde adlarına layık bir biçimde mücadeleyi yükselterek
yaşatabiliriz.
Bunun için de, mücadele tarihimiz boyunca Önderliğimizin
çizgisinde yürüyen Agitlerin, Zilanların ve Erdalların Apocu
militan çizgisiyle, bunun karşıtı olan geri, klasik çeteci
çizginin mücadelesinde Apocu çizginin hakim kılınması ile
safların netleştirilmesi ve Apocu militan ruhla donanmış komuta
ve ordu gerçeğine ulaşılması görevlerini bu olay bir kez daha
önümüze koymuştur. Saflarımızın hiçbir muğlaklığa yer vermeyecek
bir tarzda netleştirilmesi, Önderliğin ve şehitlerimizin
çizgisinde yetkince yürüyen, iç mücadeleyi bu temelde
geliştirerek netleşmeyi esas alan, netleşmiş bir yapılanma ile
dış mücadeleyi en yetkin bir biçimde geliştiren bir örgütsel
yapıya ulaşma görevi Erdal yoldaşın bizlere verdiği talimatın
esasını oluşturmaktadır. Hareketimiz, bir bütün olarak çizgi
dışı anlayışlara karşı mücadelede önemli bir başarıyı sağlamış
olmasına rağmen, Erdal ve Xelat yoldaşların anılarına ancak,
içimizde kalıntı biçiminde de olsa varolan geri, duyarsız,
tedbirden uzak yaklaşımlar ile çizgi dışı çeteci eğilimlere
karşı yetkin bir mücadele ile safların berraklaştırılması
görevini tam ve yeterli bir biçimde yerine getirerek layıkıyla
sahip çıkılabilecektir. Erdal ve Xelat yoldaşların bu biçimdeki
şahadetleri ve tarihin bu önemli döneminde gerçekleşen bu olayın
bizlere verdiği mesajı doğru kavrama ve bu temelde iç-dış
mücadeleyi yetkinleştirerek şehitlerin çizgisinde yılmaz ve
yenilmez bir ordu gerçeğine ulaşma temelinde mesajın
pratikleştirilmesinin gereklerini yerine getirmekle karşı
karşıya bulunmaktayız.
Erdal yoldaşın katılım ve gelişme çizgisi tüm yapımız ve
Kürdistan gençliği için örnek alınması ve esas alınması gereken
bir çizgidir. Dürüst ve samimi bir biçimde inanarak ve hiçbir
bireysel kaygı taşımadan katılımın gerçekleştiği yerde kişinin
kendi öz emeğine dayanarak kendi kendini geliştirip
büyütebileceği, Erdal yoldaş şahsında kanıtlanmış bir
gerçekliktir. Bu noktada Erdal yoldaşın katılım çizgisi ve
militan yaşamı çarpıcı bir örnektir. O, Avrupa’da iyi bir
siyasetçi ve diplomat, Kürdistan’da, Botan dağlarında ise iyi ve
yetkin bir komutan olabilmiş, çok yönlülüğü kişiliğinde
yaşamsallaştırarak öncü militan, komutan kişiliğini temsil
edebilmiş, bu noktada Apocu çizgide mevzilenerek ölümsüzleşen
bir düzeye erişmiştir. Erdal yoldaş, Apocu önderliksel hareketin
yetiştirdiği militan önder kadronun, insani yetenekleri
ayaklandırarak iradeleşmeyi ve büyümeyi esas alan kahramanca
yürüyüşünün son halkası durumundadır. Erdal yoldaşı öncelikle
bir komutan olarak tanımlamak, ona öyle yaklaşmak daha doğru ve
isabetli bir tanımlama olacaktır. Apocu çizgide derinleşen, onun
ideolojik, politik ve felsefi gerçeğinde yoğunlaşan komutalaşmış
bir kişilik, gerektiğinde bir siyasetçi, gerektiğinde bir
halkçı, propagandacı, gerektiğinde bir diplomat olabilecek bir
düzeye erişmiş demektir. Çünkü bu ideolojik-politik derinliğin
özümsenmesi, uygarlaşma, iradeleşme, özgürleşme, eşit-özgür
bakış açısına ulaşma ve bireyselleşmenin toplumsallaşma ile
optimal bir dengeyi sağladığı uyumlu, kollektif bir yaşam
tarzına ulaşma anlamına gelmektedir. Ve bu da, yaşamın her
alanında, sanattan spora, kültüre; kültürden çevre sorunlarına
kadar her konuyla ilgili, bilinçli, öngörülü, duygu ile dopdolu
bir kişiliğin şekillenmesine giden yola girmek anlamına
gelmektedir.
Yoldaş canlısı olan Erdal yoldaş, yoldaşa bağlılık, sevgi, saygı
ve ölçülü yaklaşımda kusursuz bir insan tiplemesini kendi
şahsında gerçekleştirmiştir. Zorluklar karşısında pes etmeyen,
hiçbir zaman kararlılığını yitirmeyen, her koşul altında yüksek
bir moral, güleç bir yüz ile sorunlara yaklaşıp çevreye moral
saçan, etrafını moralize eden, esprili yaklaşımlarla yaşamı
renklendiren ve güzelleştiren, üslubuyla yoldaşlık ortamını
güvenli ve çekici kılan, tarzıyla da partileşme yaşamının en
uygun bir temsilcisi olan bir düzeye ulaşmıştır. Bütün mücadele
yaşamı boyunca, Erdal yoldaşın tarzından rahatsız olan, kırılan
bir kimse ortaya çıkmamıştır. Herkesle diyalog kurması,
özellikle mütevazılığı, açık sözlülüğü ve halkçı özelliği ile
gerçek bir halk önderliğini temsil eden bir performansı
yakalamıştır. Zeki ve çalışkan, hiçbir zaman önündeki çalışmayı
ertelemeyen, onu başarmak ve bitirmek için canla başla çalışan,
bu anlamda yüksek bir tempoyla birçok çalışmayı birarada
yürütebilme becerisine ulaşmış bir düzeyi söz konusu olmuştur.
Bütün bu kişilik özellikleri bir araya gelince Erdal yoldaşı
ancak ‘şeker gibi bir arkadaş’, ‘hevalekî şekire’ diye
tanımlamak en uygun olan bir tanımlama olarak ortaya çıkıyor. Bu
da acımızı ve ona olan borcumuzu çok daha büyütüyor.
Erdal yoldaş, ülke ve halk sevgisi yüksek olan bir yoldaşımızdı.
Temelde kültürünü Avrupa okullarından almış olmasına rağmen,
ülke topraklarında yaşamak, yoldaşlar arasında bulunmak ve savaş
ortamını yaşamak onun için en büyük haz ve mutluluk kaynağı
olmuştur. Bu noktada çarpıcı bir örnek verilebilir; 92 yılında,
Avrupa’daki dış ilişki faaliyetlerini yürüten ve içlerinde Erdal
yoldaşın da bulunduğu bir grup arkadaş olarak ülkeye
gelmelerinden sonra, 93 yılında yabancı dil bilen ve diplomasi
faaliyetlerinde tecrübeli olan bu arkadaşların tümü, Avrupa
örgütümüz tarafından geri istenmişti. Bu arkadaşların hemen
hemen hepsi diplomasi faaliyeti yürütmek üzere tekrar Avrupa’ya
gönderilmesine rağmen, böyle bir durumun olduğu Erdal arkadaşa
iletildiğinde, “Benim için bir daha oraya dönmek, ülke
topraklarından ve gerilla yaşamından kopmak asla söz konusu bile
olamaz.” diyerek konuyu hiç tartışmak dahi istememiştir. Ülkeye
ve mücadeleye bu kadar sevdalı ve bağlı; insan, ülke, yoldaş
sevgi ve saygısı yüksek bir kişiliğin Apocu militanlaşma ve
komutanlaşma gerçeğinde derinleşip yükselişi yaşayacağı aslında
o zamanda dahi görülebilen açık bir gerçeğiydi. Nitekim pratik
süreç, Erdal yoldaşın bu doğrultuda seyreden bir gelişim
çizgisini izlediğini ortaya koymuştur. Sözünü ettiğimiz bu
kişilik özellikleri, Parti Önderliğimizin, bir komutanda ve
militanda olması gereken özellikler olarak formüle ettiği
kişilik özellikleridir. Bu kişilik özellikleri ile birlikte, net
bir askeri bakış açısı, kültürlü ve disiplinli yaşam anlayışı,
askerileşmede olması gereken planlı hareket tarzı, sistemli
bakış açısı ve örgütlülük, Erdal yoldaşta en baştan itibaren
gelişim gösteren özellikler olmuştur. Bütün bunlarla birlikte,
keskin ve sonuç alıcı bir vuruş tarzına, ruhuna, cesaretine ve
pratik becerisine sahip bir askeri komuta kişiliğine ulaşmış,
böyle bir düzeyi kendi şahsında ortaya çıkarmıştır. Erdal
yoldaşın savaşta koparıcılığı ve etkili vuruş tarzı daha ilk
süreçlerde öne çıkan birer özellik olarak göze çarpmıştır. 1994
yılında Eruh’a bağlı Serxatê taburuna yönelik eylemde ortaya
koyduğu koparıcı ve sonuç alıcı vuruş tarzı, bu konudaki yetenek
ve cesaretini en iyi sergileyen bir örnek olarak
değerlendirilebilir.
Erdal yoldaş, sadece askeri bakış açısı, disiplin anlayışı,
sistemli yaklaşımı, ilgilenen, eğiten tutumuyla bir öncü komuta
düzeyini yakalamamış, aynı zamanda savaşta zekasını da
kullanarak hep ifade ettiğimiz beyni ve yüreği ile savaşma
tarzını temsil etmiş, kendi çapında ne denli bir taktisyen
olduğunu pratiği ile ortaya çıkarmıştır. Taktiksel açıdan
mücadelemizin en çok zorlandığı 1996 ve 97 süreçlerinde nasıl ki
Zilan yoldaş gerçekleştirdiği intihar eylemiyle bir taktiksel
çıkışı yaparak temsil ettiği ruh ve eylemi ile sürecin önünü
açmışsa, 97 yılı boyunca Gabar alanında bölük komutanı olarak
bulunan Erdal yoldaş da, Gabar alanında yaşanan yoğun alt yapı
sorunlarına rağmen, gücünü her zaman moralize etmiş, en iyi bir
biçimde örgütleyerek askeri sistem ve taktik doğrultusunda
yoğunlaştırıp taktikte ileri düzeydeki açılımlar ortaya
çıkarmıştır. 97 yılı boyunca Gabar alanında gerçekleştirdiği
onlarca eylemde, hiç kayıp vermeden kesin sonuç alıcılığı esas
alan bir pratiği ortaya çıkarmıştır. Savaş taktiği üzerinde
yoğunlaşarak taktikte zenginliği yakalama ve tekniği en iyi bir
biçimde kullanıp taktiğin hizmetine sunma noktasında örnek bir
komuta kişiliğini sergilemiştir. 97 yılında Gabar’da
geliştirdiği taktiksel açılım ve eylemsel çıkışlar ile önemli
taktiksel yenilikleri ortaya çıkarmıştır. Bu süreç,
gerçekleştirdiği birçok eylemde gücünü hiç riske sokmadan,
tekniği etkili bir biçimde kullanıp hedefi imha eden, imha
ettikten sonra da gidip malzemeyi alan, sonuç alıcı ve kesin
vuruş tarzını uygulayabilen bir komuta kişiliği ve taktisyen
olma gerçeğini pratikte en iyi yansıtan eylemsellikler süreci
olmuştur. Onun 97 yılında geliştirdiği bu taktik açılım ve
tekniğe dayalı sonuç alıcılığı, bugün eğitsel faaliyetlerimizin
ana hedefi durumuna getirmiş bulunmaktayız. Şimdi birçok özel
birliklerde, askeri akademide ve yine değişik eğitim
birimlerinde, 97 yılında Erdal arkadaşın uyguladığı taktik
düzeyi yakalamak için yoğun eğitsel faaliyetler yürütülmektedir.
Ama o, bu sisteme ve bu düzeye daha 97 yılında ulaşarak bu
konuda taktik öncülüğü yapmış, pratiği ile bizlere yol
göstermiştir. Taktik ustalığı, vuruş gücü ve sonuç alıcılığı
olan bir komuta düzeyini temsil edebilmeyi başaran bir
yoldaşımız olmuştur.
Erdal yoldaş, yapısını eğiten, yapısıyla kaynaşan, halkçı
kişiliği ile tüm yapıyı yoğunlaşmaya sevk eden duruşuyla
Önderliğimizin talimatlarında dile getirdiği “Bir komutan
kendisini şerbet yapmalı ve yapısına içirebilmelidir” talimatına
ve perspektifine tam uygun bir komuta kişiliği olmuştur. Yapısı
tarafından en çok sevilen, sayılan ve yapısıyla çok sıkı bir
biçimde sıkı yoldaşlık bağları ile bütünleşen bir komuta
düzeyine ulaşmıştır. Bu anlamda genelden detaya kadar bütün
sorunlarla ilgilenen, örgütsel, siyasal ve askeri konularda
netleşmeyi esas alan bir perspektif anlayışına sahip olmuş,
dolayısıyla bulunduğu alanda öncülük yapmada, sürükleyici bir
özelliği temsil etmede, moral ve cesaret kaynağı olmada kusursuz
bir temsil düzeyine ulaşmıştır.
İyi bir asker ve taktisyen olan Erdal yoldaş, açık, net üslubu
ve halkçı özellikleriyle de gerçek bir halk adamı, sürükleyici
kişiliği ve çekici üslubuyla etkili bir siyasal çalışma kadrosu
olabilmeyi başarmıştır. Erdal yoldaş, yetkisine, düzeyine hiçbir
zaman dayanmamış, çok mütevazi bir yaklaşımla kendi gücüne
dayanarak etkisini çevresine yaymış ve bu temelde otoriter bir
yönetici olabilen bir tarz ve üsluba ulaşmıştır. Öncelikle
karşıdakine saygılı yaklaşımı, ona karşı bir saygınlığı
geliştirmiş, ahlaki değer yargılarına bağlı, toplumu ve insanı
anlayabilen, özgürlükçü demokratik kişiliği ile herkese karşı
paylaşımcı tutumuyla, gerçek bir öncü olma konumuna ulaşmayı
başarmıştır. Kadın özgürlük çizgisine saygılı yaklaşımı,
eşitlikçi ve özgürlükçü tavır, tutum ve yaşam tarzı ile çağdaş
Demokratik Uygarlık Çizgisi’nin iyi bir militanı, iyi bir
uygulayıcısı olabilmeyi başaran, bunu yaşamı ve pratiği ile
gösteren bir militanlık düzeyini yakalamıştır. Hiçbir biçimde
oportünizme düşmeden doğru bildiğini pratiğe geçirmiş, inandığı
şeyi ısrar ve cesaretle uygulamış, bunu her platformda cesaretle
ifade edebilme gücünü kendisinde yaratmış ve böylelikle dönemin
vazgeçilmez bir militan düzeyini temsil eden bir gerçekliğe
ulaşmıştır. Karşısındakine güven veren, ikna edici üslubuyla
etkili olabilmeyi başaran, politik davranmayı bilen ve her çeşit
anlayışla tartışmaya açık olan yaklaşımı ile diplomatik alanda
da oldukça gelişkin bir performansı sergileyebilmiştir. Örgütçü
özellikleri ile öne çıkmış, yanlışları görebilen, örgütün
sistemini her koşul altında esas alan tarzıyla örgütsel
faaliyetlerde yetkinliğe ulaşmıştır. Kadroyu harekete
geçirebilen üslup ve tarzıyla güçlü bir örgütleyici,
yönlendirici ve denetleyici militan olmayı başarmıştır. Bütün bu
özellikleri ile Erdal yoldaş, aslında Avrupa’dan en son dönüşü
ile birlikte, her alanda yoğunlaşmış, bulunduğu ortamlardan
olumsuz anlamda etkilenmeyen, aksine bulunduğu ortamları
etkileyen, kişiliğinde herhangi bir esneme ve liberalizme
düşmeden mücadele keskinliğini daha da arttıran ve bu temelde
askeri, siyasi, diplomatik alanda ve örgütsel çalışmalarda
yetkinlik ve tecrübe kazanan bir düzeye ulaşmıştır.
Mücadelemizin en çok ihtiyaç hissettiği ve kendisinin de ulaşmış
olduğu düzey ve tecrübe itibariyle en çok hizmet edebileceği bir
dönemde şahadete ulaşmış olması, hareketimiz için gerçekten çok
büyük bir kayıp olmuştur. Sağladığı birikim, tecrübe ve
yoğunlaşmasıyla en randımanlı olabileceği bir dönemde şahadete
ulaşması, bizler için tahammülü zor, acı veren bir kayıp
olmuştur. Fakat bununla birlikte bu büyük şahadet, bizlere
önemli görevler yüklemiştir.
Her şeyden önce tüm kadro yapımızın Erdal yoldaşın mücadeleci
kişiliğini, ruhunu ve kişilik özelliklerini özümseyerek, örnek
alarak daha yetkin, daha keskinleşmiş, kararlılaşmış, sonuç
alıcı bir militan düzeye ulaşma temelinde mücadeleyi yükselterek
Erdal yoldaşı yaşatma ve temsil etme görevimiz vardır. Onun bize
verdiği talimat bu çerçevede anlaşılmalıdır.
Bu temelde, tarihin bu önemli döneminde Erdal yoldaştan güç
alarak ve onun mücadeleci, keskin ve ilkeli duruşunu kendimize
rehber kılarak dönemin görevleri üzerine yürümeli ve Erdal
yoldaş şahsında bütün şehitlerin anılarını yaşatarak Önderlik
çizgisinin iyi birer militanı olmayı hedeflemeliyiz. Erdal
yoldaş gibi iyi bir Önderlik takipçisi olmak, değerlere sıkı
sıkıya bağlılık temelinde sarsılmaz bir kararlılıkla, bütün
zorluklar karşısında engel tanımaz bir devrimci duruşla
mücadeleye atılmak her militan için esas alınması gereken temel
bir görevdir. Dönemin temel görevi olan yeni dönem komuta ve
kadro tipi, mücadelenin her sahasında temsil edilmeli,
halkımızın tarihi özgürlük yürüyüşü, Demokratik Ortadoğu Özgür
Kürdistan şiarı altında yükseltilmeli ve kesin başarı ve
zaferden başka hiçbir şeyi tanınmamalıdır. Bu temelde her Kongra-Gel’li,
her HPG militanı, halkımızın ve Önderliğimizin özgürleşmesine
kilitlenmiş bir militan duruşla demokratik siyasal mücadeleyi ve
meşru savunma çizgisinde yetkin bir savunma savaşını başarıyla
pratikleştirme, yenilmez bir gerilla duruşunu ve aşılmaz bir
kitlesel hareketi ortaya çıkarma temelinde mücadeleyi yeni bir
aşamaya taşırarak demokratik kurtuluşu gerçekleştirme görevini
yerine getirme ve öncü komutan Erdal yoldaşı mücadelede bu
temelde yaşatarak mücadelenin zaferinde ölümsüz bir komutan
haline getirme görevi ile karşı karşıyadır.
Yeni dönemin öncü komutanının talimatı, demokratik kurtuluş
yürüyüşünün başarıyla sonuçlandırılmasıdır. Bu temelde hepimiz,
kahraman şehitlerimizin son halkası olan Erdallar, Xelatlar,
Mahirler ve Munzurları yeni dönem görevlerinin başarılması
temelinde demokratik kurtuluşun zaferinde yaşatma görevi ile
karşı karşıya bulunmaktayız. Biz yoldaşlığa bağlılığımızı,
Erdallara, Mahirlere bağlılığımızı, onların çizgisinde
gerçekleştireceğimiz sarsılmaz bir yürüyüşle somutlaştırmalıyız.
Ancak bu temelde, onlara karşı borcumuzu ödeyerek gerçek
özeleştirimizi verme düzeyine ulaşabiliriz.
Tek kelime ile güzel bir yoldaş, her zaman aranacak bir arkadaş
olan Erdal’a vereceğimiz söz, izinde sonuna kadar yürüyeceğimiz,
Önderlik çizgisinin iyi bir militanı olma yolunda büyük komutan
Erdal yoldaşı rehber edineceğimiz ve bu temelde Erdalları
ölümsüz kılacak bir pratiğin sahibi olma doğrultusunda ardımızda
hiçbir şey bırakmaksızın mücadeleye tereddütsüzce ve kaygısızca
atılacağımızın sözüdür. Bu doğrultuda şehitlerin bayrağını daha
da yükselterek ve zafer yürüyüşünde kahraman şehitlerin komutası
altında kesin ve kararlı bir yürüyüşü gerçekleştirerek onlara
bağlılığımızı ispatlama ve anılarını mücadelenin zaferinde
yaşatma sözünü bir kez daha veriyoruz.
- Erdalları Yaşayalım, Yaşatalım!
- Meşru Savunma Çizgisinin Öncü
Komutanı Erdal Yoldaş Ölümsüzdür!
- Erdalların Anısı Demokratik
Ortadoğu, Özgür Kürdistan Mücadelesinde Her Zaman Yaşayacaktır!
Silah Arkadaşı