|
 |
Kod Adı: DİROK
Adı Soyadı: MERYEM ŞEXO
Doğum Tarihi-Yeri: 1980 / TURBESPİ
Anne-Baba Adı: FERİDE - AHMET
Katılım Tarihi: 1999 / KANDİL
Şahadet Tarihi:
20 ŞUBAT XINERE |
 |
|
Geri
<<< |
>>> İleri
Tüm arayışlar merak dolu ve aranan
gerçeğin susamışlığıyla alevler halinde yanıyorsa insanın
derinliğinde, insanın durağan da olsa olduğu yerde gerçeğini
dışa yansıtacağından kuşkulanmak haksızca olur. Amaçsız yaşamaz
hiçbir insan. Ve anlam derinliğinde dünyanın sosyal gerçekliğine
odaklanır. Kabaca ele alınamaz hiçbir insanın bıraktığı iz. Ve
basitlikle söz edilemez hiçkimsenin bıraktığı anıdan. Zamanın
gerçekliğine göre söz edilmeli izlerinden ve anıların
berraklaşmasını sağlayacak olan da her izine hakkının verildiği
bir bakışa sahip olma gereği bilinmeli. Tüm bunlar yeterince
fark edildiğinde ve bunların bilincine denk düşen bir insani
duyarlılıkla hareket edildiğinde gereken saygı gösterilmiş olur
söz konusu insana. Birey için anlam derecesi gereken saygı
düzeyini belirlediği gibi, yine anlam yüceliği bireyin uğruna
mücadele ettiği felsefeyle ölçülebilir ancak.
Her birey önce kendi sosyal çevresini fark etmekle başlar sosyal
yaşamına. Duygu ve düşünceleri yaşadığı sosyal çevrenin duygu ve
düşünceleri ile birleşir bir şekil alır.
Kürdistan halkı ulusal özelliklerini bütünen kaybetmemiş olmakla
birlikte bunun mücadelesini çetin zorlukları ile yürütmektedir.
Kendi evladını kültürel gücüyle donatarak ayakta tutmaya
geliştirmeye devam etmektedir. Çağdaş özelliklere toplumsal
olarak ulaşmada feodal özelliklerin aşılmamasının etkisi
belirgindir.
Dirok arkadaş da feodal özelliklerin ağır ruhsal, düşünsel ve
ahlaki etkisi altında bulunan bir aile ve sosyal çevrede yetişip
büyüyen kısmi olarak feodal etkilenmeyi yaşamış olan bir
arkadaşımızdı. Şeyh siyaseti anlayış ve özellikleri itibariyle
yönlendirilme altında kalan çevrenin bu etkiyi kırabilmek için
ihtiyaç duyduğu Kürdün ulusal kurtuluş mücadelesine öncülük edip
geliştiren PKK’liler 1989’la beraber Dirok arkadaşın bulunduğu
mekana ulaşabiliyorlar. Kendi ailesi ile beraber benzer birçok
aile yurtseverliğin gereklerine göre ayarlar kendilerini. Adeta
desteğin en iyisini sağlamak için yarışır gibi bir bağlılık
gelişir çevrede.
Çocukluğundan başlayıp bir milis gibi çalışarak çok sevdiği ve
“öncülerimiz” diye tabir ettiği arkadaşlara bütün gayreti ile
güç katıyor, gereken gizlilik ve hassasiyetleri anlamakla
beraber herhangi bir kaygı ve korkuya karşı kayıtsızca
durabilecek gücü de gösterebiliyordu. Örgütlenme çalışmaları
için ulaşılmak istenen aile veya ilişkileri Dirok arkadaşın
büyük desteğiyle ulaşılabiliyordu. Çevrede olumsuz konuşmalar
olmasına rağmen bu onda ne bir yılgınlık ne de bir sınır
geliştiriyor, hiç bir biçimde onu çalışmalarından
caydıramıyordu. Bir defa halkının ve kendisinin özgürlük ışığını
görmüştü. Artık rotasını tutturmuştu ve kesinkes yürüyecekti bu
yolda. Yürüdükçe yüzüne vuracaktı ışığı özgürlüğün. Ne yapılsa,
neler söylenip konuşulsa da ona karşı, artık kim çevirebilecekti
ki yolundan onu?
Toplumu tanımak ve halk gerçekliğini anlamak bireyin kendisini
tanıyabilmesi ve anlamına biçeceği değer bakımından önemlidir.
Toplumsal mücadelelerin benimsenebilmesinde de öncelikle
benimseyen bireyin bir hareketlilikte olması yaşam bilinci
edinebilmek açısından önemlidir. Yaşam felsefesine sahip olmak
demek sürekli bir tavır, karar ve eylemlilik sahibi olmak
demektir. İşte Dirok arkadaş da hareketliliğinde katılım kararı
noktasına ulaşırken artık yeni bir düşünce ile gelişmenin karar
ve eylemine hazırdı.
Henüz yaşı çok genç olmasına rağmen artık gerilla olup
mücadelesini Kürdistan dağlarında bir özgürlük savaşçısı olarak
verme azmindeydi. Israrla ülkesinin dağlarına gitme istemini
belirtiyor fakat yaşının genç oluşu, karşısıda bir set
oluşturuyordu adeta. Kendisinden yaşça büyük olan arkadaşlarının
katıldıklarını gördükçe sabırızlığı artıyor asıl yerinin
bulunduğu yer değil ülkesinin özgürlük beşiği olan dağları
olması fikri gittikçe büyüyordu içinde.
Ulusal kurtuluş mücadelesinin tasfiyesi için Önderliğin direk
hedef olmasıyla gerçekleştirilen uluslararası komploya Kürt
halkının topyekün karşı direniş çabaları kendisinin her yerde
çok yönlü eylemliliklerle göstermişti. Önderliğin Roma’da
bulunduğu süreçte Dirok arkadaş bulunduğu alanda halkın
geliştirdiği üç günlük dönüşümlü açlık grevlerine katılım
göstermişti. Katılımını herkesten farklı göstermişti üstelik.
Açlık grevi üç gün dönüşümlü yapılırken Dirok dönüşümsüz
yapıyordu ve yedi gün açlık grevinde kalarak tamamlamıştı
eylemini.
Önderliğe karşı geliştirilen uluslararası komployu bir Kürt kızı
olarak asla kabul etmiyor, vicdanen duyduğu ızdırabı ancak
mücadeleye daha aktif katılabileceği yerde dindirebileceğine
inanıyordu. Artık duramazdı Dirok ve artık kararı gerçeğe
dönüşmeliydi. Aileden, çevreden ve toplumun ağırlığından tamamen
sıyrılıp büyük kopuşun büyük birleşmeye dönüşümünü
gerçekleştirmeliydi. Dirok katılım istemini tekrar bildirmişti
ve bu kez aksi olmamalıydı. Nitekim böyle bir şey olmadı. Geri
çevrilmemişti Dirok’un katılım talebi.
Dirok arkadaş katılımını Afrin’de temel eğitim devresine
katılarak güçlü bir ideolojik donanımın imkanını en iyi bir
biçimde değerlendirip ilk adımı sağlamca atarak gerçekleştirmiş
oldu. “Başkan APO’nun İntikam Şahinleri Eğitim Devresi”
mezunuydu artık. İntikam mücadelesinin bir özgürlük neferi
olarak önderliğin kırk yıllık hayali olan özgür Kürdistan
dağlarına varmak için hazırdı Dirok. Bu onun en büyük arzusuydu.
Bu özlemin son bulması için fazla bir zaman geçmedi ve Dirok
tarifi belki de sonsuza kadar kendisinde saklı kalacak olan
benzer nice duyguları yaşadığı Kürdistan dağlarıyla buluşurken
ancak onun gibi özgürlük tutkusuyla dolu olan yoldaşlarının
anlayabilmesi mümkün olabilecekti.
Baharı haber verir gibi gelmişti ülkesinin dağlarına. ’99
yılının martıydı ve sanki baharı, kendisi de yaşamının baharında
olan Dirok getirmişti dağlarına. Ama yüreğinde acıyla gelmişti.
Önderliğin esareti düşürmüştü bu acıyı yüreğine. Yüreğinde öfke
ile intikam çığlıklarıyla kavuşmuş elini silahına koyup,
dağlarına, sözüyle bir, yüreğinde binlerce ediyordu intikam
yeminlerini. Artık her şeyini intikamı uğruna adamıştı. Çünkü o
Başkan APO’nun intikam fedaisiydi. İntikam fedailerine
katılmıştı Kalatuka’da. Tüm çalışmalarında çok başarılı,
yoldaşlarına ölümüne bağlıydı. Sonsuz fedakarlığı her şeyine
yansıyor, her davranışından okunuyordu. Neşeli, canlı, moral
doluydu her zaman. Yaşamını çok sevmiş, her şeyi gerçeğe göre
ayarlanmış olan o yaşamın bir gerillası da o oluvermişti.
Değişik alanlar gördü Dirok arkadaş. Gidip kaldığı her alanda
intikam eylemini gerçekleştirebilecek imkan arayışına girdi.
Hedefi çoktan belliydi onun. Ne olursa olsun, nereye giderse
gitsin amacı belliydi. Şansını zorluyordu. Gözü fedaice eylem
geliştirerek önderliğin intikamını alma hedefindeydi. Bunun için
öneri üstüne öneri geliştiriyordu. Bunun için zorluyordu şansını
işte. Birey olarak onu aşan bazı durumlar oluyordu ya, işte en
çok da bu durumlar zorluyordu. Dirok arkadaş önderliğe yönelik
geliştirilen tecrit ve kısıtlamaların yoğunlaştırılarak
başladığı bir süreçte aralıkta Xınere’ye gelmişti. Ağır olan bu
süreci dikkatle takip ediyor, sürecin ağırlığını bütün
duyarlılığıyla hissediyordu. Nelerin geliştiğini yapılmak
istenenlerin neler olduğunu kestirebiliyordu. Bunların
karşısında kayıtsız kalınamayacağı bilinciyle her şeyi
sorguluyordu. Bu biçimde bir yoğunlaşmayı geliştirmenin yanı
sıra çetin kış koşulları altında mücadelede olan yoldaşlarıyla
birlikte doğaya karşı yaşam mücadelesi veriyordu. Yeni yıl adeta
lanetini takınıp gelmişti. Bir yandan önderliğe karşı
geliştirilen tecrit ve kısıtlamalar, gerillaya karşı düşman
operasyonları ve siyasal gelişmelerin yarattıkları bir yandan da
kara kışın laneti her şeyiyle zorlayıcı oluyordu. Gelişmelerin
güçlü bir yoğunlaşma gerektirdiğini hepimiz biliyorduk.
Önderliğin asereti 15 şubatla birlikte dört yılı bulmuştu.
“Süreç içerisinde gelişenlere karşı cevap olabilecek güçlü bir
pratikleşme olmalı” diyordu. Ve “Bakın, tarihi sorguluyoruz ama
bu yönelimlere güçlü bir cevap veremezsek tarih bizden hesap
soracaktır” diyordu Dirok. İntikam hırsı asla dinmeyecek biri
oluşundandı herhalde, evet bundandı süreci böylesi güçlü bir
yoruma tabi tutuşu.
O yılın kara şubatında hepimiz oruç tuttuk. Fakat Dirok arkadaş
16 şubatı da oruçla doldurdu. o, bu biçimde katılıyordu ya,
böylesine eylemlere bu yüzden pek de şaşırmamıştık. Sanki böyle
daha doyar olmuştu eyleme.
Mevsim şartlarının ağırlığı, Şubatın yirminci gününde bir çığla
katmerleşerek çöktü üstümüze. Canımızdan altı parça koparıp
aldı. Zozan, Çiçek, Sarya, Nujiyan, Bengi ve Dirok arkadaşı
kopardı bizden. Beş yoldaşıyla birlikte Dirok arkadaş artık
bizimle anılarının renkleri içinde yaşayacaklar. İntikam
yemininin pratikçisi olacağımıza, sözlerinin ve yarattıkları
izlerinin takipçisi olacağımıza binlerce kez yeminler olsun!…
Silah Arkadaşı
|
Geri
<<< |
>>> İleri |