Main Menu
Anasayfa
Şehitlerimiz
Şehitler Albümü
Şehit Künyeleri
 
 

 

2003 ŞEHİTLERİ YENİ DÖNEMDE APOCU RUHUN MEŞRU SAVUNMA ÇİZGİSİNDEKİ TEZAHÜRÜDÜR!

AGIR - MUSTAFA POLAT

AGİRÎN - LEYLA DİLEK

AGİT - BAKIR ÖZDEMİR

ANDOK - İSKAN TAŞ

BAGOK - SİNAN YILDIRIM

CENG (CAN) - BARIŞ ŞENOL

CUDİ - MEHMET UĞUR

ÇAYAN - BEDİRHAN BELLİER

DEŞTİ - KEMAL YAKLAV

DİROK - MERYEM ŞEXO

DOĞAN - MENAN HÜSO

ERDAL - ENGİN SİNCER

FERHAT - RAMAN DOĞAN

FIRAT  - TUNCER POLAT

HÜSEYİN - HASAN ERTUĞRUL

İSA - EROL BUL

KAHRAMAN - FEYİZ EBUZEYD

KAMURAN - HAŞİM BİTİK

MAHİR - ŞERİF YALÇIN

MAHMUT - DERVİŞ SİNO

METİN - ATİF URUK

MUNZUR - CAHİT DAĞTEKİN

MUNZUR - HÜSEYİN GÜL

NEMRUT - KENAN FIRAT

ROJHAT - MUSTAFA GÖK

RUBAR - İSMAİL ALTÜRK

SERVER - NURETTİN DOĞRU

SİPAN - VEDAT MERT

ŞAHİN - KEMAL PURMEND

ŞERVAN - DENİZ YANAT

ŞEVGER - HALİL ALÖKMEN

ŞEVGER - YAŞAR AYKAL

ŞİYAR - AHMET AKSU

XELAT- XEVRAMAN ALİ

XEMGİN - ÇETİN KAÇAK

ZAĞROS - ENGİN ÇINAR 

ZINAR - İBRAHİM KILIÇ  

Kod Adı: DİROK
Adı Soyadı: MERYEM ŞEXO
Doğum Tarihi-Yeri: 1980 / TURBESPİ
Anne-Baba Adı: FERİDE - AHMET
Katılım Tarihi: 1999 / KANDİL
Şahadet Tarihi:
20 ŞUBAT XINERE

Geri <<< | >>> İleri

 

 Tüm arayışlar merak dolu ve aranan gerçeğin susamışlığıyla alevler halinde yanıyorsa insanın derinliğinde, insanın durağan da olsa olduğu yerde gerçeğini dışa yansıtacağından kuşkulanmak haksızca olur. Amaçsız yaşamaz hiçbir insan. Ve anlam derinliğinde dünyanın sosyal gerçekliğine odaklanır. Kabaca ele alınamaz hiçbir insanın bıraktığı iz. Ve basitlikle söz edilemez hiçkimsenin bıraktığı anıdan. Zamanın gerçekliğine göre söz edilmeli izlerinden ve anıların berraklaşmasını sağlayacak olan da her izine hakkının verildiği bir bakışa sahip olma gereği bilinmeli. Tüm bunlar yeterince fark edildiğinde ve bunların bilincine denk düşen bir insani duyarlılıkla hareket edildiğinde gereken saygı gösterilmiş olur söz konusu insana. Birey için anlam derecesi gereken saygı düzeyini belirlediği gibi, yine anlam yüceliği bireyin uğruna mücadele ettiği felsefeyle ölçülebilir ancak.
Her birey önce kendi sosyal çevresini fark etmekle başlar sosyal yaşamına. Duygu ve düşünceleri yaşadığı sosyal çevrenin duygu ve düşünceleri ile birleşir bir şekil alır.
Kürdistan halkı ulusal özelliklerini bütünen kaybetmemiş olmakla birlikte bunun mücadelesini çetin zorlukları ile yürütmektedir. Kendi evladını kültürel gücüyle donatarak ayakta tutmaya geliştirmeye devam etmektedir. Çağdaş özelliklere toplumsal olarak ulaşmada feodal özelliklerin aşılmamasının etkisi belirgindir.
Dirok arkadaş da feodal özelliklerin ağır ruhsal, düşünsel ve ahlaki etkisi altında bulunan bir aile ve sosyal çevrede yetişip büyüyen kısmi olarak feodal etkilenmeyi yaşamış olan bir arkadaşımızdı. Şeyh siyaseti anlayış ve özellikleri itibariyle yönlendirilme altında kalan çevrenin bu etkiyi kırabilmek için ihtiyaç duyduğu Kürdün ulusal kurtuluş mücadelesine öncülük edip geliştiren PKK’liler 1989’la beraber Dirok arkadaşın bulunduğu mekana ulaşabiliyorlar. Kendi ailesi ile beraber benzer birçok aile yurtseverliğin gereklerine göre ayarlar kendilerini. Adeta desteğin en iyisini sağlamak için yarışır gibi bir bağlılık gelişir çevrede.
Çocukluğundan başlayıp bir milis gibi çalışarak çok sevdiği ve “öncülerimiz” diye tabir ettiği arkadaşlara bütün gayreti ile güç katıyor, gereken gizlilik ve hassasiyetleri anlamakla beraber herhangi bir kaygı ve korkuya karşı kayıtsızca durabilecek gücü de gösterebiliyordu. Örgütlenme çalışmaları için ulaşılmak istenen aile veya ilişkileri Dirok arkadaşın büyük desteğiyle ulaşılabiliyordu. Çevrede olumsuz konuşmalar olmasına rağmen bu onda ne bir yılgınlık ne de bir sınır geliştiriyor, hiç bir biçimde onu çalışmalarından caydıramıyordu. Bir defa halkının ve kendisinin özgürlük ışığını görmüştü. Artık rotasını tutturmuştu ve kesinkes yürüyecekti bu yolda. Yürüdükçe yüzüne vuracaktı ışığı özgürlüğün. Ne yapılsa, neler söylenip konuşulsa da ona karşı, artık kim çevirebilecekti ki yolundan onu?
Toplumu tanımak ve halk gerçekliğini anlamak bireyin kendisini tanıyabilmesi ve anlamına biçeceği değer bakımından önemlidir. Toplumsal mücadelelerin benimsenebilmesinde de öncelikle benimseyen bireyin bir hareketlilikte olması yaşam bilinci edinebilmek açısından önemlidir. Yaşam felsefesine sahip olmak demek sürekli bir tavır, karar ve eylemlilik sahibi olmak demektir. İşte Dirok arkadaş da hareketliliğinde katılım kararı noktasına ulaşırken artık yeni bir düşünce ile gelişmenin karar ve eylemine hazırdı.
Henüz yaşı çok genç olmasına rağmen artık gerilla olup mücadelesini Kürdistan dağlarında bir özgürlük savaşçısı olarak verme azmindeydi. Israrla ülkesinin dağlarına gitme istemini belirtiyor fakat yaşının genç oluşu, karşısıda bir set oluşturuyordu adeta. Kendisinden yaşça büyük olan arkadaşlarının katıldıklarını gördükçe sabırızlığı artıyor asıl yerinin bulunduğu yer değil ülkesinin özgürlük beşiği olan dağları olması fikri gittikçe büyüyordu içinde.
Ulusal kurtuluş mücadelesinin tasfiyesi için Önderliğin direk hedef olmasıyla gerçekleştirilen uluslararası komploya Kürt halkının topyekün karşı direniş çabaları kendisinin her yerde çok yönlü eylemliliklerle göstermişti. Önderliğin Roma’da bulunduğu süreçte Dirok arkadaş bulunduğu alanda halkın geliştirdiği üç günlük dönüşümlü açlık grevlerine katılım göstermişti. Katılımını herkesten farklı göstermişti üstelik. Açlık grevi üç gün dönüşümlü yapılırken Dirok dönüşümsüz yapıyordu ve yedi gün açlık grevinde kalarak tamamlamıştı eylemini.
Önderliğe karşı geliştirilen uluslararası komployu bir Kürt kızı olarak asla kabul etmiyor, vicdanen duyduğu ızdırabı ancak mücadeleye daha aktif katılabileceği yerde dindirebileceğine inanıyordu. Artık duramazdı Dirok ve artık kararı gerçeğe dönüşmeliydi. Aileden, çevreden ve toplumun ağırlığından tamamen sıyrılıp büyük kopuşun büyük birleşmeye dönüşümünü gerçekleştirmeliydi. Dirok katılım istemini tekrar bildirmişti ve bu kez aksi olmamalıydı. Nitekim böyle bir şey olmadı. Geri çevrilmemişti Dirok’un katılım talebi.
Dirok arkadaş katılımını Afrin’de temel eğitim devresine katılarak güçlü bir ideolojik donanımın imkanını en iyi bir biçimde değerlendirip ilk adımı sağlamca atarak gerçekleştirmiş oldu. “Başkan APO’nun İntikam Şahinleri Eğitim Devresi” mezunuydu artık. İntikam mücadelesinin bir özgürlük neferi olarak önderliğin kırk yıllık hayali olan özgür Kürdistan dağlarına varmak için hazırdı Dirok. Bu onun en büyük arzusuydu. Bu özlemin son bulması için fazla bir zaman geçmedi ve Dirok tarifi belki de sonsuza kadar kendisinde saklı kalacak olan benzer nice duyguları yaşadığı Kürdistan dağlarıyla buluşurken ancak onun gibi özgürlük tutkusuyla dolu olan yoldaşlarının anlayabilmesi mümkün olabilecekti.
Baharı haber verir gibi gelmişti ülkesinin dağlarına. ’99 yılının martıydı ve sanki baharı, kendisi de yaşamının baharında olan Dirok getirmişti dağlarına. Ama yüreğinde acıyla gelmişti. Önderliğin esareti düşürmüştü bu acıyı yüreğine. Yüreğinde öfke ile intikam çığlıklarıyla kavuşmuş elini silahına koyup, dağlarına, sözüyle bir, yüreğinde binlerce ediyordu intikam yeminlerini. Artık her şeyini intikamı uğruna adamıştı. Çünkü o Başkan APO’nun intikam fedaisiydi. İntikam fedailerine katılmıştı Kalatuka’da. Tüm çalışmalarında çok başarılı, yoldaşlarına ölümüne bağlıydı. Sonsuz fedakarlığı her şeyine yansıyor, her davranışından okunuyordu. Neşeli, canlı, moral doluydu her zaman. Yaşamını çok sevmiş, her şeyi gerçeğe göre ayarlanmış olan o yaşamın bir gerillası da o oluvermişti.
Değişik alanlar gördü Dirok arkadaş. Gidip kaldığı her alanda intikam eylemini gerçekleştirebilecek imkan arayışına girdi. Hedefi çoktan belliydi onun. Ne olursa olsun, nereye giderse gitsin amacı belliydi. Şansını zorluyordu. Gözü fedaice eylem geliştirerek önderliğin intikamını alma hedefindeydi. Bunun için öneri üstüne öneri geliştiriyordu. Bunun için zorluyordu şansını işte. Birey olarak onu aşan bazı durumlar oluyordu ya, işte en çok da bu durumlar zorluyordu. Dirok arkadaş önderliğe yönelik geliştirilen tecrit ve kısıtlamaların yoğunlaştırılarak başladığı bir süreçte aralıkta Xınere’ye gelmişti. Ağır olan bu süreci dikkatle takip ediyor, sürecin ağırlığını bütün duyarlılığıyla hissediyordu. Nelerin geliştiğini yapılmak istenenlerin neler olduğunu kestirebiliyordu. Bunların karşısında kayıtsız kalınamayacağı bilinciyle her şeyi sorguluyordu. Bu biçimde bir yoğunlaşmayı geliştirmenin yanı sıra çetin kış koşulları altında mücadelede olan yoldaşlarıyla birlikte doğaya karşı yaşam mücadelesi veriyordu. Yeni yıl adeta lanetini takınıp gelmişti. Bir yandan önderliğe karşı geliştirilen tecrit ve kısıtlamalar, gerillaya karşı düşman operasyonları ve siyasal gelişmelerin yarattıkları bir yandan da kara kışın laneti her şeyiyle zorlayıcı oluyordu. Gelişmelerin güçlü bir yoğunlaşma gerektirdiğini hepimiz biliyorduk. Önderliğin asereti 15 şubatla birlikte dört yılı bulmuştu. “Süreç içerisinde gelişenlere karşı cevap olabilecek güçlü bir pratikleşme olmalı” diyordu. Ve “Bakın, tarihi sorguluyoruz ama bu yönelimlere güçlü bir cevap veremezsek tarih bizden hesap soracaktır” diyordu Dirok. İntikam hırsı asla dinmeyecek biri oluşundandı herhalde, evet bundandı süreci böylesi güçlü bir yoruma tabi tutuşu.
O yılın kara şubatında hepimiz oruç tuttuk. Fakat Dirok arkadaş 16 şubatı da oruçla doldurdu. o, bu biçimde katılıyordu ya, böylesine eylemlere bu yüzden pek de şaşırmamıştık. Sanki böyle daha doyar olmuştu eyleme.
Mevsim şartlarının ağırlığı, Şubatın yirminci gününde bir çığla katmerleşerek çöktü üstümüze. Canımızdan altı parça koparıp aldı. Zozan, Çiçek, Sarya, Nujiyan, Bengi ve Dirok arkadaşı kopardı bizden. Beş yoldaşıyla birlikte Dirok arkadaş artık bizimle anılarının renkleri içinde yaşayacaklar. İntikam yemininin pratikçisi olacağımıza, sözlerinin ve yarattıkları izlerinin takipçisi olacağımıza binlerce kez yeminler olsun!…

 

Silah Arkadaşı
  

Geri <<< | >>> İleri

 
HPG (Halk Savunma Güçleri) Resmi Sitesidir.
HPG-BİM tarafından yapılmıştır.
HPG Online © 2003 - 2006 Tüm hakları saklıdır.